<div><strong>İkinci Dünya Savaşı</strong>'nın sonunda <strong>Türk Milli İstihbaratı</strong>’nda baskın olan <strong>Alman</strong> <strong>ekolü</strong>, Gehlen ve ekibinin Central Intelligence Agency / CIA’ya transfer olması ile yerini <strong>Amerikan</strong> <strong>tarzı istihbarat</strong> anlayışına bıraktı. </div> <div><strong>Sam Amca</strong> aynı yatağa girilince doğal olarak, <strong>MAH</strong> (MİT) bir <strong>CIA şubesi</strong> gibi faaliyet gösterdi. <strong>CIA, MAH'</strong>ı yeni baştan organize etti. <strong>CIA, MAH</strong>'ı yeniden organize etme işine '<strong>kendi kadrolarını</strong>' yetiştirerek başladı. 6 kişilik bir ekip <strong>ABD'ye</strong> eğitime götürüldü ve <strong>MİT'in</strong> diğer kadroları da bu <strong>6 kişi </strong>tarafından eğitildi. <strong>MAH'ın</strong> başına <strong>1953</strong>'te bu 6 kişilik ekipten <strong>Behçet Türkmen</strong>, daha sonra da <strong>Fuat Doğu</strong>, <strong>MİT'in</strong> başına getirildi.</div> <div></div> <div>Bu yapılanmaya bakıp da sakın her şey yolunda gitmiş diye düşünmeyin. Zira <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Amerika</strong> ile ilişkileri hep sancılı. Neden mi? <strong>Menderes</strong> hükümetlerinin <strong>kalkınma hamleleri </strong>ciddi para gerektiriyordu. </div> <div><strong>IMF ve Dünya Bankası, Türkiye'yi </strong>frenlemeye çalıştı. <strong>Menderes</strong>, Batı'dan alamadığı fonları <strong>Rusya'dan</strong> almayı düşündü. Bu bağlamda bir nevi başarılı da oldu ve <strong>Ruslara</strong> <strong>İzmir Aliağa</strong>’da bir rafineri yaptırdı. Ayrıca <strong>İzmit</strong> körfezinde <strong>Paşabahçe</strong> cam fabrikası, yine <strong>Ruslar</strong> tarafından yapıldı. </div> <div><strong>27 Mayıs 1960</strong> darbesi olmasa idi <strong>Başbakan Adnan Menderes Haziran</strong> ayında <strong>Moskova'ya</strong> gidecekti. “<strong>ABD'nin 27 Mayıs'a yeşil ışık yakmasında bu da vardır</strong>” diyenlerin sayısı da hayli fazla. Bunun için “<strong>27 Mayıs bir NATO darbesi”</strong> diyenlere hak vermemek mümkün değil.</div> <div><strong>ABD</strong> ile yaşanan ikinci krizin kahramanları <strong>Amerika Birleşik Devletleri Başkanı</strong> <strong>Lyndon B. Johnson</strong> ile <strong>Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı İsmet İnönü</strong>’dür. </div> <div>Siyasi tarihimizde ‘Johnson Mektubu’ olarak bilinen, Amerika Birleşik Devletleri başkanı <strong>Lyndon B. Johnson</strong> tarafından <strong>Türkiye başbakanı İsmet İnönü</strong>’ye 5 Haziran <strong>1964</strong> tarihinde gönderilen, <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Kıbrıs’a</strong> müdahalesini önlemek amacıyla ve kaba bir üslupla yazılmış mektub okunduğunda <strong>ABD’nin Türkiye’ye</strong> yönelik tehditleri görülür.</div> <div><strong>İsmet İnönü,</strong> bu mektup üzerine, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orda yerini alır” yanıtını vermişti. Sonrası malum, <strong>AP Hükümeti</strong> kurulur ve <strong>İnönü</strong> düşürülür. Oysa <strong>İnönü Hükümetini </strong>düşürenler daha sonra da <strong>Demirel hükümetini</strong> düşüreceklerdi.