USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Miryokefalon cahili Prof. Piyadeoğlu

Miryokefalon cahili Prof. Piyadeoğlu
02-06-2022

Har.2

MİRYOKEFALON CAHİLİ PROF. PİYADEOĞLU

Özet:

Makalenin amacı, 132 yıldır tartışılan Miryokefalon savaşının yerini tespit etmektir. Buna ait delillerimiz yaklaşık 500 yıl önce Eğirdir Gölü’nde vukû bulan coğrafî değişim, İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’nin vermiş oldukları Ammûriye-Tarsus yolu, Pîrî Reis’in Eğirdir Gölü haritası ve İmparator Manuel’in mektubu, Kinnamos, Honiyates ve Firederik Barbarossa’nın seferini veren garp kaynakları ile Süryani Mihail, Simbad, Ebû’l-Ferec gibi şark kaynaklarıdır.

Bunlara Eğirdir Gölü’nün, Kâtip Çelebi ve Bizans kaynaklarındaki ölçüleri, gölün kuzey sınırını gösteren MTA ve DSİ batımetre haritaları, Osmanlı arşiv vesikaları ile bir Roma kolonisi olan Parlais’in Barla oluşu eklenebilir.

Olayın çağdaşı Surlu Vilyım savaş yeriyle ilgili bilgi vermez. Sonuçta Miryokefalon savaşı, Uc’da ve Türk toprağında; Yenice Derbendi ve Yenice Sivrisi’nin (Tzybritze) bulunduğu Kemer Boğazı ile Gelendost- Köke köyü arasında kalan tarihî Anayol (via regia) üzerinde cereyan etmiş ve Türklerin zaferiyle neticelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Miryokefalon, Uc, Kemer Boğazı, Yenice Derbendi, Yenice Sivrisi, Köke

Giriş:

Miryokefalon savaşı, Türk tarihinde mühim bir yere sahiptir; hatta Nihal Atsız’a göre Malazgirt savaşından daha mühimdir. Yardımcı Macar, Sırp ve İngiliz askerlerinin de katıldığı Miryokefalon savaşı, Bizans’ın, artık Anadolu’yu Türklerden geri alması için bütün ümitlerini kıran son teşebbüs olmuş, tabir caizse Bizans bu savaşla manen de yenilmiştir (Atsız, Ağu. 1959 Türk Yurdu Dergisi).

Yılmaz Öztuna ise, 18 Eylül 2010 tarihli Türkiye Gazetesinde zaferin 834. Yıldönümü münasebetiyle savaşın önemini anlatır ve “Miryokefalon, Eğirdir Gölünün az kuzeyindedir. Tam yeri hakkında bu yörenin insanı, Yk. Müh. Ramazan Topraklı bir kitap yayınladı: M. Savaşı, Ankara 2010” der.

Miryokefalon savaşının yeri için 1890’da Remsi (Ramsay), Firederik’in seferine göre bir yandan Uluborlu şarkındaki Ginglarion’u (Şato Cingulaire), öte yandan Homa-Düzbel’den Kızılören’e inen Değirmen Boğazı’nı işaret etti (Remsi, 1890: 130, 136 ve 1960: 140, 147).

V. Tomaşek’in itirazı üzerine de Hoyran Gölü ile Kundanlı arasında, “her iki tarafı sarp, kayalıklarla çevrili dar bir boğazı” iddia etti (Remsi, 1897: 346-47 Firikya/Phrygia). Osman Turan, Remsi’nin görüşünü benimsedi (Turan, 1998: 208). Ali Sevim ve Erdoğan Merçil de Turan’a katıldılar. Ancak Hoyran Gölü ile Kundanlı arası geniş bir ovaydı ve “her iki tarafı sarp, kayalıklarla çevrili dar bir boğaz” yoktu. Buna dikkat eden tarihçiler, farklı yerleri işaret etmeye başladılar.

Tomaşek, Hoyran ovası ile Afyon-Geneli (Çayıryazı) arasında kalan (Bozdurmuş) dağ geçitlerini, F. Dirimtekin, 1944 yılında Remsi’nin terk ettiği Düzbel’i, A. Çay ise, 1984’de yayınladığı doktora savında, Tomaşek ile aynı sayılabilecek Çay-Karamık köyü ile Yalvaç arasındaki Karamıkbeli’ni (Sağırbeli/Kermeşkibeli) iddia etti. Ve Manuel’i hatalı olarak Uluborlu’nun kuzeyindeki Çölovası’ndan yürüttü.

