<div><span><span><strong>Erdemli Devlet düzeni </strong>(Medîne-i Fâzıla) için sağlıklı, erdemli toplum gerekir. </span></span></div> <div><span><span>İsmail Saymaz’ın <strong>“Şehvetiyye Tarikati”</strong> kitabındaki dehşet verici oluşum ve görünümler; bir “<strong>toplum kanseri</strong>”nin belirtisidir. </span></span></div> <div><span><span>Zamanla kanser, diğer uzuvlara da sıçrama yapar. </span></span></div> <div><span><span>Bedeni hastalıklarda nasıl hasta yakınlarının <strong>“hekim dövme”</strong> olayları az görünür bir olgu değilse, düzenbazın adamları da <strong>“hakîm”</strong> döver, hatta katlederler. </span></span></div> <div><span><span><strong>Tarih</strong>; örnekleriyle doludur.</span></span></div> <div><span><span><strong>İslam</strong> <strong>toplumları</strong> için en çarpıcı örnek <strong>Kerbela</strong> olayıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Resûl-i Ekrem </strong>(s.a.) gibi bir <strong>tabib</strong> gönderilmesine rağmen, tavsiyelerine kulak verilmemiştir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Erdemsiz</strong> düzenbaz yakınları, taifesi, paralı uşakları; ilahî hikmeti korumak isteyen <strong>Hakîm</strong>’i <strong>şehit</strong> etmişlerdir. </span></span></div> <div><span><span><strong>İslam</strong>’dan önceki kanser, <strong>Resûl-i Ekrem</strong>’den (s.a.) sonra derhal <strong>sıçrama </strong>yapmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>meşru müdafaa</strong> şartlarıyla <strong>meşru</strong> olacak <strong>müdafaa</strong> (savunma) <strong>savaşı</strong>; başka toplumların birikimini yağmalama, ferdlerini köleleştirme, kızlarını “<strong>cariye</strong>” adıyla hareme tıkma amacıyla yapılan <strong>“ganîmet ve yağma savaşı” </strong>haline getirilmiştir.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Devlet</strong>” gücü, sürekli olarak düzenbazlardan yeni düzenbazlara geçmiş; böylece “<strong>tedavül</strong>” etmiştir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Bir mürüvvetsiz giderse bir mürüvvetsiz gelir</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Mülk-i hüsne gelmedi sultan-i adil çare ne? </strong></span></span></div> <div><span><span>Örnek hukuk devletleriyle <strong>Sultan-i adil </strong>gelmiştir amma onların irtihalinden sonra <strong>Dabbetülarz,</strong> <strong>Hukuk</strong> <strong>Devletinin</strong> altını oyarak çökertmiştir.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Erdemli toplum, erdemsiz zoruyla, kaba güçle kurulamaz. </span></span></div> <div><span><span><strong>Şeyh Galib</strong>’in dediği gibi:</span></span></div> <div><span><span><strong>“Kuvve-i bâzû bu kapuda durur</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Rüstem işi anlama! Hayder gerek!”</strong></span></span></div> <div><span><span>Toplumbilim de bir müsbet ilimdir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Müsbet ilimler</strong> alanında incelenen kanunlar, belirli şartların belirli bir sonuç doğuracağını gösterir. </span></span></div> <div><span><span>Bu şartlar değişirse, bu şartların belirlediği sonuç meydana gelmez. Ancak, düzenbaz yakınları; düzenlerinin bozulmaması için, bu gerçeğin söylenmesine karşı çıkar, ellerinden gelirse de bunu söyleyenin pestilini çıkarırlar. </span></span></div> <div><span><span>Çıkaramazlarsa, çare olarak; halka verdikleri afyonun dozunu arttırırlar. </span></span></div> <div><span><span><strong>“Şartlar değişse de, toplumbilim alanında kanun değişmez, Medîne-i Fâzıla, Erdem Devleti, Hukuk Devleti bir ütopyadır, Devlet kaşığı güçlünün eline geçer, ferdlerin yaşlanması ve hastalanması gibi, güçlü güçsüzleşince kaşığı yeni güçlü kapar, bu böyle devam eder, İmam Huseyn (a.s.) bunu bilemediği için, hayalperest davrandı, yakınlarının da boş yere ölmesine sebep oldu, inşallah afv olunur”</strong> gibi <strong>kasden hezeyan </strong>ederler. </span></span></div> <div><span><span>Uyutulmuş olan toplum da uyku arasında duyduğu bu sözlere karşı <strong>“işte alim adam böyle olur!”</strong> diye sayıklar.</span></span></div> <div><span><span>Oysa <strong>Toplumbilim</strong> alanında da şartların değişmesiyle sonuç da değişir. </span></span></div> <div><span><span>Şu halde <strong>erdem düzeninin</strong>, sevgi ve adalet devletinin, <strong>Medîne-i Fâzıla</strong>’nın sağlanması için, erdemli toplumun (<strong>Cami’a-i Fâzıla</strong>) sağlanması için gayret etmeliyiz. </span></span></div> <div><span><span>Hasta yakınlarının hekimleri dövmelerinin önlenmesi gerektiği gibi, düzenbaz yakınlarının <strong>“hakîm”</strong> dövmesi de engellenmelidir. </span></span></div> <div><span><span>Aksi takdirde, <strong>düzenbaz tayfasının köteğinden</strong> veya <strong>evlâd-u ıyalinin aç kalacağından korkarak</strong> yazılan reçeteleri ezip suyunu içmenin yararı yoktur.</span></span></div> <div><span><span><strong>Toplumbilim alanında reçetelerin düzenbaz zorba korkusuyla yazılmaması için düşünce açıklama hürriyetine ihtiyaç vardır. </strong></span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>düşünce açıklama hürriyeti</strong> tanınan toplumlarda da düzenbaz tayfası içinden bazıları bu kez de <strong>bilgin</strong> ve <strong>hakîm </strong>(bilge) libasına bürünüp yanlış ve öldürücü reçeteler de yazabilirler. </span></span></div> <div><span><span>Buna karşı ne yapmalıyız?</span></span></div> <div><span><span><strong>Hukuk ve Ahlâk</strong>’ın evrensel, temel, ortak ve değişmez ilkeleri bir toplumda benimsenirse, o toplum; kanserden kurtulmuş ve sağlıklı toplum olur. </span></span></div> <div><span><span>Beden sağlığı ve ruh sağlığını korumakla yükümlü <strong>Sosyal Hukuk Devleti</strong>, bu ilkelere aykırı ve dolayısıyla halkı suç işlemeye çağıran reçeteleri, sorumluluk ehliyeti olan bir kişi yazmışsa suç sayar.</span></span></div> <div><span><span>Ancak, <strong>Hukuk Devleti </strong>düzeni sağlanamamışsa bu düzen kuralı da kötüye kullanılabilir. </span></span></div> <div><span><span>Şu halde ne yapmalı?</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Hüseyin Hatemi, Karar</strong></span></span></div> <div></div>