<div><span><span>Baştan belirteyim, bazı dangalak muhalif kesimlerin sandığı gibi, <strong>Türkiye’nin Doğu Akdeniz'de izlediği strateji</strong>, mevcut hükümetin değil, kadim devletin politikasıdır. </span></span></div> <div><span><span>İş bu politika, <strong>İktidar</strong> değişse dahi zerre miskal taviz vermeden sürdürülür. Çünkü bu jeopolitik sorun, jeopolitik varoluşun gereğidir. </span></span></div> <div><span><span>Hakkını teslim etmek gerekirse <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>, her ikisi de rahmeti Rahmana kavuşmuş, <strong>Bülent Ecevit</strong> ve <strong>Necmettin Erbakan</strong>’ın gayretlerinin ötesinde “<strong>Mavi Vatan”</strong> konseptini kuvveden fiile geçiriyor.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Bu zaviyeden bakıldığında <strong>Kadim Türk Devleti</strong> için <strong>karizmatik</strong> bir lider. </span></span></div> <div><span><span><strong>NATO üyesi ülkeler savaşırsa ne olur?</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>NATO,</strong> <strong>Doğu Akdeniz</strong>’de ikinci kez test ediliyor. İlki<strong> </strong><strong>1974</strong> yılında yaşandı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Doğu Akdeniz</strong>’de jeostratejik öneme sahip olan <strong>Kıbrıs</strong> adası da, <strong>Soğuk Savaş</strong> mücadelesinin sürdürüldüğü yerlerden biri oldu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Soğuk Savaş</strong> kutuplaşması çerçevesinde <strong>ABD’nin</strong> (önce Birleşik Krallık) nüfuz alanında olan <strong>Kıbrıs’ın</strong> sorunları <strong>NATO</strong> ittifakı içinde çözülmeli ve <strong>Sovyetler Birliği</strong>’nin konuya karışması engellenmeliydi. </span></span></div> <div><span><span>Bu anlayış çerçevesinde hareket eden <strong>ABD</strong>, sorunu <strong>NATO</strong> üyeleri arasında çözmeye ve ittifak üyeleri arasındaki olası bir çatışmayı engellemeye çalıştı. </span></span></div> <div><span><span><strong>ABD’ye</strong> göre, ada ile ilgili bir problem, komünizme karşı oluşturulan birleşik cephenin çökmesine sebep olabilirdi. <strong>NATO</strong>’nun <strong>Doğu Akdeniz</strong>’deki bütünsel varlığı yaşamsaldı ve <strong>Kıbrıs</strong>’a garantör olan <strong>NATO</strong> üyelerinin davranışları da buna uygun olmalıydı. </span></span></div> <div><span><span>Olmadı; evdeki hesap çarşıya uymadı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>'nin düzenlediği <strong>Kıbrıs Barış Harekâtı</strong> sırasında <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Yunanistan,</strong> <strong>NATO</strong> üyesi olmasına rağmen, iki <strong>NATO</strong> üyesi ülkenin karşı karşıya gelmesi engellenemedi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan; NATO</strong> üyesi diğer müttefiklerin yeterince sahip çıkmadığı gerekçesiyle <strong>NATO’nun</strong> askeri kanadından çekildi. <strong>1980</strong> yılında geri döndü.</span></span></div> <div><span><span>Şimdi yeniden iki ülke arasında kriz var ve <strong>Yunanistan,</strong> bu kez yalnız değil, arkasında <strong>Fransa</strong> da saf tutmuş? </span></span></div> <div><span><span><strong>NATO Kriz Yönetimi…</strong></span></span></div> <div><span><span>Kriz yönetimi, <strong>NATO'nun</strong> temel güvenlik görevlerinden biri ama <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Yunanistan</strong> arasındaki kriz halen güncel. İki ülke <strong>Doğu Akdeniz</strong>’de her an kapışabilir.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Olası çatışmada <strong>NATO</strong> ne yapabilir?