</div> <div>Üçüncü kriz <strong>Süleyman Demirel’</strong>in başbakanlığı döneminde yaşanır. Süleyman Demirel, ‘Morrison Süleyman’ lakabıyla tanınmasına rağmen <strong>ABD</strong> ile iyi ilişkiler kuramaz. </div> <div><strong>Türkiye ile Sovyet Rusya</strong> arasındaki yakınlaşma <strong>1965</strong> seçimlerinde işbaşına gelen <strong>Adalet Partisi </strong>iktidarı döneminde de sürmüştür. <strong>1965 Eylül'</strong>ünde Ankara'ya gelen bir <strong>Sovyet</strong> heyetiyle görüşmeler 12 Kasım'da bir ‘<strong>ön protokol</strong>’un imzalanmasıyla sonuçlanır.</div> <div><strong>20-27 Aralık 1966</strong>'da <strong>Sovyet Başbakanı Aleksi Kosigin, Türkiye'yi</strong> ziyaret eder. Ziyaret sonunda yayınlanan ortak bildiride iki ülke arasındaki siyasal ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi üzerinde durulur. Ancak bu gelişme, öncelikle ekonomik ilişkilerde sağlanır. <strong>1967, 1972, 1979</strong> yıllarında ticaret anlaşmaları yapmalarına rağmen <strong>Türkiye ve Sovyetler,</strong> farklı kamplarda yer alır.</div> <div><strong>Sovyet</strong> kredisi ile finanse edilmek üzere ön projeleri hazırlanan 7 sınai tesise ait anlaşma, 25 Mart 1967 tarihinde imzalanmıştır. <strong>İskenderun</strong> Demir Çelik tesisleri, <strong>İzmir</strong> Aliağa Rafinerisi, <strong>Seydişehir</strong> Aliminyum Tesisleri, <strong>Paşabahçe</strong> Cam Sanayiini de içeren bu 7 proje için <strong>Sovyet Hükümeti, Türkiye</strong>’ye yüzde 2.5 faizli ve 15 sene vadeli 200 milyon dolarlık bir kredi açmıştır.</div> <div>Anlaşmanın önemli yanı, kredilerin Türkiye’den yapılacak ihracatla ödenmesinin ve bu ihracatın yüzde 60’ının da <strong>Türkiye’nin</strong> geleneksel tarım ürünleriyle yapılmasının öngörülmüş olmasıdır. <strong>Türkiye</strong> bu anlaşma ile sadece bazı önemli sınai tesisler kazanmakla kalmayıp aynı zamanda geleneksel tarım ürünlerini <strong>Sovyetler Birliği</strong>’ne pazarlama imkânı da bulmuştur. Sonraki yıllarda bu tesislerin hepsi de kurulup işletmeye açılmıştır.</div> <div><strong>Demirel, ABD</strong>’ye rağmen <strong>Sovyet Rusya</strong> ile giriştiği bu ekonomik kalkınma seferberliğinin bedelini bizzat <strong>CIA</strong> ajanlarının kendisi hakkındaki ‘<strong>Amerika’nın adamı’</strong> yaftasını sol örgütler arasında propaganda yapması ile ödediği gibi, <strong>12 Mart 1971</strong> muhtırasının neticesinde şapkasını alıp gitmesiyle de ödemiştir. </div> <div>Tesadüfe bakın <strong>12 Eylül 1980</strong> darbesinde de <strong>Demirel</strong> başbakandır. Belki en trajiği <strong>28 Şubat</strong> post modern darbe sırasında <strong>Cumhurbaşkanı</strong> olmasıdır. Ne hikmetse askeri darbeler hep onu bulmuş, kışlanın duvarına toslamaktan bir türlü kurtulamamıştır.