<div>Bir zamanlar rahmetli <strong>Erbakan Hoca</strong>’nın “<strong>Ortak Pazar</strong>” dediği, <strong>Kömür Çelik</strong> dayanışmasını temel alan “<strong>Avrupa Birliği</strong>”, önce ekonomik ve kültürel sonra siyasi şimdi de askeri yapılanmasının temellerini atmakla meşgul. </div> <div><strong>Rusya'nın Ukrayna ve Belarus</strong> üzerinden güç gösterisinde bulunduğu, <strong>Çin'in</strong> nükleer başlıklı füze test ettiği ve <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>'nin ilgisini <strong>Asya-Pasifik</strong> bölgesine çevirdiği bir dönemde <strong>Avrupa Birliği </strong>(AB) kendi güvenlik ve savunma gücünü oluşturmak için arayışlarını sürdürüyor.</div> <div>Bu niyetin hikayesi ve geçmişi var. <strong>2. Dünya Savaşı</strong>'nda yerle bir olan <strong>Avrupa</strong>, kendi topraklarında başka savaş yaşamak istemiyor. Tarihinden ders çıkardığı belli. </div> <div>Belki de bu nedenle <strong>AB</strong>, kendi topraklarında kan dökülmesini yıllarca engelleyemediği <strong>Yugoslavya</strong> iç savaşının ardından <strong>50 bin askerlik</strong> bir savunma gücü oluşturmaya kalkıştı lakin başarı sağlayamadılar sonuçta proje hayata geçirilemedi. </div> <h3><strong>Fransa - İngiltere de ortak ordu kurmayı beceremedi!..</strong></h3> <div>Daha sonra, <strong>1998</strong> yılında, dönemin <strong>Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac</strong>’la, <strong>İngiltere Başbakanı Tony Blair</strong>, bir denemede bulundular. Bu ikili <strong>AB'nin</strong> savunma özerkliği kapasitesi olması gerektiği yönünde ortak açıklama yaptı. </div> <div><strong>1999</strong> yılında, <strong>AB'nin</strong> acil durumlarda, 60 gün içinde 50 bin asker kapasiteli güç oluşturması üzerinde uzlaşma sağlandı. Ne olduysa oldu, uzlaşma vücud bulmadı, bir türlü kuvveden fiile geçmedi. </div> <div>Pragmatik ve oportünist <strong>İngilizler, Avrupa Birliği’</strong>nden bir numara çıkmayacağına kanaat getirince <strong>AB'den</strong> ayrıldılar. Çünkü <strong>İngiliz</strong> <strong>aklı</strong> ile <strong>Fransız</strong> <strong>romantizmi</strong> ve <strong>Alman realizmi</strong> bir türlü uyuşmadı.</div> <div></div> <div><strong>AB</strong> içinde <strong>2007</strong> yılında, bin 500 kişiden oluşan bir "<strong>Battlegroups/Taktik Birliği</strong>" kuruldu, ancak bu birlik de hiçbir zaman aktif hizmet vermedi. Eğer verebilseydi Ukrayna’nın yardımına koşarlardı.</div> <div><strong>Brexit’le</strong>, <strong>İngiltere'nin</strong> <strong>AB'den</strong> ayrılmasının ardından, <strong>AB</strong> içerisinde uluslararası operasyon gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip çok az ülke kalınca, <strong>AB</strong> üyeleri arasında savunma alanında tartışmalar yoğunlaştı. <strong>Afganistan</strong> örneğiyse, <strong>AB'nin</strong> kendi savunma gücü olması yönündeki görüşleri alevlendirdi.</div> <h3><strong>Afganistan tahliyesi musibet mi nasihat mi?