<div><span><span>Bizim inanç atlasımızda en yaygın kıyamet alameti ‘‘<strong>Bina ve zina</strong>’’nın çok olacağıdır. </span></span></div> <div><span><span>Nitekim <strong>İslam Peygamberi’</strong>nin bir hadislerinde "Kıyamet alametlerinden biri de, yalın ayak, çıplak, yoksul koyun-keçi çobanlarının binaları yükseltmekte birbirleriyle yarış ettiklerini ve böbürlendiklerini görmendir.” (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, II/313) buyurduğu söylenir. </span></span></div> <div><span><span>Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu</strong>; İslami kesimin dejenerasyon yaşadığını öne sürerek, "İslamcıların şartı beşten, üçe düştü: Masa, kasa ve nisa… Yani; iktidar, para ve kadın…” demişti. </span></span></div> <div><span><span>Demek ki <strong>bina</strong> ve <strong>zina</strong> bu dönemde atbaşı gidiyor. </span></span></div> <div><span><strong><span>"Müslümanlar"ı ve "Siyasal İslamcılar"ı anlamak gerçekten zor!..</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>“Kıyamet Alametleri</strong>” hakkında hangi şeyh veya hocaefendiye sorsanız size derler ki; </span></span></div> <div><span><span>"Rasûlullah Efendimiz, âdeta kıyâmetin ayak sesleri olan alâmetler arasında, ‘zinâ' ve ‘binâ’nın çoğalmasını ifâde buyurmuşlardır. </span></span></div> <div><span><span>Günümüzün umûmî manzarasını seyrettiğimiz zaman; maalesef ahlâksızlığın arttığını, yüksek binâların çoğaldığını görüyoruz. Zinâ ve ahlâksızlık, toplumun huzur ve mâneviyâtına âdeta zehir serpiyor. </span></span></div> <div><span><span>Yükselen binâlar ise, mâneviyâtı zaafa uğrayan şehirlerimizin âdeta mezar taşlarını andırıyor" tarzında birşeyler söyleyecektir. </span></span></div> <div></div> <div><span><span>Ya bu şeyhler hocalar etkisiz eleman, müntesipleri üzerlerinde hiç bir etkileri yok ya da söylediklerine kendileri de inanmıyor. Eğer inansalardı, <strong>müteahhit tayfasını </strong>yanlarına yaklaştırmazlardı. </span></span></div> <div><span><span>Haksız mıyım!..</span></span></div> <div><span><strong><span>Beton nefretinden beton sevgisine doludizgin gidiş… </span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Aydınlık</strong> Dergisi, <strong>Ekim 2008</strong> tarihli sayısında <strong>Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz</strong>'ün <strong>Mustafa Kemal Paşa</strong>'ya '<strong>Beton Kemal</strong>' dediğini yayınlamıştı. </span></span></div> <div><span><span>Sadece <strong>FETÖ</strong>’cüler değil, birçok farklı tarikat ve cemaat mensupları da<strong> Zekeriya Öz </strong>gibi <strong>Atatürk'e</strong> hakaret amaçlı '<strong>Beton Kemal'</strong> der.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Edebiyat Dergisi’nde <strong>Nuri Pakdil</strong>’in, şiirlerine yer verdiği <strong>Osman Sarı</strong>'nın yazdığı ve yine <strong>Edebiyat Dergisi Yayınları</strong>’nda çıkan "<strong>Bir Savaşçıdır Kalbim</strong>" kitabında şu dizeler yer alır:</span></span></div> <div><span><span>“Cihadı özler kalbim cihadı</span></span></div> <div><span><span>Sabırsız bir ordu yürür içimde</span></span></div> <div><span><span>Ömer hiddeti çarpar çehremde</span></span></div> <div><span><span>Beton yapılara kul olanlara”</span></span></div> <div><span><span>Yine aynı kitapta yer alan '<strong>Kurşun Gazeli</strong>'nde; "Atıldık kurşun gibi kentin alanlarına /Bir kaç put ve taş gördü birden irkildi beni" dizeleri İslamcı kesimin sözde taşa, puta ve betona karşı bilinçaltını formatladı.