</div> <div>Dördüncü kriz <strong>1974 Kıbrıs Barış Harekâtı</strong> sonrasında yaşanmıştır. <strong>1974 Kıbrıs Barış Harekâtı</strong> sırasında <strong>Demirel</strong> iktidar değildir lakin <strong>ABD’nin Türkiye aleyhtarlığı</strong> hep aynıdır. </div> <div></div> <div><strong>CHP-MSP Koalisyon</strong> hükümeti iktidarda, <strong>Bülent Ecevit </strong>başbakan <strong>Necmettin Erbakan</strong> ise başbakan yardımcısıdır. <strong>5 Şubat 1975</strong> yılında başlayan ve üç yıl süren <strong>Amerika’nın</strong> silah ambargosunun nedenleri şöyle sıralanabilir; <strong>Haşhaş</strong> ekim yasağının kaldırılması. <strong>Kıbrıs Harekâtı</strong> ve bu harekâtta <strong>Amerikan</strong> <strong>silahlarının</strong> kullanılmış olması.</div> <div><strong>Türkiye,</strong> bu ambargoya karşı şu yaptırımları uygulamıştır; </div> <div><strong>1- 13 Şubat 1975</strong>′te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğu açıklandı. </div> <div><strong>2- 25 Temmuz 1975</strong>′te ABD’ye nota verilerek ABD Savunma İşbirliği Anlaşması (3 Temmuz 1969) yürürlükten kaldırıldı. </div> <div><strong>3- Türkiye’deki</strong> bütün Amerikan üs ve tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “kontrol ve gözetimi” altına alındı. </div> <div><strong>Amerika,</strong> bu karşı yaptırımlara dayanamayarak <strong>26 Mart 1976</strong>′da üslerle ilgili yeni bir <strong>Savunma İşbirliği Anlaşması </strong>imzalamak zorunda kalmıştır. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi ise ambargonun kaldırılması şartına bağlanmıştır.</div> <h3><strong>Çekişme, NATO Türk Gladio'su ile Cihanşümul Kadim Türk Devleti arasında yaşandı!</strong></h3> <div><strong>Gladio/Kısa Kılıç</strong>, <strong>II. Dünya Savaşı</strong> sonrasında <strong>Batı Avrupa</strong>'da gelecekte olması beklenen bir <strong>Varşova Paktı</strong> işgaline cephe gerisinde bir direniş başlatmak amacıyla <strong>İtalya'da</strong> <strong>NATO</strong> tarafından gizli olarak örgütlenen kontrgerilla (stay-behind) operasyonunun kod adı.</div> <div></div> <div><strong>Gladyo</strong>, özel olarak <strong>NATO</strong> cephe gerisi direniş organizasyonun <strong>İtalyan</strong> kolunu belirtse de bazen "<strong>Gladyo operasyonu</strong>" <strong>NATO'nun</strong> bütün cephe gerisi (stay-behind) operasyonlarının gayriresmî adı olarak kullanılır ve bazen "<strong>Süper NATO</strong>" adıyla da anılır. </div> <div><strong>Türkiye, 4 Nisan 1952</strong>'de <strong>NATO'ya</strong> katılınca aynı yıl, <strong>Türkiye'deki</strong> kolu <strong>Seferberlik Taktik Kurulu</strong> (STK - Tactical Mobileization Group ), <strong>CIA</strong> kuruluşu <strong>American Yardim Heyeti</strong>'nin (American Aid Delegation - JUSMATT) Türkiye'nin başkenti <strong>Ankara'nın</strong> <strong>Bahçelievler</strong> semtindeki binasında faaliyetlerine başladı. <strong>Türkiye'nin Kore Savaşı</strong>’na asker göndermesi <strong>NATO’ya</strong> kabulünde önemli bir taviz olmuştu. </div> <div>Sonraki süreçte <strong>Türkiye - NATO</strong> ilişkileri, daha özelde <strong>ABD</strong> ile yaşanan sorunlar, siyasi tarihimizde ‘<strong>Johnson Mektubu</strong>’ olarak bilinen, Amerika Birleşik Devletleri başkanı Lyndon B. <strong>Johnson</strong> tarafından Türkiye başbakanı İsmet <strong>İnönü’ye</strong> 5 Haziran <strong>1964</strong> tarihinde gönderilen mektupla başladı.