</strong></h3> <div><strong>Türk atasözlerinin</strong> kıymetini bilelim. Yeri geldiğinde cuk diye oturuyor. Tıpkı “<strong>bir musibet bin nasihatten evladır</strong>” sözünde olduğu gibi. </div> <div>Diyebilirim ki <strong>Afganistan tahliyesi</strong>, yeniden <strong>Avrupa Birliği Ordusu </strong>tartışmalarının tuzu biberi oldu. Aslında bu yeni bölgesel ordu kurma projesi, <strong>defense/savunma</strong> amaçlı değil daha çok emperyalist bir refleks. </div> <div><strong>NATO'yu</strong> çekip çeviren ve <strong>NATO</strong> üzerinden <strong>Avrupa’yı</strong> kontrol eden <strong>Pentagon</strong> şimdilik izlemekle yetindiği bu askeri yapının ortaya çıkmasını bekliyor. </div> <div><strong>Almanya</strong>, ülkesindeki <strong>ABD</strong> askeri varlığının etkisi ile <strong>Avrupa Birliği Ordusu</strong> projesinin karşısında duruyor gibi görünse de <strong>kömür çelik</strong> partneri <strong>Fransa’yı</strong> el altından kışkırtıyor, deyim yerindeyse tahrik ediyor olabilir mi? </div> <div>Nitekim, <strong>Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp- Karrenbauer </strong>"<strong>Krizlerin üstesinden gelmek için AB'nin askeri koalisyonlara izin vermesi lazım</strong>" demişti. Fransızların şarap koklamakla büyüyen burunları, gözlerinin önünü kapatıyor gibi. </div> <div>Kasım <strong>2018</strong>'de <strong>NATO Genel Sekreteri Stoltenberg</strong>, AB ülkelerini İttifak'a paralel bir savunma oluşumuna karşı uyarmış, <strong>Avrupa'nın</strong> güvenliğinde <strong>AB</strong> dışı ülkelerin kilit rolde olduğunu belirterek <strong>Türkiye'yi</strong> örnek vermişti. </div> <div>Acaba diyorum, <strong>Stoltenberg, Türkiye</strong> örneği ile <strong>Avrupa Birliği'</strong>ne karşı aba altından sopa mı gösterdi? Muhtemelen bu örnek Avrupalıların kolektif bilinçaltında yeni bir <strong>Viyana Kuşatması</strong> sendromunu güncellemiştir. </div> <div>Bence yersiz bir korku. Zaten <strong>Viyana’da</strong> mukim <strong>Türk ve Müslüman </strong>sayısı, Avusturyalı Cermenlerden daha fazla. Yerlilerin işi gücü, çocuklarını operaya, tiyatroya götürmek, keman, piyano, çello gibi müzik aletlerini kullanmayı öğretmek. Korkunun ecele faydası yok, <strong>Türkler Avrupa'nın</strong> kılcal damarlarında dolaşıyor. </div> <h3><strong>NATO yoksa PESCO var!</strong></h3> <div>1 Kasım <strong>2014</strong>'te komisyon başkanlığına seçilen ve 1 Aralık <strong>2019</strong>'da görevini <strong>Ursula von der Leyen'</strong>e devreden <strong>Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker</strong>’in önerisiyle canlanan ‘<strong>Avrupa Ordusu</strong>’nun kurulması bir ara gündemdeydi.</div> <div><strong>Juncker</strong>’in önerisiyle <strong>Avrupa</strong> başkentlerinde “bağımsız davranma ve <strong>ABD’nin</strong> dayatma politikalarından kurtulma isteği” ortaya çıktı. <strong>Washington’ın</strong> büyük bir pay sahibi olduğu <strong>Ukrayna</strong> krizi, aynı zamanda <strong>Avrupa</strong> güvenliğinin zayıf noktalarının da gün ışığına çıkardı.</div> <div>Söz konusu zayıf noktalardan birinin de, “<strong>ABD’nin AB politikaları üzerinde çok etkin bir rol oynaması</strong>” olduğu anlaşıldı ve bunun <strong>Avrupa</strong> istikrarına yönelik bir tehdit oluşturduğu görüldü.</div> <div>Bu reelpolitik durum <strong>NATO</strong> üyesi <strong>Avrupa Birliği</strong> ülkelerinde, algı olarak yaratılmaya çalışılan “<strong>saldırgan Rusya politikaları</strong>(!)” iddiasını geri plana itti.