Har. 1: Eğirdir’in mevkii ile göl, ada, bağ ve dağlarının vaziyetini irâ’e eder haritasıdır (S. Şükrü, 2013: 17). S. Şükrü, Eğirdir Gölü yazdığı hâlde, yarımadanın güneyi [harita sağı] için Lodos Deñizi, kuzeyi için Poyraz Deñizi der. [Har.2]’de de öyle denilir. Eğirdir halkı da aynı ifadeleri kullanır ve gölde çalışan kayıklar için “kara gemi ve gemi”, göl için de “deñiz” der.
Kayıp Atlantis bulundu gibi
Öz
Bu makalenin amacı, MÖ 360 yılında Platon’un zikrettiği Atlantis hakkında yeni ve farklı bir iddiada bulunmaktır. Zira bu konuda Truva harpleri ve Arzawa’da olduğu gibi, kronolojik hata ve çok farklı spekülâsyonlarla Atlantis çığırından çıkarılmış ve öyle bir takdim edilmiştir ki, belleklerde koca bir kıta olarak kalmıştır. Bunun başlıca sebebi bazı kelime ve kavramların bugün olduğu gibi anlamaktır. Arzava ve Truva devrinde olduğu gibi birçok tarihî olayda “deniz” denilen yer, eski Eğirdir Gölü olduğu hâlde, Ege Denizi ve Akdeniz anlaşılmıştır. Atlantis, Eğirdir Gölü’nde bir ada iken yere batmıştır. Büyük Seyahat adlı eserin yazarı Eğirdirli Süleyman Şükrü, batan kentin adının “Felekâbâd” olduğunu ve kent kalıntılarının sâkin havalarda denizin derinliklerine bakan gemiciler tarafından görüldüğünü kaydeder. Atlantis kelimesi köken olarak Eski Yunanca “Atlas’ın adası” [Ἀτλαντὶς νῆσος] anlamına gelir. Atlas: Yunan mitolojisinde gök kubbeyi taşıyan bir Titan’dır. Atlantis için Atlaslı demek daha doğrudur. Gök kubbeye felek denildiğine göre, Atlantis için Felek’li [Eğirdir’in eski bir adı Felekâbâd] denilebilir ki, bu da, Atlantis’in Eğirdir’de bulunduğuna dair iyi bir işaret olabilir.
Açar Kelimeler: Atlantis, Platon, Eflatun, Kritias, Dropides, Solon, Plutarkos, Sonchis, Pythagoras, Nisos, Eğirdir
Giriş
Atlantis, Vikipedi’ye göre: “MÖ 360’da Platon tarafından anlatılan, kibirleri nedeniyle denizde batan efsanevi bir adadır. İleri teknoloji ve denizlerde büyük güce sahip, zengin ve güçlü bir uygarlıkken, kibirleri ve ahlâkî bozulmaları yüzünden tanrıların gazabına uğrayıp okyanusun derinliklerinde yok olan bir kıta olarak tasvir edilir. Atlantis, Platon'un "Kritias" ve "Timaiaos" adlı diyaloglarında kibirlerini alegorik olarak anlatmak için kullandığı efsanevi bir ada halkıdır. Atlantis, köken olarak Eski Yunanca “Atlas’ın adası” [Ἀτλαντὶς νῆσος] anlamına gelir. Atlas: Yunan mitolojisinde gök kubbeyi taşıyan bir Titan’dır (Dev) [chatgpt].
Atlantis için Türkçe Atlaslı demek kanaatimce daha doğrudur. Gök kubbe için Felek dersek, Atlantis için Eğirdir’in eski adı Felekâbâd olur ki, bu da Atlantis’in Eğirdir’de bulunduğunu işaret eder.
Beni bu makaleyi yazmaya teşvik eden yine, eski turizm rehberi Antalyalı Ümit Kaplan’dır. Önce Beni Asfar olayını anlattı ki, “Ümit, bunları Siyonistler kafa karıştırmak için çıkarıyor; böyle şeylerle uğraşma” diye nasihat ettim. O da: “Hocam, sizi yönlendirmek istemem, ama yazılarınıza bakarak Atlantis’in Eğirdir Gölü bölgesinde olduğunu düşünüyorum” diyerek, konuyla ilgilenmemi rica etti. Ben bu konuda hiç okumadığım için, koca bir kıtanın Eğirdir Gölü’nde ne işi var diye ilgilenmek istemedim. Çok rica edince, kaynak ne diye sordum. Platon deyince konuyu okumaya karar verdim. Platon’un, Eğirdir Gölü’nün bulunduğu yer için “Çukurova, elden gitti” dediğini bilirdim. Atlantis hakkında bir şeyler okuyunca yazmaya karar verdim.
