<div><span><span><strong>İstihbarat</strong> kelimesi çeşitli dillerde muhtelif manalara gelmektedir.</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda</strong> ve <strong>Kanada</strong> gibi ülkelerde; <strong>zekâ, akıl</strong> (intelligence), <strong>Almanya, İtalya, Fransa</strong> gibi <strong>Latin</strong> etkisindeki ülkelerde <strong>haber alma, bilgi toplama</strong> (information), <strong>Rusya</strong> ve <strong>doğu bloku</strong> ülkelerinde <strong>güvenlik, tedbir </strong>manasına gelmekte, <strong>Türkçe</strong>de <strong>istihbarat, haber toplama, casusluk,</strong> <strong>bilgi ve belge çalma</strong> olarak anlaşılmaktadır. </span></span></div> <div><span><span>Dünyada <strong>sistematik istihbaratın</strong> ilk kurucusu <strong>Çin’dir</strong>, tıpkı envai türlü işkence metodunu buldukları gibi…</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkçe’</strong>de <strong>istihbarat</strong> ile ilgili terim ve isimler birçok belgede geçmektedir. </span></span></div> <div><span><span>‘<strong>Eski Türkçe</strong>’de haber elemanına ‘<strong>çaşıt’</strong> denmektedir. <strong>Gizli şeyi söylemek veya bilmek</strong> anlamında da kullanılmaktadır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Moğollar’da</strong> haber elemanlarına <strong>tatar, yamçı </strong>isimleri verilmektedir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Osmanlı</strong>’da uç beyliklerinde <strong>Martolos, Voynuk, Ulak</strong> adı verilen <strong>haber ağı ile istihbarat</strong> temin edilmektedir.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>İstihbarat örgütlerinin</strong> tek amacı <strong>ülke savunması veya ülke çıkarları</strong> olarak adlandırılsa da bu gayeleri aşan anlamlar üzerinden kullanıldıkları bilinmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Küresel etkiyi yaymak, üstünlüğü sürdürmeye devam etmek</strong> gibi hedefler, çoğu kere <strong>savunma ve güvenlik</strong> kavramlarını aşan bir yetki sahasını ifade etmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hukuk kurallarının</strong> çiğnenmesindeki ustalık, <strong>meşruiyet temini için hukuki kılıf</strong> uydurmak, <strong>istihbaratın</strong> intelligence: <strong>zekâ</strong> yönünü teşkil etmektedir.</span></span></div> <div><span><span>Diğer milletlerin dilinde <strong>bilgi toplamak, haber, güvenlik</strong> manasına gelen <strong>istihbarat</strong>; <strong>ABD, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda</strong> ve <strong>Kanada</strong> gibi ülkelerde <strong>zekâ, oyun kurma; Türkçe</strong> tam karşılığı <strong>şeytanlık</strong> manasına gelmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Oyun içinde oyun, şeytanlık içinde şeytanlık…</strong></span></span></div> <div><span><span>Bu durumu, geçtiğimiz günlerde <strong>Hami Çakır</strong> Abimizin anlattığı bir fıkra ile açıklayalım:</span></span></div> <div><span><span>Bir gün, bir kilisenin kapısında iki dilenci peydah oluyor... Biri temiz pak nur yüzlü, diğeri pasaklı, karanlık suratlı, insanların yüzüne bakmaktan kaçındıkları cinsten... </span></span></div> <div><span><span>Temiz, pak olanın önünde bir yazı; "<strong>ben yoksul bir Hıristiyanım, lütfen yardım edin.</strong>”</span></span></div> <div><span><span>Karanlık suratlı olanın da önünde bir yazı var; "<strong>Bütün varlığını kumarda ve zinada kaybetmiş bir Yahudiyim. Paraya ihtiyacım var.</strong>" </span></span></div> <div><span><span>Pazar ayininden çıkanların hepsi, öfkeyle Yahudi dilencinin önünden geçip, nur yüzlü Hıristiyan dilenciye sadaka veriyorlar... Haftalarca böyle sürüp gidiyor bu iş...</span></span></div> <div><span><span>Sonunda papaz, Yahudi dilenciye acıyor, yanına yaklaşıp diyor ki;</span></span></div> <div><span><span>"<strong>Bak, haftalardır avuç açıyorsun burada, tek kuruş sadaka toplayabilmiş değilsin. Seni gören hiddetleniyor, parayı diğer dilenciye veriyor. Şu önündeki yazıyı kaldırsan, Yahudi olduğunu söylemesen, kumarı ve zinayı falan işe karıştırmasan, üç beş de sen kazanırsın, karnın doyar.