</div> <div></div> <div><strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Kıbrıs’a</strong> müdahalesini önlemek amacıyla ve kaba bir üslupla yazılmış mektuba bakıldığında <strong>ABD’nin Türkiye’ye yönelik tehditleri</strong> görülür. <strong>İsmet İnönü</strong> bu mektuba tepkisini “<strong>Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orda yerini alır</strong>” yanıtını ile gösterdi. </div> <h3><strong>Aydınlık Gazetesi ve Doğu Perinçek'in Kontrgerilla operasyonu!..</strong><strong></strong></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>12 Eylül 1980</strong> öncesinde <strong>Doğu Perinçek</strong> ekibinin neşrettiği <strong>Aydınlık</strong> gazetesinde isim isim yayınladığı <strong>Kontrgerilla</strong> elemanlarının sağ ve sol kesimde yer aldığı ortaya çıkmıştı. Kadim devletin refleksi ile önce <strong>Türkiye'den</strong> devşirilen <strong>Gladyo</strong> unsurlarının listeleri yayınlandı, deşifre edildiler, sonra da etkisizleştirildiler. </div> <h3><strong>FETÖ, NATO'nun kılıcı!..</strong></h3> <div><strong>“</strong>Gavurun ekmeğini yiyen kılıcını kuşanır” diye boşuna dememişler. <strong>Gladyo,</strong> cevabını dini ikonlar üzerinden vermekte gecikmedi. <strong>FETÖ</strong> yapılanması sahaya sürüldü. Bundan dolayı <strong>FETÖ’yü,</strong> “<strong>tek başına bir terör örgütü</strong>” olarak değerlendirmek hatalı olur. </div> <div><strong>FETÖ</strong>, 70 yıllık <strong>NATO</strong> sürecinde iç karışıklık yaratan, suikastlar düzenleyen <strong>Gladyo'nun</strong> bir parçası. Darbe girişiminin önlenmesiyle <strong>FETÖ’yle</strong> beraber <strong>Gladyo</strong> da yerle bir edildi. Ama bu tahmin ettiğiniz gibi hiç de kolay olmadı.</div> <h3><strong>7 Şubat 2012'de ne oldu?</strong></h3> <div>Üç gün önce <strong>Hakan Fidan</strong>'ın <strong>FETÖ</strong> tarafından gözaltına alınmak istendiği günün <strong>10.</strong> yıldönümüydü. Peki ne oldu <strong>7 Şubat 2012</strong>'de? Bilmeyenler veya muarızlar için; “<strong>elinin körü oldu!”…</strong></div> <div><strong>FETÖ terör örgütü</strong>, ilk kez devlete karşı açıktan operasyon yapmaya çalıştı. <strong>MİT Müsteşarı Hakan Fidan</strong>, <strong>FETÖ'ye</strong> bağlı savcılar tarafından sorgulanmak istedi.</div> <div></div> <div><strong>MİT'e darbe</strong> niteliğindeki kalkışmada amaç <strong>Türkiye Cumhuriyeti </strong>yönetimini tamamen <strong>Washington</strong> yörüngesine oturtarak, bağımsızlık esas karakteri olan <strong>Türk Milletinin</strong> boynuna küresel emperyalizmin prangasını geçirmekti.</div> <div><strong>FETÖ'nün</strong> yargıdaki üyelerince <strong>MİT Başkanı Fidan</strong>'ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı <strong>7 Şubat 2012</strong>'deki <strong>MİT kumpası</strong>, “örgütün hükümete karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak kayıtlara geçti.