Eski Dünya merkezlerinden Eğirdir
“Eğirdir, Eski Dünya merkezlerinden biri” adlı makaleyi 03.06.2024 tarihinde academia.edu ve DikGazete’de yayınladım. “Deniz kavimleri” Eğirdir Gölü çevresindedirler. Eğridir’in Laodikya, Claudiolaodikya, Klaudiopolis, Lâdik, Felekiyye, Felekâbâd, Felekbâr, Hierakorifitis, Tonguzlu, Toğurla, Denizli, Akrokos gibi adları var. Antalya’nın kuzeyinde olan şehir, malûm Denizli değil, Eğridir’dir. Zira Denizli, Antalya ve Eğirdir’in bulunduğu boylamın 150 km daha batısındadır. Eğirdir, Antalya, Tanta ve Kahire aynı boylam üzerindedirler. Kadim bir tarih ile her çeşit güzellik ve müstesna bir yere sahip olan, eski ve yeni Mısır ile devamlı ilişki içinde olmuş; Arzava ile Ahhijava, Asya ile Avrupa, Şark ile Garp, Truva ile Akhalar, Suriye ile Yunanistan hududu üzeri ve Anayol yakınındaki bir Eğirdir, eski Dünya merkezi kabul edilebilir.
Eğirdir Gölü hakkındaki rivâyetler
1865 Eğirdir doğumlu Süleyman Şükrü, Eğirdir hakkında tarihî kaynaklarla uyum içinde çok ilginç bilgiler verir:
[Lydia kıralı Giges’in oğlu] Havardis [Ardys, Ardis, Ardisos] tarafından bilâhare kurulan Eğirdir Gölü’nün şimdiki bulunduğu yerde Felekâbâd namında bir büyük şehir vardı. Asırlardan beri su altında kalan bu şehrin yüksek binaları hâlâ ayakta olup, kurak yıllarda gölün derinliği azalmaya başladığı zamanlar, gemiden suyun derinliklerine bakan denizcilerin hayret nazarlarına çarpmaktadır. Bu memleketin suya gark olmasına sebep, Truva harbinden sonra, MÖ 1184’de Anadolu’nun garbına yerleşen Yunanîler’dir. Bu kavim Konya arazisine yerleştikleri zaman, yâni milattan üç buçuk asır evvel, etraftaki suların kurutulması için bir fenni meclis teşkil ettiler. Bunlar bataklığın ne yolla çekilmesi lâzım geleceği hususunu enine boyuna müzakereden sonra kati kararı imza etmek üzereler iken meclise giren ünlü filozof Eflatun’un -Çukurova elden gitti!- diye bağırdığı meşhurdur. Çukurova, Eğirdir Gölü’nün kapladığı yerdir. Gölü teşkil eden kaynağın yolunu, olayın vukuundan evvel keşifte maharet gösteren bu filozofun ismine nispeten el’an –Eflâtun Suyu- anılmaktadır” [s.15]. MÖ 1556’da Atina şehrini [Yalvaç-Masır] kuran, Mısır muhacirlerinin reisi Şirkup, Mısır-Tantâ’lıdır [s.9]. Küçük Firikya meliki Tantalos oğlu Pelops [s.33] (S. Şükrü, 2013). Pelops, Truva harbi kahramanı Sparta kıralı Menelaos ile Mykene kıralı Agamemnon’un dedesidir [ChatGPT].
S. Şükrü kitabını, 1907’de Abdürreşid İbrahim’in Petesburg’daki Ülfet Matbaasında bastırmıştır. Eğirdirli Salih Şapçı, kitabı yeni harflere dökmüş ve 2005’te de Eğirdir Belediyesi basmıştır. Bu arada Şapçı, yukarıda alıntıladığım kısımlarını eleştirir. Bu kez kitap, 2013’te, kitabın önemini bilen Ali Birinci’nin başkanlığı döneminde TTK tarafından tekrar basılmıştır. Biz, Salih Şapçı’nın eleştirisine katılmıyoruz. Zira S. Şükrü, bu hususları bir yerlerde görmüş veya kulaktan kulağa gelen bir rivayeti aktarmıştır. Zira bugün dahi Eğirdir Gölü’nde acayip şeyler olmakta ve göl altından mozaikler ve eski eserler çıkmaktadır. Pelops’un babası [dedesi] Tantalos dahi, Mısır-Tantâ’lı olmalıdır. Hoyran ve Eğirdir gölleri arasındaki ırmağın Tantalos, köprünün Tanta-endia adı var. S. Şükrü, göl ve gölün içindeki binalar ile Truva harbinin galibi gibi konularda yanılmakla beraber, göldeki coğrafî değişim ile Truva harbi kahramanı [Türkiye] Isparta kıralı Menelaos ve Agamemnon’un dedeleri Pelops ile Truva harbini, Eğirdir’le ilişkilendirmesi doğrudur.