1976 yılındaki 8. Türk Tarih Kongresinde Almanca bir tebliğ sunan E. Aykof (Eickoff), Miryokefalon adıyla eşitlediği Kundanlı yakınındaki Kırkbaş’ı iddia etti.

Mihail F. Hendy, “Anadolu-Miryokefalon ve Tzybritze Geçidi” adlı makalesinde (yıl 1985), Miryokefalon savaşının yerine işaret eden Firedirik’in kaynağına göre Türkleri, iki Mayıs günü, Hoyran Gölü ile Bozdurmuş dağları üzerindeki Toklu Tepe arasında Haçlılara saldırttı.

Haçlılar, Manuel’in yenildiği sağdaki imparatorluk yolundan (via regia) sola saptı ve Akşehir yolundan yürüdü. Manuel’in yenildiği yer, bu saldırı yerinden azami bir günlük mesafede olması gerekirken, O, Kızılviran ve Yunuslar, yani Bağırsakdere ve o civardaki Konya-Dinar yollarını düşünmek gerekir dedi.

Manuel’in, Bağrsekdere Boğazı’nda yenilmesi hâlinde, Uluborlu üzerinden gelen Haçlıların, Akşehir yoluyla değil, Karaali veya Yunuslar’dan sola saparak, Derbent yoluyla Konya’ya gitmesi gerekeceğini düşünemedi. (Har.1, Har.2).

Firederik Barbarossa’nın sefer kaynağına itibar eden tarihçiler, iddialarını, Kundanlı ve Kundanlı çevresinde yoğunlaştırırken, bu kaynağı bilmeyen, fark etmeyen veya ciddiye almayanlar ise, Kundanlı civarından uzaklaştılar. Kâh Kûfi Boğazı, kâh Çivril Tokalı Kapızı, kâh Homa-Düzbel ile Kızılören arasındaki Değirmen Boğazı, kâh Uluborlu’nun 5-6 bm batısındaki Papa Boğazı ve kâh Bağırsakdere Boğazı’nı iddia etmeye başladılar.

Ve kaynak olarak, “ya benim eserim sırf bir hatadan ibarettir veya Bizans manasiyle Asya bence o kadar müphem ve az bilinen bir eyalettir ki buna ait şehirlerin yerlerini inceden inceye münakaşa edemeyeceğim” diyen Remsi’yi kaynak aldılar (Remsi, 1960: 106, 111):

Savaşın en mühim şahidi olan Manuel, İngiltere kıralına yazdığı mektubunda “Türk topraklarına girer girmez savaş naraları işitildi” diyordu.

Savaşın vukû bulduğu yılda (1176) Uluborlu, Rum elinde idi ve Türk-Rum hududu Eğirdir ve Hoyran göllerinden geçiyordu. Buna göre Subleon kalesi, hududun Rum tarafında, yani Hoyran Gölü’nün batı sahilindeydi.

Bu hususu ünlü tarihçimiz fark etmiş; Subleon Uluborlu’nun şarkındadır demişti (Turan, 1998: 214). Ama maalesef tarihçi bugün bile, Senirkent-Garip köyü yakınında bulunması gereken Subleon kalesini, yukarıda ifade ettiğimiz gibi hatalı olabileceğini kabul eden Remsi’yi kaynak alıp, Çivril-Homa’ya yerleştirdi.

Bunun gibi Kelene’yi (Kelainai), hatalı olarak Dinar’a yerleştirip, Manuel’i de, Honaz-Acıgöl-Dinar-Homa yoluyla yürüttü. Hâlbuki O, Honaz-Baklan-Büyük Menderes-Homa-Dinar-Pınarbaşı-Çapalı yoluyla yürümüştü.

Subleon, Kinnamos’a göre Lampe’de ve Menderes’in kaynakları yakınındaydı. Buna göre Büyük Menderes’ten gayri Uluborlu’nun şarkında, bir Menderes daha vardı. Tarihçi maalesef, kaynak metinleri iyi okumadı; Osman Turan’ı iyi takip etmedi; değilse O’nun, “Subleon Uluborlu’nun şarkındadır” kaydını görmez miydi? Tarihçi, tarihî coğrafyayı bilmediği gibi, bilme ihtiyacı da duymuyor ve tarih alanında konuşabiliyor.

Biz, O. Turan’ın Kundanlı iddiasını ciddiye aldık ve Kundanlı’yı iddia eden tarihçiler, Eğirdir Gölü’nün geçmişte iki parça olduğunu ve tarihî yolun (Kıral Yolu: via regia) Kemer Boğazı’ndan geçtiğini bilmiş olsalardı Kundanlı’yı iddia etmezlerdi diye düşündük ve 2010 yılında Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı adlı bir kitap neşrettik.