</div> <div><strong>FETÖ</strong>, yargı ve emniyetteki yapılanmaları ile <strong>MİT Başkanı Hakan Fidan</strong> ve diğer teşkilat mensuplarına yönelik hain bir kalkışmaya girişti. </div> <div></div> <div>Bu hedeflerinde başarılı olsalardı bir sonraki aşamada hükümeti devireceklerdi. O dönem <strong>Başbakanlık</strong> görevini yürüten <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>'ın devreye girmesi ile bu hain kumpas çökertildi.</div> <div><strong>Emniyet</strong> ve <strong>yargı</strong> kurumlarının içine sızan <strong>FETÖ'cüler</strong>, kumpası, <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>'nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, <strong>MİT'i</strong>, terör örgütü <strong>PKK</strong> ile ilişki içindeymiş gibi gösterme bahanesiyle<strong> 7 Şubat 2012</strong>'de, <strong>MİT Başkanı Hakan Fidan</strong>'ın da aralarında bulunduğu bazı görevlilerini ifadeye çağırma ve haklarında yakalama kararı çıkarma şeklinde kurgulayarak gerçekleştirmek istedi.</div> <div></div> <div><strong>10 Şubat 2012</strong>'de savcılar <strong>Sadrettin Sarıkaya</strong> ve <strong>Adem Özcan </strong>imzasıyla <strong>MİT</strong> görevlileri hakkında <strong>yakalama kararı </strong>çıkartıldı.</div> <div>Amaç, <strong>Fidan</strong> ve 4 görevliyi <strong>PKK’yla</strong> ilişkilendirmekti. Dönemin <strong>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül</strong>, <strong>Fidan’ın</strong> ifadeye gitmesini istedi. Dönemin <strong>Başbakanı Erdoğan</strong>, ameliyat olacaktı ve o narkozun etkisindeyken <strong>Fidan'ın</strong> gözaltına alınması planlanıyordu. Ancak <strong>Fidan</strong>, o dakikalarda hastanede ameliyat olması beklenilen <strong>Başbakan Tayyip Erdoğan</strong>’a ulaştı. <strong>Erdoğan</strong>, ameliyatını erteletti. <strong>Fidan’ın</strong> ifade vermeye asla gitmemesini emretti. Böylece kumpas bozuldu.</div> <div><strong>11 Şubat</strong>'ta savcı <strong>Sadrettin Sarıkaya,</strong> soruşturmadan alınırken <strong>13 Şubat</strong>'ta savcı <strong>Adem Özcan</strong> imzasıyla <strong>MİT'e</strong> gönderilen yazıda, 5 kişinin kurumla ilişkileri ve yardımcı istihbarat elemanı gibi bir görevlilerinin olup olmadığı soruldu.</div> <div>Isparta Milletvekili Hukukçu <strong>Recep Özel</strong> ve arkadaşlarının hazırladığı yeni <strong>Kanun</strong> teklifi <strong>TBMM'ye</strong> sevk edildi. <strong>17 Şubat'</strong>ta <strong>MİT Kanunu, TBMM'</strong>de değiştirildi ve soruşturma izni Başbakanın iznine bağlandı. <strong>30 Ocak 2013</strong>'te <strong>Başbakanlık</strong>, <strong>MİT</strong> görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verdi. <strong>22 Mart 2013</strong>'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, <strong>MİT</strong> görevlileri hakkında takipsizlik kararı aldı. </div> <div><strong>17- 25 Aralık</strong> sürecine giden yol böyle başladı. Ardından <strong>15 Temmuz</strong> hain darbe girişimi yaşandı. </div> <h3><strong>Enver Altaylı / Nuri Gökhan Bozkır / Halil Falyalı…</strong></h3> <div><strong>Bir kaç yazı evvel</strong>, "24’üncü Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün devre arkadaşı Emekli Albay Niyazi Bozkır’ın asker üniformasına çocuk yaştan beri tutkun oğlu, Hablemitoglu Suikastı zanlısı, Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan uzaklaştırılan Nuri Gökhan Bozkır'ın MİT Operasyonu ile Ukrayna’dan getirilmesi, devlet kademesinde büyük hesaplaşmanın işaret fişeği olarak görülebilir." kaydını düşmüştüm.