</span></span></div> <div><span><span><strong>2010</strong> Stratejik Kavramında ana hatlarıyla belirtildiği gibi, <strong>NATO</strong> <strong>Kriz Masası, </strong>çatışmalardan önce, sırasında ve sonrasında krizlerin tüm yelpazesini ele almak için askeri ve askeri olmayan önlemler alabilir. </span></span></div> <div><span><span><strong>İttifakın Denizcilik Stratejisi ve Doğu Akdeniz…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>NATO'nun</strong> denizcilik teşkilatının ve yeteneklerinin daha verimli ve etkili olabilmesi için daha fazla dönüştürülmesi gerekliliği doğrultusunda <strong>NATO</strong>, “<strong>Kapsamlı Yaklaşım Eylem Planı</strong>”na uygun olarak denizcilik alanındaki uluslararası ve bölgesel örgütler, sivil toplum örgütleri ve kolluk kuvvetleri dahil olmak üzere denizcilik camiası ile esnek bir şekilde etkileşimde bulunmayı öngörür. </span></span></div> <div><span><span><strong>İttifak Denizcilik Stratejisi</strong>, <strong>NATO</strong>'nun deniz kuvvetlerinin dört rolünü tanımlar:</span></span></div> <div><span><span><strong>Caydırıcılık ve toplu savunma; kriz yönetimi; kooperatif güvenliği - ortaklıklar, diyalog ve işbirliği yoluyla erişim ve deniz güvenliği.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>NATO</strong>, günümüzün karmaşık güvenlik ortamında gittikçe önemi artan bu dört rolü yerine getirirken geniş deneyim kazandığı söylenebilir. </span></span></div> <div><span><span><strong>İttifak</strong>'ın bu stratejinin bir parçası olarak üstleneceği faaliyetlerin, yürürlükteki tüm antlaşmalar ve örf ve adet hukuku ve ilgili tüm <strong>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları</strong> dahil olmak üzere uluslararası hukuka uygun olarak yürütülmesi söz konusu. </span></span></div> <div><span><span><strong>NATO, Doğu Akdeniz’de askeri güç kullananabilir mi?</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>4 Nisan 1949</strong>'da Washington DC'de üye ülkeler tarafından imzalanan ve yine üye ülkelerin onayı ile <strong>9 Aralık 2008</strong>'de son güncellemesi yapılan <strong>Kuzey Atlantik Antlaşması,</strong> bakın ne diyor?</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Madde 1- </strong>Taraflar, BM Yasası'nda ortaya konduğu üzere, karışmış olabilecekleri herhangi bir uluslararası anlaşmazlığı, uluslararası barış ve güvenlik ve adaleti tehlikeye sokmadan barışçıl yollarla çözmeyi ve uluslararası ilişkilerinde BM'in amaçlarına aykırı olacak şekilde güç kullanımı ya da tehdidinden sakınmayı taahhüt etmektedirler. </span></span></div> <div><span><span><strong>Madde 4- </strong>Taraflardan herhangi biri, Taraflardan birinin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit edildiğini düşündüğü zaman, tüm Taraflar birlikte danışmalarda bulunacaklardır.</span></span></div> <div><span><span>Bu maddelerin nasıl anlaşılması gerektiği de “<strong>Kapsamlı Yaklaşım Eylem Planı”</strong>nda açıklanmış. </span></span></div> <div><span><span><strong>Doğu Akdeniz</strong>'de yaşanan iki <strong>NATO</strong> üyesi arasındaki kriz, çetrefilli çünkü <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Yunanistan</strong> haricinde <strong>Fransa</strong> ile <strong>İngiltere</strong> de <strong>Doğu Akdeniz</strong>'de taraf ülkeler. </span></span></div> <div><span><span><strong>Kıbrıs</strong>’ta iki büyük askeri üssü bulunan <strong>İngiltere,</strong> <strong>Türkiye</strong>’nin, yeniden egemenlik hayallerine kapılan <strong>Fransa,</strong> <strong>Yunanistan</strong>'ın yanında yer alıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>NATO,</strong> ya genel anlamda tarafsızlığını ilan ederek olası çatışmanın dışında kalmayı tercih edecek, ya üye ülkeler arasındaki krizin müzakere yolu ile çözüme kavuşturulmasını sağlayacak ya da <strong>NATO Deniz Kuvvetleri Donanması</strong> ile <strong>Doğu Akdeniz</strong>'de çatışmanın önüne geçecek güvenlik operasyonunu devreye sokacak? </span></span></div> <div><span><span>Askeri personel, araç gereç, silah ve mühimmat ile <strong>NATO</strong> misyon ve operasyonlarına katkı sağlayan üye ülkelerin oluşturduğu <strong>NATO Güçleri Merkez Komutanlığı’</strong>nın, her türlü telkin ve görüşlerin tesiri altında kalmadan <strong>Doğu Akdeniz</strong>'e müdahil olup olmayacağı söylenebilir mi? </span></span></div> <div><span><span><strong>NATO Genel Sekreteri çabalıyor!