<div><span><span><strong>Esat</strong> rejiminin meşruiyeti konusunu tartışmadan önce kanaatimce “<strong>Meşruiyet nedir, meşruiyetin kaynakları nedir</strong>” onu tartışmak gereklidir.</span></span></div> <div><span><span>Hukukta genel manada <strong>meşruiyet</strong>; hukukun, ahlakın ve geçerliliği olan değerlerin, evrensel ilkelerin üzerine kurulmuş olan kurum veya kuralar meşrudur. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hukuk,</strong> hakkın çoğulu olup <strong>haklar</strong> manasına gelmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hak,</strong> rızaya dayalı taleptir, zora dayalı mecburiyettir. </span></span></div> <div><span><span>Bir şeyin bedelini ödedikten sonra satın alırken, satıcının o şeyi size vermesi mecburiyet, vermemesi halinde zor kullanılması bir haktır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Hukukilikle</strong> <strong>meşruluk</strong> da birbirine karıştırılmamalıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hukukilik</strong> ayrı <strong>meşruluk</strong> ayrıdır. </span></span></div> <div><span><span>Hırsızlık yapan insana ceza verilmesi meşrudur. </span></span></div> <div><span><span>Hatta bazı hallerde, <strong>idam</strong> cezası verilmesi bile meşru olabilir; ancak <strong>diri</strong> <strong>diri yakılması, </strong>meşru değildir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Koyun eti </strong>yemek meşru ve helaldir; diri diri parçasını kesip yemek, helal olmadığı gibi <strong>meşru</strong> da değildir; insani de değildir.</span></span></div> <div><span><span>Otoriteyi elde tutan <strong>kurumu işgal etmek</strong> ayrıdır, <strong>yapılan işlemin hukukiliği</strong> ayrıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hitler, Almanya’da</strong> şu veya bu usulle iktidara gelmiş meşru iktidardır; bu iktidarın katliamları, sorgulamalar, işkenceleri de meşru olabilir mi!..</span></span></div> <div><span><span><strong>Komünist </strong>darbede yönetimi ele geçiren ihtilalcilerin meşru otoriteye egemen olmalarıyla birlikte yönetimleri <strong>hukuki</strong> nitelik kazanmıştır. Bundan sonra “<strong>Romanof</strong> <strong>Sülalesi</strong>”nin büyük-küçük bütün fertlerinin öldürülmesi meşru kabul edilebilir mi!..</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Hukuki olan aynı zamanda meşrudur</strong>” düşüncesi hatalıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Darbe</strong> ile iktidara gelmiş bir diktatör, <strong>meşru otorite</strong> tarafından bertaraf edilemezse, hukuken hâkimiyetini kabul ettirmiş olur; ancak icraatının yasal olması hukuka bağlı kalması ile mümkündür. </span></span></div> <div><span><span>Hukuka bağlılığını terk ettiği, <strong>keyfi yönetime</strong> başladığı anda <strong>meşruiyetini</strong> yitirir.</span></span></div> <div><span><span>Meşruiyetle hukuk, bütüncül bir kavramdır. </span></span></div> <div><span><span>Aslında fasit dairedir.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Meşruiyetsiz hukuk, hukuksuz meşruiyet olmaz.</strong>”</span></span></div> <div><span><span><strong>1960</strong> darbesiyle <strong>DP</strong>’nin iktidardan indirilmesi ve<strong> Başbakan Adnan Menderes</strong> ile 2 bakanın asılması hadisesi, <strong>Türk siyasi tarihinin hiçbir döneminde</strong> meşru kabul edilmemiştir. </span></span></div> <div><span><span>Bu hadiseye sebep olan subay, hâkim veya bürokrat hiç biri yapılanların doğruluğunu savunamamıştır. </span></span></div> <div><span><span>Bunların birçoğunun çocukları daha sonraki tarihlerde soyadını değiştirmek zorunda kalmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Neden yapılan iş, <strong>hem hukuki hem meşru</strong> olmamıştır. </span></span></div> <div><span><span>Şu veya bu yolla iktidarı ele geçirmiş olan otoritenin meşruiyeti, hukuka bağlı kalmasından kaynaklanır. </span></span></div> <div><span><span>Burada kastedilen <strong>yerleşik hukuk-cari hukuk</strong>tur. </span></span></div> <div><span><span>İktidara gelip, kafasına göre kanun çıkartıp yasalarla oynayarak elde edilen hukukun, geriye doğru uygulanarak, elde edilecek adaletin adalet olmayacağı, meşru kabul edilmeyeceği açıktır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Meşruluk,</strong> iktidarın kaynağı ve kullanılmasıyla ilgili olarak kaybedilebilir.</span></span></div> <div><span><span>“İktidarda kalmak, ilelebet kalmak, ne yaparsa yapsın kalmak, iktidarı babasının tapulu malı sanmak ağır meşruiyet buhranına sebep olur.”</span></span></div> <div><span><span><strong>Siyasi iktidar</strong>, kendi hukuki meşruluğunun temelini meydana getiren hukuk kurallarına uymamak ve sistemli şekilde ihlal etmek suretiyle meşruiyetini kaybedebilir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Siyasal iktidar,</strong> yürürlükteki kurallara uysa bile <strong>toplumdaki meşruluk anlayışının değişmesiyle</strong> birlikte, <strong>egemenlik hakkını </strong>kaybedebilir. <strong>Toplumsal dayanak</strong>, toplumu temsil eden etkenlik zayıflayınca meşruiyetini kaybedebilir.</span></span></div> <div><span><span>Bir ülkede genel hoşnutsuzluk yaygınlaşırsa, rejimin baskıları dayanılmaz hal alırsa, kendiliğinden başlayan gerçek, temele dayalı hukuki istekler karşılanmazsa genellikle ayaklanma olur, rejimin değişmesi mukadder hale gelir.</span></span></div> <div><span><span>Bu gibi durumlarda milletin, <strong>rejim değişikliği talep etme hakkı</strong> vardır.</span></span></div> <div><span><span>Zulme karşı direnme hakkı vardır.</span></span></div> <div><span><span>**</span></span></div> <div><span><span><strong>Suriye halkı,</strong> bu hakkını kullanmak için ayağa kalkmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Nüfusun yüzde 50’den fazla yekûnu ülke topraklarını terk etmiştir. </span></span></div> <div><span><span>Bu durumda mevcut rejim meşru olabilir mi?</span></span></div> <div><span><span>Konuyu derinlemesine incelemeye devam edeceğiz.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>