</span></span></div> <div><span><span>Lakin bu müminlerdeki beton nefretinin nasıl olup da beton sevgisine dönüştüğünü anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. </span></span></div> <div><span><strong><span>17 yıllık Beton Sevgisi…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Beton</strong> sadece <strong>put</strong> çağrışımı yapmaz. </span></span></div> <div><span><span><strong>Beton</strong> demek, <strong>ihale</strong> demek <strong>müteahhit</strong> demek <strong>rant</strong> demektir. <strong>Allah</strong>'ın mümin kullarının nasibi ve rızkı demektir. </span></span></div> <div><span><span>Gafiller bunu anlamaz. Ee boşuna dememişler "<strong>men lem yezuk lem yedri- Tatmayan bilemez. Kim ki tatmamış; o, tadını bilemez.</strong>" </span></span></div> <div><span><span>“<strong>Beton</strong>” çakıl, kum gibi "<strong>agrega</strong>" denilen maddelerin bir bağlayıcı madde ve su ile birleştirilmesinden meydana gelen inşaat yapı taşıdır. <strong>Beton</strong> denince akla gri renkte taş gelir. <strong>Gri</strong> veya ona yakın rengi günümüzde kullanılan bağlayıcı maddenin çoğunlukla <strong>Portland</strong> <strong>çimento</strong> olmasındandır.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Betonlaşma”</strong> kavramıyla özellikle büyük şehirlerde insanların doğanın her alanını tahrip etmeleri, binayla, havuzla, yapay şelale ve parke taşlarla, büyük “AVM”ler ile doğanın yok olması anlatılır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Aynı zamanda <strong>Betonlaşma,</strong> çarpık kentleşmenin neden olduğu, belediyelerin para uğruna göz yumduğu, yeşil alanların tamamen yok edilmesine sebep olan inşaat sektörünün insanlara sunduğu, insanları taş duvarlara ve çevreye hapseden durumdur. </span></span></div> <div><span><strong><span>Betona gömülen bir ekonominin bütçesi…</span></strong></span></div> <div><span><span>Felaket tellallığından nefret ederim. Ama bazen de yaşanılan süreç, bir felaket sinyali veriyorsa yapılması gereken insanları doğru bilgilendirmek olmalı. </span></span></div> <div><span><span>Maalesef günümüzde, temel ekonomik göstergelerin tamamı <strong>açık bir ekonomik bunalıma</strong> ve buna bağlı <strong>düzen değişikliği ihtiyacına</strong> işaret ediyor. Ekonomik bunalım, sosyal olayları tetikleyebilme potansiyelini her zaman içerir. </span></span></div> <div><span><span>Ekonomi uzmanlarına göre <strong>2020</strong> <strong>bütçesi</strong> ve dayandırıldığı “<strong>Yeni Ekonomi Programı”</strong> (YEP) ihtiyacın tam aksine eski düzeni devam ettirmeyi hedefleyen <strong>rantçı</strong> bütçesidir, <strong>betona gömülen bir ekonominin</strong> bütçesidir. </span></span></div> <div><span><span><strong>AK Parti </strong>iktidarlarının 17 yıllık döneminde <strong>4 trilyon 902 milyar liralık inşaat yatırımı</strong> yapıldığı ortada. Bu büyük tutar, yurtdışından borç alınan dövizlerin önemli bir bölümünün Türkiye ekonomisini sağlıklı büyütecek alanlara yatırılmak yerine, adeta betona tercih edildiğini yani gömüldüğünü gösteriyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>AK Parti</strong>'nin gayrimenkul rantını tepelere çıkaran ekonomik modeli, eski Başbakan Yardımcısı <strong>Ali Babacan</strong> uygulamış gıkı bile çıkmamıştı. Ne yazık ki <strong>Erdoğan’ın ekonomi kurmayları, </strong>onu yanlış yönlendirmiş. </span></span></div> <div><span><span><strong>Göreceli döviz bolluğu</strong>nun yaşandığı <strong>2008</strong> yılına kadar adeta akan yabancı sermayenin, <strong>yanlış planlama ve yönlendirmeyle,</strong> <strong>fabrikalar</strong> <strong>yerine</strong> <strong>betona</strong> harcanması, alınan dış borçların geri ödemesini kısa vadede riske soktu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye İstatistik Kurumu</strong>'nun (TÜİK) milli gelir hesapları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, <strong>2003</strong> yılından <strong>2017</strong> yılına kadar geçen <strong>15 yıllık </strong>dönemde <strong>inşaata</strong> yapılan toplam yatırım tutarı <strong>2017</strong> yılı fiyatlarıyla <strong>4.9 trilyon dolar</strong>a ulaştı. </span></span></div> <div><span><span>Bu yatırımın <strong>1 trilyon 418 milyar</strong> <strong>lirası</strong> 2003-2008, <strong>3 trilyon 484 milyar lirası</strong> ise 2009-2017 yılları arasında gerçekleştirildi. Sadece <strong>2017</strong>'de inşaata yapılan harcama <strong>535 milyar lira</strong>ya ulaştı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>2003</strong> yılında inşaat yatırımlarının toplam milli gelir içerisindeki payı <strong>yüzde 10.4</strong> seviyesinde bulunuyordu. Ancak inşaat vergi ve benzeri yöntemlerle gayrimenkul yatırımları teşvik edilince bu oran <strong>2017</strong>'nin sonunda yüzde <strong>17.23'e</strong> kadar çıktı. </span></span></div> <div><span><span><strong>AK Parti</strong>'nin inşaata olan desteği, inşaatın toplam yatırımlar içindeki payına da yansıdı.</span></span></div> <div><span><span><strong>2003-2008</strong> döneminde yaklaşık yüzde 50 civarında tahmin edilen inşaat yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payı <strong>2009-2017 </strong>döneminde ortalama <strong>yüzde 54'e, 2017</strong>'nin sonunda ise yüzde <strong>57'ye</strong> ulaştı.</span></span></div> <div><span><span>Yolun sonuna gelindiğini belirten uzmanlara göre, <strong>ekonominin içinde bulunduğu döviz sıkıntısı ve cari açık riski</strong>, kaynaklar betona gömülünce netleşti. </span></span></div> <div><span><span>Eğer, rasyonel bir planlamayla İnşaat yatırımlarının milli gelir içindeki payı, <strong>yüzde 17'ye kadar çıkarmak yerine yüzde 10'lar düzeyinde</strong> sabitlenebilseydi ve eğer bu kaynaklar üretim ve istihdam sağlayan <strong>fabrikalara</strong> harcanmış olsaydı ne <strong>işsizlik</strong> ne de <strong>cari açık sorunu</strong> bu kadar yüksek olmazdı!</span></span></div> <div><span><span><strong>Bir fabrika kurmakla konut yapmanın ekonomiye etkisi birinci yıl aynı olsa da ilerleyen yıllarda denge bozuluyor… </strong></span></span></div> <div><span><span>Bir fabrika kurmakla, konut yapmanın ekonomiye etkisinin birinci yıl aynı olsa da ilerleyen yıllarda fabrika üretim ve istihdamla ekonomiyi büyütürken konut gelecek yıllarda ekonomiye yeterli katkı sağlamıyor. </span></span></div> <div><span><span>Karşılaştırmalı bir örnek verilecek olursa <strong>Türkiye</strong>'nin inşaata yatırım yapması, <strong>Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler</strong> yani bir “<strong>KOBİ</strong>”nin <strong>eskimiş makinesini yenileyip üretime devam etmek yerine, bankadan kredi alıp evine mobilya alması gibi</strong> bir şey. İronik ama gerçek. </span></span></div> <div><span><span>Düşünsenize Türkiye, üstelik ekonomik hovardalığı dışarıdan alınan döviz borçlanmasıyla yaptı. Cari açık arttıkça arttı ve sonuçta dış borçların ödenmesi zorlaştı. Sebeb olanlar utansın. </span></span></div> <div><span><strong><span>Vergi mükelleflerine göre Almanya ve Türkiye ekonomileri! </span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>'nin <strong>Uluslararası Para Fonu</strong> tarafından gelişmekte olan piyasa ekonomisi olarak tanımlanan bir ekonomi tanımı var. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>, dünyanın <strong>yeni sanayileşen ülkeleri</strong> arasında görülür ve büyük ölçüde <strong>gelişmiş bir iktisada</strong> sahiptir.