?>

Kafkasya'nın eşsiz savaşçıları Abreklerin saç biçimleri

Abdullah Ali Güzel

15 saat önce

Abreklerin saç biçimleri

Kafkasya'nın eşsiz savaşçıları olan Abreklerin yaşam tarzına dair birkaç şey duymak ister misiniz?

Фэсапщы!

Patriyarkal toplumlarda saç modellerinin kültürel ve hatta kutsal bir anlam taşıdığı iyi bilinmektedir. Bu durum Adigeler için de istisna değildir. Kadınlarda bir ya da birkaç örgü hâlinde saçların toplanması, temel saç modeli sayılıyordu. Ancak erkeklerde durum biraz daha karmaşıktı.

Erkeğin hayatı üç bölüme ayrılıyordu: Çocukluk, olgunluk, yaşlılık. Çocukluk 14 yaşında bitiyor ve oğlan, savaşçıya dönüşüyordu. Böylece kaygılarla ve tehlikelerle dolu hayatı başlıyordu.

Bu uzun dönem boyunca onun taşıyacağı tek saç modeline "AkIé" ismi verilir.

Tamamen tıraşlanmış kafada, tepe kısmında bırakılan uzun bir tutam saç. AkIé’nin neden bırakıldığına dair bilgiyi Çerkeslerin yaşamını, geleneklerini ve ahlakını tasvir eden C. İnteriano şöyle aktarır: “Bıyıklarını çok uzun bırakırlar. Yanlarında ustura ve bileme taşı taşırlar; çünkü kafalarını tıraş edip tepelerinde uzun ve karışık bir saç tutamı bırakırlar… Bunun sebebi, başları kesildiğinde, yüzü kana bulanmış ellerle kirletmeden, bu saçtan tutup kaldırabilmek içindir.” (C. Interiano, Zih denen Çerkeslerin yaşamı ve ülkesi. Venedik, 1502)

Bu uygulama, Çerkeslerin tarih boyunca aktif biçimde sürdürdüğü uzak seferlerde, savaşçının cesedini memlekete geri getirme imkânı olmadığı için uygulanıyordu.

Bir başka alıntıda, AkIé’nin özellikle genç savaşçının sembolü olduğunun altı çizilir: “Ölenin etrafına toplanan en sert gaziler bile hüzünle doluydu. Geleneğe göre tamamen tıraşlanmış kafasında uzayan o tek, uzun, siyah ve parlak saç tutamı, onun gençliğinin bir kanıtıydı. Bu, erken ölümü getiren pervasız cesaretinin hatırası olarak mezarını melankolik bir şekilde süsleyecekti.” [J. Longworth, Çerkesler Arasında Bir Yıl]

AkIé’nin yanı sıra, tamamen kazınmış baş da Adigeler arasında yaygındı. Bu saç modeli, kuşkusuz İslam’ın etkisiyle ortaya çıkmıştı: “Oradan denize çıkarak 33 gün sonra Zihya denen ülkeye, Matrika adlı şehre vardılar. Bütün erkekler kafalarını kazıyor, sakallarını özenle uzatıyorlardı. Ancak soylular, asaletin işareti olarak, kulaklarının üzerinde az miktarda saç bırakıyor, başın diğer kısmını tıraş ediyorlardı.” [Iulianus Hungarus, Büyük Macaristan’ın Varlığı Üzerine]

Gerek yabancı gerekse Rus kaynaklarının çoğu Adigelerde bu saç modelinin varlığını doğrular: “Çerkes erkeklerinin kıyafetleri oldukça güzeldir. Kafalarını tıraş ederler, tepede küçük bir saç tutamı bırakırlar; sakallarını da tıraş ederler ama bıyıklarını uzatırlar.” (Johann Gottlieb Georgi, Rusya’da Yaşayan Tüm Halkların Tasviri, 1799)

Efsanevi Kemirgoey prensi Djambulat Bolotokov da AkIé taşıyordu. General G. V. Novitskiy onu şöyle tarif eder: “Kısa boylu, geniş göğüslü, kulağının arkasında uzun bir saç tutamı (oseledets) olan Prens Bolotokov.” (G. V. Novitskiy, Russkaya Starina, 1878)

Çerkesler, savaşçı göçebelik geleneğiyle uzak diyarlara topluca yerleşiyor, yerel halklara da bu gelenekleri aktarıyorlardı: “Çerkesler başlarını kazır, tepede uzun bir saç tutamı bırakırlardı. Bu, Zaporojye Kazakları arasında da bilinen ve onları ‘Ordu yoldaşları’ olarak ayıran gelenekti.” (Kazak Sözlüğü, San Anselmo, Kaliforniya, 1966–1970)

Oseledets saç modeli, Ukraynalılar tarafından doğulu halklardan alınmıştır. 1504’te Cenevizli Georgi, bu saç modelinin Kafkasya’daki Çerkesler arasında bulunduğunu kaydetmiştir.” (Dmitrij Zelenin, Rus (Doğu Slav) Halkbilimi, Berlin, 1927)

Reineggs, Danilevski’nin ortak şahitliklerine göre Çerkesler, sakalsız ama bıyıklı ve bıyıklarına özen gösteren bir halktır. Blaramberg, 1834 yılına tarihlenen “Kafkasya’nın Tarihi, Topografik, İstatistiksel, Etnografik ve Askeri Tasviri” konulu çalışmasında, buna farklı bir bilgi ekler; erkeklerin başlarını tıraş ettiği veya çok kısa kestiğini, tepede parmak boyunda saç bırakırtıklarını yazar. Önceleri yalnızca bıyık bırakırırken, sonra neredeyse tamamının sakal bırakır olduğunu ekler.

Bir savaşçı, sayısız savaş ve çarpışmadan sağ çıkıp, yaşlanmayı başarırsa, o zaman Çerkesler özel bir tören düzenlerdi. Bu törenin adı “AkIé Upsıj” yani “saç tutamının kazınması” idi. Günümüzde bu söz, birinin emekliye ayrıldığını belirtmek için mecaz anlamda kullanılmaktadır: “Böyle bir insan, yorulmuş ve yaralanmış, sonunda artık akıncılıktan vazgeçer. O zaman tanıdıklarına haber gönderir, ev eşyaları için hediye ister. Daha önce ondan hediye alan herkes ona at, koyun, öküz vb. göndermek zorundadır. O andan itibaren bir ev sahibi olur.” (K. F. Stal, Çerkes Halkının Etnografik Tasviri)

Böylece Çerkes’in yolu tamamlanmış olurdu. Ancak bu huzur ona sevinç getirmezdi. Uzun ömrü boyunca tüm silah arkadaşlarını toprağa vermiş, barışçıl yaşamdan sıkılır ve bazen eski tutkularına kapılıp, zırhını kuşanarak tekrar sefere çıkar, sonunda başını kızgın bir savaşta vermeyi umardı.

Neticede bir Abrek her zaman Abrek'tir. Gençliğinde de ihtiyarlığında da. Узынчъэу шъущэт!

.

Abdullah Ali Güzel, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI