İnsan neden yazar!

İnsan neden yazar!

İNSAN NEDEN YAZAR!

Elinde avucunda ne kendine ait bir evi ne de toprağı olan, ne kazanırsa onunla geçinen ayakkabıcı Simon, karısı ve çocuklarıyla bir kulübede yaşıyordu.”

Yukardaki cümleyle başlıyordu büyük Rus yazar Lev N. Tolstoy’a ait “İnsan Neyle Yaşar” adlı öykü kitabı. Bir insanın birey olma sürecinde karşılaştıkları zorlukları, yaşama neyle tutunacağını, hayat gayesinin ne olması gerektiğini ahlaki bir ölçüde kendine has üslubuyla anlatıyordu. İyilik-kötülük, kanaat-hırs, haset-sevgi, nefret-aşk gibi hayata dair nice zıt konuları geniş bir perspektifle cevaplayan bu kitaptan herkesin istifade etmesi gerektiği bir gerçek. Peki insan neyle yaşar sorusuna cevaplar aranmış da “İnsan Neden Yazar” sorusuna aranan cevaplar ne denli faydalı olmuş?

“İlhamı bekleyemezsin. Onu sopayla kovalaman gerekir” Jack London

Evet insan ilhamını beklemez, bekleyemez. İlham denen o kutlu duygu, bir talih kuşu değil ki durduk yere gelip başına konsun. İnsan kendi ilhamını kendi bulmalı, gerekirse o ilhamın peşinden sonuna kadar koşmalı. Yazmak için hiçbir şey beklememeli, duygularını ve bildiklerini mutlaka kağıda dökmeli. Bildiklerini aktarmamak, ahlaki kaygılarla insanlığa bir şey sunmamakta ısrar etmek her şeyden önce çocuklarımıza haksızlık.

Nazım Hikmet’inSen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” dediği gibi; “sen yazmazsan, ben yazmazsam, biz yazmazsak nasıl çıkar gerçekler ortaya.” 

Yazmak zorundayız yazmıyorsak da yazılanları okumakla mükellefiz çünkü dünyaya sadece yeme, içme, gezme, dinlenme ve eğlenme fiillerini gerçekleştirmek için gelmedik. Bu dünyaya gelişimizde nice değerli hikmet, onca ilahi neden var. Biz bu dünyaya iyi olup kötüye karşı çıkmaya, merhametli davranıp nefrete set olmaya, vicdandan yana saf tutup bencilliğe geçit vermemeye ve daha nice hikmetli sebepten dolayı geldik. En önemlisi hak ile batılın savaşında haktan yana olmaya bu uğurda hakkın tüm düşmanlarıyla çarpışmaya geldik.

Dünyaya geliş amaçlarımız bu denli net ve berrakken ilkelerimiz doğrultusunda yazmamanın, inandıklarımız çerçevesinde bildiklerimizi aktarmamanın, bunların hiçbirini yapamıyorsak bu uğurda yazılanları okumamanın vebalini nasıl taşır, hesabını nasıl veririz.

İnsan, Allah’ın yeryüzündeki halifesiyse o zaman insana yakışan heveslere hapsolmamak, hazzın esiri olmamak ve nefsini terbiye etmektir. Yazılmayan her cümle, verilmeyen her bilgi ve dünyaya vurulmamış her mühür, insanın üstündeki yüktür. Ne mutlu yazanlara, yazılanları okuyanlara ve gayesinden sapmamak için nefsiyle savaşanlara.

.

Mustafa Aygül, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Berkin
Berkin 5 gün önce
İnsanın kendisini ve amacını sorgulaması gerektiğini ,bu dünyaya boşuna gelmediğini ve ahlak çerçevesinde ilhamına dayanarak bir şeyler yapması gerektiğini çok güzel bir dille vurgulamışsınız.