Miryokefalon savaşının da, bu yol üzerinde ve Kemer Boğazı ile Köke köyü arasında yapıldığını iddia ile 2x2= 4 eder gibi ispat ettik. (Har.1, Har.2).

Eğirdir Gölü’nün iki parça ve Anayol’un Kemer Boğazı’ndan geçtiğine dair deliller (d):

1d. Yenice Köyü Köprüsü (1530 yılı, 438 Nu. MVAD I, s. 68, 314: Hamid l., Afşar kz. Ankara 1993). Köprüyü aradım, yörede soruşturdum ve Kemer Boğazı’nda ve göl altında kaldığını gördüm.

2d. Pîrî Reis haritasında Eğirdir Gölü’nün Hoyran kısmı yoktur ve göle kuzeyden bir ırmak karışmaktadır ki, bu ırmak, tarihî metinlerde Menderes zikredilen ırmaktır (Topraklı, 2021: 22). Kâtip Çelebi Eğirdir Gölü’nü 3x4,5 fersah verir; Arundel, Eğirdir veya Pasgusa Gölü’nü (Topraklı, 2021: 45 Fulcersis s. 3, 336 ve Yinanç s. 260), Bizans kaynaklarından 4x5 Ligue (16x20 bm) olduğunu aktarır (Topraklı, 2011: 33, 35). Hâlbuki bugünkü Eğirdir Gölü’nün Hoyran kısmı dâhil, güney-kuzey boyu 50 bm, Kemer Boğazı’na kadar olan Eğirdir kısmı 33 bm’dir.

Bu mesafeden 4,5 fersah (22,5 bm) veya 5 ligue’yu (20 bm) çıkarırsak geriye 10,5 bm ilâ 13 bm bir mesafe kalır ki, işte bu mesafede göl olmayıp kara parçası demektir. MTA ve DSİ batimetre ölçümlerine göre Eski Eğirdir Gölü’nün kuzey kıyısının, Gelendost-Hacılar köyüyle Barla hattında bulunduğu görülmüştür [bk. Aksu, H.H.-Yiğit, F.F. (2019): “Batimetre Verileriyle Eğirdir Gölü Eski Sınırının Yorumlanması” Techno-Science, 2. Bl., Burdur, s.750-754].

Kâtip Çelebi haritasında da Hoyran Gölü gözükmemekte ve Eski Eğirdir Gölü’nün ebat ve şekli burada verilen ölçüleri doğrulamaktadır (Topraklı, 2021: 23). (bm, bin metre demektir).

3d. Kipert (Kiepert), Parlais adlı Roma kolonisini önce Barla’ya yerleştirir. Remsi, 1890 yılında neşrettiği ve 1960 yılında çevrilen Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası adlı eserinde, Roma’nın, “göl ile dağ arasına sıkışmış, yolu izi olmayan bir yere koloni kurmayacağı” gerekçesiyle Kipert’i eleştirdi (Remsi, 1960: 435-36).

Bunun üzerine O, Parlais’i Beyşehir Gölü’nün güneyine yerleştirdi. 1948’de Lui Rabırt, Parlais’in Barla olduğunu ispat etti (Robert, 1948: 531) ki, Parlais’in yolu var demekti. Bu, bir önceki maddedeki (2d) ölçüleri doğrular ve Eski Eğirdir Gölü ile Kemer Boğazı arasının 11-12 bm kadar bir kara olduğunu gösterir (Topraklı, 2021: 27, 30-32 bk. Haritalar).

4d. Kinnamos, Manuel’in babasının Adana’da ölümü üzerine taç giymek için İstanbul’a giderken uğradığı Menderes’in kaynaklarını şöyle verir: “Manuel, Menderes kaynağında kurulmuş ordugâha geldi. Orada kayalardan ve dağ eteklerinden, sanki onbinlerce ağızdan fışkırıyormuşçasına çıkan sular çevreye yayılır, önce bir gölde biriktikten sonra kendine derin bir yatak açarak ilerler, nihayet bir ırmak olur” (yıl 1143 Baharı) (Kinnamos, 2001: 52). Burada zikredilen göl, Hoyran Gölü, ırmak ise iki göl arasında suları Hoyran’dan Eğirdir’e (kuzeyden- güneye) doğru akan ırmaktır. Bu ırmak derin olduğu için Batis Riyaks (Bathys Rhyax) ve “büyük ve derin el-Battal” olarak zikredilir (Vittek: 1999: 2). Menderes’in burada tarif edilen kaynakları, hiçbir şekilde Pınarbaşı ve Dinar’a uymaz.

