<div><span><span>Dünya ekonomisi her geçen yıl, artan bir oranda, kötüleşiyor. <strong>2019</strong>’a, <strong>jeopolitik</strong>, <strong>ekonomik</strong> ve <strong>toplumsal</strong> <strong>krizlerin</strong> birbirini tetiklediği, etkilediği ortamda girildi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Uluslararası kapitalizm</strong>; tarihi ve sistemsel bir karakter taşıyan küresel ekonomik krizle karşı karşıya.<strong>Sermayenin tekelleşmesi</strong> gibi <strong>Marksist</strong> bir tanımlamanın ne kadar doğru olduğu bir kez daha anlaşıldı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Karl Marks’ın ifade ettiği gibi “Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var!”</strong></span></span></div> <div><span><span>Nitekim <strong>2018</strong>’de dünya nüfusunun yarısını oluşturan <strong>3,8 milyar insanın serveti, yüzde 11 azalırke</strong>n, dünyadaki <strong>milyarderlerin serveti 900 milyar dolar ya da yüzde 12 arttı. </strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span>Neden böyle oldu?</span></span></div> <div><span><span><strong>2008</strong>’de dünyayı kasıp kavuran <strong>küresel mali krizi</strong>n patlamasından bu güne, geçen sürede, hükümetler, faturasını günah keçisi gördükleri <strong>yoksul</strong> <strong>kesime</strong> çıkardı. </span></span></div> <div><span><span>Global krizin, gelir düzeyi düşük halk kesimine yansıması, neredeyse sıfıra yakın ücret artışı, ücret politikası, sağlık hizmetinin ve diğer toplumsal hizmetlerin içini boşaltan kemer sıkma programlarıyla gerçekleşti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yoksul kesiminin geliri düştü, temel harcamaları artı. </strong></span></span></div> <div><span><span>Sermaye sınıfı daha da güçlendi. Geçtiğimiz yıl, 26 kişi, dünya nüfusunun yarısını oluşturan 3,8 milyar insanınki kadar bir servetin sahibi oldu.</span></span></div> <div><span><strong><span>Küresel egemenler, ekonomik krize yeni bir paylaşım savaşını çözüm görüyor…</span></strong></span></div> <div><span><span>Uluslararası sermaye grupları, statükonun değişmesine tahammül edemiyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Küresel sermaye,</strong> <strong>ABD</strong> savaş gücünü egemenliğini sürdürmede kullandığından, <strong>Amerikan</strong> kapitalizminin uzun süreli gerilemesini dengelemek için <strong>askeri güç kullanacak şekilde, bir dünya egemenliği</strong> politikası takip ediyor; bunu bilmeyen yok. </span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Küresel sermaye</strong> için <strong>tek düşman Avrasya Birliği</strong>, <strong>Şanghay Beşlisi</strong> veya <strong>pasifik ekonomisi </strong>değil. <strong>Ortadoğu</strong> ve <strong>Orta Asya</strong>’da enerji kaynaklarının kontrol edilmesinde bölgesel çatışmaları nasıl değerlendirdikleri malum. </span></span></div> <div><span><span>Yeni bir <strong>paylaşım savaşı</strong>na doğru savrulduğumuz şu günlerde, olası çatışma sadece <strong>ABD ile Çin ve Rusya</strong> arasında değil; <strong>ABD ile Avrupa </strong>arasında da patlak verebilir. </span></span></div> <div><span><span>Önümüzdeki aylarda <strong>İngiltere ve Almanya’</strong>da gerçekleşecek hükümet değişiklikleri, yeni küresel güç merkezlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak gibi. </span></span></div> <div><span><strong><span>Yolsuzluk yoksulluk ve ekonomik zayıflık ne Avrupa Birliği’nin ne de NATO’nun işine geliyor?