</div> <div></div> <div><strong>Nuri Gökhan Bozkır</strong>'ın Albay Levent Göktaş’ın talebesi olduğu, <strong>Korkut Eken'in Levent Göktaş</strong>'a onun da <strong>Nuri Bozkır</strong>'a emir verdiği, onun da yerine getirdiği daha önce mahkeme tutanaklarında yer almıştı.</div> <h3><strong>Sedat Peker laneti!..</strong></h3> <div>Allah, kimseyi <strong>Sedat Peker</strong>'in diline düşürmesin. <strong>Peker,</strong> kimden söz ettiyse çoğu adres değiştirdi. Adamın ifşalarında adı geçenler birer birer ölüyor!</div> <div>Sanki sıraya koymuşlar. ilk olarak <strong>FETÖ</strong> borsasında yargılanan AK Parti İzmir İl eski Başkan yardımcısı <strong>Ahmet Kurtuluş</strong>, ardından şüpheli bir kazaya kurban giden Almanya Osmanlı Ocakları Başkanı <strong>Taner Ay </strong>ve son olarak da suikast sonucu öldürülen <strong>Halil Falyalı</strong>.</div> <div>Almanya’da 2016’dan bu yana yasaklı olan Almanya Osmanlı Ocakları derneği yöneticilerinden Kırşehirli iş insanı <strong>Taner Ay</strong>, Türkiye’den <strong>Porsche</strong> marka otomobili ile yola çıkmış, <strong>Bulgaristan</strong>’da aracıyla uçurumdan aşağı yuvarlanmıştı.</div> <h3><strong>NATO’nun kirli yapısı çözülüyor!</strong></h3> <div>Organize suç örgütü yöneticisi <strong>Sedat Peker</strong>'in videolarındaki iddialar ile gündeme gelen <strong>Halil Falyalı</strong>'ya suikast düzenlendi. <strong>Halil Falyalı</strong>’nın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne bölgesi <strong>Çatalköy</strong> mevkisinde arabasındayken kimliği belirsiz kişiler tarafından uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiği kaydedildi.</div> <div><strong>Falyalı,</strong> saldırıya uğradığı sırada 3 araçla, ailesiyle birlikte seyahat ediyordu. Eşi ve çocuklarının bulunduğu araç hedef alınmadı. Saldırganların yolun daraldığı bir noktada pusuya yattığı ve sadece <strong>Falyalı’nın</strong> aracına ateş açtığı belirtiliyor. Tam bir profesyonel suikast timi işi.</div> <div></div> <div><strong>Peker’in,</strong> uyuşturucu trafiğinin merkezinde olduğunu söylediği ve Kuzey Kıbrıs'taki yasadışı işlerde sıkça adı geçen <strong>Falyalı'nın</strong> suikastı sonrasında, <strong>Ankara'da</strong> deyim yerindeyse çarşı karıştı. <strong>Falyalı</strong> ile iş yapanların eteği tutuştu. <strong>Lefkoşa’ya</strong> giden gidene. </div> <div><strong>Halil Falyalı </strong>cinayeti sadece yeraltı dünyasında değil iş ve siyaset dünyasında da büyük savaşın başladığını ortaya koymuyor mu? Sadece iktidar ve muhalefet arasında yaşanmıyor bu savaş.</div> <div>İktidarı oluşturan gruplar ve güç odakları arasında da tüm şiddeti ile yaşanıyor. <strong>Erdoğan ve Akar</strong>'ın “omicron” olması ve dış dünyadan soyutlanması tesadüf mü sanıyorsunuz? <strong>Peker’in</strong> iddialarına göre <strong>Erkan Yıldırım</strong> ve <strong>Mehmet Ağar</strong>’la birlikte uyuşturucu ticaretinin de merkezinde yer alıyordu.