<h3><span><strong>TANRI’YI KIYAMETE ZORLAMAK!</strong></span></h3> <div><strong>21. yüzyıl</strong> dünyası savaş, kan ve nefrete hapsolmuş bir esir gibi aynı yerde debelenip dururken, bu dünyanın erdemli insanları da düşülen bu çukurdan nasıl çıkılacağına dair sorulara çeşitli cevap aramaktadırlar. <strong>Dünya</strong> hangi ara bu kadar kirlendi, dünyanın misafiri olan insanoğlu, içinde yaşadığı dünyayı neden bu kadar pisliğe ve kötülüğe boğdu anlamak güç. <strong>Allah’ın</strong> yeryüzündeki halifesi olan insanoğlunu organize ve bilinçli bir şekilde kötülüğe ve sapkınlığa iten odaklara <strong>dur</strong> demek, <strong>set</strong> olmak, <strong>karşı</strong> koymak ve gerçek <strong>niyetlerini</strong> açığa çıkararak dünyayı biraz olsun <strong>yaşanabilir</strong> hale getirmek için geç kalmış sayılmayız.</div> <div><strong>İnsan</strong> <strong>eşref-i mahlukattır</strong> derdi güzel gönüllü üstad bir şiirinde. Evet insan <strong>eşref-i mahlukattır;</strong> yaratılanların en şereflisi, yaratıcının yeryüzündeki halifesidir. Doğal olarak insanoğlu, dünyaya iyilik yapmak, sevgi içinde yaşamak ve yaratıcının koyduğu kurallar çerçevesinde erdemli bir duruş göstermek için gelmiştir. Dünyanın bazı <strong>sapkın</strong> halkları <strong>sevgi</strong> yerine nefreti, <strong>iyilik</strong> yerine kötülüğü, <strong>erdem</strong> yerine laneti tercih etmektedir. Bu bilinçli bir tercihtir çünkü bazı dinleri gerçeklik olgusundan koparan bu sapkın topluluklar, kendilerine rol biçtikleri gerçek dışı ve lanet emelleri uğruna dünyayı savaşa, kana ve kötülüğe boğmayı görev bilmektedirler. Bunların sapkın fikirlerine göre dünyada ne kadar <strong>kan</strong> akar, <strong>kötülük</strong> olur, büyük <strong>savaşlar</strong> çıkar ve <strong>masum</strong> insanlar <strong>günahsız</strong> yere ölürse o kadar büyük sevap kazanacaklarını ve bu sayede inandıkları sahte cennete gireceklerini düşünmektedirler. İnandıkları bu şey lanetlidir, tehlikelidir, sapkıncadır.</div> <div><strong>Siyonistler</strong> ve <strong>Hristiyanlığın</strong> <strong>siyonizmi</strong> olan <strong>evanjelistler</strong> yıllardır <strong>ABD’nin</strong> dış ve iç politikalarından tutun da dünya ekonomisini belirlemeye ve yönetmeye çalışıyor. Bunda tam anlamıyla başarılı olduklarını kabul etmek mümkün değil ancak dünyanın içinde bulunduğu koşullar, <strong>adaletsizlikler</strong>, <strong>savaşlar</strong>, <strong>salgınlar</strong>, <strong>krizler</strong> göz önüne alındığında tam anlamıyla başarısız oldukları da söylenemez. Bu idealleri <strong>günlük</strong> değil uzun bir süreç bu süreci de emin şekilde devam ettiriyorlar. Hedeflerinde çok uzun senelerdir ittifak halinde olan <strong>Siyonistler</strong> ve <strong>evanjelistlerin</strong> bu işbirliği, <strong>11</strong> <strong>Eylül</strong> saldırısı sonrası <strong>ABD</strong> <strong>Başkanı</strong> <strong>Bush</strong> liderliğinde daha da perçinlenmiş ve güçlenmiştir. Dünyayı <strong>kaosa</strong>, insanlığı <strong>acılara</strong> boğma hedefinde olan bu ittifak, toplumlardan devletlere, sanattan edebiyata, savunmadan teknolojiye, sinemadan müziğe hedeflerine emin adımlarla yürümektedir. <strong>21. yüzyıl</strong> dünyasında okumaktan, öğrenmekten ve ahlaktan uzak bırakılmaya çalışılan insanoğlu, kendinin asıl düşmanı olan bu ittifaka karşı güçsüz, çaresiz ve bilinçsizdir.</div> <div><strong>Evanjelist</strong>-<strong>Siyonist</strong> ittifakı insanları dil, din, ırk, mezhep ve renk ayrımı yapmadan düşman görmekte, dünyayı “<strong>biz ve bizden olmayanlar</strong>” diye ikiye ayırmaktadır. En büyük zararı da içinde doğdukları dinlerine ve dindaşlarına vermektedirler. Bunların amacı tek ve kesindir: “<strong>Tanrı’yı kıyamete zorlamak</strong>.”</div> <div>İki taraf da kendilerine tanrı tarafından kurtarıcı olarak gönderilen bir <strong>mesih</strong> beklemektedirler. İnandıkları bu <strong>mesihler</strong> aslında farklı mesihlerdir ama kendi inandıkları ‘<strong>mesih’in</strong> gelişini hızlandırmak için ittifak halinde hareket etmek mecburiyetindedirler. Bunlara göre; dünyada ne kadar <strong>savaş</strong> çıkar, <strong>salgın</strong> olur, <strong>kan</strong> akar, <strong>ahlak</strong> bozulur, <strong>pislik</strong> çoğalır, <strong>kötülük</strong> yayılır, insanların <strong>fıtratları</strong> bozulursa “<strong>Tanrı, bekledikleri Mesih’in dünyaya gönderilme sürecini</strong>” hızlandıracaktır.