<div><span><strong>Har.1:</strong> Şuhut, 1247 <strong>Kalfa T</strong>., <strong>Bazlar</strong>, <strong>Kurumusa Kp</strong>., Karahallı, Uzunpınar, Çoru, Oyniğan, Kılıçkaya [Muhacir], Arızlı [Gereme]. Ayrıca Yoğurtçubeli ve Bozdurmuşbeli adlı tarihî iki dağ geçidine [beline] dikkat. Yoğurtçubeli, İbn Hordazbih’te [847], Bozdurmuşbeli ise hem İbn Hordazbih [847], hem el-İdrîsî [1153], hem Peutinger Tablosu, hem Antonine İtineneri, hem de Kudüs İtineneri’nde verilir. Yoğurtçubeli, 438 Nu. MVAD I.’de Uluborlu kazasına tâbi Yoğurtçu Derbendi olarak gösterilir [bk.s.68, 273]. Aynı defterde bel yerine Bozdurmuş karyesi var.</span></div> <h3><span><strong>Rousion veya Uruzlar karyesinin yerinin tesbiti çalışmaları</strong></span></h3> <div><strong>Bu</strong> çalışmanın<strong> özü</strong>, 1089 yılı Peçenek-Bizans harbinde zikredilen Şuhut civarındaki Rousion kentinin yerini bulmaktır.</div> <div><strong>Açar Kelimeler</strong>: Rousion, Uruzlar, Ma’sun, Halife/ Kalfa viranı, Polybotos, Hades, Polemon, Belumin, Xerogypsos, Çoru, Boulgarophygon, Mikra Nikaia</div> <div><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span></span></strong></div> <h4><span><strong>14 Nisan 2018 Cumartesi</strong>, <strong>Şuhut’a tâbi Rousion’u [Uruzlar]</strong> <strong>arama faaliyeti</strong></span></h4> <div>Ziya Kubilay ile 06.45’de Çukurambar’daki evimizin önünden hareket ettik. Sivrihisar-Şoförler cemiyetinin yanındaki tesislerde çorba içtikten sonra ara vermeden 09.30 Afyon’a vardık. Türkeli Matbaasında Uruzlar veya Oruzler Öreni hakkında malûmat toplamaya çalıştık ve Osman Hazer beyle görüştük. İsmail Aytay gıda zehirlenmesi geçirdiği için görüşemedik. Bu arada lise arkadaşım Sabriye Cankal’ın Çavuşoğlu Eczanesini kapattığını öğrendim. O da bizim gibi yaşlanmış olmalıydı.</div> <div>Süğlün’deki lastikçi Ahmet Özuslu’nun yönlendirmesiyle büyük ve küçük Kalecik köylerinde nafile Oruzler öreni aradık. Oradan Değirmenayvalı köyü üzeri Salar ve Halimoru köylerine indik. Devamla Nuribey [Mihayil/ Mıyıl], Karaarslan üzerinden Işıklar’a geldik. Işıklar, eski yerleşim yerini sık sık sel bastığı için şimdilerde Afyon-Konya yolu kenarına inmiş. Eski yerleşim yeri 1944 baskı 200 bin ölçekli bir haritaya göre Afyon-Konya yolunun 4-5 km daha sağında, yani Şuhut tarafındadır.</div> <div>Işıklar’dan Niyazi Şahan Beyi aldık ve o bize kılavuzluk yaptı. Toprak yollardan Balı Sultan türbesine gittik ve birkaç resim çektik; oradan da bin bir zahmetle toprak yollardan geçerek Halimoru köyüne çıktık. Maalesef “Uzundede” türbesini bulamadık. Tarla yollarında çok zaman kaybettiğimiz için süratle Şuhut tarafına hareket ettik ve Efe köyüne uğradık. Orada da Uruzlar öreni hakkında bir iz bulamadık. Uzundede adlı bir yatırı da bilmiyorlardı. Efe köyünde