<div>Pişmiş aşa su katmak istemem ama acaba ‘<strong>altılı masa</strong>’ iyi bir <strong>fikir</strong> değil mi?</div> <div>Ben de, <strong>Türkiye’nin</strong> en acil meselesinin, öncelikle parlamenter rejime geçişi gerçekleştirmek üzere bir <strong>demokrasi</strong> <strong>cephesi</strong> kurmak olduğunu düşünüyorum.</div> <div>Ben de <strong>farklı</strong> <strong>parti</strong> <strong>ve çevrelerden</strong> insanların bu <strong>asgari</strong> <strong>müşterekte</strong> ve <strong>diyalog</strong> <strong>siyasetinde</strong> buluşmasından hoşnutum. Diğer yandan, bu ortaklığın <strong>Kürt</strong> <strong>siyasetine</strong> <strong>mesafesinden</strong> rahatsızım. Bu kadarı pek çoğumuzun anlaşabileceği şeyler.</div> <div>Diğer taraftan, <strong>temennim</strong> bu değil elbette, ama sanki <strong>bu maya tutmamış</strong> gibi. Gerçi, ‘<strong>muhalif’</strong> aydın ve gazetecilerin çoğunda ‘<strong>bu masaya laf edeni yakarım’</strong> havası esiyor, ama <strong>görünen köy</strong> kılavuz istemez.</div> <div>Kamuoyu araştırmalarına göre, bu masanın <strong>oyları</strong> pek artmıyor; hala ‘<strong>kararsızlar’</strong> diye ciddi bir rakam var. En önemlisi, <strong>Türkiye’nin</strong> içinde bulunduğu <strong>feci</strong> <strong>duruma</strong> <strong>rağmen</strong> bir <strong>muhalefet rüzgârı, heyecanı</strong> esmiyor. Acaba <strong>her şeyi yeni baştan</strong> <strong>düşünsek</strong> mi diyorum.</div> <div><strong>Saadet Partisi, Gelecek Partisi</strong> ve <strong>Deva</strong> <strong>Partisi</strong>’nin sembolik varlıkları, <strong>önemli</strong> olabilir ama beklendiği gibi <strong>AK</strong> <strong>Parti</strong>’den kopan seçmen için bir <strong>cazibe</strong> <strong>merkezi</strong> olmadıkları belli.</div> <div><strong>Demokrat Parti</strong>, kimi temsil eder, neden bu masadadır, onu zaten başından beri hiç anlayamadım. </div> <div><strong>CHP</strong>’nin seçmeni belli, o seçmenin dışına taşamıyor.</div> <div><strong>İYİ Parti</strong> ise, <strong>MHP</strong> dışında kalan milliyetçilerin partisi olmanın ötesinde bir ölçüde de <strong>eski merkez sağdan kalanları</strong> cezbediyor. Ama hepsi bu.</div> <div>İzlediğim sokak röportajlarından birinde, on beş yaşında bir genç, “<strong>zamanında bu noktaya gelmemizi engelleyemediler, şimdi medya, her şey iktidarın elinde</strong>” mealinde bir karamsarlık içindeydi. Hiç haksız değil, ama bu çok kaygı verici bir <strong>umutsuzluk hali</strong>, acaba özellikle <strong>gençler</strong> <strong>arasında</strong> çok yaygın mı, düşünmek lazım.</div> <div>Dahası, <strong>bu hali değiştirmek</strong> için ne yapmak gerekiyor, düşünmek lazım.</div> <div>Acaba, <strong>Türkiye’nin</strong> içinde bulunduğu halden <strong>şikayetçi</strong> olanlar açısından, “<strong>altılı masa</strong>”nın içinde <strong>eski AK Partililerin</strong> varlığı mı tereddüt oluşturuyor.</div> <div><strong>Davutoğlu</strong>’nun <strong>2015</strong> seçimlerinden sonra <strong>CHP</strong> ile koalisyon kurma konusundaki samimiyeti öne çıkarılabilir belki. Ama, <strong>AK Parti</strong>’nin ekonomi politikasının temel taşlarından biri olan <strong>Ali Babacan</strong>’ın ekonominin halinden <strong>şikayetçi</strong> olması, biraz <strong>sinir</strong> <strong>bozucu</strong> <strong>ve itici</strong> değil mi?