Pınarbaşı’nın suları derin bir yatak açmaz; önce düdenlere girer ve Dinar tarafından çok küçük sular olarak çıkarlar.

5d. Ammûriye-Tarsus yolunun, Ammûriye (Uluborlu)-Fele Pınarı arası İbn Hordazbih’te (820-912) şöyle verilir. Ammûriye (Uluborlu) el-Cevz vadisi (Yassıören ile Güreme arasındaki Cevizli dere) 12 mil, İbr’i Mismane (Kemer Boğazı’ndaki kale) 12 mil, el-Alemeyn (Kötürnek köyü) 20 mil, Rabaz-ı Konya (Manarga) 15 mil, Nehre’l-Ahsa (Fele Pınarı) 18 mil. el-İdrîsî’de (1100-1165) ise şöyledir. Ammûriye Medinetü’l-Abidos (Boğaz’daki şehir/kale) 24 mil, Hısnu’l-Meclis (Kötürnek) 20 mil, Rabaz-ı Konya (Manarga) 15 mil, Nehre’l-Ahsa (Fele Pınarı) 18 mil (devam eder) (Topraklı, 2013: 145, 155).

Bu iki kayıt hiçbir şekilde başka yere uymaz ve tarihî yolun Kemer Boğazı’ndan geçtiğini gösterir. Taberî bu yolu, Mu’tasım’ın Ammûriye’yi fethi sırasında (yıl 838) Tarikü’l-Cadde (Anayol), 3. Haçlı seferinde Epistola ise, “Manuel’in hep kullandığı via regia” kaydeder (Topraklı, 2014: 45; 2021: 88).

Yedi Ana Kaynağa Göre Miryokefalon Savaşı’nın Yeri (y):

Miryokefalon savaşından sekiz ana kaynak bahseder. Surlu Vilyım, savaşın yeriyle ilgili hiçbir bilgi vermez; Konya adı, bilâhare Almanca tercümede eklenmiştir. Altı kaynak ise, savaşın yeriyle ilgili bazı isimler verirler, ama yedi-sekiz asır sonra bu isimlerin neresi olduğu tartışma konusudur. Fakat 3. Haçlı seferi kaynakları, Manuel’in Sozopolis’in (Uluborlu) şarkında ve Uluborlu’ya azami iki günlük yerde mağlup olduğunu verir.

Göldeki coğrafî değişimi ve Anayol’un Kemer Boğazı’ndan geçtiğini bilmiş olduğumuz için, Manuel’in 1176’da mağlup olduğu yer, çok açık olarak ortaya çıktı.

Ayrıca savaş yerini, Prof. Cüneyt Kanat'ın Çalıştaydaki tavsiyesi doğrultusunda 3. Haçlı seferi kaynaklarına göre belirlemeyi ve belirlediğimiz bu yerin doğruluğunu, diğer altı kaynakla tahkik etmeyi usûl olarak benimsedik (bk. Topraklı, 2021: 70-97).

1y. Haçlılar, 27 Nisan 1190 sabahı Denizli’den hareketle Acıgöl yanından geçip, 29 Nisan akşamı Dinar (B. Menderes’in kaynakları), 30 Nisan akşamı Eldere-Pınarbaşı ve Çapalı köyü, 1 Mayıs akşamı Uluborlu önü, 2 Mayıs akşamı belli bir gölle (Hoyran) sıra dağlar (Barla) arası bir yere (Miryokefalon bölgesi başı) geldiler.

Gölü geçmediler; Türkler saldırdı. 3 Mayıs’ta geçecekleri ve Manuel’in mağlup olduğu geçitte 30 binden çok Türk’ün beklediğini ve Manuel’e yaptıklarını kendilerine de yapacaklarını öğrenince, Manuel’in hep kullandığı via regia’dan (Anayol) sola saptılar ve Bozdurmuşbeli’ni geçerek 3 Mayıs akşamı Akşehir düzlüklerine (Şuhut-Oyniğan köyü) indiler (Topraklı, 2021: 80-90).

“Mayıs 2 Sozopolis (Uluborlu), Mayıs 3 Ginglarion (Şato Cingulaire). Manuel’in mağlup düştüğü geçit” (Remsi, 1960: 140). Şato Cingulaire (yuvarlak kale), Miryokefalon bölgesi başından görünen Yenice Sivrisi’dir. Anayol (via regia), Kemer Boğazı’ndan geçtiğine göre savaş, Boğaz’ın şarkında olmuştur. (Har.2).