S. Şükrü, devam eder ve: -Bu felâketi teyit eder tarihî delil pek çoktur. Hatta Konya’nın eskiden Nisa unvanını alması, dört tarafının bu gölün suyu ile muhat bulunmasından ileri gelmiştir, çünkü adanın Rumcası Nis’tir. Homeros ile Herodotos, Lidya hükümeti arazisi ve Anadolu’nun büyük bir kısmının haritasını ahzettikleri sırada Konya diyarının su ile muhat bulunmasına mebni kendi lisanlarınca Nisa tabiriyle not düşmüşlerdir- der [S. Şükrü: 16].
Konya, malûm Konya değil, Eğirdir-Konya, hatta “Nis Adası” anlaşılmalıdır. Eğirdir Konya Bucağı adı ile Nis Adası’ndaki “Eflatun Dede” türbesi de büsbütün dikkat çekmektedir [bk.Har.1-2; R.1-2 ve R.3].
Lid kavmi, Sardis şehrini tesisle hükûmet merkezini Eğirdir'den oraya taşıdığı MÖ 950 yılından dört asır sonra, yâni MÖ 550 yılında Lidya hükümdarı Kirizos [Kroisos], Yarımada'nın sonundaki iç kaleyi yaptırmıştır [S. Şükrü: 39]. Bu metne ve Barla'nın ilk adının Sardis olduğu bilgisine istinaden, MÖ 950 ile MÖ 2200 yılları Sardis'in Barla olduğunu istidlâl ediyorum. Buna göre Barla, önce Sardes [Sart], Truva harbinden sonra da Neutroja, Tralleis, Attaleia ve Parlais adlarıyla anılmıştır. Şehre bir dönem Selefkoslar hâkim olduğu için Seleukeia ve Antiocheia adlarıyla da anılmıştır.

Har. 1: Eğirdir’in mevkii ile göl, ada, bağ ve dağlarının vaziyetini irâ’e eder haritasıdır (S. Şükrü, 2013: 17). S. Şükrü, Eğirdir Gölü yazdığı hâlde, yarımadanın güneyi [harita sağı] için Lodos Deñizi, kuzeyi için Poyraz Deñizi der. [Har.2]’de de öyle denilir. Eğirdir halkı da aynı ifadeleri kullanır ve gölde çalışan kayıklar için “kara gemi ve gemi”, göl için de “deñiz” der.
***
1840’larda Eğirdir’i ziyaret eden WJ Hamilton, “Eğirdir gölüyle alakalı bir efsane dolaşıyor. 8 asır önce tamamı kuru arazi parçasıymış, gidişi Eflat[un] adlı bir büyücü tarafından durdurulana kadar içinden bir ırmak geçiyormuş. Dahası, 18 yıl önce göl o kadar sakinmiş ki, nehirden su akmıyormuş. Muhtemelen başka bir yeraltı kanalı göle bir çıkış noktası sağlıyormuş” der. Göl hakkındaki rivâyet, Isparta Tarihi adlı eserde: -MÖ 350 Eflatun Konya’da hayatta iken Konya ovasına muzır görünen bir büyük nehrin membaı tıkanmış ise de, gölün menâbiinden sular fışkırmaya ve göl teşkile başlar. Bu sıra Eflatun, Çukurova elden gitti der ki, gölün mevkiine zaten Çukurova denilir ve ziraat edilir. Hatta Beyşehir Gölü’nün de bu sebepten oluştuğunu beyne’l-avam rivayet ederler. Karaağaç yolu üzerinde Beyşehir Gölü’ne munsap bir suya da “Eflâtun suyu” derler. Ahmet Refik, MÖ 2000-MÖ 1500 arasında Beyşehir bölgesine Hititler hâkimdi ve Eflatun’dan bin sene evvel de Eğirdir ve Beyşehir gölleri mevcuttu diyerek beyne’l-avamın rivayetinin sıhhatli olmadığına kanaat getirir- denilir (Böcüzade, 2012: 94-95).
