<h3><span><strong>Müslüman Türkler: Hanif Oğuz Bozoklar, Tarihi Gerçekler ve İlây-ı Kelimetullah Mefkuresi</strong></span></h3> <div><strong>İslam</strong>, tarihin her döneminde insanlığa <strong>adalet</strong>, <strong>merhamet</strong> ve <strong>hakkaniyeti</strong> öğretmiş; hayatın her alanında insana <strong>doğru bir yol haritası</strong> sunmuştur. <strong>Türkiye</strong>, <strong>İslam’ın</strong> sancaktarı olan bir ülke olarak bu kutsal sorumluluğu asırlardır omuzlamıştır. Ancak, bu büyük emaneti taşıyan bir toplumda, <strong>en azılı</strong> <strong>şeytanların</strong> ve <strong>fitnelerin</strong> de faaliyet göstermesi kaçınılmazdır.</div> <div><strong>İslam'ın</strong> en güçlü merkezlerinden biri olan bu topraklarda, <strong>sapkınlıklar</strong>, <strong>ahlaksızlıklar</strong> ve <strong>zulümler</strong> de maalesef tarih boyunca var olmuştur. Bu durum, <strong>Müslümanlar</strong> için <strong>imtihanın</strong> bir parçasıdır.</div> <h3><strong>Kur’an-ı Kerim’den deliller…</strong></h3> <div><strong>Kur'an</strong>, insanın şeytanla olan mücadelesini açıkça ortaya koyar. <strong>Allah</strong>, insanı yarattığında <strong>şeytan</strong>, insanı saptıracağına dair söz vermiştir. Nitekim <strong>Allah</strong> <strong>Teala,</strong> şöyle buyurur:</div> <div>“<strong>Ey Âdem oğulları! Şeytan sizi, anne ve babanızı cennetten çıkardığı gibi aldatmasın</strong>.” (A'raf Suresi, 27. Ayet)</div> <div>Bu ayette, şeytanın her fırsatta insanları <strong>doğru</strong> <strong>yoldan</strong> saptırmaya çalışacağına dikkat çekilmiştir. <strong>Müslümanlar</strong> olarak, <strong>şeytanın</strong> bu <strong>oyunlarına</strong> karşı sürekli <strong>uyanık</strong> olmalı, <strong>kalplerimizi</strong> <strong>imanla</strong>, <strong>zikirle</strong> ve <strong>salih</strong> <strong>amellerle</strong> kuvvetlendirmeliyiz.</div> <div>Özellikle <strong>Türkiye</strong> gibi <strong>İslam’ın</strong> sancaktarı olan bir ülkede, bu mücadele, daha da çetin olabilir. Ancak <strong>tarihimiz</strong>, bizlere umut veren sayısız <strong>zafer</strong> ve <strong>direnişle</strong> doludur.</div> <h3><strong>Hadis-i Şeriflerle uyarı ve müjdeler…</strong></h3> <div><strong>Peygamber Efendimiz</strong> (s.a.v.) de bu mücadeleye karşı ümmetini uyarmış ve <strong>sabredenlerin</strong> <strong>mükafatlandırılacağını</strong> müjdelemiştir. Bir <strong>hadis-i şerifte</strong> şöyle buyurur:</div> <div>“<strong>Mü’minin, bu dünyada çektiği her sıkıntı, onun günahlarına kefaret olur.”</strong> (Buhari)</div> <div>Bu <strong>hadis</strong>, bizlere <strong>sabretmemiz</strong> gerektiğini ve <strong>Allah’ın</strong> <strong>adaletine</strong> güvenmemizi öğretir. <strong>Türk</strong> milletinin <strong>İslam’ı</strong> kabul etmesiyle birlikte tarih sahnesinde oynadığı rol, işte bu <strong>sabır ve</strong> <strong>imanla</strong> yoğrulmuştur.</div> <div><strong>Oğuzların</strong> <strong>Müslüman</strong> oluşu, <strong>Hanif</strong> dinine mensup olan bu milletin kadim bir geleneğinin devamıdır. <strong>İslam’a</strong> geçiş sürecinde <strong>Hanif</strong> <strong>Oğuz</strong> <strong>Bozok</strong> boyları, <strong>tevhidi</strong> bir mefkureyi benimseyerek <strong>İlây-ı Kelimetullah</strong> uğruna mücadele etmeyi şiar edinmişlerdir.</div> <h3><strong>Hanif Oğuz Bozoklar: İman ve direnişin temsilcileri…</strong></h3> <div><strong>Tarihi</strong> kaynaklar, <strong>Oğuz</strong> <strong>Türklerinin</strong> <strong>İslam'ı</strong> kılıç zoruyla kabul etmediğini, aksine zaten <strong>tevhidi</strong> <strong>bir</strong> <strong>inanca</strong> sahip oldukları için <strong>İslam’ı</strong> bir <strong>nur</strong> gibi benimsediklerini anlatır.</div> <div><strong>Oğuzlar</strong>, <strong>İslam’ı</strong> kabul ettikten sonra, <strong>Allah’ın</strong> adını yüceltmek için dünyanın dört bir yanına yayıldılar. Bu, <strong>İlây-ı Kelimetullah</strong> mefkuresinin en güzel örneğidir.