</div> <div></div> <div><strong>Avrupa Komisyonu Başkanı</strong>’nın önerisiyle birlikte <strong>Brüksel</strong> ve <strong>Avrupa</strong> başkentleri belki de nihayet, “<strong>bağımsız davranma ve ABD’nin dayatma politikasından kurtulma isteği”</strong>ni açık açık dile getirmiş oldu.</div> <div>Bu nedenle, <strong>Avrupa Ordusu</strong>’nun kurulması, bağımsızlığı sembolize eden bir adım olarak da değerlendirildi.</div> <div><strong>AB’nin</strong> 23 üyesi; savunma alanında daha sıkı işbirliği ve koordinasyon için kısaca <strong>Permanent Structured Cooperation</strong> - <strong>PESCO</strong>/ <strong>Daimi Yapısal İş Birliği Savunma Anlaşması</strong> olarak adlandırılan ve <strong>Almanya</strong>’nın ‘<strong>NATO’ya alternatif</strong>’ dediği anlaşmaya imza attı. </div> <div>Anlaşma kapsamında bir <strong>Avrupa Birliği Ordusu</strong> oluşturulması öngörülmüyorsa da bir sonraki adımın <strong>Birleşik Avrupa Ordusu’</strong>na geçiş olduğu tahmin edilebilir.</div> <div>Ancak anlaşmaya imza atan her ülkeden, <strong>Avrupa Birliği</strong>’nin ortak savunmasına nasıl katkı yapabileceği konusunda ulusal planlarını hazırlamaları istenilmişti.</div> <div>Bunun karşılığında <strong>Avrupa Birliği </strong>de <strong>2020</strong>’den itibaren oluşturacağı 5 milyar euroluk bütçeyle <strong>PESCO</strong>’ya destek vermeyi taahhüt etmişti. </div> <div><strong>Trump'ın</strong> çıkışlarından nem kapan, dönemin <strong>Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen</strong>, <strong>ABD’nin</strong> <strong>NATO’ya</strong> yaklaşımı nedeniyle <strong>Avrupa’nın</strong> bir alternatife ihtiyacı olduğunu söylemişti.</div> <div><strong>AB</strong> için ortak savunma politikası özellikle <strong>Almanya</strong> ve <strong>Fransa’nın</strong> desteklediği bir konu. <strong>Almanya</strong> ve <strong>Fransa</strong> arasında ikili istişarelerde geliştirilen <strong>Pesco</strong> fikri, daha sonra<strong> Avrupa Komisyonu</strong>’na iletilmiş ve diğer üye ülkelerin de görüşleri alınmıştı.</div> <div><strong>28 üyeli AB’nin 23 üye ülkesi</strong> savunma politikalarının uyumlu hale getirilmesi için uzlaşıya varmış durumda. <strong>AB’nin</strong> 23 üyesi; savunma alanında daha sıkı işbirliği ve koordinasyon için kısaca Permanent Structured Cooperation –<strong>PESCO</strong>/ Daimi Yapısal İş Birliği Savunma Anlaşması olarak adlandırılan ve Almanya’nın ‘NATO’ya alternatif’ dediği anlaşmaya imza attı.</div> <div>Ancak <strong>Berlin, Paris ve Brüksel</strong>, <strong>AB</strong> askeri işbirliğini <strong>NATO</strong> ile çelişmekten çok, onu tamamlayıcı olarak göstermeye çalışıyor. Onlar da <strong>NATO</strong> münafığı.</div> <div><strong>2019</strong>’da <strong>AB’den</strong> ayrılan Britanya’nın yanı sıra yalnızca dört küçük ülke (Danimarka, İrlanda, Malta ve Portekiz) anlaşmayı imzalamadı.</div> <h3><strong>PESCO ne içeriyor?</strong></h3> <div><strong>AB</strong> devletleri, “<strong>sürekli yapısal işbirliği anlaşması</strong>” (PESCO) ile birlikte, silahların geliştirilmesi ve satın alınması ve ortak askeri müdahaleler için asker ve donanım sağlama konusunda yakın işbirliği yapmayı taahhüt ediyorlar.</div> <div></div> <div>Anlaşma, <strong>Avrupa</strong> militarizminin tırmanmasının işareti. Tüm tarafların uyması gereken 20 koşulun birincisi, askeri harcamalarda düzenli bir artıştır.