2y. Manuel, “Türk topraklarına girer girmez aniden sayısız savaş narası işitildi” ve “Yolun darlığı ve güçlükleri sebebiyle on millik bir hat boyunca uzanmıştık” (Topraklı, 2021: 70-71). Hudut, Kemer Boğazı olup, savaş, Kemer Boğazı ile Köke köyü arasında ve 10 millik yol boyunca yapılmıştır. (Har.1).

Har. 1

3y. Manuel, Eskişehir’i (Dorileon) tahkim ettikten sonra Lampe’ye doğru ilerledi, Menderes’in kaynakları (Grekçe metin, ağzı) yakınında bulunan Subleon’u tahkim etti; sonra Laodikya ve Menderes çevresindeki bölgelere yolculuk yaptı (Kinnamos, 2001: 213, 214). Lampe, Senirkent-İlegüp (Uluğbey), Lampis Senirkent ovası, Subleon Lampis’in ayağında, Laodikya Eğirdir, Menderes ise 14-15 bm, ağzı kaynağına yakın bir ırmaktır.

Manuel’in, 548 bm olan B. Menderes’in ağzına mı, ortasına mı, kaynağına mı, yolculuk yaptığı belli değildir. Onun için Kinnamos’un ifadesi, B. Menderes için anlamlı olamaz. Söz konusu Menderes, Türk-Rum hududu olan iki göl arasındaki el-Battal nehridir (Vittek, 1999: 2).

4y. 1- Işıltan, Honiyates’in tasvirine göre, “kuzeye gittikçe eğimi azalan yüksek dağlar, diğer tarafı ise, uçurum” olan geçidi (Topraklı, 2021: 20 ve s.101 geçit şekli), “Tzibritze geçidi, yüksek yamaçlarla çevrelenen uzun bir vadidir. Kuzeye doğru gittikçe dikliği azalır ve yayvan tepeler arasında geniş vadiler halini alır. Güneye doğru ise vadi gittikçe dikleşir ve sarplaşır” gibi hatalı tercüme etmiştir (Topraklı, 2021: 76). Bu hatayı fark etmeyen tarihçi, Kûfi Boğazı, Bağırsakdere Boğazı gibi yerleri, iddia etmiş ve etmektedir.

2- Honaz’dan imparator, Lampis üzerinden Kelene’ye (Kelainai) yürüdü. Marsiyas suyunun karıştığı Menderes’in kaynakları buradadır. Bundan sonra imparator, Homa ve Miryokefalon’a geldi” (Honiyates, 1995: 123). Bu metinde yürüdü ve geldi gibi iki farklı fiil vardır ve Latince metin, bu yüzden Homa ve Miryokefalon’dan transit geçti şeklindedir. Hasım veya düşman üzerine yürünür. “Yavuz, Çaldıran’a yürüdü” derken de aynı ifade vardır.

Savaş, imparatorun yürüdüğü yerde, yani Kelene’de olmuştur. Hâlbuki 1176’da Uluborlu, hatta Kemer Boğazı’nın batısı Roma elindedir. Savaş, Uc’ta ve Türk toprağında yapıldığına göre Kelene Dinar’a yerleşemez. Kelene, Kemer Boğazı ile her yanı dik bayır Kelene hisarı (Arrianos, 1945: 66) arasındadır. Bundan sonra ifadesini, bu yüzden (Latince inde) anlamalıdır.

3- Savaş alanında suları coşkun çay/ırmak vardır (Honiyates, 1995: 128) ki, diğer iddialardaki sular, Temmuz ayından sonra kurur. Marsiyas suyu ile suları coşkun çay, ikisi aynıdır. Marsiyas adını, nehrin kaynağı yakını ve Yenice köyü hududundaki Maziye, eski adıyla Marsia (Marsiya) köyünden alıyor (Remsi, 1960: 461 ve ırmak için bk. Cebeci-Topraklı, 2018: 18-19, 23, 47).

4- Manuel, maktulleri görmek için savaş alanından dönmek ister, fakat rehberler, savaş alanındaki acıklı hâli göstermemek için onu, Köke köyü önündeki Rum ordugâhına geldiği, Yenice Sivrisi’nin güneyinden götürürler. Bu husus, diğer iddia edilen yerlerde yoktur. Honiyates, bunu bilmez ve Manuel’in, maktulleri görmemek için başka yoldan dönmek istediğini söyler (Honiyates, 1995: 131).

Honiyates, suları coşkun çay ile Marsiyas’ın aynı olduğunu bilmez. O, savaşa katılmamıştır; savaş alanını, savaşa katılanların anlattığı kadarıyla ve anladığı kadar bilmektedir. (Har.1, Şk.1 ve Şk.2).