</div> <div>Bu sebepten dolayı <strong>dinlere</strong> savaş açmakta, <strong>ulus</strong> <strong>devletleri</strong> yıkmayı amaçlamakta, <strong>ahlak</strong> olgusunu çökertmeyi hedeflemekte ve dünya halklarını <strong>tek</strong> <strong>bir</strong> <strong>devlet</strong> altında yöneterek, kendi istedikleri tarzda <strong>tek</strong> <strong>tip</strong> <strong>insan</strong> yaratmaya çalışmaktadırlar. Dünyadaki <strong>adaletsizlikler</strong>, artan <strong>savaşlar</strong> ve <strong>ölümler</strong>, akan <strong>kanlar</strong>, çoğalan <strong>ahlaksızlıklar</strong> yukarda yazılanlardan bağımsız düşünülemez.</div> <div>Kendilerini <strong>dünyanın</strong> <strong>merkezi</strong> olarak gören <strong>İngilizler</strong> ve <strong>Avrupalıların</strong> adlandırmasıyla <strong>Ortadoğu</strong> denilen bölge, şüphesiz dünyanın en stratejik bölgesidir. Dünyanın ilk yerleşim bölgelerini içinde barındırmasından, dört büyük din için de <strong>kutsal</strong> olarak addedilen mabetlere ev sahipliği yapmasıyla <strong>Ortadoğu,</strong> teolojik olarak <strong>en kritik yer</strong> olma unvanına sahiptir.</div> <div>Ülkemizin de içinde bulunduğu <strong>Ortadoğu</strong>; <strong>Evanjelistler</strong> için hayal ettikleri ‘<strong>Yeni</strong> <strong>Dünya'nın</strong> kapısı olma özelliğini taşır. <strong>Eski</strong> <strong>Ahit'e</strong> göre gerçekleşecek olan kıyamet (Armegeddon) savaşında <strong>İsa</strong> <strong>Mesih,</strong> <strong>Kudüs'e</strong> inecek ve kendisine inanan taraftarlarıyla beraber <strong>Tanrı</strong> <strong>Krallığı'nı</strong> ilan edecektir.</div> <div><strong>Yahudi</strong> inancındaysa, <strong>Mesih,</strong> <strong>Kudüs</strong> bölgesini putperestlerden arındıracak, <strong>Süleyman</strong> <strong>Mabedi’ni</strong> yeniden inşa ettirecek, cihanı tahakkümü altına alacak ve yeryüzünde tanrı krallığını kuracak kişi olacaktır. Bunların inandığına göre; <strong>tanrı</strong>, dünyayı <strong>İsrailoğullarına</strong> hediye ederken, <strong>ahireti</strong> de tanrı krallığının kurulmasını başaranlara armağan olarak sunmuştur.</div> <div>Dolayısıyla tüm bu gayeler, <strong>Evanjelistlerle</strong> <strong>Siyonistlerin</strong> ortak noktası olduğundan dolayı, <strong>Amerikalılar</strong> ve <strong>Avrupalılar,</strong> <strong>İsrail'i</strong> kayıtsız şartsız, nedensiz ‘ama’sız desteklerler ve bu kadim toprakları <strong>Eski</strong> <strong>Ahit'in</strong> anlattığı biçimde dizayn etmek için çalışırlar.</div> <div>İçerisinde bizim ülkemizin de bulunduğu bu aziz ve kadim topraklar, büyük tehdit altında. Başta <strong>Müslümanlar</strong> olmak üzere tüm insanlık, sinsi ve tehlikeli bir tehdit içindedir. Bu <strong>savaş</strong> yeni başlamamıştır. Çıkış noktası binlerce sene önceye dayanmaktadır. Biz ne olduğumuzu ve nereden geldiğimizi unutmuş olabiliriz lakin düşman bizim ne olduğumuzu ve nereden geldiğimizi asırlardır unutmamıştır. Tüm gücü ve acımasızlığıyla insanoğluna açtıkları bu savaşı sürdürmektedirler.</div> <div>Bize düşen tüm bu <strong>ezoterik</strong> ve <strong>teolojik</strong> konularda <strong>bilinçli</strong> <strong>nesiller</strong> yetiştirmek, gerekirse bu konuları <strong>milli</strong> <strong>eğitim</strong> müfredatlarına girdirerek <strong>ders</strong> olarak işletmektir. <strong>Nesillerimizin</strong> geleceği tehlike altındadır. Tüm bu <strong>kötülüklere</strong> ve <strong>tehditlere</strong> karşı kendimizi yetiştirmeli, <strong>çocuklarımızı</strong> eğitmeliyiz. Geleceğimiz ve bekamız <strong>nesillerimizi</strong> iyi yetiştirmekten geçmektedir. Kavga zor, düşman çetin, savaş sinsidir. Bu savaş, binlerce yıllık kavganın sadece bugüne yansıyan izdüşümüdür. Tarihi derin, nedeni çok ve amacı şerdir. Bu savaş <strong>ırkların</strong>, <strong>mezheplerin</strong>, <strong>dinlerin</strong> savaşı olmaktan ziyade; ‘<strong>Hak’</strong> ile ‘<strong>Batıl’ın</strong>, ‘<strong>Garp’</strong> ile ‘<strong>Şark’ın</strong>, <strong>hilal</strong> ile <strong>haçın</strong> savaşıdır. <strong>Hilal’in</strong> gölgesi tüm insanlığa yetecek kadar geniş ve sağlamdır. Yeter ki; inanç, gayret ve cesaretle <strong>şeytanın</strong> <strong>oyunlarına</strong> karşı duralım.</div> <div>.</div> <div><strong>Mustafa Aygül, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>