</div> <div>Bu artışın en az yüzde 20’sinin yeni silah alımlarına yönlendirilmesi gerekiyor. <strong>AB</strong>, kendi payına, ortak askeri projelere, yılda 500 milyon avro, <strong>2021</strong>’den sonra ise 1 milyar avro katkıda bulunmayı planlıyor.</div> <div>Anlaşma kapsamında bir <strong>Avrupa Birliği </strong>ordusu oluşturulması öngörülmüyorsa da bir sonraki adımın <strong>Birleşik Avrupa Ordusu’</strong>na geçiş olduğu tahmin edilebilir.</div> <div><strong>Avrupa Birliği</strong> (AB), gelecekte <strong>ABD’den</strong> bağımsız ve gerekirse ona karşı savaşma kapasitesi geliştirme yönünde büyük bir adım attı.</div> <div>Neden böyle bir şeye gerek duyuldu? Çünkü <strong>Trump’ın</strong> “<strong>Önce Amerika</strong>” politikası, <strong>ABD</strong> ile <strong>Avrupa</strong> arasındaki gerilimleri şiddetlendirdi.</div> <div><strong>ABD</strong>’nin <strong>Ortadoğu’daki</strong> ve <strong>Güneydoğu Asya</strong>’daki politikası, <strong>Berlin’de</strong> ve <strong>Paris’te</strong>, onların çıkarlarına yönelik bir saldırı olarak görülüyor.</div> <h3><strong>Soros Fransa'yı salladı!..</strong></h3> <div><strong>2002</strong>'de <strong>Paris</strong> savcısı, <strong>Fransa</strong>'da son yılların en büyük borsa skandalıyla ilgili davada, Amerikalı dolar milyarderi <strong>George Soros</strong> için rekor miktarda 2.2 milyon euro tutarında para cezası istemişti.</div> <div><strong>2015</strong>'te <strong>Fransa'nın</strong> başkenti <strong>Paris'te</strong> 100'den fazla insanın hayatını kaybettiği kanlı saldırılar sonrası <strong>Macar</strong> asıllı <strong>Amerikalı Yahudi </strong>milyarder ve spekülatör <strong>George Soros</strong> ile ilgili iddialar gündeme taşınmıştı.</div> <div><strong>Amerikalı</strong> ünlü ekonomist <strong>Paul Craig Roberts</strong>, <strong>Paris</strong> saldırılarının bir <strong>False Flag Operasyonu</strong> ve terör eyleminin finansörünün <strong>George Soros </strong>olduğunu yazmıştı. <strong>Macron</strong>'un <strong>Avrupa Ordusu</strong> kurulacağını açıklaması cini şişeden çıkardı.</div> <div><strong>Macron</strong>, protestocuların taleplerine düşmandır ve onlara aldırmamaktadır. Protestocu kitleler de <strong>Macron'a</strong> ve <strong>Birleşik Avrupa Ordusu</strong> projesine düşmandır.</div> <div></div> <div>Almanya Başbakanı <strong>Angela Merkel</strong> ile görüşmek ve Fransız vergi yükümlülerine 2023’e kadar 300 milyar avroya mal olacak bir Avrupa ordusu kurma planlarını ele almak için <strong>Berlin’e</strong> giden <strong>Macron</strong>, elbette protestocu kitlelerin arkasındaki gücü biliyordu. </div> <h3><strong>Avrupa Birliği, kuracağı ordusunu tartışıyor…</strong></h3> <div><strong>Avrupa Birliği</strong> yeni bir durakta. kendi geleceğini arayış sürecinde <strong>ABD’den</strong> bağımsız yeni bir askeri güç inşa etmek niyetindeler. Zaman zaman kendi kurullarında bu konuyu masaya yatırdıkları malum. </div> <div>AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri <strong>Josep Borrell</strong>’in <strong>2021</strong> Mayıs ayında sunduğu "5 bin kişilik mobil askeri güç" projesini değerlendiren savunma bakanları, <strong>AB'nin</strong> dünya sahnesindeki geleceği için "<strong>Stratejik Pusula</strong>" başlığı altında "Acil durumlarda müdahale edebilecek askeri bir birim" oluşturulmasını görüştüler. </div> <div><strong>Avrupa Birliği, Afganistan</strong>'da kendi yurttaşlarını tahliye edebilmek için <strong>ABD</strong> ordusuna olan bağımlılığını gördüğü <strong>15 Ağustos</strong>'tan bu yana, "operasyonel gücü olan ortak AB gücü" kurma planını yeniden tartışmaya açtı. <strong>Afganistan</strong> krizi, <strong>AB</strong>'nin, <strong>ABD</strong>'ye askeri bağımlılığı ve <strong>Avrupa</strong>'nın savunma kapasitesi doğal olarak kritik edildi. </div> <div><strong>ABD’nin</strong> peşine takılarak gittikleri <strong>Afganistan'dan</strong> arkalarına baka baka ayrılmaları onlara çok koymuş olmalı ki, <strong>Afganistan'da</strong> yaşananları "<strong>fiyasko</strong>" olarak değerlendiren AB Savunma Bakanlarının ana gündemini <strong>Afganistan</strong> olaylarının <strong>AB</strong> ülkelerinde yarattığı hayal kırıklığından faydalı bir sonuç çıkarılması oluşturdu. </div> <div>AB Dönem Başkanı <strong>Slovenya</strong>'nın <strong>Kranj</strong> kentinde, <strong>Bordo Şatosu</strong>'nda yapılan toplantıda bir araya gelen AB Savunma Bakanları, <strong>Afganistan'da</strong> yaşanan gelişmelerin, <strong>AB'ye</strong> etkileri ve <strong>AB'nin</strong> stratejik geleceğini tartıştı.</div> <div>Sadece <strong>Ortadoğulular</strong>, <strong>Şarklılar</strong> değil <strong>Avrupalılarda</strong> itibardan taviz verilmez anlayışındalar. Nereden mi çıkardım? Savunma bakanları, "AB'nin bir havaalanını bile koruyabilecek kadar gücü olmamasının dünyaya verilen çok olumsuz bir mesaj olduğunu" söylüyor. </div> <h3><strong>Kırk kafadan kırk ses çıkıyor!..</strong></h3> <div><strong>AB</strong> içinde, uzun süredir savunma konusunda bir bölünme yaşanıyor. <strong>AB</strong> ülkeleri arasında ortak bir ordu kurma ve böyle bir projeyi hayata geçirme konusunda, ciddi çekinceler ve şüpheler mevcut. Bazı <strong>AB</strong> ülkeleri zaten bin 500 kişilik bir askeri güç oluşturulduğunu ve yeni bir mekanizmaya gerek olmadığını ileri sürüyor. </div> <div>Bununla birlikte <strong>AB</strong>, özellikle <strong>NATO</strong> şemsiyesine ve <strong>Moskova'ya</strong> karşı <strong>Amerikan</strong> korumasına bağlı olan <strong>Doğu Avrupa</strong> ülkelerinin, güçlü isteksizliği nedeniyle, savunmada oynaması gereken rol konusunda yıllardır bölünmüş durumda. İşin garip tarafı <strong>Ruslar</strong> dört gözle bir an evvel bu ordunun kurulmasını bekliyor. Eğer istemeseler <strong>Rus</strong> lider <strong>Putin</strong>, <strong>AB</strong> ordusunun <strong>NATO’ya</strong> alternatif olabileceğini söyler miydi? </div> <div><strong>Fransa</strong> Cumhurbaşkanı, <strong>Suriye</strong> ve <strong>Doğu Akdeniz</strong> krizi sırasında <strong>NATO'nun</strong> beyin ölümünde olduğunu söylemiş, <strong>Avrupa'nın</strong> kendi ordusunu kurmasının zamanının geldiğini davul zurna ile ilan etmişti. </div> <div><strong>Macron</strong> durup dururken bu çıkışı neden yapsın? Aklından zoru mu var? Kim ne derse desin <strong>Macron’a</strong> bunu söyleten, <strong>Türk Ordusu’</strong>nun <strong>Barış Pınarı Harekâtı</strong> ile <strong>PKK/PYD</strong>’ye vurduğu darbeydi.