üç adet yatır olduğunu söylediler. Oradan da Şuhut merkezine gittik. Şuhut şimdilerde besi hayvanlarının borsasının kurulduğu bir yer olup İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlere et ve sucuk ihraç etmektedir. O gün Şuhut’un pazarı imiş. Birkaç kangal sucuk ve patatesli ekmek aldıktan sonra Afyonkarahisar merkeze girmeden çevre yolu üzerinden saat 21.30 sularında evimize indik. Bu arada da Niyazi Beyi, kavşakta indirdik ki, o, oradan itibaren dolmuşlarla Işıklar’a gidecekti. O, kendisine verdiğimiz Hamideli Tarih 05 ve Miryokefalon / Yenice Sivrisi Gezi Rehberi’ni de arabada unutmuştu.</div> <div>İlaçlarımızı aldıktan ve geziyi değerlendirdikten sonra Saat 23.00 sularında ancak istirahat edebildim. Uyandığımızda saat 05.00 idi. İyi uyumuşuz, uzun zamandır böyle uyumamıştık. Demek ki epeyi yorulmuşuz. Uruzlar (namı diğer Mağdub, Mağsub, Ma’sub) karyesinin yerini nasıl bulabileceğimizi tekrar düşünmeye başladım. 1530 tarih 438 Numaralı MVAD I’den nasıl yararlanabileceğimi düşündüm ve 187 numaralı sayfanın resmini çekerek İbrahim Balık Beyden telefonunu aldığım Mustafa Karazeybek Hocaya gönderdim. Acaba, Uruzlar karyesinin yakınındaki bir köyü, bu defterden öğrenebilir miydik?</div> <div>1089’lu yıllarda (Anna, 1996: 234-242)’da zikredilen olayı tekrar okudum. Bolvadin, Hades, Çoru, Küçük İznik gibi yerleşim ve Xerogypson [Kuru Kireç] çayının yerleri konusunda bir hata yoktu. Ama Rousion neresiydi? Bu yer, büyük ihtimal Kali [Kuru Musa] Çayının sol sahilinde, Kali çayı yakını bir yerde olmalıydı. Süleyman Gönçer, Oruzler Öreni adıyla galiba bizi yanlış yönlendirmişti. Varsın olsun. O, Oruzler Öreni adını vermemiş olsaydı, Uruzlar karyesinin varlığını nasıl bilecektim. Oruzler’i İbrahim Balık Hocaya sordum. O beni Mustafa Karazeybek’e yönlendirdi. O da beni <strong>Ma’sun,</strong> namı diğer <strong>Uruzlar </strong>karyesinden haberdar etti. Rousion kelimesi Urus, Uruz ve Uruzlar gibi değişmiş olmalıydı. Zira Türkler “<strong>R</strong>” harfiyle başlayan kelimenin başına “<strong>U, </strong>I” ekler. İlk yaptığım haritada Rousion’u galiba biraz yanlış yerleştirdim. Bu konuda Süleyman Gönçer kadar, benim de hatam oldu; hem Şuhut, hem de Afyonkarahisar merkez [Şehir-abad] ilçede Mikail ve Mihayil adında iki köy olduğu hususuna dikkat etmemiştim. Rousion [Uruzlar], bizim Hamideli Tarih 05, sayfa 24’deki haritada gösterdiğim yerden 10-12 km daha güneyde olmalıydı. Bir de defterde Ma’sun [Mağsub] karyesine tâbi “<strong>Halife [Kalfa] Viranı mezrası</strong>” vardı.</div> <div>1/25 binlik haritada <strong>kalfa</strong> adını ararken Bazlar Dağı üzeri ve Bazlar’ın 2 km güneyinde 1247 rakımlı <strong>Kalfa tepe</strong> adında bir yere rastladım. Kanaatimce Halife Viranı mezrası bu civardadır. Bir de Şuhut merkezi ile Kalfa tepe arasında Seydisultan damları diye bir yer var. Baz kelimesi Farsça doğan, şahin olup, Oruzler de bir kuş adı idi (Gönçer, 1971: 249). Ayrıca Bazlar köyünün adı, 438 Nu. MVAD I.’de yoktu. Şuhut kazasına tâbi Ma’sun veya nam-ı diğer Uruzlar karyesinin bugünkü adı Bazlar olmalıydı. <strong>Kalfa</strong> adı, Uruzlar’ın Bazlar olduğuna işaretti. Bazlar, ilk tahminim Akçaşar öreninin sekiz km daha güneyinde idi. Rousion, Bazlar [şimdi Yarışlı] olmalıydı. Zira Bazlar yanındaki Hisar Tepe de tahminimi destekliyordu [<strong>bk. Har.1-2</strong>].</div> <div>Anna’nın İngilizce çevirisi ve Bilge Umar’ın Türkçe çevirisinde zikredilen Rousion, Anna’nın metnine göre Trakya’daki Keşan değil, Uruzlar veya çok yakını bir yer olmalıdır. Anna’nın Çoru yakınında dediği bir kayalık üzerindeki kale, kanaatimce Çobankaya kalesi olmalıdır. Çobankaya’nın sırtını yasladığı 169 m yüksekliğinde Kaledağı var. Köyün oturduğu yerin rakımı 1100 iken Gâvurkale’nin rakımı 1269’dur. Bu dağda bir de Gözetdede mezarı var. Kaledağı’nın kuzeyinden geçen Kali çayı, Kazık [Kızık] köy ile Çobankaya arasından geçerek doğuya doğru akar. Çobankaya’nın eski adı, İbn Hordazbih’te orman içindeki Kalami (İbn Hordazbih, 2008: 88) kaydedilen Kalamos’tur. Büyük ihtimal Kali çayı, adını Kalamos’tan almaktadır.</div> <div>Bazlar Yarışlı’dır. Bozancık Bozan olmalı. Çapalu 1/25 binlik harita Çapalıgediği ve Çapalıkabalak tepe, Gölcük, Gölcük mevkii ve Gölcük damları adlarında yaşıyorlar. Karaca-viran Karacaören; Arızlı/ Gereme [Kidros, Zehrak, Kedrea]. Çukur-kuyu Oyniğan [Oynan, Eumeneia]; Nişanyan Gazi için Kılıçkaya der; ama Geyzan [Kılıçyaka] olmalıdır.</div> <div><span><strong>Bugün</strong> <strong>03 </strong>Şubat 2026 Salı,</span> eski çalışmama tekrar baktım. Zira nasip olursa Mart ayında Şuhut Belediyesinde Prof. Dr. Fatih Erkoçoğlu ve bazı tarihçilerin katılımıyla Battal Gazi ve 37 gün tahtta kalan Selçuklu Sultanı Alâeddin Siyavuş’un mezar yerleri hakkında bir Çalıştay yapacağız. Sekiz yıl önce, AKÜ, Afyonkarahisar ve Şuhut Belediyesinin hiçbir yardımı olmadan Uruzlar’ın [Rousion] yeri konusunda baya ciddî çalışmalar yapmışım. Hâlbuki bu çalışmaları AKÜ [Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi] yapmalı değil miydi? Bu konuda Mevlüt Üyümez ve Fevzi Kaya beylerin yakın alâkalarını anmadan geçemem.</div> <div>Daha sonraki yıllarda Şuhutlu olup, haftada iki gün olmak üzere ANAYURT adlı yerel bir gazete çıkaran Tarık Özaşkın ve onun sayesinde de Şuhut Belediye Başkanı Muhittin Özaşkın ile tanıştım. Allah’ın izniyle onlar sayesinde ünlü Battal Gazi ve Sultan Alâeddin Siyavuş’un mezarları ve 1089 yılındaki Peçenek-Bizans harbinde adı zikredilen Rousion kentinin yerini de kesinleştirmiş olacağız. Bu harbi, merhum Bilge