</div> <div>Bu ruh, <strong>Selçuklu</strong> ve <strong>Osmanlı</strong> <strong>Devletleri</strong> ile zirveye ulaşmış; <strong>adalet</strong>, <strong>merhamet</strong> ve <strong>barışın</strong> hakim olduğu büyük <strong>medeniyetler</strong> kurulmuştur. <strong>Osmanlı</strong>, yüzyıllar boyunca dünyaya hükmettiğinde, <strong>Allah’ın</strong> <strong>adaletini</strong> yaymaya çalıştı. <strong>Adaletin</strong>, mazlumun yanında yer almanın ve hakkı savunmanın sembolü oldular.</div> <h3><strong>Bugünün Türkiyesi: İmtihan ve umut…</strong></h3> <div>Günümüz <strong>Türkiye’si</strong> de bu misyonu taşımaya devam etmektedir. Etrafı <strong>fitne</strong> <strong>ateşiyle</strong> sarılı olsa da <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Müslüman</strong> kimliği ve <strong>İslam</strong> davası üzerine yürüttüğü mücadelesi devam etmektedir.</div> <div><strong>Allah</strong>, bu toprakları, <strong>şeytanın</strong> oyunlarına rağmen daima koruyacak ve <strong>İslam</strong> sancağını dalgalandırmaya devam edecektir.</div> <div><strong>Kur’an’da</strong> bu konuda bizlere şöyle müjdelenmektedir:</div> <div>“<strong>Allah’ın yardımı ve zaferi geldiğinde ve insanların Allah’ın dinine fevc fevc girdiklerini gördüğünde, Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağış dile. Çünkü O, tevbeleri çokça kabul edendir.”</strong> (Nasr Suresi, 1-3. Ayetler)</div> <div>Bu <strong>ayet</strong>, her zorluğun ardından bir ferahlığın geleceğine işarettir. <strong>Müslüman</strong> <strong>Türkler</strong>, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de <strong>İslam’ın</strong> ve <strong>adaletin</strong> temsilcisi olarak hareket etmekte, dünya mazlumlarına umut olmaktadır.</div> <h3><strong>Geleceğe umut veren bir Türkiye…</strong></h3> <div>Bugünün <strong>Türkiyesi</strong>, güçlü bir <strong>iman</strong> ve <strong>medeniyet</strong> birikimi ile geleceğe <strong>umutla</strong> bakmaktadır. <strong>Türkiye</strong>, <strong>İlây-ı Kelimetullah</strong> mefkuresi doğrultusunda, dünya üzerindeki <strong>mazlum</strong> milletlere ışık tutmaya, <strong>İslam’ın</strong> <strong>adaletini</strong> ve <strong>merhametini</strong> yaymaya devam edecektir.</div> <div>Bu yolda karşılaştığımız her zorluk, bizi <strong>Allah’a</strong> daha da yaklaştıracak, <strong>imanımızı</strong> pekiştirecektir. <strong>Şeytanın</strong> <strong>tuzakları</strong> ne kadar büyük olursa olsun, <strong>Allah’ın</strong> <strong>yardımı</strong> ve bizlerin <strong>iman</strong> <strong>gücü</strong> daha büyüktür.</div> <div>Mefkuremiz, <strong>İlây-ı Kelimetullah</strong>; hedefimiz, dünyada <strong>adaletin</strong> ve <strong>merhametin</strong> hakim olduğu bir <strong>düzeni</strong> kurmak olmalıdır. Bu doğrultuda çalışmalı, <strong>İslam’ın</strong> ışığını her bir ferde ulaştırmalı ve tarihten aldığımız derslerle geleceğimizi inşa etmeliyiz.</div> <h3><strong>Sonuç olarak:</strong></h3> <div>Bugünün <strong>Müslüman</strong> <strong>Türkleri</strong>, <strong>Hanif</strong> <strong>Oğuz</strong> <strong>Bozoklarının</strong> torunları olarak, tarihsel mirasımıza sahip çıkmalı ve <strong>İslam’ın</strong> <strong>bayrağını</strong> dalgalandırmaya devam etmelidir. Zorluklar olsa da <strong>Allah’ın</strong> <strong>yardımı</strong> bizlerle olacaktır.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>İlây-ı Kelimetullah</strong> mefkuresine sadık kalarak, adaletin, merhametin ve hakkaniyetin temsilcisi olmaya devam edecektir.</div> <div>Umut dolu bir <strong>gelecek</strong>, bu <strong>inançla</strong> mümkün olacaktır.</div> <div>.</div> <div><strong>Barbaros Nasün, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div>.</div> <div><strong></strong></div>