5y. Süryani Mihail olayın çağdaşıdır. Sultan, huduttan, ordu yürüyüşüyle dört günlük mesafedeki Homa’ya ikinci kez elçi gönderdi. Manuel, Sultanla Konya’da görüşeceğim diye, barış teklifini reddetti. Bunun üzerine Sultan, Yenice Sivrisi’nde pusu kurdu (Honiyates, 1995: 124).

Honaz, Baklan ve Büyük Menderes yoluyla Homa’ya gelmiş olan Grekler, ilk günün akşamı Dinar, ikinci gün Eldere-Çapalı, üçüncü gün Uluborlu önü, dördüncü günün akşamı Miryokefalon bölgesinin başı olan Kayaağzı’na, beşinci gün ise Türk topraklarında 10 mil yürüdüler ve Köke köyü-Gavur öreni mevkiine kadar geldiler.

S. Mihail’in “İmparator, beş gündüzlük yürüyüşle Türk yurtlarının ortalarına kadar coşkuyla ilerledi. Greklerin vardığı yer, Sultanın bulunduğu yere üç saat, Konya’ya ise bir gündüzlük mesafedeydi” dediği olay budur (Topraklı, 2021: 91).

Buna göre köprü ile Kötürnek arasındaki 20 milden, ordu uzunluğu 10 mili düşersek, geriye 10 mil (15 bm) kalır ki, Sultanın ordugâhı Kötürnek köyünde demektir. Buna Kötürnek ile Manarga arası olan 15 mili eklersek, Greklerin geldiği son yer (Gavur öreni) ile Manarga (Rabaz-ı Konya) arası 25 mil (37 bm), yani bir gündüzlük yoldur.

Konya denilen yer, Konya şehri değil, Rabaz-ı Konya’dır. S. Mihail, Rabaz-ı Konya’yı Konya kaydetmiştir (Topraklı, 2021: 91-92). (Har.1).

6y. Simbad, Miryokefalon savaşından 32, Battal Gazi’nin 740’da Afyon Çay-Geneli köyündeki şehadetinden 468 yıl sonra doğmuştur. O, “Konya Sultanı Kılıçaslan, Konya’ya uzak olmayan bir yerde, bugün yıkık ve terk edilmiş olan Meldinis kalesi önünde Bizans imparatoru Manuel’i hezimete uğrattı” der.

Meldinis kaynak metinde Meltinis, yani Malatyalı demektir. Malatyalı kalesi, Kemer Boğazı’nda el-Battal nehrinin yanındaki metruk Miryokefalon kalesidir. Malatyalı denilen kişi Kemer Boğazı’ndaki nehre el-Battal, nehrin doğusundaki ovaya Hüseyin ovası adının verilmesine sebep olan (Ebû’l)-Hüseyin bin Müslim el-Antakî, yani Battal’dır. Bu, Battal Gazi’nin babasının adının Müslim olduğunu gösterir.

Simbad, aradan beş Asır geçtiği için, efsanevî bir kişilik olmuş olan Battal Gazi’yi Malatyalı sanmıştır. Bağırsakdere Boğazı müddeileri, Meldinis adını hatalı olarak, Meldos ve Bal kayası yapmışlardır. Bal kayası denilen kalenin doğru adı, Romen Diyojen’in, Malazgirt’te serbest bırakıldıktan sonra İstanbul’a gitmek isterken uğradığı ve kendisi hakkında kötü haberleri aldığı Melissopetrion (Bal kayası yeri) kalesidir. Simbad’ın Konya dediği yer dahi, Rabaz-ı Konya’dır (Manarga köyü) (Topraklı, 2021: 93).

7y. Ebû’l-Ferec, Miryokefalon savaşından 49 yıl sonra dünyaya gelmiştir. O, “Kıral (Manuel) büyük bir ordu toplayarak Türk hududuna yürüdü. Türkler, Bet-Toman’ın derin geçitlerine dalarak, Rumların karargâhını yağmalayıp yaktılar, dağ tepelerinden kayaları, Rumların üzerine yuvarlayıp, Rumlar ile atları arasında karışıklık çıkardılar” der. Kıral, Türk hududuna yürüdüğüne göre savaş, Türk hududunda yapılmış demektir. Manuel de, Türk hududunda yapıldı der (2y).

Bet-Toman, eserin aslında Beth Thomas olup, İsa’nın havarisi Thomas ikizdir ve bu kelimenin Yunanca karşılığı Didyma olup, bu yer, Türklerin taş yuvarladığı, iki tepeli Yenice Sivrisi veya Pion Tepesi’dir (Topraklı, 2021: 94-95).