</strong>"</span></span></div> <div><span><span>Yahudi dilenci gülümsüyor, diğer dilenciye dönüp şöyle diyor; <strong>"İşittin mi Salomon? Papaz bize ticaret öğretiyor"...</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>*</strong></span></span></div> <div><span><span>Bundan 25 sene kadar önce <strong>ABD Dış İşleri Bakanı Madeleine Albright</strong> dedi ki;</span></span></div> <div><span><span><strong>“Büyük Ortadoğu Planı’nı (BOP) hazırladık, Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek, birçok ülke bölünecek, Arap Baharı olacak Araplar demokrasiye geçecekler.” </strong>(kan ve barut kokan bir bahar, nasıl bir baharsa?).</span></span></div> <div><span><span><strong>Bütün dünya bu söze inandı.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>“ABD böyle düşünüyorsa böyle olacaktır, insanlığın lehine olan yapar, tek hegemonik güçtür, neyi isterse onu yapar, hiç kimsenin karşı koymaya gücü yetmez. Dur bakalım ne yapacak?”</strong></span></span></div> <div><span><span>Bu ara <strong>ABD Başkan</strong> danışmanlarından <strong>Karl Christian Rove</strong> şöyle bir söz söyledi: <strong>“ABD, dünyayı bir şeye inandırmaya karar verirse inandırır, bu inancı tekrar tekrar değiştirmeye muktedirdir.”</strong></span></span></div> <div><span><span>Bu ifadelerden ne anlaşılıyor:</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD,</strong> bir ülkeyi bölse, iç savaşa sürüklese bile bunun güzel bir şey olduğuna herkesi inandırabilir, dünya kamuoyunu iyi bir şey yaptığına ikna edebilir, bunu yapmak için <strong>küresel sahada büyük bir istihbarat, bilgi toplama, mahalli devletlerin iç sistemini etkileme ve yanlışı doğru, kötüyü güzel gösterme</strong> araçlarına sahiptir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Anglo Sakson</strong> ekolün<strong> istihbarat metodolojisi</strong>, bilgi toplama, inandırma, kandırma, aldatma yani <strong>şeytani metotlara</strong> <strong>dayanınca</strong> hedef ülkeyi nasıl tuzağa düşürdüklerini, aldattıkları kitleyi nasıl yüzüstü bıraktıklarını, dünya kamuoyunu nasıl zehirlediklerini araştırmak büyük önem taşımaktadır. </span></span></div> <div><span><span>Son, <strong>Afganistan</strong>’dan <strong>ABD</strong>’nin çekilmesinde görüldüğü üzere, kaderini, kendilerine bağlamış insanları nasıl yüzüstü bıraktıklarını, insanların uçaklardan aşağı düştüklerini, gördük. </span></span></div> <div><span><span><strong>DEAŞ</strong> üzerinden <strong>8 Ekim 2021</strong> Cuma günü <strong>Kunduz</strong> <strong>Vilayetinde</strong> yapılan hunhar saldırıyı gördük [1].</span></span></div> <div><span><span>Bu örgütlerin <strong>CIA</strong> <strong>karargâhlarında</strong> kurulduğunu, militanların oralarda eğitildiğini, sapık ideolojilere vicdansızca inandırıldıklarını, beyinlerinin yıkandığını, intihar saldırıları için silah ve malzemeyi kendilerinin verdiğini biliyoruz. </span></span></div> <div><span><span>Aynı şeyi <strong>Suriye</strong> sahasında <strong>PKK-PYD</strong> üzerinden <strong>Türkiye’ye</strong> karşı yapıyorlar, yaptırıyorlar. Daha iki gün önce <strong>2 polisimiz şehit</strong> oldu, biri yaralandı.</span></span></div> <div><span><span>Sonuç olarak şunu söylüyoruz; <strong>Anglo-Sakson</strong> düşüncesinde <strong>şeytani fesadın adı istihbarat</strong>tır. </span></span></div> <div><span><span>İstihbaratın adı <strong>şeytanlık</strong>tır.</span></span></div> <div><span><span>Bu ekolde <strong>istihbaratın gayesi</strong>, hedef toplumu birbirine düşürmek, işgal için uygun zemin hazırlamak, hasmı ortadan kaldırmak için güç tasarrufu yapmak, küresel teslimiyeti sağlamaktır. </span></span></div> <div><span><span>Bunu nasıl yapıyorlar, hangi araçları kullanıyorlar, motivasyon ve inandırma araçları nelerdir, bu konunun incelenmesine gireceğiz.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>[1] https://www.ntv.com.tr/dunya/afganistanda-camiye-bombali-saldiri,zGRvdBW6rEuKxH0u7VcZeg</span></span></div> <div></div>