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü</strong>'nün en yetkili çalışanı <strong>NATO Genel Sekreteri’</strong>dir ve Genel Sekreter, ittifakın çalışmalarını koordine ettiği gibi, <strong>Kuzey Atlantik Konseyi</strong>'nin başıdır.</span></span></div> <div><span><span>Mevcut Genel Sekreter, daha önce <strong>Norveç</strong> <strong>Başbakanı</strong> olan <strong>Jens Stoltenberg</strong>; Türkiye'nin çok önemli bir NATO müttefiki olduğunu belirterek, "<strong>Türkiye'nin NATO üyeliğinin önemini anlamak zorundayız</strong>" demişti.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> ile <strong>Yunanistan</strong> arasındaki anlaşmazlığın askeri çatışmaya evrilme potansiyeli üzerine temaslarda bulunan <strong>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg</strong>; <strong>Doğu Akdeniz</strong>'de kriz yaşayan <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Yunanistan</strong>'ın çatışmayı önleme mekanizmaları kurulduğu, askeri heyetler arasında teknik görüşmelerin başladığını ama henüz mutabakata ulaşılmadığını belirtti.</span></span></div> <div><span><span>Konu ile ilgili <strong>Türk Dışişleri Bakanlığı</strong>’nın açıklamasında, "NATO Genel Sekreteri Doğu Akdeniz'de gerilimin azaltılması için bir inisiyatif almıştır. Yunanistan'nın bu inisiyatife destek vermesini bekliyoruz. Türkiye adil ve hakkaniyete uygun kalıcı çözümlerin bulunması için diyaloğa hazırdır" ifadeleri yer aldı.</span></span></div> <div><span><span>Süreç devam ediyor; bekleyip göreceğiz. </span></span></div> <div><span><span><strong>NATO</strong>, <strong>Türkiye</strong> gibi ittifakın misyon ve operasyonlarına her daim aktif katılım sağlayan güçlü bir üyesini kaybetmeyi göze alamaz. </span></span></div> <div><span><span>Ama <strong>Türkiye</strong>'nin de <strong>Mavi Vatan</strong> konsepti kapsamında <strong>Doğu Akdeniz</strong>'deki milli çıkarları için <strong>karşısındaki her kim olursa olsun savaşı göze alacak kararlılık içinde olduğu</strong> söylenebilir. </span></span></div> <div><span><span><strong>ABD, Güney Kıbrıs'a ambargoyu kaldırdı…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Fransa</strong> ve <strong>Yunanistan</strong> ittifakının çeyrek porsiyon bir diğer ortağı da <strong>Güney Kıbrıs Rum Kesimi</strong>. </span></span></div> <div><span><span>Çeyrek-meyrek olduğuna bakmayın; <strong>ABD</strong> nezdinde itibarı yüksek olmalı ki,<strong> ABD Dışişleri Bakanı Pompeo</strong>, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri <strong>Anastasiadis'i</strong> arayarak <strong>Rum kesimine 33 yıldır uygulanan silah ambargosunun kaldırıldığını</strong> bildirdi.</span></span></div> <div><span><span>Şimdi bu <strong>Güney Kıbrıs Rum Kesimi</strong> ve <strong>Yunanistan</strong>’a açıktan destek gibi duruyor olsa da perde arkasında <strong>Amerikalılar</strong>’ın başka hesaplarının olduğu kesin. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ada</strong>’daki <strong>İngiliz</strong> üslerinin görünürde en büyük düşmanı <strong>Türkler</strong> değil, <strong>Rumlar</strong>. Çünkü <strong>ENOSİS</strong> ideolojisi, <strong>Kıbrıs’ta İngiliz egemenliğine</strong> son vermeyi amaçlıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>EOKA</strong> ise bu ideolojik örgütün silahlı gücü. </span></span></div> <div><span><span><strong>ENOSİS</strong> ve <strong>EOKA</strong>, <strong>Ada</strong>’daki <strong>İngiliz</strong> varlığını ortadan kaldırmak için planlanmıştı. Ancak<strong> İngilizler</strong>’in, <strong>Müslüman</strong> ve <strong>Türk</strong> ahalinin, <strong>Rumlar</strong>’la arasına tampon koyması bu süreci rayından çıkardı. İş, <strong>Rum - Türk çatışmasına</strong> döndü. </span></span></div> <div><span><span><strong>Amerikalılar, İngilizler</strong>’in adayı tahliye etmesini sağlayacak adımlar atıyor. </span></span></div> <div><span><span>Ayrıca <strong>ABD’nin,</strong> <strong>Kıbrıs’ın</strong> güneyindeki <strong>Rum Kesimi</strong>'ne silah ambargosunu kaldırması, <strong>Türkiye'nin</strong> adaya daha fazla askeri personel, silah ve mühimmat yığınağı yapmasına imkan tanıyor. </span></span></div> <div><span><span>Bahanemiz nasıl olsa şimdiden hazır. </span></span></div> <div><span><span>Kimsenin gıkı çıkmaz. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ruslar, Doğu Akdeniz'de ne arıyor?</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Doğu Akdeniz</strong>'deki çok uluslu rekabet, akıl oyunlarını hızlandırdı.</span></span></div> <div><span><span>Her ülkenin kurmayları masa başında hazırladıkları planları raflardan indirdi.</span></span></div> <div><span><span><strong>İlk kurşunu kim sıkacak</strong> o bekleniyor.<strong> </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>NATO</strong> içi savaşta <strong>Rusya Federasyonu</strong> safını seçtiği, <strong>Türkiye</strong>’nin<strong> Navtex</strong> ilanı ile dünya kamuoyuna duyuruldu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rusya</strong>'nın <strong>30 Ağustos 2020</strong> itibariyle kendi sınırı olan <strong>Karadeniz</strong>'den çok <strong>Akdeniz</strong>'de donanmaya ait savaş gemileri demirli. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rus Donanması</strong>’nın <strong>Doğu Akdeniz</strong>'deki mevcudiyetinden rahatsız olan <strong>ABD</strong>, <strong>Türkiye</strong>’nin kontrolündeki boğazlardan geçerek <strong>Akdeniz</strong>'e inen <strong>Rus</strong> askeri gemilerine kısıtlama getirilmesini istemişti. </span></span></div> <div><span><span>Türk makamlarının "<strong>gel bunu külahıma anlat"</strong> tavrı karşısında çılgına dönen sığır çobanları, <strong>Güney Kıbrıs Rum Kesimi</strong>’ne 33 yıldır uyguladıkları silah ambargosunu kaldırarak tepki koydular. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye, Doğu Akdeniz'de 2 yeni Navtex kararı yayınladı…</strong></span></span></div> <div><span><span>Hiç bir şey tesadüf değil. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rusya Federasyonu</strong>’nun, <strong>Doğu Akdeniz</strong>'deki <strong>NOTAM</strong>, <strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Navtex</strong> ilanı birbirini tamamlayan zincirin halkalarını oluşturuyor.</span></span></div> <div><span><span>Tüm bunlar durup dururken olmadı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> ile <strong>Yunanistan</strong> arasında yaşanan gerilimi körükleyen <strong>Fransa</strong>; <strong>Doğu Akdeniz</strong>'deki tansiyonu yükselten yeni bir hamlede bulundu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Macron</strong>, birçok savaş jeti ve denizaltıyla birlikte “<strong>Charles de Gaulle”</strong> isimli uçak gemisinin bölgeye gönderildiğini açıkladı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Rusya,</strong> “<strong>gün bu gündür</strong>” diyerek, havacıları uçuş ve yer emniyetini etkileyebilecek bazı önemli durumlardan haberdar etmek için <strong>bildiri</strong> yani “<strong>NOTAM</strong>” yayınlanınca <strong>Türkiye,</strong> 2 yeni <strong>Navtex</strong> ilan etti. </span></span></div> <div><span><span>2 <strong>Navtex</strong> ilanı, “<strong>Rusya'nın atış eğitimleri</strong>” için gerçekleştirildi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Navtex</strong> kararı <strong>8-22 Eylül </strong>ve <strong>17-25 Eylül</strong> tarihleri arasında 2 farklı konumda “<strong>Rusya atış eğitimleri</strong>” başlığını kapsıyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Rus Donanma Komutanlığı</strong>, tam zamanlama ile <strong>Oruç Reis</strong>'e yakın bir noktada atış eğitimi gerçekleştireceğini ilan etti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Rusya - Türkiye</strong> arasında <strong>Akdeniz'de</strong> atış eğitimleri işbirliği, bölgeye donanma göndermeye çalışan <strong>Fransa</strong> için büyük sorun oluşturuyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Asya Halkları Şurası - Sovyetler Birliği ile Türkiye'nin Kıbrıs Mutabakatı…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1964 Sovyetler Birliği -Türkiye</strong> uzlaşması (rapprochement) sonrasında <strong>SSCB, Türkiye</strong> ile <strong>Kıbrıs</strong> arasında daha dengeli bir politika izlemeye başladı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ocak 1965</strong>’te Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı <strong>Gromyko</strong>, <strong>Sovyetler</strong>’in “<strong>Enosis</strong>”e karşı olduğunu, <strong>Kıbrıs</strong>’ta bir <strong>federasyon</strong> kurulumunu desteklediklerini açıkladı. </span></span></div> <div><span><span>Bu açıklama, <strong>Türk hükümeti</strong> tarafından olumlu karşılandığı gibi <strong>Türkiye’ye</strong> yönelik baskılar yapan <strong>ABD'ye</strong> karşı bir yeni ittifak yorumlarına kapı araladı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Kıbrıs Sorunu</strong> ile başlayan ve <strong>Johnson Mektubu</strong> ile zirve yapan <strong>ABD</strong> gerginliğine <strong>Türkiye, Sovyetler</strong> ile ilişkilerini geliştirerek, çok yönlü bir dış politikayla cevap vermiş oldu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Bir şehir efsanesi…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1974 Kıbrıs Barış Harekâtı</strong>’nda, <strong>İngiliz</strong> savaş gemileri, namlularını <strong>Türk</strong> savaş gemilerine yönelttiğinde, <strong>Rus</strong> savaş gemilerinin "<strong>Eğer Türk gemilerine ateş açarsanız, sizi vururuz!</strong>” diye engelledileri anlatılır. </span></span></div> <div><span><span>Mutlaka doğruluk payı vardır. Tarih yeniden tekerrür ediyor. <strong>Avrasya - Turan</strong> dayanışması yeniden gündemde… “<strong>Altınorda”</strong> etkisi....</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Tek Millet, Tek Devlet” Azerbaycan - Türkiye ve Doğu Akdeniz…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Azerbaycan Cumhurbaşkanı</strong> <strong>İlham Aliyev,</strong> Yunanistan'ın yeni Bakü Büyükelçisi <strong>Nikolaos Piperigos'</strong>u kabulünde,<strong> Doğu Akdeniz</strong>'deki keşif konuları dahil, her konuda <strong>Türkiye'yi</strong> desteklediklerini, <strong>Ermenistan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs </strong>arasındaki askeri işbirliğinden de rahatsız olduklarını söyledi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Aliyev</strong>, bazı konuların <strong>Azerbaycan-Yunanistan</strong> ilişkilerini kötü etkilediğini belirtti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Aliyev</strong>, ilişkileri kötü etkileyen nedenlerden birinin, <strong>Yunan</strong> enerji şirketi <strong>DESFA'nın</strong> satışıyla bağlantılı olduğunu