<h3><span><strong>Beşiktaşlıların kalpleri ısıtan sosyal sorumluluk projesi Eylül ayına damga vurdu</strong></span></h3> <div><strong>25</strong> <strong>Eylül</strong> akşamı <strong>Haliç</strong> <strong>Kongre</strong> <strong>Merkezi’nde</strong>, <strong>İlelebet Beşiktaşlılar Derneği</strong> öncülüğünde kurulan <strong>Özel</strong> <strong>Gereksinimli</strong> <strong>Çocuklar</strong> <strong>Tiyatrosu’nun</strong> sahnelediği, özel gereksinimli çocuklar ile ünlü oyuncuları bir araya getiren “<strong>Masal</strong> <strong>Savaşçıları</strong>” isimli oyunu davetlilerden biri olarak izleme şansı buldum. Sahnede özel çocuklara <strong>Hakan</strong> <strong>Bilgin</strong>, <strong>İsmail</strong> <strong>Demirci</strong>, <strong>Melis</strong> <strong>Babadağ</strong>, <strong>Ogün</strong> <strong>Kaptanoğlu</strong>, <strong>Simge</strong> <strong>Selçuk</strong> gibi önemli isimler eşlik etti. Ama beni esas etkileyen şey, dev oyuncular değil, özel çocukların organizasyon ve adaptasyon becerileri oldu.</div> <div></div> <div>Bu isimleri iyi hatırlayalım: <strong>Azra Saçlı, Melek Nurşen Kalyoncu, Muhammed Raşit Çilek, Necati Miraç Coşgun, Poyraz Alp Hopaç</strong> ve <strong>Zeynep</strong> <strong>Birsu</strong> <strong>Gülbahar</strong> gerçekten de çok özel çocuklar. Onlar bana, toplum olarak özel gereksinimli çocuklara yönelik beklentisizliğimizin, aslında onların var olan sınırsız becerilerinin karşısında bizim onları sınırlamaya çalışan ve bizi de sınırlayan algımızın bir ürünü olduğunu öğrettiler.</div> <div></div> <div>Açık konuşmalıyım; kendimi normal şartlar altında oldukça açık fikirli bir insan olarak görmeme rağmen, sahnede bu kadar otokontrollü, oyuna ve repliklerine hâkim, kendinin farkında, disiplinli ve organize olmalarını; heyecandan titremeden, sanki evlerinin arka bahçesinde oyun oynuyorlarmış gibi tiyatro yapmalarını beklemiyordum. Ama sahnede öyle bir devleştiler ki!</div> <div></div> <div>Bu, aslında proje sahibi <strong>İlelebet</strong> <strong>Beşiktaşlılar</strong> <strong>Derneği’nin</strong> ne kadar doğru bir amaçla yola çıktığının da bir kanıtı. <strong>Gökhan</strong> <strong>Aracı</strong>, daha önce <strong>Türkiye</strong> <strong>Haber</strong> <strong>Portalı’ndaki</strong> programım için yaptığımız söyleşide, esas amaçlarının özel gereksinimli çocuklar için bir anaokulu inşa etmek olduğunu ve çocukların özgüven kazanmaları, kendilerini daha rahat ifade edebilmeleri ve toplum içinde görünürlüklerini artırmaları hedefiyle bu bağışlarla yeşeren projeyi bir tiyatro oyunu ile taçlandırmak istediklerini söylemişti.</div> <div></div> <div>-Eylül Aşkın, Gökhan Aracı</div> <div>Bence projenin bir diğer gizli amacı da; özel gereksinimleri nedeniyle bilerek veya bilmeyerek farklılaştırdığımız, ayrıştırdığımız çocukların, aslında onlara ihtiyaç duydukları dille ve yöntemlerle bir şeyler öğretildiğinde biz “<strong>sıradan</strong>” insanlardan çok daha iyi işler ortaya koyabileceklerini göstermekti. Sahnede çocukları izlerken, özel gereksinimli çocuklar için onların ihtiyaçlarını karşılayacak daha fazla eğitim kurumuna kesinlikle ihtiyaç olduğuna ikna oldum. Bu başarıyı, gururu ve mutluluğu ülkemin dört bir yanında, farklı ya da alışıldık bütün çocukların yüzünde görmek istiyorum çünkü.</div> <div></div> <div>Oyunun yönetmeni <strong>Ebru</strong> <strong>Soyuerden’in</strong>, oyun sonrası benimle yaptığı kısa sohbet sırasında, “<strong>İnsanların zihinlerindeki engeli kaldırdığımız için, bu çocuklara bakış açılarını değiştirdiğimiz için çok mutluyum.</strong>” demesi ve bunu söylerken gözlerindeki parıltıya şahit olmam, sezgilerimi doğruladı.</div> <div></div> <div>-Eylül Aşkın, Ebru Soyuerden</div> <div>Gecede derneğin kurucu üyeleriyle de sohbet etme imkânım oldu. <strong>İlelebet</strong> <strong>Beşiktaşlılar</strong> <strong>Derneği</strong> kurucu üyesi ve genel sekreteri <strong>Gökhan</strong> <strong>Aracı</strong>, aylardır verdikleri emekler sayesinde toplanan bağışlarla inşa edecekleri anaokulu için <strong>İstanbul</strong> <strong>Valiliği’nden</strong> haber beklediklerini anlattı. Derneğin kurucu yönetim kurulu üyesi <strong>Vedat</strong> <strong>Aşkın</strong> ise bu hayalin sadece bir anaokuluyla sınırlı kalmayacağını, çocukların ilkokuldan liseye kadar eğitim alabilecekleri bir kampüs kurmayı hedeflediklerini söyledi. Onların kararlılığı, bu projenin geleceğe uzanan güçlü bir yolculuk olduğunu hissettirdi bana.</div> <div></div> <div>- Vedat Aşkın ile…</div> <div>Daha önce farklı bir taraftar kulübünün yönetiminin müdahil olduğu bir sanat etkinliğinde bulunmuştum ve kendimi orada sıradan bir katılımcı, bir yabancı gibi hissetmiştim. Fakat <strong>Beşiktaş’ın</strong> bana gösterdiği samimi ilgi ve özen, bana sanki yıllardır kulübe de derneğe de girip çıkıyormuşum, onlardan biriymişim gibi hissettirdi. Bunun için çok teşekkür ederim. Benim için çok kıymetliydi; hep hatırlayacak ve aynı samimiyetle, elimden geldiğince her ihtiyaçlarına koşacağım.</div> <div></div> <div>Bu gecenin bir parçası olmak bana tarifsiz bir gurur ve mutluluk verdi. Aynı gurur ve mutlulukla paylaşıyorum bu haberi de. Ülkemiz için, çocuklar için, yarınlar için atılmış çok önemli bir adım. İmkânı olan her kulübün, kuruluşun ve kişinin aynı hassasiyetle benzer ihtiyaçlara yönelik aksiyona geçmesini temenni ediyorum.</div> <div>.</div> <div><strong>Eylül Aşkın, dikGAZETE.com</strong></div> <div>Ve geceden bazı kareler:</div> <div></div> <div>.</div> <div></div> <div>.</div> <div></div> <div>.</div> <div></div> <div>.</div> <div></div> <div>.</div> <div></div> <div>.</div> <div>.</div> <div></div>