</div> <div>Hatta <strong>Macron</strong> “<strong>ABD Suriye’deki Kürt müttefiklerini terk ederek NATO’ya zarar verdi. Erdoğan tarafından yürütülen bu saldırı NATO’ya büyük bir zarar vermiştir</strong>” demişti. </div> <div><strong>Macron'un</strong> ortamı yoklama amaçlı bu sözlerine <strong>Almanya</strong> ve <strong>Doğu Avrupa</strong> ülkelerinden tepki gecikmedi. Çünkü bunlar, <strong>Fransa’nın</strong> dillendirdiği bu konunun <strong>NATO</strong> ve <strong>ABD'ye</strong> alternatif anlamına geleceği kaygısını taşıyorlar.</div> <div></div> <div><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron</strong>'un, <strong>Avrupa’yı</strong> baştan sona yenileyeceğini savunduğu “<strong>Büyük Avrupa Projesi</strong>”; “daha demokratik daha etkin, daha az bürokratik” bir <strong>Avrupa</strong>.</div> <div>Ama öyle sıradan veya üfürükten değil, <strong>Avrupa Finans Bakanlığı</strong> ve <strong>Euro</strong> bölgesi bütçesi, iki vitesli <strong>Avrupa</strong>, çekirdek <strong>Avrupa</strong> ve ikinci dalga ülkeleri, <strong>Avrupa Ordusu</strong>, sınır güveliği, Avrupa Tarım ve İklim politikası, Avrupa Göçmen Ofisi, Avrupa Terör Mahkemesi, Avrupa Teknoloji ve Dijital Yenilik Ajansı ve Avrupa Üniversitesi, Avrupa asgari ücreti gibi pek çok reformu içeren “<strong>Büyük Avrupa</strong>”.</div> <h3><strong>Kim kimin mayın eşeği?</strong></h3> <div>Bana kalırsa <strong>AB</strong>; dil, ulus ve çıkarlara bölündüğünden <strong>Avrupa</strong> yurtseverliği diye bir şey yok. Nasıl olsun? Hangi <strong>Avrupa</strong>’dan söz edeceksiniz? <strong>Katolik Avrupa</strong> mı? <strong>Protestan Avrupa</strong> mı? <strong>Ortodoks</strong> <strong>Avrupa</strong> mı? </div> <div>Dolayısıyla <strong>Avrupa</strong> ordusunun geleceği yok. İkbal ve istikbal görünmüyor. Olası <strong>Avrupa</strong> ordusunun savaşacak yetenekte olacağını da zaten kimse garanti edemez</div> <div><strong>Fransa</strong>'nın <strong>NATO</strong>’dan bağımsız <strong>Birleşik Avrupa Ordusu</strong> istediği için daha çok başı ağrır. <strong>Türkiye</strong>’ye saldırdıkça burnu kaostan kurtulmaz. <strong>BM</strong> Kurucularından, veto yetkisi bulunan <strong>Fransa</strong>, çok ağır bir ifade olacak ama <strong>Almanya</strong>’nın mayın eşeği.</div> <div>Sahi <strong>Avrupa Birliği Ordusu</strong>, <strong>Fransa</strong>’nın yeni emperyal silahlı gücü mü olacak?</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <h5>Seçilmiş Kaynakça</h5> <h5>https://www.dw.com/tr/stoltenbergden-abye-avrupa-ordusu-uyar%C4%B1s%C4%B1/a-46266951</h5> <h5>https://www.amerikaninsesi.com/a/ab-ordusu-tartismalari-yeniden-alevlendi/6211006.html</h5> <h5>https://haber.sol.org.tr/haber/nato-genel-sekreteri-avrupa-ordusunun-kurulmasi-avrupayi-boler-313022</h5> <h5>https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/avrupa-nin-gelecegi-asya-dadir-262919</h5> <h5>https://www.google.com/amp/s/tr.euronews.com/amp/2021/11/17/ab-savunma-gucu-icin-ilk-ad-m-stratejik-pusula-n-n-ilk-taslak-metni-uzerinde-anlasma-sagla</h5> <h5>https://www.birgun.net/haber/putin-den-avrupa-ordusu-na-destek-236597</h5> <h5>https://www.habersanliurfa.net/yazarlar/omur-celikdonmez/birlesik-avrupa-ordusu-fransanin-basini-yer-mi/30545/</h5> <h5></h5>