<h3><span><strong>Abakarov’u kim öldürdü?</strong></span></h3> <div><strong>18</strong> <strong>Ekim</strong> sabahı, <strong>Kafkasya</strong> diasporasının insan hakları alanında etkili isimlerinden birinin daha ölüm haberi düştü sayfalara. <strong>Dağıstan’da</strong> gördüğü siyasi baskılar nedeniyle ülkesinden ayrılmış <strong>Abakar Abakarov</strong>, <strong>İstanbul’da</strong> günlük kiralık bir evde defalarca bıçaklanmış olarak bulundu. Bu isim, konuya tamamen yabancı olanların bile, <strong>Dağıstan’daki</strong> <strong>İsrail</strong> karşıtı eylemlerden anımsayacağı birine ait. Hatırlarsanız, <strong>Mahaçkale</strong> <strong>Havalimanı’nda</strong>, ülkeye uçaklarla <strong>Yahudilerin</strong> geldiğini haber alan <strong>Dağıstanlılar</strong> bir eylem yapmış ve uçak motorlarında bile <strong>İsrail</strong> vatandaşlarını aramışlardı. O günlerde çokça sosyal medyaya düşen bu olay ‘Telegram’daki “<strong>Utro</strong> <strong>Dagestan</strong>” kanalından yayılan haberler nedeniyle çıkmıştı ve <strong>Rusya</strong>, <strong>Abakarov’u</strong> kırmızı bültenle arıyordu. Elbette, <strong>Abakarov’un</strong> aranmasının tek nedeni bu değil.</div> <div><strong>Utro</strong> <strong>Dagestan</strong> Telegram kanalı, <strong>Dağıstan’daki</strong> insan hakları ihlalleri ve yolsuzlukları gün yüzüne çıkarıp ifşa ediyor, dünya kamuoyunu <strong>Ukrayna’da</strong> ölüme yollanan <strong>Dağıstanlılar</strong> hakkında da bilgilendiriyordu. Gerçek şu ki; demir perde kalkmış görünse de <strong>Rusya</strong> <strong>Federasyonu’nda</strong>, halkın aleyhine her ne varsa karartma uygulanır. Her bilgi demokratik bir biçimde aktarılmaz, suçlular cezalandırılmaz ve hatta çoğu zaman suçlular, iktidarı elinde tutan yerel <strong>oligarklar</strong> ve yetki sahipleridirler. <strong>Abakarov’un</strong> da yöneticileri arasında bulunduğu <strong>Utro</strong> <strong>Dagestan</strong> Telegram kanalının suçlarını ifşa ettiği isimlerden biri, yine Telegram kanallarına göre <strong>Magomed</strong> <strong>Magomedov</strong> <strong>Abdulmecidoviç</strong>.</div> <div>Telegram kanalları, <strong>Birleşik</strong> <strong>Rusya</strong> <strong>Partisi</strong> üyesi ve milletvekili <strong>Mecidoviç’in</strong> bu cinayetin azmettiricisi olduğunu yazmaktadır. Her ne kadar cinayetin <strong>Mossad</strong> tarafından işlendiğini iddia eden <strong>İsrail</strong> menşeli hesaplar varsa da bunun korku salma fırsatını değerlendirme işi olduğunu düşünüyorum. Çünkü <strong>İsrail’e</strong> bir kez dokunan <strong>Abakarov</strong>, <strong>Rusya</strong> ve <strong>Dağıstan</strong> yönetimlerinin insanlık karşıtı eylemlerini birden çok kez ifşa etti ve rahatsızlığa neden oldu. Haberlere göre <strong>7 Ekim’de</strong> <strong>Abakarov’u</strong> iki kişi ziyaret etti ve biri, ertesi gün villadan ayrıldı. Bu durum da <strong>Abakarov’un</strong> katillerini tanıdığını işaret ediyor.</div> <div><strong>29</strong> <strong>Temmuz’da</strong> <strong>İstanbul’da</strong> öldürülen üniversite öğrencisi <strong>Usman</strong> <strong>Amriev’in</strong> katilleri ve ölüm nedeni henüz bulunamamışken, <strong>Abakarov</strong> cinayetinin işlenmesi, <strong>2000’li</strong> yıllarda işlenen en az <strong>7 Çeçen</strong> cinayetini hatırlattı bana. Çoğu öylece kapatılmış, çoğundan nemalanan kimselerin ikbal vesilesi olmuş bu kahraman şehitlerin yegâne suçu, haksızlığa ve zulme karşı durmuş olmalarıydı. Bugün yine aynı iklimde yaşıyor olmak düşüncesi bile beni fazlasıyla tedirgin ediyor. <strong>Fotoğrafları</strong> açıkça ortaya konmuş, kimlikleri kolayca bulunabilecek katillerin, havalimanlarından nasıl kolayca çıkıp gittiklerini hatırlıyorum.</div> <div>Korkunç olan şu ki; bazı <strong>cinayetler</strong> için <strong>dava</strong> bile açılmamıştı o günlerde. Kendini <strong>Allah’a</strong> ve <strong>vatana</strong> adamış bu namuslu insanların dünyadan bir beklentisi elbette yoktu fakat biz <strong>insanlık</strong> <strong>namına</strong> her fırsatta söz söyleyenlerin, bütün bu <strong>olan</strong>-<strong>biteni</strong> film sahnesi gibi kabul edip, unutması mümkün mü? Herkes, bu <strong>ölümleri</strong> unutmuş olsa da biz, yapılan <strong>haksızlıkları</strong> ilk günkü sıcaklığıyla hatırlıyoruz. Olayların <strong>insan</strong> <strong>haklarına</strong> aykırı durumlarının yanında, <strong>devletler</strong> <strong>hukuku</strong> açısından da ciddi bir yönü vardır. <strong>Türkiye</strong>, tarih boyunca önemli bir ülke oldu. Zulme uğrayan, haksızlığa boyun eğmeyen birçok insanın <strong>sığınağı</strong> olmuş ülkemizin üzerinden yabancı gözler de eksik olmadı.</div> <div>Yabancı <strong>istihbarat</strong> mensuplarının <strong>Türkiye’de</strong> bu kadar rahat hareket edebilmeleri, insan öldürüp kayıplara karışabilmeleri, gerçekten ciddi bir güvenlik sorunudur ki yarın kimi <strong>hedef</strong> alacakları bilinmez. İşleyebildikleri her cinayetten daha fazla cesaret alan bu yapıların elleri ayakları kırılmalı, <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti’nde</strong> sadece <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> <strong>Devleti’nin</strong> hüküm sürdüğü, bu kirli odaklara hatırlatılmalıdır.</div> <div>.</div> <div><strong>Ülkü Menşure Solak, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>