- 26-01-2026 13:03
- 2
MAFYALAŞMANIN KÖKENİ VE TOPLUMSAL BÜNYEDEN TASFİYESİ
I. Mafyalaşma bir suç değil, bir semptomdur
Mafyalaşma, çoğu zaman yalnızca kriminal bir olgu gibi ele alınır. Oysa bu, meseleyi yüzeyde bırakmak demektir. Mafya; bir toplumun ekonomik ilişkileri, yaşam biçimleri ve kitlesel davranışları ile toplumsal zihniyeti arasındaki uyumsuzluğun patolojik sonucudur.
Eğer bir toplumda:
• Ekonomik yapı ve üretim ilişkileri değişmiş,
• Günlük yaşam biçimleri dönüşmüş,
• Kitlesel davranış kalıpları başkalaşmış,
ancak buna rağmen:
• Ahlâk,
• hukuk anlayışı,
• meşruiyet algısı,
• dünya görüşü
yerinde sayıyorsa; işte tam bu boşlukta mafyöz yapılar filizlenir.
Bu anlamda mafya, bir neden değil; uyumsuzluğun belirtisi, yani sosyolojik bir urdur.
II. Tarihsel örnekler: Mafya nerede ve nasıl doğar?
1. Sicilya Mafyası (Cosa Nostra)
Feodal toprak düzeninin çöktüğü, ancak modern hukuk devletinin henüz kurulamadığı Sicilya’da ortaya çıkmıştır. Devlet yoktur, ama mülkiyet vardır. Hukuk işlemez, ama çıkar çatışması yoğundur. Mafya, bu boşluğu “koruma” adı altında doldurmuştur.
2. ABD’de Al Capone dönemi
1920’lerde alkol yasağı, toplumsal alışkanlıklarla çelişmiştir. Zihniyet değişmemiş, yasa dayatılmıştır. Sonuç: Yeraltı ekonomisi ve mafyalaşma. Yasak kalktığında mafya da gücünü kaybetmiştir.
3. Sovyetler Birliği sonrası Rusya
Devlet ideolojisi çökmüş, piyasa ekonomisi bir gecede dayatılmıştır. Toplumun kitlesel davranışı ve zihniyeti bu hıza uyum sağlayamamıştır. Sonuç: Oligarklar ve organize suç şebekeleri.
4. Osmanlı’nın son dönemi
Merkezi otorite zayıfladıkça, ayanlar ve yerel güç odakları mafyözleşmiştir. Devletin yerine “racon” geçmiştir.
Bu örneklerin tamamında ortak nokta şudur: Mafya, devletin çöktüğü yerde değil; devletin işlevini yitirdiği yerde doğar.
III. Mafyanın biyolojisi: Mutant hücre analojisi
Mafya, biyolojideki mutant hücreler gibidir:
• Normal hücre düzeni bozulduğunda ortaya çıkar,
• Kendi varlığını sürdürmek için sistemi sömürür,
• Yayılmaya çalıştıkça organizmayı öldürür.
• Sağlıklı dokuda barınamazlar; zayıflık, korku ve çaresizlik ortamında yaşarlar.
Bu nedenle mafya:
• Toplumu geliştiremez,
• Yaygınlaştıkça çöküşü hızlandırır,
• İnsanî yaratıcılığı boğar.
Mafya, örgütlenme değildir; çünkü örgütlenme canlıdır, üretkendir ve topluma yayılmak ister. Mafya ise topluma tamamen yayılmaya kalkarsa ölür, bu yüzden gizli kalmak zorundadır.
IV. Mafyalaşmanın gerçek besin kaynağı: Sözleşme + Korku
Mafyöz yapılar;
• yazılı olmayan raconlara,
• mutlak itaate,
• ihlâlin ölümle cezalandırılmasına
dayanır. Bu yönüyle, ilkel biçimleriyle ideolojik ve teokratik baskı aygıtlarına benzerler.
Sorun şudur: Salt sözleşmeye dayanan her yapı, zamanla menfaatperest bir zümrenin eline geçer.
Çünkü söz:
• menfaati düzenler,
• duyguyu taşıyamaz,
• insanî bağı kuramaz.
V. Yanlış mücadele yöntemleri (Devletin kaçınması gereken yaklaşımlar)
Devlet politikası şu yöntemlerden bilinçli olarak uzak durmalıdır:
1. Sadece güvenlikçi yaklaşım (Salt operasyon, tutuklama, cezalandırma)
2. Sert cezalarla korku üretmek (Bu yöntem, mafyayı yok etmez, sertleştirir)
3. İdeolojik veya ahlâkçı nutuklar (Gerçekliği değiştirmez, meşruiyet üretir)
Bu yöntemler, mafyayı geçici olarak bastırır; kalıcı olarak ortadan kaldırmaz.
VI. Temel devlet politikaları (Kalıcı çözüm stratejisi)
1. Zihniyet – Üretim uyumu politikası
Devlet, ekonomik yapı ile toplumsal zihniyet arasındaki uyumu sağlamakla yükümlüdür.
• Hukuk sistemi, fiilî ekonomik ilişkilerle çelişmeyecek şekilde güncellenmelidir.
• Kayıt dışı ekonomi, yalnızca cezayla değil; meşru kanalların cazip hâle getirilmesiyle daraltılmalıdır.
• Üretimden kopmuş kitleler, mafyanın insan kaynağıdır. Üretime katılım devlet güvencesi altına alınmalıdır.
2. Hızlı, şeffaf ve erişilebilir hukuk politikası
Mafya, hukukun boşluklarında yaşar.
Bu nedenle:
• Yargı süreçleri hızlandırılmalı,
• Kamu görevlilerinin dokunulmazlığı fiilî olarak kaldırılmalı,
• Vatandaş, hakkını aramak için “aracıya” muhtaç bırakılmamalıdır.
Hukukun işlemediği yerde racon işler.
3. Devletin toplumsal ritim kurma görevi
Toplum yalnızca kanunla yönetilemez.
Devlet;
• Kültür, sanat, spor ve ortak kamusal alanları güçlendirerek,
• İnsanlarda birlik, aidiyet ve güven duygusunu pekiştirmelidir.
Mafya, insanların yalnız ve sahipsiz hissettiği yerde güçlenir.
4. İnisiyatif sahibi bireyleri koruma politikası
Mafyöz yapılar ilk olarak:
• Bağımsız düşünen,
• Yaratıcı,
• Sıralama ve çözüm üretme (akli) melekesi gelişmiş
bireyleri susturur.
Devletin görevi; bu bireyleri “sorunlu” değil, stratejik değer olarak görmektir.
• Akademi, basın ve sivil alan özgür olmalıdır.
• Eleştiri, ihanetle karıştırılmamalıdır.
5. Mafyalaşmayı besleyen dil ve kültürle mücadele
• “Delikanlılık”, “racon”, “adamlık” gibi kavramlar suç kültüründen arındırılmalıdır.
• Medyada mafyöz figürlerin romantize edilmesine izin verilmemelidir.
• Eğitim sistemi; korkuya değil, özgüvene dayalı yurttaş yetiştirmelidir.
Mafya, bastırılarak değil; anlamsızlaştırılarak yok edilir.
Devletin gücü, korku üretmesinde değil; güven tesis etmesindedir.
Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür” hedefi; mafyalaşmanın nihai panzehiridir.
.
Cengiz Han Güven, dikGAZETE.com