Türk Şehitliği: Yenice Sivrisi’nin batısı, tarihî Anayol’un güneyi ve savaş alanındaki 972 rakımlı Koru Tepe üzerinde 5-6 mezar görülüyor. Yenice halkı bu korunun tamamen mezar olduğunu söylüyor.

Sultan Gıyasettin’in defnedildiği Müslümanlar Mezarlığı burası olmalıdır (İbn Bîbî, 2014: 140). Dev mezar Sultana (1211), diğerleri Çaka (1095) ve 14 Ocak 1148, II. Haçlı seferinde şehit edilen Selçuklu Beyine aittir. Av. Nuri Akyüz, Neşet Çağatay’dan, bunlar için Miryokefalon şehitleri dediğini işitmiş. Savaş alanında yaralanıp da ordugâhta şehit düşenler, Yumru Mezarın köşesindeki türbede olmalılar.

Sonuç

Yukarıda açıklandığı gibi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Miryokefalon savaşı, tarihî Anayol üzerinde ve Kemer Boğazı’ndaki Yenice Köyü Köprüsü ile Gelendost-Köke köyü, Gavur öreni arasındaki 10 millik yol boyunca yapılmıştır. Sultanın karargâhı, Gavur örenine 10 mil, yani üç saat mesafedeki Gelendost-Kötürnek köyündedir. Süryani Mihal ve Simbad’ın Konya dedikleri yer, Konya şehri değil, 5d’de açıklanan Rabaz-ı Konya, yani Yalvaç-Manarga köyüdür.

Kaynaklarda Tzybritze, Tzibrelitzemani ve Cybrilcymani geçen yer Yenice Sivrisi, Tzybritze Geçidi ise kuzeyi Çirişli dağı, güneyi Hüseyin ovasında son bulan ve uçurumlu Yenice Derbendi’dir. Miryokefalon ise Menderes’in zengin kaynaklarının bulunduğu Kemer Boğazı bölgesidir. Diğer yerlerin hiçbirisi, kaynakların verdiği şartların birini bile sağlamazlar (Tzybritze Geçidi için Topraklı, 2021: 101’deki şekil ve Şek.1-2’ye bk.).

Tzybrite Geçidi’nin Tzybritze Kleisoura ve Taurokomos (Toros Geçidi) gibi adları da vardır. Bunları bilmeden savaş alanı arkeolojisi yapmak, çocuğun eline silâh vermeye benzer.

18 Mayıs 2022 akşamı Diyanet TV, Tarihe Yolculuk, Bl. 18’de, yerine göre susmanın büyük bir fazilet olduğunu bilmeyen Prof. Piyadeoğlu: “Miryokefalon savaşının yeri bilinmiyor; bilmek için savaş alanı arkeolojisi yapılmalıdır” demekle, Miryokefalon sahasının cahili olduğunu ilân etmiştir. Bu arada Diyanet TV’nin başını da!

.

Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com

 

Kaynaklar ve Tetkik Eserler

Aksu, H.H.-Yiğit F..F. (2019): “Batimetre Verileriyle Eğirdir Gölü Eski Sınırının Yorumlanması” Techno-Science, 2. Bl., Burdur, s.750-754.

Arrianos (1945): İskender’in Anabasisi, Tercüme: Hayrullah Örs, Maarif Matbaası-İstanbul.

Cebeci Ahmet-Topraklı Ramazan (2018): 16. Asırda Hamid Sancağı-Boğaz Köprüsü, Sistem ofset-Ankara.

Fulcersis, Corneten (1844): Recueil Des Histories-Des Croisades, Cilt 3, Imprimerie Royale-Paris.

İbn Bibi (2014): el-Evamirü’l-Ala’iye fi’l-Umuri’l-Ala’iye, Selçuknâme II, Çeviri: Mürsel Öztürk, Türk Tarih Kurumu-Ankara.

Khoniates (Honiyates), Niketas (1995): Historia, Çeviri: Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu-Ankara.

Kinnamos, Ioannes (2001): Ioannes Kinnamos’un Historia’sı, Çeviri: Işın Demirkent, Türk Tarih Kurumu-Ankara.

Ramsay, W. M. (Remsi, V. M.) (1890): Historical Geography of Asia Minor, John Murray-London.

Ramsay, W. M. (Remsi, V. M.) (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çeviri: Mihri Pektaş, MEB-İstanbul.

Robert, Louis (1948): “Anadolu’nun Eski Çağ Şehirleri: Orta Anadolu’da Parlais Şehri”, AÜ-DTCF Dergisi, Cilt VI, s.531.

Topraklı, Ramazan (2011): Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı, 2. Baskı Semih Ofset-Ankara.