Umar ve bütün Bizans tarihçileri Trakya’da gösterirler ve aslı olmayan kentler uydururlar. Bu harpte geçen isimler: Polibotos Bolvadin; Hades [Ades: Polemon, el-İdrîsî Belumin], Çay-Karamıkkaracaören; Xerogypson [Kuru Kireç; Kuru Musa Köprüsü] Kali çayı; bu yazının konusu olan Rousion, Keşan değil, Rus’un <strong>Urus</strong> olduğu gibi Şuhut- <strong>Uruzlar </strong>köyüdür. <strong>Tzouroulos</strong> [<strong>Çoru</strong>, Çorlu değil], Şuhut-Çoru [Demirbel]; Boulgarophygon [Bulgar bozgunu yeri], Senirkent-Genceli köyü civarı; Küçük Nikaia ise Senirkent-Uluğbey köyüdür.</div> <div>Hades, tarihçilerce Bursa-İznik civarında aranır. Hâlbuki el-İdrîsî’nin verdiği yol ölçüsü ve durak adlarına göre Hades, Karamıkkaracaören’dir. Zira Ammûriye [Uluborlu] ile Kidros [Kedrea; Şuhut-Arızlı] arası 31 mil, Kidros ile Belumin [Polemon] arası 27 mil [40 km], tam tamına Karamıkkaracaören kalesine yerleşmektedir. Mikhael Attaliates, bu yerin Polemon ve Hades olmak üzere eskiden beri iki adı olduğunu söyler [Attaleiates, 2008: 65-66]. Burada 1057 Ağustos ayında imparator Mikhael Bringas ile İsakios Komnenos arasında kanlı bir savaş oldu. Tarihçi bu harbi de İznik [Bursa] yanıbaşında vukûbuldu sanır. Hâlbuki bu harpte adı geçen İznik, Senirkent-Uluğbey, yıkılması için emir verilen köprü, Kemer Boğazı’ndaki ünlü köprüdür.</div> <div>Bu harpte adı geçen Yarı Barbar Monastras, aynı zamanda 29 Nisan 1091 tarihinde vukûbulan Lebounion harbinin de kahramanı olan Bizans’ın Kundanlı ovası komutanıdır. Her şey bu kadar açıkken tarihçi, Eğirdir Gölü çevresinde vukûbulan Bizans- Peçenek harplerinin tamamını Trakya ve Bulgaristan’da, Lebounion [Küçük Aslan: Aslancık] harbini de Edirne-Enez civarında göstermiştir. Söz konusu Edirne, Gelendost-Kötürnek, Enez, yâni Ainos ise Barla halkının Aynalı [Ainalı] Çarşı dediği Barla önü Kepenekli mevkiindeki kenttir. Göl seviyesinin 2025’de 913.30 metreye düşmesiyle kalıntıları ortaya çıktı.</div> <div><strong>***</strong></div> <h4><span><strong>Rousion’la ilgili Anna Komnena’dan bazı alıntı ve açıklamalar [Alexiad, 1996, s.234-242]</strong></span></h4> <div>[<strong>IX. Peçenek Türkleriyle yeni çatışmalar</strong>]</div> <div><strong>l.</strong> İmparator, <strong>Çaka'ya</strong> karşı bu önlemleri henüz almıştı ki, İskit [Peçenek]'lerin yeniden Rousion [Keşan] üzerine yöneldiğini ve Polybotos'da konaklamış bulunduklarını [3] öğrendi; bunun üzerine, hazırlık yapmakla uğraşmadan, İstanbul’dan ayrıldı ve Keşan'a geldi.</div> <div><span>3] Polybotos, Hellen dilinde "Bol otlaklı" demektir. Bu adı taşıyan asıl önemli kent, şimdiki Afyon iline bağlı Bolvadin'dir.