“Nikolaos Damaskenos’un bildirdiğine göre, Phrygia’daki Apameia’da Mithridates Savaşı sırasında [MÖ 89-85] art arda meydana gelen depremlerden sonra göller çevredeki birçok yeri yuttu ve daha önce hiç göl bulunmayan ovaları kapladı; ırmaklar ve kaynaklar taştı. Buna karşılık daha önce mevcut olan birçok ırmak ve kaynak tamamen kayboldu. Ayrıca Apameia denizden çok uzak olmasına rağmen, bölgenin her tarafına o kadar çok miktarda tuzlu ve mavimsi su yayılmıştı ki, burada normalde yalnızca denizde bulunan çok sayıda istiridyeye ve başka deniz canlılarına rastlanıyordu” (Arundell, 2013: 17).
Apameia, Eğirdir’in 25 km kuzeyi ve Marsyas’ın, eski Eğirdir Gölü’ne dökülen [Orta] Menderes’e döküldüğü yerdedir.
2013’de E. Öğr. Ömer Demiral [1926-2014]: “İlk öğretmenliğim sırasında 1946-47’de karı-koca iki Fransız Barla’ya geldi. Eskiköyyeri’nde iki yazıt okudular: Hoyran Gölü’nden çıkan bir nehir önce Gelendost, sonra Bedre tarafına kıvrılır; sonra da Nis adasının arkasından geçerek, Köprübaşı’na gidermiş. Zamanla Köprübaşı şişmiş ve nehrin suları ovayı basmış. Köyleri su altında kalan halka buğday yardımı yapılmış. Halk, kendilerine yardımda bulunanlara karşı bir teşekkür ifadesi olarak; bu yazıtı dikmişler” dedi. Karı-koca iki Fransız, Jeanne ve Louis Robert. Ömer Hoca, 67 yıl önceki bir olayı biraz karıştırmıştır; zira kitabelerde nehir ifadesi yoktur. Eğirdir Ansiklopedisi ise “Prostanna’nın Roma çağında imparator II. Filippos’un onuruna bastığı paraların arka yüzünde Tioulos çayını simgeleyen tanrının kabartması ve ayrıca “Tioul” biçiminde kısaltılmış olarak adı vardır. Büyük ihtimal bu bizim eski ırmaktır; şimdi kanal oldu” der [s.229]. Tioulos, Hoyran ve Eğirdir gölleri arasındaki ırmaktır.
[Chatgpt], “Tioulos adı, Anadolu dillerinden Luvice hızlı, güçlü akan derin su anlamına gelebilir” der ki, doğrudur. Zira iki göl arasındaki nehrin Bathys Rhyax [derin ırmak]; büyük, derin el-Battâl Nehri ve Obrimas [güçlü] gibi adları da vardır.
Ömer Hoca’nın rivayeti de, iki göl arasındaki ırmağı anlatmaktadır. Hatta bu ırmak, göl oluşmazdan önce Nis adası ve Köprübaşı’ndan geçerek Aksu’ya karışmaktadır. S. Şükrü’nün zikrettiği Eflatun çayı dahi, aynı ırmak olmalıdır.
Ne Ahmet Refik, ne SS Böcüzade, ne de S. Şükrü, Eğirdir ve Beyşehir göllerinin Hoyran ve Eğirdir ile Kıreli ve Beyşehir gölleri gibi ikişer parça olduklarını ve yaklaşık 500 yıl önce birleştiklerini bilmiyorlar. Hatta Pîrî Reis ve Kâtip Çelebi’nin haritalarından da bîhaberler. Yöre halkının rivayetleri, göllerin, 500 yıl önceki birleşmelerini işaret ettiği gibi, Hititler devri veya önceki bir olaya da işaret edebilir. Zira burası hem karstik, hem de deprem bölgesi olup, Eğirdir bölgesi için Katakekaumene denir ki, yörede çok sık vukûbulan depremleri anlatır. Çirişli Dağı, Yeñicesivrisi civarı, Afşar ve Kötürnek köyleri ile Yakaköy’de büyük karstik çöküntüler vardır. Jeo. Müh. Prof. Muhittin Görmüş’e göre, zaman zaman göl tabanında çöküntüler olmaktadır. Bir zamanlar, Nis [Alaşia] Adası’nın güney tarafı çökmüş olabilir ki, bu da Atlantis’e işaret eder.