</span></span></div> <div><span><span>Son <strong>büyüme ve enflasyon verileri</strong>, geçen bir yılda krizle boğuşan <strong>Türk ekonomisine</strong> ilişkin beklentilerde temkinli bir iyileşme yarattı. Ancak <strong>krizden çıkış reçetesi</strong>nin olmayışı, <strong>2020</strong>’ye ilişkin kaygıları artırıyor.</span></span></div> <div><span><span>Türk ekonomisindeki <strong>küçülme,</strong> üst üste üçüncü çeyreğe yayılınca <strong>Türkiye ekonomisi 2018 son çeyrekte yüzde 3</strong>, <strong>2019 ilk çeyrekte ise yüzde 2,6</strong> küçülmüştü. Buna karşın <strong>yüzde 2 düzeyinde</strong> beklenen küçülmenin, <strong>yüzde 1,5’ta</strong> kalması, olumlu bir işaret olarak algılandı.</span></span></div> <div><span><span>Yıl sonu yaklaşırken, devletler <strong>en çok vergi ödeyen kurumlarını </strong>tek tek açıklamaya başladı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye’de en çok vergi ödeyen kurumlar</strong> listesinin ilk sıralarında <strong>finans kurumları</strong> yer alırken; <strong>Almanya’da</strong> ise <strong>üretim yapan firmalar </strong>bulunuyor.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>'de en çok vergi ödeyen kurumlar listesinin ilk sıralarında <strong>paradan para kazanan bankalar </strong>yer alırken; <strong>Almanya'da </strong>ise<strong> üretim yapan firmalar </strong>yer alıyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye ekonomisi 2019</strong>’un <strong>Nisan-Mayıs-Haziran </strong>aylarını kapsayan ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre <strong>yüzde 1.5</strong> daralırken, bir önceki çeyreğe göre ise <strong>yüzde 1.2 </strong>büyüdü.</span></span></div> <div><span><span>Bu dönemde, devletin<strong> nihai tüketim harcamaları yüzde 3.3 </strong>artarken, <strong>özel sektörün sermaye yatırımları </strong>aylık bazda <strong>yüzde 7,4</strong> ve yıllık bazda <strong>yüzde 22,8 </strong>düştü.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>'de geçtiğimiz yıl <strong>en fazla vergi ödeyen kurumlar </strong>listesinde <strong>ilk 4 sırayı, bankalar </strong>parselledi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Merkez Bankası</strong>, Kurumlar Vergisi türünde <strong>1. sırada</strong> yer alırken onu; <strong>Ziraat Bankası, Garanti Bankası, İş Bankası</strong> takip etti. <strong>5. sırada</strong> ise <strong>Türkiye Petrolleri </strong>yer aldı.</span></span></div> <div></div> <div></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>'nin son yıllarda yaptığı büyük para kaynaklarının tahsis edildiği projelerin ihalelerini alan büyük müteahhitler, en fazla vergi ödeyenlerde üst sıralarda kendilerine yer bulamadı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Almanya</strong>'nın vergi rekortmenleri listesinde i<strong>lk 10'da</strong> yer alan firmaların hepsi; üretim yapan ve sadece <strong>Almanya'nın</strong> değil dünya ekonomisinde de söz sahibi olan kurumlardan oluşuyor. <strong>1 - Volkswagen 2- Daimler (Mercedes) 3- BMW 4 - E.ON Enerji 5- Deutsche Telekom (T Mobile) 6 - Siemens 7 - BASF Kimya 8- Metro Grup 9- Schwarz Grup 10- Bayer</strong></span></span></div> <div><span><span>İki veri, <strong>Türkiye’deki</strong> ekonomik sıkıntıların kaynağını gösteriyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Üreticilerin değil, bankaların vergi şampiyonu olduğu ülkede ekonomik sıkıntılar bitmez.</strong> </span></span></div> <div><span><span>Görüldüğü gibi <strong>Almanya</strong>'nın ekonomisi <strong>üretime dayalı</strong> iken <strong>Türkiye'</strong>nin ekonomisi <strong>katma değersiz sıcak para</strong>ya dayalı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Üretmeyen Türkiye batar! </strong></span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin:<strong> @oc32oc39</strong> , <strong>@dikgazete</strong></span></span></div>