Topraklı, Ramazan (2013): Hicrî 541/ 1146 Roma-Selçuklu Savaşları, Sütkuyusu Baskını ve Ammûriye, Sistem Ofset-Ankara.

Topraklı, Ramazan (2014): Ammûriye’nin Fethi Risâlesi, Sistem Ofset-Ankara.

Topraklı, Ramazan (2021): Miryokefalon’un Yeri Isparta, 3. Baskı, Sistem Ofset, Ankara.

Turan, Osman (1998): Selçuklular Zamanında Türkiye, 6. Baskı, Boğaziçi Yayınları-İstanbul.

Vittek Pol (Wittek Paul) (1999): Menteşe Beyliği, Çeviri: O. Şaik Gökyay, 3. Baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara.

Yinanç,  M. Halil (2013): Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri, Cilt 1, Türk Tarih Kurumu-Ankara. 

Batıdan bakış (Kemer Boğazı): Yenice Sivrisi

Doğu’dan bakış (Afşar köyü): Yenice Sivrisi

Madalyonun Tura Yüzü: Üstte Hoyran, altta Eğirdir Gölü ve ikisi arasında suları Hoyran’dan Eğirdir’e veya kuzeyden güneye akan, ağzı kaynağına yakın, büyük ve derin el-Battal veya Menderes Nehri ve onun üzerindeki, üzerinden Anayol’un geçtiği Yenice Köyü Köprüsü; Menderes’e dökülen Marsiyas ve Orgas ırmakları; erken adlarından biri Oğuz Gölü olan Eski Eğirdir Gölü’nde Çaka, Kaya, Ertuğrul ve Osman Beylerin kullandığı yelkenli tekne veya Kara Gemi; Gülistan, Rodos, Jan Ada veya Can Ada ile Nis veya Yeşilada; Isparta’nın da remzi olan, 3. Midas’ın (738-696) Küçük Firikya’da yetiştirdiği gül ve iki tepeli Yenice Sivrisi ile Sultan Kılıçaslan’ı (1113-1192) temsilen bir Selçuklu askeri görülmektedir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Ramazan Topraklı
Ramazan Topraklı 2 ay önce
Sn. Doğrubilir, 5.6.2022’de, “Sn. Topraklı, ileri sürdüğünüz hiçbir delil doğru değil. Dinar’ın bile yerini bilmiyorsunuz” dediniz. Dinar, bugün için 38 der. 04 dk., kuzey enlemi ile 30 der. 9 dk. (1884’de Londra’ya götürülen sıfır boylamının eski yeri Ayasofya’ya göre 1 der. 10 dk.) doğu boylamı üzerinde ve 864 rakımındadır. Kötürnek (el-Alemeyn veya Hısnu’l-Meclis), Kemer Boğazı (Firigos Boğazı), Uluborlu önü ve Çapalı köyünden gelip, Denizli ve Sardes’e giden tarihî Anayol (Tarikü’l-Cadde, via regia) üzerindedir. Malûm her yeni bilgi ve bulgu tarih bilgimizi değiştirebilir. Sizin yorum yazdığınız 5 Haziran 2022 tarihinden tam 733 yıl evvel, “5 Haziran 1289 tarihinde Lazık ilindeki Günler denilen köyde bu ordular savaşa tutuştu. Germiyan bozuldu. Alişir oğlunun kızının oğlu Bedrettin Murat öldürüldü, 14 CA 688 Pazar (Anonim, F.N. Uzluk 1952 s.50)” denilen olay Dinar’da vukû bulmuştur. Eserin Farsça aslındaki kelime Lazık değil, Lazik yani Lâdik, Günler ise, Ginler olacak. Buraya eskiden Giñler ve Diñiler denirdi. Merhum Süleyman Gönçer bu olayı, “Lâdik’i (Denizli-Laodikya) Alişir’in kızının oğlu Bedreddin Murad geri aldı. Bedreddin Murad, bu savaşlarda Gingler’de (Dinar) öldü” diye verir (Gönçer, 1971: 328). Onun, Denizli Laodikya dediği yer, bugünkü Denizli değil, Eğirdir’dir. Denizli demek, denizi olan demektir. Bugünkü Denizli’de bir deniz olmadığını siz benden daha doğrubilirsiniz. Rahmetli babam Diñiler pulluğu kullanırdı. İlginiz için teşekkür ederim.
Kaan Doğrubilir
Kaan Doğrubilir 2 ay önce
Sayın topraklı ileri sürdüğünüz hiçbir delil doğru değil. Dinar'ın bile yerini bilmiyorsunuz.