ifade ederek, yaklaşık 6 yıl önce <strong>Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’</strong>nin (SOCAR) <strong>Yunan</strong> hükümetinin müracaatı üzerine <strong>DESFA</strong>'nın satış ihalesine katıldığını ve en iyi teklifi yaparak bu şirketi almaya hak kazandığını hatırlattı. </span></span></div> <div><span><span>Bunun, <strong>Azerbaycan'ın</strong> gerçekleştirdiği <strong>Güney Gaz Koridoru</strong>'nun inşası açısından önemli olduğunu vurgulayan <strong>Aliyev</strong>, "Toplam tutarın yüzde 10'unu oluşturan 40 milyon avroyu avans ödedik. Bu para 2014-2018 yıllarında Yunan hükümetinde kaldı. Fakat maalesef önceki Yunan hükümeti, SOCAR'ın bu hakkını kaybetmesi için her şeyi yaptı" dedi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Cumhurbaşkanı Aliyev</strong>, bu meşru hakkı, açık ve rekabetçi bir ihale usulüyle <strong>Yunanistan Başbakanı</strong>’nın (Antonis Samaras) önerisiyle elde ettiklerini, ancak siyasi sebeplerden, önceki Yunan hükümetinin <strong>Azerbaycan'a</strong> yönelik olumsuz tutumu nedeniyle bu haktan mahrum kaldıklarını ifade ederek, "Kuşkusuz bu, zaten düşük seviyeli ilişkilerimizi ciddi şekilde etkiledi. Ama sonra, açıkçası, Yunan hükümeti bize bu şekilde davranırsa, nasıl yanıt vereceğimizi düşünmemiz gerektiğine karar verdik. Cevabımız neredeyse hiçbir şey yapmamaktı. Herhangi bir karşılık vermedik. Hiçbir diplomatik adım atmadık" şeklinde konuştu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Dağlık Karabağ</strong> sorunu ve <strong>Ermenistan'ın</strong> politikalarından da bahseden <strong>Aliyev</strong>, "Ermenistan, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki askeri iş birliğinden rahatsızız. Ermenistan, saldırgan davranıyor. Sınırdaki son gerginlikler Ermenistan'ın provokasyonudur. Bir Ermeni subayı yakın zamanda terör eylemi gerçekleştirme girişimi sırasında temas hattını geçmeye çalışırken gözaltına alındı ve ekibinin, askerlerimize ve sivillere saldırmak niyetinde olduğunu itiraf etti. Kısacası Ermenistan, Azerbaycan'ın düşmanıdır ve bu onların kararıdır" ifadelerini kullandı.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Her durumda Türkiye'yi destekleyeceğiz”</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> ile <strong>Yunanistan</strong> arasında <strong>Doğu Akdeniz</strong>'de yaşanan gerginliğe de değinen <strong>Aliyev</strong>, şunları söyledi:</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>"Türkiye'nin sadece dostumuz ve ortağımız değil, bizim için kardeş ülke olduğu da bir sır değil. Türkiye'yi tereddütsüz destekliyoruz ve her durumda destekleyeceğiz. Türk kardeşlerimizden de aynı desteği görüyoruz. Azerbaycan'ı her konuda destekliyorlar ve biz de onları Doğu Akdeniz'deki keşif konuları dahil her konuda destekliyoruz. </span></span></div> <div><span><span>Tutumumuzu bilmenizi istiyorum. Bu durum benim talimatım üzerine Azerbaycan hükümeti tarafından resmen ilan edildi. Türkiye bizim için sadece dost değil, kardeş bir ülkedir ve Türkler bizim kardeşimizdir. Bu yüzden her konuda onların yanında olacağız. Değinilecek olumlu bir konu bulmak istiyorum ama maalesef bulamıyorum. Yunan hükümetinin, bir önceki hükümetin Azerbaycan'a karşı politikasını yeniden gözden geçireceğini umuyoruz."</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkoğluyum medhim merde yeğine</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Koç yiğit değişmez cengi düğüne</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Sere serpe gider düşman önüne</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Ölümü karşılar meydan içinde</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin: <strong>@oc32oc39 , @dikgazete</strong></span></span></div>