</span> <span>Trakya'daki Polybotos'un yerini saptayamadım [Bilge Umar]. Trakya’da başka bir Polybotos olmayıp, bu olaylar, Afyon bölgesinde geçmektedir. RT</span></div> <div>Bunlar [Peçenekler] ise, Polybotos'dan gelerek, <strong>Hades</strong> denen bir yere vardılar ve orada konakladılar [4].</div> <div><span>4] Eski Hellen dilinin bu sözcüğü, Ölüler Ülkesine egemen Tanrının adı olarak ve dolayısiyle onun ülkesinin adı olarak ünlü ise de, aslında "a. Görünmeyen; b. Görmeyen (kör)" anlamındadır. Peçenekler, Keşan'da çalınan borazanın sesi duyulacak kadar yakın olan ordugâhlarından kalkıp buraya geldiklerine göre Keşan'ın hemen yanıbaşında bir yerin adı olmalı [Bilge Umar].</span></div> <div>Böylece o da dizginini çevirdi [atının yönünü değiştirdi] ve Keşan'ın yakınından akan çaya [1] vardı.</div> <div><span>1] Keşan'ın batı yakınından geçen Doğanca Deresi.</span> <span>B. Umar böyle der, ama bu çay, biraz sonra bahsedeceği Kali çayı olmalıdır. RT</span></div> <div>[Tanrı] Ares'in sevdikleri, diğer deyişle çok yiğit savaşçılar olan Monastras, Ouzas/ Oğuz ile Synesios [1], Aspra denen yerden geçtikten sonra, onlar da, savaşmış olmaksızın, Keşan'a indiler.</div> <div><span>I] Bunların ilki yarı Türk, diğerleri tam [anadan babadan] Türk idi [Bilge Umar].</span> <span>Monastras, Kundanlı ovasının Bizans komutanı idi ve Yoğurtçubeli, Arızlı, Uzunpınar ve Çobankaya üzerinden geçerek Rousion’a gelmişlerdi. RT</span></div> <div><strong>[X. Alexios, Keşan yanıbaşında yeni bir çatışmayı kazanıyor]</strong></div> <div><strong>[XI. Alexios, Peçeneklerle yapılan, Çorlu yakınındaki çatışmaları da kazanıyor]</strong></div> <div><strong>1</strong> İskit [Peçenek]'ler de Çorlu'ya doğru ilerlemekte idiler; İmparatorun onlardan önce davrandığını öğrenince, o kentin yakınından geçen <strong>çayı</strong> aştılar -buna yörede Xerogypsos [Kuru Kireç] denir [1]-, sonra çay ile kent arasında ordugâh kurdular.</div> <div><span>1] Şimdi Çorlu çayı.</span> <span>B. Umar yanılıyor ve kelimenin aslını vermeden kendi fikrine göre Çorlu çayı diyor. Hâlbuki kelime Tzouroulos olup, <strong>Çoru</strong> veya <strong>Çorul</strong> okunur; Çorlu okunmaz. Bilge Umar u ile r harflerinin yelerini değiştiriyor. Kuru Musa ve Kuru Kireç adları ilginç. Aslında çayın adı Kali [Kalamos] çayı olup, çayın daha aşağılarda Kuru Kireç çayı olarak anıldığı anlaşılıyor. Ve kale için Çoru yakınında deniliyor. Buna göre kale Çobankaya veya onun yakınında ve Kali çayının yanında olmalıdır. RT</span></div> <div><strong>4 </strong>Bu manevra, İmparatorun emrine uygun gerçekleştirildi. […] Biniciler, birbiri ardınca, kalabalık sayıda olarak, düşüp duruyorlar, bizim askerler de bunların üzerine hem sağdan hem soldan atılıyorlardı. İskit [Peçenek]'ler için pek korkunç olan bir savaş her yanda sürüp gidiyordu. [Peçeneklerin] kimi üstlerine atılan oklarla kıyımdan geçiriliyor, kimi mızraklarla yaralanıyor, geri kalanın çoğu tekerleklerin çarpmasının yarattığı aptallaşma içinde suya [Çorlu çayı] atılıyor ve boğuluyordu.