</span></strong></span></div> <div><span><span> <strong>AB</strong> ve <strong>NATO</strong> üyesi ülkelerde yönetimlerin ülke kaynaklarını yatırıma dönüştürmede yolsuzluğa bulaşması <strong>ekonomik zafiyete</strong> yol açtığından <strong>ekonomik zayıflık</strong> bölgesel istikrarsızlığa domino etkisi yapabiliyor. </span></span></div> <div><span><span>Bu yıkıcı süreci durdurmak çok güç. O nedenle “<strong>Yolsuzluk</strong>”, <strong>1990</strong>’lardan beri kalkınma konusundaki tartışmaların temel unsuru oldu.</span></span></div> <div><span><span>Yolsuzluğun yıpratıcı etkilerine bakıldığında kökleri, derinlere inen kapsamlı bir ekonomik büyümeyi önler, yardımın yönünü değiştirir ve uluslararası kalkınma yardımını çökertir. </span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>yaygın yolsuzluğun,</strong> eşit derecede önemli başka bir <strong>sonucu</strong> da ulusal ve uluslararası güvenlik üzerinde yaptığı kaotik etkidir. </span></span></div> <div><span><strong><span>31 Mart yerel seçim öncesinde piyasaya neden kimler kötümserlik aşılıyor?</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Seçim öncesinde,</strong> seçim sonrasına yönelik<strong> döviz kurlarının</strong> geçen <strong>Ağustos</strong> ayında fırladığı gibi artış trendine gideceği, <strong>Türkiye’nin</strong> son yılların en kırılgan ekonomik sürecinde yerel seçimi gerçekleştireceği söylentisi mevcut. </span></span></div> <div><span><span>Şirketlerin arka arkaya <strong>konkordato</strong> (iflas anlaşması) ilanları, <strong>inşaat</strong> sektöründeki <strong>durgunluk</strong>, yüksek seyreden <strong>enflasyon</strong> dikkate alınarak yapıldığı söylenen bu tür <strong>değerlendirmeler</strong> <strong>objektif</strong> <strong>olmaktan</strong> uzak. </span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Özellikle <strong>yabancı analistler</strong>, ekonomik verilere göre <strong>Türkiye’nin sert bir ekonomik durgunluk</strong> içinde olduğu görüşünde. Bunlar, <strong>yüzde 20'li </strong>sevilerdeki enflasyonun hane halkının alım gücünü erittiğini, ülkeye gelen döviz akışının ise önceki yıllara göre hayli azaldığını belirtiyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ekonomik durgunluk</strong>, döviz girişinin düşük seviyede, enflasyonun yüksek sevide gerçekleşmesi, kredi yaratma kapasitesini aşağıya çektiği gibi, "<strong>devalüasyon-enflasyon</strong>” körüğünün var gücüyle çalışacağını gösteriyor. </span></span></div> <div><span><span>Son aylarda gerçekleşen<strong> kur ve faiz şoku</strong>, üreticilerin üretim maliyetlerini yukarı itiyor, perakende satış fiyatlarının çok üstüne çıkıyor. <strong>Hane halkı talebi zayıflasa da</strong> garip şekilde <strong>üreticiler,</strong> maliyetleri <strong>perakende</strong> <strong>fiyatlamalara yansıtmayı </strong>sürdürüyor.</span></span></div> <div><span><span>Eğer <strong>hane halkı </strong>bazında <strong>talep düşüklüğü </strong>varsa, zamlı fiyatlandırmaya rağmen piyasaya arz edilen malı kim tüketiyor?</span></span></div> <div><span><strong><span>Durum biraz farklı Türkiye’nin altın stoku ve ülkedeki zengin sayısı arttı…</span></strong></span></div> <div><span><span>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, <strong>2018</strong> sonu itibarıyla <strong>Türkiye</strong>'de hesabında <strong>1 milyon lira ve üzeri bakiye</strong> olan <strong>161 bin 800 </strong>kişi var. </span></span></div> <div><span><span>Mudilerin bankalardaki toplam mevduatı Türk Lirası bazında <strong>1 trilyon 24 milyar 25 milyon lira</strong> düzeyinde. Türkiye'de <strong>2018</strong> sonu itibarıyla bankalarda bulunan <strong>5.8 milyar liralık</strong> <strong>altının</strong> büyük bir kısmının, <strong>gerçek kişilerin hesabında</strong> tutulduğu görülüyor.