Dr. Erdem Ulaş yazdı;
Akdeniz'in Merkezi Kıbrıs… Dünyanın merkezi Kıbrıs & 40 Evliyalar
Dünya ticaret merkezi, doğudan batıya M.S. 1. yüzyıldan itibaren Doğu'dan Arabistan'a, Arabistan üzerinden Kıbrıs limanlarına ve oradan Anatolia (Anadolu) ve Avrupa'ya taşınmış.
Hem jeopolitik hem jeostratejik bir konumu olan Kıbrıs aynı zamanda manevî olarak da sahabilerin evliyaların merkezidir. Kıbrıs'ın bir Kırklar Türbesi vardır ve o 40 Evliyalar, yüzlerce yıllık tarihin mihenk taşlarıdır.
Kırklar Türbesi’nin tarihi, Müslümanlığın başlangıcında, Hicret takvimin 28’inci yıl (648) Hz. Osman, (Uthman İbn Affan) hükümdarlığında, Ümmü Haram (Hala Sultan/ Hala Sultanın tarihi başka sayfada bulunacak) ile Hazreti Muhammed’e inanan ve Müslümanlığı yaymak için 40 Müritler, teknelerle Kıbrıs Iskele (Larnaca) sahiline çıkmışlar, daha sonra 40 Müritler, Kıbrıs’ın Mesarya Ovasındaki, eski isim (Timbou) yeni isim (Kırklar) denen köyüne taşınıp yerleştiler, burada Roma İmparatorluğu tarafından katledilmişler ve bugünün “HAC” yeri olan KIRKLAR TEKKE, (Ercan Hava Limanın arka kısmı) tarafı olan yerde iki ayrı Çukurlara gömüldüler.
1571 tarihinde, II. Sultan Selim’in, Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı ele geçirdikten sonra, “40 Müritler”in izlerini bulmaya çalışan araştırmacılar ve sürekli adanmış çalışma ile iki çukurları nasıl keşfettiklerine ve bugünkü günde Müslümanlığı yaymak için Şehit olan Kırk Müritler, KIRKLAR TÜRBESİ’NİN KEŞF EDİLMESİNE, MUCİZE ÖRNEK OLMUŞTUR.
Tarihi yazılara göre; araştırmacılar, mezar alanı çevresinde bulunan bir çoban, herhangi bir mezarın ya da bölgedeki olağandışı olaylara rast gelip gelmediği sorularına şu cevabı vermiş; “Çukurların olan mezar bölgesine işaret ederek şöyle dedi; ‘Ben burada otların çok daha uzun ve daha yeşil büyüdüğüne şahit oldum ve hiçbir hayvan bu otlaktan sıyrılmadı ya da ayak basmadı’, bunun üzerine burada kazıldıklarında 40 Müritlerin kalıntılarını ve kemiklerini buldular.”
İngiliz tarihçi, Harry Luke’ün kitabındaki ifadesi, Kırklar Tekke’de halen yaşayan dervişin sözlerine göre; Şehitlerin 23’nün ayrı ayrı gömüldüğünü ve diğerlerinin de bir çukurda gömüldüğünü belirtir. Türbenin popülaritesinden rahatsız olan bazı Müslümanlığa inanmayan insanlar, dervişleri öldürmeye gelenler, ve beraberlerinde getirdikleri Kılıç, gizemli bir şekilde adamdan geçmiştir, bir mızrak saldırganlardan birini boğazından geçirdikten sonra, Kur’an okuma odalarının duvarına yapıştı ve bu olaylar üzerine “Shahada” (Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resullüh) okuyup, Müslümanlığı kabul etmişler, ayrıca bunlardan birisi olay yerinde, “Tanrım, evimde hasta olan bir çocuğum var, senden şifa sağlığını bulsun ve tüm bana ait olan topraklarımı bu (Tekke/Türbeye) Vaadet ederim” der; evine dönerken, karısını çocuğunu tam sağlık içinde mutluluğunu ağlayarak bulur, ve aynen Kırklar Tekkesi’nin çevresinde bulunan 200 dönüm toprakların koçanlarını devr eder, ve bugünkü güne kadar bu topraklar Vakıflar idaresinde Kırklar Tekkesi'ne ait olan topraklardır. Şu anda, Mızrak halen daha Türbenin iç duvarlarında gömülü bulunuyor ve yıllar önce kayıpta olan Kılıç, bu hikayeleri bize kanıtlıyor.
6 Temmuz 1958’de EOKA terör günlerinde, Kırklar Tekkesi’nin İmamı, Şeyhü Yusuf Mehmet Hilmi, Kıbrıslı Rumlar tarafından yakılarak öldürüldü, ayrıca geniş arazinin ortasında inşa edilen ve bölgelerden uzak olan İmamın odaları, Misafir evi, Kahve ebvi, İhmal ve Mutfak dışındaki binaların çoğu yakılıp ve Mihrap (Türbe sunağı) yıkılmış terk edilmiştir, 21 Aralık 1958 tarihine kadar, Cuma ve dini tatil günlerinde, yakında bulunan Meriç (eski isim Mora) köyünden Raif Salih Hodja, Türbeyi cemaate açıp kullanılırdı; Kıbrıslı Rumların, Türk toplumu üzerindeki 21 Aralık saldırılarından sonra Kırklar Türbesi tamamen terk edildi, Ocak 2007’de ve Kasım 2012’de Kırklar Türbesi (Restore - Onarılmış) edilerek halka açıldı.
Kıbrıs'ta mutlaka ziyaret edilmesi gereken, dehlizlerinin görülmesi gereken yerdir.