USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

‘Benden sonra tufan!’ değil, benden sonra devam!

‘Benden sonra tufan!’ değil, benden sonra devam!
23-05-2022

Budizm’in bir kolu olan, sadeliği ve farkındalığı öğütleyen Zen öğretisinde görevli Zen Rahipleri ile ilgili güzel bir “sınav”  hikayesi var:

Beş-altı yaşındaki çocuklar, bir sınavı geçebilirlerse rahip olmak için eğitilmektedirler. Bu itibarlı görevin sınavı için babalar çocuklarını sabahın erken saatinde getirirler.

Başrahip, manastırdan çıkarak “Çocuklarınız bize emanet, endişe etmeyin, siz gidebilirsiniz” der.

Rahipler, çocuklara su verir. Aradan bir saat geçer fakat sınav başlamaz.

Bu bekleyişten sıkılanlar, çişi gelenler ve ağlayanlar olur. Bunları babalarına haber vererek geri gönderirler.

Aradan bir kaç saat geçer, çocukların çoğu perişan olur. Bir bardak su ve bir dilim ekmekle bu kadar süre beklemeye dayanamazlar.

Korkanlar ve ağlayanların yanında takati kalmayanlar olur ve bunlar da babaları ile gönderilirler.

Saatler sonra başrahip ortaya çıkar ve kalan az sayıdaki çocuğun sınavı kazandığını, bunun bir sabır ve dayanıklılık sınavı olduğunu açıklar.

Ben de bu hikayeyi ilk kez Akın Öngör’ün adıma imzalı olması ile kütüphanemde yeri ayrı olan fakat asıl önemini, bir döneme ışık tutmasından ve etkileyici liderlik örnekleri ile dolu içeriğinden alan “BENDEN SONRA DEVAM” isimli kitabında okudum. Ayrıca, bu kitabın çıkışından sonra 2014 yılında verdiği bir seminere katılma fırsatım da olmuştu.

O sıralarda çalıştığım kurum, “Yönetici” ünvanlı personele liderlikle ilgili bir sunum yapması için davet etmişti. Kendisi, bu hikayeyi çok sevdiğini ve çalıştığı ekip arkadaşlarına her fırsata anlattığını belirtiyor.

Akın Öngör, 1991-2000 yılları arasında Garanti Bankası’nın Genel Müdürü olarak büyük başarılara imza atmış bir Lider. Öyle bir lider ki birlikte çalıştığı kişilerin daha yüksek başarı seviyelerine ulaşmasını sağlayarak müşterilerine ve ülkesine hizmet etmeye odaklanan bir ekip kurmayı başarmış.

Hedefleri, sadece yerel standartlara değil dünya standartlarına oynamak, dünyanın en iyileri arasına girmek olmuş.

Ve bu ekip çalışması, gelişmiş ülkelerdeki eğitimlerde bile örnek vaka olarak işlenmiş. Gerçekten de hiç kimse ihtimal vermezken ‘CEO’su olduğu banka, onun döneminde orta ölçekli bankalar arasında dünyanın en iyi bankası seçilmişti.

Bize yaptığı sunuma, Arkadaşlar, hepimiz faniyiz. Bu dünyayı işten ibaret görmemiz asla doğru olmaz. Vakti gelince bırakmayı bileceksiniz!..cümleleri ile başlamıştı.

Böyle bir giriş ilginç ve beklenmedikti.

Fakat izahını çok güzel yaptı. Çünkü kendisi, 10 yıl çok başarılı bir genel müdürlük yapmış ve 55 yaşında zirvede iken kendi isteği ile bu görevini bırakmıştı.

Dünyayı gezmek, üzüm bağı sahibi olmak, Bodrum’da bir yaşam kurmak ve deneyimlerini kitap yazarak ve bu şekilde seminerler vererek paylaşmak gibi çok istediği şeyleri gerçekleştirmek için yapmıştı bunu.

10 yıllık genel müdürlüğünde, sıra dışı başarılara imza atmış olmasına yönelik olarak hem seminerinde hem kitabında değindiği birçok strateji ve uygulama var.

400 sayfalık bir kitabın özeti bile onlarca sayfa süreceği için benim, üzerinde durmak istediğim konu; onun, “liderliğin olmazsa olmazı” olarak ifade ettiği “Baskı Altında Sakin Kalmak İlkesi”.

Yazımızın başındaki sabır ve dayanıklılık hikayesini çok sevmesi ve her fırsatta arkadaşlarına anlatması da bu ilkeye verdiği önemden kaynaklanıyor.