Har.2: Büyük Seyahat, 2005 yılı Salih Şapçı çevirisi ve Eğirdir Belediyesi baskısı, s. 86’dan alınmıştır.
Eğirdir bölgesinin Mısır ile olan ilişkileri
Birçok kez Eğirdir bölgesinin, özellikle de Arzava, Truva ve Beylikler devirlerinde Mısır ile ilişki içinde olduğunu yazdım. Vikipedi: Atlantis hakkındaki ilk kaynağın Mısır olduğunu işaret ediyor: MÖ 421’de Sokrates’in evinde Kritias, dedesi Dropides, o da ünlü şair Solon, Solon ise Mısırlı bir keşişten nakleder. Keşişe göre Atlantis’e ilişkin olaylar MÖ 9000 yılında gerçekleşmiştir. Plutarkhos’a göre [Nil deltasındaki] Sais şehrinde Solon ile konuşan rahibin adı Sonchis idi. İskenderiyeli Clemens’e göre bu aynı zamanda Pythagoras’a ders veren Mısırlı rahiptir.
Platon'un, hem Kritias, hem Solon ile akrabalığı olup, Mısır'da birkaç yıl yaşamıştır. Vikipedi’deki: “III. Ramses, Atlantisliler’in geldiği yeri yazdırıyor” ifadesine göre Atlantisliler Mısır’a gelmiş demektir. Bu da Atlantis’in Eğirdir’de bulunduğuna dair mühim bir işarettir. Zira Eğirdir bölgesinde bulunan Deniz kavimleri, II. Ramses [MÖ 1279-1213] ve III. Ramses [MÖ 1186-1155] zamanında Mısır’ı kuşatmışlar, hatta Truvalılar’ın bir kolu olan Etrüskler, Mısır, Libya, Tunus ve Sicilya yoluyla İtalya’ya gelmişlerdir [bk. Topraklı, 2025].
Eğirdir Gölü’ndeki Yeşilada’nın eski adının Nis [νῆσος] olması ile Eğirdir Konya Bucağı adı da şayanı dikkattir. Atlantis olayı MÖ 9000 değil, Deniz kavimlerinin göçü sırası ve MÖ 1200 civarı vukûbulmuş olabilir. Zira bazen bir ay, bir yıl kabul edilmektedir. Eğirdir’de yapılacak arkeolojik araştırma ve kazılar, bu hususu aydınlatacaktır.
Chatgpt, III. Ramses’e ait bilgi için, “tarihî dayanaktan yoksun ve güvenilmez” ve III. Ramses’in yazdırdığı metinde: “kavimler veya göçmenler, memleketleri harap olduğu için Mısır’a geldiler” diye yazıyor der. Kanaatimce Vikipedi, memleketleri harap olduğu için Mısır’a göçen kavimleri, Atlantisliler olarak anlamıştır ki, bu anlayış büyük ihtimal doğrudur. Bize gelene kadar hiçbir tarihçi veya bilim adamı, Deniz kavimleri, Arzava devletleri ve Truvalılar’ın yaşadıkları yerleri doğru tesbit edemedi. “Kemer Boğazı’ndaki Etrüskler İtalya’ya nasıl gitti?” adlı makalemizde “kuraklık yüzünden” Mısır’a gitmiş olabilirler demiştik ki, şimdi buna, Eğirdir ve Kemer Boğazı bölgesinde vukûbulmuş büyük bir deprem ihtimalini de eklemek istiyorum. Bu bölgeye Katakekaumene [Yanık yer] denilmesi de, bu bölgede çok sık meydana gelen depremleri anlatmaktadır. Atlantis hakkındaki bilgiyi, Platon’un Mısırlı rahipten almış olması da, Atlantis’in Mısır’la ilişki içinde bulunan Eğirdir ve Kemer Boğazı bölgesinde bulunduğuna işaret eder. S. Şükrü’nün dediği gibi, bazen Mısırlı muhacirler, Eğirdir-Yalvaç bölgesi veya Küçük Firikya bölgesine gelmiş; bazen de, II. Ramses, Kemer Boğazı yanında bulunan Mira Beyi’ne mektup yazmıştır [bk. Topraklı, 2025]. 1980’li yılların sonu veya 1990’lı yılların başı, bir Uluborlu ziyareti sırasında merhum Kemal Nizamoğlu [Cumhuriyetin Kemal] abinin: “Ramazan Bey, Firavun, Uluborlu’dan gitmiş derler, aslı var mı?” sözleri ve Eğirdir-Yalvaç-Uluborlu bölgesinin, Mısır’la olan ilişkileri şayan-ı dikkattir. Onun için Eğirdir bölgesinde geniş arkeolojik araştırmalar yapılmalıdır.
