Yeni Dünya Düzenindeki hesaplar
MOSKOVA
Alaska’dan Grönland’a: Büyük satış, büyük hesap...
Tarih bazen tek bir imzayla yön değiştirir.
1867 yılında Rusya İmparatorluğu’nun Alaska’yı 7,2 milyon dolar karşılığında Amerika Birleşik Devletleri’ne satması da işte böyle bir dönüm noktasıydı. O gün, kimilerine göre “akıllıca bir satış”, kimilerine göre ise “tarihin en büyük stratejik hatalarından biri” yapıldı.
O dönem Rusya için Alaska; uzak, savunulması zor, masraflı ve İngiltere tehdidi altındaki bir topraktı. Amerika içinse geleceğe yapılmış sessiz ama büyük bir yatırımdı. Nitekim zaman Rusya’yı değil, Amerika’yı haklı çıkardı. Altın, petrol, doğalgaz ve bugün Arktik’in kilit coğrafyası olan Alaska, ABD’nin elini güçlendiren en stratejik bölgelerden biri oldu.
Ve şimdi, tarih başka bir başlıkla yeniden sahnede: Grönland.
Amerika Grönland’ı neden istiyor?
Grönland bugün Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge. Ancak haritaya bakıldığında gerçek çok net:
Grönland, Kuzey Kutbu’nun kalbi.
Arktik’te eriyen buzullar yeni deniz yolları açıyor
Nadir toprak elementleri, uranyum ve enerji kaynakları iştah kabartıyor.
Çin ve Rusya’nın Arktik’te artan varlığı Washington’u rahatsız ediyor.
Bu yüzden Amerika, Grönland’ı yalnızca “bir ada” olarak değil; küresel güç dengelerinin anahtarı olarak görüyor. Trump döneminde açık açık dile getirilen “satın alma” fikri, her ne kadar diplomatik kriz yaratsa da aslında uzun süredir masada olan bir düşüncenin yüksek sesle söylenmiş hâliydi.
Peki Rusya nerede duruyor?

Rusya açısından Arktik, bir prestij meselesi değil; varoluşsal bir strateji alanı.
Moskova, Kuzey Deniz Yolu’nu kontrol etmek, enerji sahalarını güvence altına almak ve NATO’nun Arktik’te tek başına hâkim olmasını engellemek istiyor.
Alaska’nın satışı, Rus stratejik hafızasında hâlâ “ders alınmış bir kayıp” olarak duruyor. Bu yüzden Grönland konusunda Rusya’nın sessiz kalması beklenemez. Açıkça “hak iddia etmek” mümkün olmasa da Amerika’nın tek taraflı bir nüfuz kurmasına karşı diplomatik ve askerî denge politikaları kaçınılmaz.
Asıl söz sahibi kim?
Burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir gerçek var: Grönland halkı.
Bugün Grönland, kendi kaderini tayin hakkına sahip. Ne Amerika satın alabilir ne Rusya talep edebilir ne de Danimarka tek başına karar verebilir. 56 bin kişilik nüfus, belki de dünya siyasetinde nüfusuna oranla en büyük jeopolitik ağırlığa sahip.
Tarih tekerrür eder mi?
Alaska satıldı, tarih değişti.

Grönland ise satılık değil ama herkesin radarında.
Büyük güçlerin Arktik satrancında taşlar sessizce ilerliyor. Bugün mesele bir toprak parçası değil; yarının enerji yolları, ticaret hatları ve küresel üstünlüğü.
Ve tarih bize şunu söylüyor: “Haritada küçük görünen yerler, gelecekte büyük sonuçlar doğurur.”
Alaska bunun en somut kanıtıydı.
Grönland ise belki de bir sonraki sayfa…
Trump’ın “Satın Alma” ve “Kirala-Al” sevdası nasıl biter?
Donald Trump’ın siyaset tarzı klasik diplomasiye pek benzemiyor, karşımızda diplomatik dengelere göre yapılması beklenen siyaset yerine kar zarar güdümüne oturmuş tüccar bakış odaklı bir siyasetçi Mr. Trump görünmektedir devletler arası ilişkileri çoğu zaman bir emlak pazarlığı gibi gören özetiyle; “Al, kirala, genişlet, değerini artır”. Grönland çıkışı da tam olarak bu zihniyetin ürünüdür.
Ama bu “kirala-al” sevdasının doğal sınırları var, uzun vadede ise Trump’ın “kirala-al” sevdası; hukukla törpülenir, diplomasiyle yavaşlatılır ve zamanla retoriğe dönüşür.
Sonunda da seçim kampanyası anısı olarak kalır...
Ancak bu son yaşanan tiyatro piyesi bize şunu gösterdi ki; Trump’ın çıkışı bir şov değil, bir uyarı fişeğidir.
Dünya, Alaska’dan sonra Grönland’ın “farkına varmıştır”.
Ve bu farkındalık, Trump gitsin ya da kalsın, Arktik rekabetini bitirmez...
.
Erdinç Cündübeyoğlu, dikGAZETE.com