Bu ilkeye o kadar önem veriyor ve uyguluyor ki 1994 krizinde Türk Lirasının uğradığı büyük değer kaybı, pek çok şubenin zarar etmesi ile sonuçlanmasına neden olduğu için herkesin birbirini suçladığı bir ortamda Akın bey, buna engel olur.

Zarar eden şube müdürlerinin suçlanması yerine, onlara destek verilmesine yönelik bir stratejinin uygulanmasını sağlar.

Bu strateji sonrasında üst yönetimin paniğe kapılmadığını gören çalışanlar, kendilerine duyulan bu güveni ve desteği, yükselen bir performansa dönüştürürler ve krizin aşılmasında önemli bir rol oynarlar.

Akın Öngör, başarısını sabır ve dayanıklılık gösterebilen iyi elemanlara, iyi sistemlere ve baskı altında bile kaybedilmeyen uyumlu çalışmaya bağlıyor.

İletişimin sağlıklı kurulabilmesi için bu konudaki eğitimlere öncelik veriyor. Bunun gerekliliğini ve taşıdığı hayati önemi ise şu sözlerle açıklıyor:

“Biz’in ne anlama geldiğini anlamaları için bu gerekliydi.” “Biz hepimiz bir takımız, hem başarıyı, şöhreti hem de acıyı kederi paylaşırız. Ben, O, ve Onlar bizim dilimizde yoktur.

Bir liderin görevi, insanların uyumlu çalışmalarını sağlamaktır. Kimseyi kırmadan sadece fikir alışverişinde bulunabilmeyi ve herkesin birbirine söylemek istediği her şeyi söyleyebilmesini sağlamak önceliğimiz oldu.”

Kitabının isminin neden “BENDEN SONRA DEVAM” olduğunu ise, kurduğu sistemle kendisinden sonra da başarının devam etmesini amaçladığını, çünkü başarının sürdürülebilir olması durumunda gerçek bir başarı sayılabileceğini ifade ederek açıklıyor.

Bunun için 10 yıl bekliyor ve başarının devam ettiğini gördüğü için bu kitabı yazma hakkını kendinde görüyor.

Kısaca, 55 yaşında görevini bırakıyor, 65 yaşında bu kitabı yazıyor. Bize yaptığı sunum sırasında 69 yaşında olduğunu söylediğinde herkesin haklı olarak çok şaşırdığını hatırlıyorum.

Enerjisi, görüntüsü ve anlattıkları ile Arkadaşlar, hepimiz faniyiz. Bu dünyayı, işten ibaret görmemiz asla doğru olmaz. Vakti gelince bırakmasını bileceksiniz! cümlesi daha da anlam kazanmıştı.

Bilgi ve teknoloji çağında olmamıza rağmen yeri henüz doldurulamayan Mimar Sinan’la ilgili bir kıssada da; eserlerinden birinde 500 yıl sonra oluşacak bir hasarı hesapladığı ve hasarın onarımı için bir not yazarak gereken taşın hangi yöremizde bulunacağını bildirdiği anlatılır. Üstelik bu notu da hasarın oluşacağı yere monte etmiştir.

Sinan’ın 500 yıl sonrayı düşünebilmesine ve sorumluluk hissetmesine hayran olmamak elde değil.

Kamu olsun, özel olsun birçok kurumda kendisinden sonraki kişileri, durumları ya da olayları düşünmeyen ve bunları düşünmeden hareket ederekBenden Sonra Tufan” diyenlerimizin çoğunlukta olduğu kanaatindeyim.

Oysa, “Benden Sonra Devam” diyen ve doğru sistemler kurarak başarının sürdürülebilir olmasına özen gösteren bir anlayışa çok ihtiyacımız var.

Ayrıca;

- “Biz”in ne anlama geldiğini anlayabilmek”

- “Ben”, “o”, “onlar” bizim dilimizde yoktur diyebilmek

- “Sabırlı ve dayanıklı olmak”

“7’den 77”ye hepimizin sahip olması gereken çok değerli erdemler olsa gerek..