</div> <div><strong>5 </strong>Ertesi gün, Alexios, sağ kalmış İskit [Peçenek]'lerin yeniden savaşa girmek hazırlığı yaptığını gördüğünden, kendi adamlarının tümünün tam özgüven duygusu içinde bulunduğunu gözlemledikten sonra, onlara, silah başı etme komutu verdi.</div> <div><strong>6 </strong>İşte o gün iki ordu birbirinden böyle ayrıldı. Birisi kaçmaktaydı, şanlı yengi sahibi ise sevinçle, ordugâhına dönüyordu. İskit [Peçenek]'ler, bu ezici yenilgiden sonra, çadırlarını <strong>Boulgarophygon</strong> [1] ve <strong>Küçük Nikaia</strong> [2] yöresinde kurdular.</div> <div><span>1] <strong>Babaeski</strong>. Boulgarophygon, Rumcada, "Bulgar Bozgunu yeri" demektir. Burada Bulgar çarı Symeon 896’da Rumlara karşı bir yengi kazanmıştı.</span></div> <div><span>2] <strong>Havsa </strong>[Bilge Umar].</span> <span>Her iki yer de yanlıştır. Boulgarophygon, Senirkent-Genceli civarında, Küçük Nikaia ise, Senirkent-Uluğbey’dir [İlegüp]. RT</span></div> <div><span><strong>Açıklama:</strong></span> <strong>Gâzî Mustafa Kemal</strong> de, Büyük Taarruz öncesi, Akşehir’den itibaren dokuz arabayla <strong>Kurumusa</strong> köprüsünden geçerek,<strong> İsalı</strong>, <strong>Bazlar </strong>ve <strong>Hallaç </strong>üzerinden <strong>Şuhut</strong>’a gelmiş; oradan da <strong>Çakırözü </strong>yoluyla <strong>Kocatepe’ye</strong> çıkmıştı [Kaynak: Tarık Özaşkın. Anayurt Gzt.]. RT.</div> <div><strong>Sonuç</strong></div> <div>Bu çalışma sonunda <strong>Rousion</strong>’un şimdiki adı <strong>Yarışlı</strong> olan <strong>Bazlar </strong>[<strong>Uruzlar</strong>, namı diğer <strong>Ma’sun</strong>] olduğu anlaşılmıştır.</div> <div>.</div> <div><strong>Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com</strong><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span>Har.1:</span></strong><span> Şuhut, 1247 <strong>Kalfa T</strong>., <strong>Bazlar</strong>, <strong>Kurumusa Kp</strong>., Karahallı, Uzunpınar, Çoru, Oyniğan, Kılıçkaya (Muhacir), Arızlı (Gereme). Ayrıca Yoğurtçubeli ve Bozdurmuşbeli adlı tarihî iki dağ geçidine (beline) dikkat. Yoğurtçubeli, İbn Hordazbih’te (847), Bozdurmuşbeli ise hem İbn Hordazbih (847), hem el-İdrîsî (1153), hem Peutinger Tablosu, hem Antonine İtineneri, hem de Kudüs İtineneri’nde verilir. Yoğurtçubeli, 438 Nu. MVAD I.’de Uluborlu kazasına tâbi Yoğurtçu Derbendi olarak gösterilir (bk.s.68, 273). Aynı defterde bel yerine Bozdurmuş karyesi var.</span></div> <div></div> <div><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span>Har.2:</span></strong><span> Öl. 1 / 25 bin. Hisar Tepe, Bazlar ve Kalfa Tepe görülmektedir.</span></div> <div><span></span></div> <div><span></span></div>