</span></span></div> <div><span><span>Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre, Aralık 2018 itibarıyla <strong>elinde 8 bin 407 ton altın rezervi bulunan ABD</strong>, dünya ülkeleri arasında ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD'yi</strong>, 3 bin 483 ton ile <strong>Almanya</strong>, 2 bin 534 ton ile <strong>İtalya</strong> takip ediyor.</span></span></div> <div><span><span>Eylül <strong>2011</strong>'de <strong>116,1 ton altını</strong> bulunan <strong>Türkiye</strong> ise bugün yaklaşık <strong>506 ton altın</strong> rezervi ile<strong> 11. </strong>sırada.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Altın stratejik bir rezerv aracı ve piyasalardaki <strong>instabilite</strong> (kriz, durgunluk, kötüleşme, istikrarsızlık) zamanlarında en sağlam enflasyondan korunma aracı olarak görülüyor.</span></span></div> <div><span><strong><span>Türkiye’de zengin sayısı arttı ama işsiz sayısı da arttı…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye İş Kurumu</strong>’nun (İŞKUR) açıkladığı verilere göre <strong>Türkiye</strong>’de son bir yılda <strong>1.3 milyon kişi daha işsiz</strong> kalırken toplam <strong>işsiz sayısı 3.8 milyon</strong>a yükseldi.</span></span></div> <div><span><span><strong>İŞKUR</strong> verilerine göre son bir yılda <strong>işsizlik yüzde 54 arttı</strong>. Aralık <strong>2018</strong>’de işsiz sayısı 3 milyon 509 bin idi. Bu da <strong>sadece Ocak ayında 266 bin kişinin işsiz kaldığını </strong>gösteriyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ocak 2019</strong>’da ise işsizler ordusuna 266 bin kişi daha katıldı. Bu da işsizliğin sadece geçtiğimiz ay yüzde 7.6 arttığı anlamına geliyor. </span></span></div> <div><span><span>Tüm bunlar veriler kayıtlı işsiz sayısını yansıtırken kayıtdışı işsizler <strong>İŞKUR</strong> istatistiklerinde yer almıyor.</span></span></div> <div><span><strong><span>Gıdada fiyat terörü…</span></strong></span></div> <div><span><span>Gıda enflasyonundaki yükselişe etki eden birçok faktör mevcut. Gıda fiyatlarına karşı iktidarın bir mücadele içine girmesinin en büyük sebebi gıda enflasyonunun uzun bir zamandır yüksek seyretmesi. </span></span></div> <div></div> <div><span><span>Olumsuz hava şartlarından tutun da Türk lirasındaki değer kaybı ve meyve-sebze ihracatında son dönemde yaşanan toparlanma gıda enflasyonunu körüklüyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye İstatistik Kurumu</strong>'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre <strong>enflasyon</strong> Ocak ayında yıllık yüzde <strong>20,35 </strong>oldu. </span></span></div> <div><span><span>Ocak ayında en yüksek fiyat artışı aylık olarak yüzde <strong>6,43 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda</strong> görüldü. </span></span></div> <div><span><span>Yıllık olarak da en yüksek fiyat artışı <strong>yüzde 30,97 ile gıda ve alkolsüz içecekler</strong> grubunda görüldü.</span></span></div> <div><span><span><strong>TÜİK</strong> verilerine göre aylık olarak en yüksek fiyat artışı gözlenen ürünlerin başında yüzde 87,87'lik bir yükselişle <strong>çarliston biber</strong> geldi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Patlıcanın</strong> aylık fiyatı yüzde 80,94, <strong>ıspanağın</strong> yüzde 67,63, <strong>sivri biberin</strong> yüzde 63,84 yükseldi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türk devletinin ekonomi politikası saldırıları püskürtüyor…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Küresel odakların Türk ekonomisine yönelik saldırıları</strong> sonrasında, <strong>Türkiye’de</strong> cari açığın yapısal sorunlarına yönelik tedbirlerin ekonomi ve maliye bürokratlarınca alındığı görülüyor.