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Feridun
Feridun 5 ay önce
Hüseyin bey, her zamanki gibi çok değerli bir konuyu kaleminize almışsınız. Yazdıklarınıza katılmamak elde değil. Kesinlikle benden sonra devam düşüncesiyle hayatımıza devam etmeliyizki yaşantımızın hakkını verme şansımız olsun.
Nazan
Nazan 6 ay önce
Keşke herkes bu dünyanın fani olduğunu,vakti gelince bırakması gerektiğinin farkında olabilse..Bunun sorumluluğunu duyabilse...Bu anlayışa bu günlerde daha çok ihtiyacımız var..Yine güzel bir konu.Kaleminize sağlık.
Nuh
Nuh 6 ay önce
Maalesef öyle bir dönemdeyiz ki, insanlara hep bir şekilde bencillik ve “sen sadece kendinden sorumlusun” duygusu empoze ediliyor. Birlik ve sabır duygusunu muhafaza etmek temennisiyle…
Aydın orhan
Aydın orhan 6 ay önce
Harika bir yazı gönlünüze sağlık
Mesut İsen
Mesut İsen 6 ay önce
Her usta kendinden daha ileriye gidecek bir çırak yetistirmemişse usta değildir sözü geldi aklıma.
Nurullah Şahin
Nurullah Şahin 6 ay önce
Selamlar hayırlı haftalar, yazınız için elinize sağlık. Zaman ve nesil bireysel olma yönü dayatılıyor. Ekip ve aile yerine ben duygusu ağır basıyor malesef. Bilgiyi paylaşmak yerine ben de değerli ve ben bununla değerliyim devam ediyor. Ülkemizin değerleri özel bir yere sahip aile kurumu. Kaybetmememiz için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Başarı, mutluluklar paylaşılabiliyorsa değerlidir. Kişiye özel ise ego olarak malesef geri dönüyor. Acılar da paylaşılırsa azalıyor. Bireysel de kalıyorsa çaresizlik ve psikolojik sorun olarak karşımıza çıkıyor. Sağlıcakla kalın. Selamlar
Selma Köroğlu
Selma Köroğlu 6 ay önce
Ekip ruhunu benden sonra ne olursa olsun düşüncesini yok eden süre gelen bir başarı devamı gelen bir başarıyı bize anlatan bir yazı teşekkürler Hüseyin bey yazılarınızın devamı dileğiyle…..
Yıldıray Yıldız
Yıldıray Yıldız 6 ay önce
Çok güzel ve bir o kadar da etkileyici konuya değinmişsiniz böyle yöneticilerin liderlerin ülkemizin her alanlarında daha da çok çoğalması dileğiyle kalemize sağlık
Mesut İsen
Mesut İsen 6 ay önce
Her usta kendinden daha ileriye gidecek bir çırak yetistirmemişse usta değildir sözü geldi aklıma.
Selda Erkan
Selda Erkan 6 ay önce
Bu fikre sahip olanların ülkemizde çok fazla olması dileğiyle.
Mehmet Zeki AKTAŞ
Mehmet Zeki AKTAŞ 6 ay önce
Güzel yazı
Volkan Bayri
Volkan Bayri 6 ay önce
Akın Öngör’ün tavsiyelerine uyduk, 50 yaşında bankacılığı bıraktık. Bununla birlikte, sektöre başarılı bir şekilde iş hayatına imza atan, birlikte çalıştığımız genç arkadaşlar kazandırdık. Tecrübelerimiz ile topluma katkı sunmaya devam ediyoruz. “Benden sonra devam” demeye devam ediyoruz.
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Keskin 6 ay önce
Müdürüm,Çok güzel yazmışsiniz.Tabiiki birileri emekli olacak,onun yerine bir başkası gelecek.
Önemli olan işin en iyisini yapıp yönetmektedir.
Kaleminize yüreğimize sağlık.
Fatih Öztürkoğlu
Fatih Öztürkoğlu 6 ay önce
Nereye uyarlasak oraya oluyor , ister istemez aklıma şu özlü söz geliyor “ mezarlıklar kendini vazgeçilmez görenlerle doludur” Sağolun müdürüm
Cumhur Karasu
Cumhur Karasu 6 ay önce
İstesen de, istemesen de senden sonra devam. Önemli olan senden sonraya kadar olan süreçte yaptıklarına bağlı olarak senin nasıl devam edeceğin değil midir?
Salih Gokaltin
Salih Gokaltin 6 ay önce
Çok güzel olmuş, elinize sağlık , çok anlamlı ve örnek alınması gereken düşünce
Fatih TUNCA
Fatih TUNCA 6 ay önce
Bunu "Biz kaybedersek Türkiye batar" diyen yöneticilere ve onların yandaşlarına da anlatmak lazım.
Ne güzel söylemiş Mustafa Kemal Atatürk
"Benim naciz vücudum, elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır"
Nigar Özel
Nigar Özel 6 ay önce
Ekip ruhu ve görev bilincini anlatan çok güzel bir yazı tebrikler lakin günümuz iş hayatında böyle yonetici ve ekip arkadaslari bulmak çok zorlaştı onların başarıları da nadirliklerinde gizli sanki