Atlantis veya Felekâbâd Neresi?
Yukarıda verilen bilgiler ışığında Atlantis, kanaatimce Nis’in [Nisos] güney bitişiğinde ve göl içindedir. Zira 1970’li yıllarda Nis’e yapılan yolun güney tarafı, Eğirdir’li Hobanoğlu’nun dediğine göre birden derinleşmektedir. Ben bunu, burada vukûbulmuş bir çökmeye bağlıyorum. Eski Eğirdir Gölü ve iki göl arasındaki nehrin şarkı Suriye; Nis Adası Alaşia olduğuna göre: Robert Sarmast'ın, “Atlantis, Kıbrıs ile Suriye arasında idi” tezi, bizim iddiamızla örtüşmektedir [Vikipedi]. Eğirdir Konne [Konya] Bucağı, çok eski bir yerleşimdir; 1970’de kuyu kazarken altı m derinlikten iki küp ve bir lahit vs. çıkmıştır [Eğirdir A., s.142].
Sonuç
Bu makaleden, Atlantis denilen yerin Eğirdir Gölü’ndeki Felekâbâd olduğu ve suya battığı anlaşılmaktadır. Bu konuda Süleyman Şükrü’nün Felekâbâd rivâyeti, Atlantis rivâyeti ile büyük benzerlik göstermektedir. Prof. Muhittin Bey’in, “Eğirdir Gölü tabanında çökmeler, hâlâ devam etmektedir” sözü ile III. Ramses’e ait “Atlantisliler’in Mısır’a geldiği” bilgisi, kayıp Atlantis’in, Eğirdir Gölü’nde olabileceğe dair delil kabul edilip, araştırma yapılmalıdır.
.
Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com
Kaynaklar ve Tetkik Eserler
Böcüzâde, Süleyman Sami (2012): Isparta Tarihi, Yay. Haz. Hasan Babacan, Isparta Valiliği-Isparta.
Süleyman Şükrü (2013): Seyahatü’l-Kübra, Yay. Haz. Hasan Mert, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Topraklı, Ramazan (2024): “Eğirdir: Eski Dünya Merkezlerinden biri”, DikGazete ve academia.edu [erişim 30 Kasım 2025].
https://www.academia.edu/121824657/E%C4%9E%C4%B0RD%C4%B0R_Eski_D%C3%BCnya_Merkezlerinden_Biri
https://www.dikgazete.com/yazi/egirdir-eski-dunya-merkezlerinden-biri-6901.html
Topraklı, Ramazan (3.11.2025): “Kemer Boğazı’ndaki Etrüskler İtalya’ya nasıl gitti?” DikGazete, erişim 30 Kasım 2025.
https://www.dikgazete.com/yazi/kemer-bogazi-ndaki-etruskler-italya-ya-nasil-gitti-8369.html
Veziroğlu, Nuri Güngör (2005): Eğirdir Ansiklopedisi, Sinan Ofset-Eğirdir / Isparta.
Vikipedi Özgür Ansiklopedi: Atlantis [Grekçe: Ἀτλαντὶς νῆσος, "Atlas'ın adası"], erişim 30 Kasım 2025.
***

R.1: Eflatun Dede, Eğirdir-Yeşilada. Foto: M. Çetinkaya, 2022.

R.2: Eflâtun Dede Türbesi, Eğirdir Nis Adası. Foto: M. Çetinkaya, 2021.
Eflatun Dede Türbesi, Yeşilada’da Musluhiddin Dede’nin batısındadır; tarihî kaynaklarda adına rastlanmadı. 1980’lerden sonra oraya bir küçük türbe yapılmıştır [Eğirdir A., s.78]. Bu türbe, Eflatun/ Platon [MÖ 428/424-348] ile ilgili bir makam olabilir.

R.3: Eğirdir Gölü içinden çıkan tarihî eserlere ait Isparta Müzesi teslim-tesellüm zaptı: “Yukarıda fotoğrafı bulanan 17 [on yedi] adet eser 01. 09. 2025 tarihinde Mustafa Çetinkaya’dan teslim alınmış olup, fotoğraftaki eserlere ait olduğu aşağıda imzaları bulunanlarca onaylanmıştır”. Bu belgeyi bana Eğirdir Belediyesi’nde görevli Mustafa Çetinkaya verdi. Ramazan Topraklı.