</div> <div>Hangi eskortun göğsüne düşen şimşek için kılıçlar çekildi? <strong>Halil</strong> <strong>Falyalı</strong>, acaba sahibi olduğu <strong>780 milyon doların</strong>, ekonomik kriz yaşayan <strong>Türkiye'ye</strong> transferine karşı çıktığı için defteri dürülmüş olabilir mi?</div> <div>Olası şüpheli <strong>ABD</strong> <strong>güçleri</strong> gibi duruyor. </div> <div><strong>2016</strong> yılından beri <strong>ABD'de</strong> uluslararası para aklama ve uyuşturucu trafiği suçlamasıyla aranıyordu. <strong>Falyalı’yı</strong> adada kim koruyordu? Yakın dostu Kıbrıs İngiliz Yüksek Komiseri <strong>Stephen Lillie CMG</strong> mi yoksa <strong>Türk</strong> yetkililer mi?</div> <div><strong>Beşiktaş</strong> eski yöneticisi ve sunucu <strong>Ece Erken</strong>’in eşi, <strong>1980</strong> yılında Rize'de dünyaya gelen avukat <strong>Şafak Mahmutyazıcıoğlu</strong>’nun; Yeşilköy Bakırköy'de kendisine ait balıkçı restoranında uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülmesini nasıl değerlendirmek gerekir? </div> <div>Bahis mafyası mı yoksa Cübbeli Ahmet Hocanın dediği “<strong>manyak</strong> <strong>manyak işler</strong>” yüzünden mi?</div> <div><strong>Halil Falyalı</strong> öldürülürken <strong>Sedat Peker</strong>'in yaşadığı Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti <strong>Abu Dabi</strong>'de kaldığı otele roketli saldırı düzenlendi.</div> <div>Tüm bunları üst üste veya yan yana koyun. <strong>Devlet</strong> refleksi bunlar. <strong>Türk’e</strong> mezar kazanın mezarı kazılır.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/ingilizler-balik-sever-favorileri-aynali-sazan-4217.html</strong></div> <div><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/cia-nin-maasli-turk-paydaslari-ve-abdullah-ocalan-i-mercedes-operasyonu-nda-suikastten-kim-kurtardi-4095.html</strong></div> <div>https://www.timeturk.com/tr/makale/omur-celikdonmez/amerika-turkiye-nin-olmayan-fuzelerinin-derdine-dustu.html</div> <div>https://www.sondakika32.com/</div> <div>https://www.trthaber.com/m/?news=7-subat-mit-kumpasinin-uzerinden-10-yil-gecti&news_id=652562&category_id=1</div> <div>https://www.birgun.net/haber/trafik-kazasinda-olen-taner-ay-in-ailesinden-suikast-iddiasi-374160</div> <div>https://www.cnnturk.com/video/turkiye/7-subat-mit-krizinde-ne-oldu</div> <div>https://www.yenicaggazetesi.com.tr/sedat-peker-ifsalarinda-adi-gecenler-birer-birer-oluyor-iste-o-uc-isim-508252h.htm</div> <div>https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/falyalinin-suikasti-sonrasi-3-ana-olasilik-devlet-mafya-siyaset-ucgeninde-kazan-kayniyor-1906403</div> <div>https://www.gazeteduvar.com.tr/taner-ay-arkasinda-hangi-yanitsiz-sorulari-birakti-haber-1547795</div> <div>https://odatv4.com/guncel/ece-erken-in-esi-safak-mahmutyazicioglu-nun-katillerinin-kacis-goruntuleri-ortaya-cikti-228379</div> <div>https://halktv.com.tr/dunya/abu-dabide-otele-roketli-saldiri-663622</div> <div></div>