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Spesifik</strong> ve nesnellikten uzak <strong>sözde analizler,</strong> kamuoyunu yanıltma ve yanlış yönlendirme amaçlı. </span></span></div> <div><span><span>Piyasaya <strong>korku aşılamak </strong>isteniliyor. </span></span></div> <div><span><span>Türkiye’de <strong>hane halkı borçluluğu </strong>benzer ülkelerle kıyaslandığında <strong>daha düşük seviyelerde</strong> seyrediyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Jeopolitik gelişmeler</strong> ve <strong>küresel oynaklıklara </strong>rağmen, <strong>TCMB’nin</strong> para politikasındaki <strong>sıkı duruşun</strong>u sürdürmesi ve <strong>enflasyon</strong> görünümünde kaydedilen düzelmenin katkısıyla <strong>Türkiye’nin</strong> finansal göstergelerinde<strong> bir miktar iyileşme</strong> söz konusu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye’de</strong> kısa ve orta vadeli piyasa faizleri sıkı para politikası duruşu ve enflasyon görünümündeki iyileşmenin etkisiyle düştü, düşürüldü. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası,</strong> 2019 yılı için enflasyon hedeflemesini açıkladı. </span></span></div> <div><span><span>Tüketici fiyatlarının <strong>2019 yılında yüzde 14,6 ve 2020 yılında yüzde 8,2 </strong>olacağını tahmin etti.</span></span></div> <div><span><span><strong>TÜİK'in</strong> açıkladığı dış ticaret verileri de ihracatın arttığını ithalatın gerilediğini ve açığın daraldığını ortaya koydu.</span></span></div> <div><span><strong><span>Sonuç Türkiye’de hissedilen ekonomik kriz, küresel ölçekli…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve</strong> ise küresel ekonomideki riskler nedeniyle <strong>faiz</strong> <strong>artırımları</strong> konusunda daha yavaş davranacağının sinyalini verdi.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Değerli dostum <strong>finans uzmanı Onur Subaşı</strong> diyor ki, “Gelişmiş ülkelere kayan fonların bir kısmı, gelişmekte olan ülkelere kaymaya başladı Ocak ayından itibaren bu süreç hızlanarak devam edecek.</span></span></div> <div><span><span>Fon kayması, <strong>ülkeye yeni para girişi </strong>demek. <strong>Türkiye'de</strong> mevduat faizleri <strong>2,5 yılın en uzun düşüş serisini </strong>yaşıyor. Faizler 5 haftadır iniyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>TL faizleri inerken,</strong> bankalardaki dolar mevduatı da $7 milyar arttı. </span></span></div> <div><span><span>Küçük yatırımcı <strong>USD</strong> alıyor. Fonlar satıyor. Küçük yatırımcıya <strong>birileri USD satıyor</strong> inşallah ters köşe olmazlar. </span></span></div> <div><span><span>Ben de diyorum ki; iktidarın öncelikle<strong> kamu tasarrufuna</strong> yönelmesi gerekiyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Lojman ve araç saltanı devam ediyor. </strong></span></span></div> <div><span><span>Önüne gelene <strong>araç tahsisi</strong> yapan bir anlayışla ekonomik kriz ancak büyütülür.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yolsuzlukla mücadele, devlete, vatana ve millete en büyük en önemli hizmet. </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Altın en değerli meta. Dövize yatırım akıl kârı değil.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin:<strong> </strong><strong>@oc32oc39</strong><strong> , </strong><strong>@dikgazete</strong></span></span></div> <div></div>