</div> <div>O kadar değilse bile, <strong>muhalefetin</strong> özellikle medya vitrininde <strong>tarım, yoksulluk, işçi-emekçilerin hali</strong> konularında <strong>esip</strong> <strong>savuranların</strong>, düne kadar gündeminde <strong>böyle</strong> <strong>dertler</strong> olmamış olması, <strong>samimiyet</strong> <strong>ve</strong> <strong>güven</strong> <strong>sorunu</strong> yaratıyor olabilir mi?</div> <div>Acaba, <strong>muhalefet</strong> <strong>markası,</strong> biraz fazla ‘<strong>Beyaz</strong> <strong>Türk</strong>’ damgası taşımıyor mu?</div> <div>Malum, ‘<strong>Beyaz</strong> <strong>Türklük’</strong> itici bir profil, her şeyden önce <strong>fazla tuzu kuruluk, kendini beğenmişlik</strong> demek.</div> <div>Kimilerine göre; düne kadar “<strong>başörtülü kadın görmeye tahammülü olmayanlar</strong>”, kimine göre; düne kadar “<strong>insanlar ne yer ne içer diye düşünmemiş olanlar</strong>” demek, kimine göre; “<strong>AK Parti’ye muhalefet için, oyları gerekli olmasa Kürt meselesini hiç dert etmemiş olmak</strong>” demek.</div> <div>Dahası, hala pek çoğu; “<strong>AK Parti karşıtlığını dindarlık alerjisi ile karıştıran</strong>” demek.</div> <div>Diğer taraftan, “<strong>mevcut koşullar altında, muhalif muhafazakâr/ İslamcılara fazladan anlam yüklemek</strong>” demek.</div> <div><strong>Yoksulluktan</strong> söz ederken bile, “<strong>hala AK Parti’ye oy veriyorlar</strong>!” öfkesi ile “<strong>yoksullara bir de aptal muamelesi yapanlar</strong>” demek.</div> <div><strong>Kürtler</strong> deyince, bir şekilde <strong>sempatik</strong> buldukları <strong>Selahaddin</strong> <strong>Demirtaş</strong> dışında, “<strong>HDP’lilerin başına ne gelmiş ve gelmekte pek aldırmayanlar</strong>” demek.</div> <div>Bu koşullar altında ‘<strong>altılı masa’</strong> sanki kimseyi memnun etmiyor gibi.</div> <div>Genel olarak <strong>seçmenlerin</strong> çoğunun istedikleri sesi çıkaramıyor, hep <strong>teğet</strong> <strong>geçiyor</strong> gibi. <strong>CHP’li</strong> siyasetçiler, “<strong>AK Parti’den vazgeçmiş muhafazakâr kesimi memnun edeceğim</strong>” diye dişlerini sıkmaktan, ses veremez gibi.</div> <div>Diğer yandan <strong>iki ana muhalif parti</strong>, <strong>yoksulluğu</strong> öncelikli gündem yapmak ama, <strong>liberal</strong> <strong>ekonomi</strong> <strong>çevrelerini</strong>, <strong>sermaye</strong> <strong>sahiplerini</strong> <strong>ürkütmemek</strong> için gümbür gümbür konuşamaz gibi.</div> <div><strong>Kürt siyasetinin</strong> sesi zaten ağır baskılar ile susturulmuş vaziyette. Ama sanki bu durumun ötesinde, <strong>sözleri aşınmış</strong> ama bununla <strong>yüzleşme</strong> <strong>çabası</strong> yok gibi.</div> <div>Bu koşullar altında, <strong>muhalefet</strong> cenahında ‘<strong>siyasi</strong> <strong>uzlaşma’</strong> <strong>stratejisi</strong> ve <strong>altılı</strong> <strong>masa</strong>, mevcut iktidar/rejime karşı itirazları asgari müşterekte buluşturup, büyütmek yerine, boğuyor, söndürüyor, kekemeleştiriyor gibi.</div> <div>Umarım yanılıyorumdur.</div> <div>.</div> <div><strong>Nuray Mert, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-yazı, aynı gün ‘politikyol’da yayınlandı- </div> <div></div>