<div><strong>274 Çeçen, Kadirov rejimince rehin tutuluyor.</strong></div> <div>Bu, hiç dikkatimizi çekmeyen, magazinel olmayışından mıdır, haber değeri de taşımayan, Çeçenlerin örtük soykırımının son halkasıdır. </div> <div>13 yaşından itibaren <strong>Çeçen </strong>erkekler, <strong>Ukrayna</strong>’da ön saflarda savaşmaya gönüllü olmak için bir takım kağıtlar imzalamaya zorlanıyorlar. Aksi takdirde <strong>işkence </strong>görüyor, <strong>öldürülüyor</strong>, daha da beteri <strong>aileleri </strong><strong>ile </strong><strong>tehdit </strong>ediliyorlar. </div> <div>Yani <strong>ölüme </strong>razı olmak, bu insanlar için sorunu çözmüyor.</div> <div>Geride kalanların canını <strong>sadist </strong><strong>ellere </strong>bırakmayı kim ister ki?</div> <div>İstemiyorlar!..</div> <div>Olanı-biteni, bodrum katlarında bu insanlara yapılanları tahmin etmek için hayal gücünüz yetmeyecektir. </div> <div>Ben de bu korkunç şeyleri yazamayacağım, düşünürken bile ellerim titriyor.</div> <div><strong>Kadirov </strong>ise sosyal medya hesaplarından “<strong>Büyük Rusya</strong>”yı nasıl sevdiğini ve bütün <strong>Çeçenleri, </strong><strong>büyük rusya </strong>uğruna nasıl feda edeceğini, pahalı ayakkabıları ayağında, pozunu almış, böbürlenerek anlatıyor. </div> <div><strong>Kadirov</strong>’u ve yaptıklarını hatırlamamız için bize elbette yine “<strong>Öcalan’ın heykelini dikeceğim</strong>” demesine benzer bir laf etmesi lazım. </div> <div>O zaman hemen sosyal medyanın başına geçip, bütün <strong>Çeçenlere; </strong>“<strong>biz de bunlara yardım ettik, şunların yaptığına bak</strong>!” diye yazarız. Lanet ederiz, küfür ederiz. </div> <div>Dünyadan, tarihten, olan-bitenden zerre kadar haberi olmayan bu <strong>cahil </strong><strong>güruhu</strong>, bu yazı da ıslah etmez. </div> <div>Ama yine de yazmak gerekiyordu. </div> <div><strong>Dudayev, Maskhadov, Zelimhan, Şamil </strong>ve <strong>nice güzel insan </strong>birer birer <strong>şehid </strong>oldular. </div> <div>Bir çoğu <strong>Rusya </strong>kadar, <strong>Rusya</strong>’nın canhıraş beslediği <strong>Kadirovlara </strong>karşı da savaştı; bugün, <strong>Çeçenlere </strong>hakaret edilmesine sebep olan Kadirovlara. </div> <div>Yapmakla övünüp her fırsatta başa kaktıkları <strong>yardımlar </strong>sınırlardan geçmedi, geçse de çoğu <strong>Rus </strong>askerlerinin eline geçti. </div> <div>Muhannete muhtaç etmesin <strong>Allah</strong>, bu da ayrı bir yönüdür bu sözlerin.</div> <div>Adam, masum kundaklık bebeğe gönderdiği üç kuruşu, yirmibeş sene sonra başa kakıyor. </div> <div>Belki kendi de yapmadı, yaşı yetmiyor çünkü. </div> <div><strong>Savaş </strong>sırasında <strong>Türkiye</strong>’ye gelenlerin <strong>Fenerbahçe’de </strong><strong>barakalarda </strong>yaşarken <strong>kış </strong>aylarında ısınacak hiçbir şeyi yoktu. Elektrik yoktu. Soba yakınca zabıtalar sobaları topluyordu.</div> <div><strong>Çeçenistan</strong>’da savaşanlarsa dağlarda çok zorlu koşullarda mücadele ediyor, köyler basılıyor, <strong>naaşları helikopterlerden sarkıtılıp</strong>, ibret için <strong>kanları </strong>halklarının tepesinden dökülüyordu.</div> <div>Hiç unutmam, incecik, <strong>16 yaşında bir kız çocuğunun </strong>ağır silah taşıyıp kullanmaktan tutuklandığını. </div> <div>Böyle kaç çocuk, kaç kadın, kaç erkek <strong>bu zulmün muhatabı </strong>oldu da kimse seslerini duymadı…</div> <div>Daha da beterini yaptık hatta. </div> <div><strong>2000’lerin </strong>başıydı, yazarlar, hocalar gittiler, <strong>Kadirov </strong><strong>rejimini </strong>öven konuşmalar yaptılar, “<strong>ne muhteşem bir ülke</strong>” olduğunu TV’lerde programlarla anlattılar. Caddeler ışıklı, binalar yüksekti, bodrum katlarında <strong>işkencede </strong>insanların seslerini bastırıyordu ziyaretçilerin ve zulüm iktidarının kahkahaları. </div> <div>Son yıllarda ise televizyon yüzleri, üç-beş akçe alıp övdüler <strong>Kadirov</strong>’u…</div> <div>“<strong>Başgan</strong>” dediler, oğlunu dizilerde oynattılar, ziyarete gittiler, kanlı sofrasına oturdular. </div> <div>Herkes alkışladı. </div> <div><strong>Paraya tapma </strong>söz konusu olduğunda, insanlıktan bahsetmek olmaz tabii hiç. </div> <div>Devrin <strong>ruhu </strong>hastalıklı. </div> <div><strong>Onura </strong>dair çok az şey kaldı. </div> <div>Kaşına gözüne hayran olduğumuz koca dişli adamların kesesi, salınışı, <strong>zulüm altında inleyen çocuklardan</strong> çok daha kıymetli bu çağda. </div> <div>Bütün bunlar oldu, doğruyu yanlışı <strong>vicdan </strong>terazisinde tartamadık, <strong>nefs </strong><strong>için </strong>konuştuk, <strong>nefs </strong><strong>için </strong>yazdık. </div> <div>Bundan caymadıkça da <strong>vebali </strong>bizi bırakmayacak. </div> <div>Bu yüzden, bizim <strong>insanlık </strong>namına da, <strong>Müslümanlık </strong>namına da <strong>evrensel değerler </strong>namına da bu insanlara edecek <strong>tek bir sözümüz</strong>, başa kakacak <strong>tek </strong><strong>bir </strong><strong>çabamız </strong>yok.</div> <div>Dün <strong>Çeçen İçkeria Devleti</strong>’ni tanımayan, <strong>Çeçenistan</strong>’ın zulme karşı mücadelesine sessiz kalan insanlık, bugün <strong>Ukrayna</strong>’da ağır bir bedel ödüyor. </div> <div>Yarın eski <strong>Sovyet </strong>sınırlarının tamamında <strong>bu </strong><strong>bedeli </strong><strong>ödemeye </strong>devam edecek.</div> <div>Bizse dünyayı “<strong>dedi ki - dedim ki</strong>” çerçevesinde, sözler üzerinden algılayıp, sosyal medyada üç gün köpürür, sonra hiçbirşey olmamış gibi yaşamaya devam ederiz. </div> <div>Büyüyen <strong>kötülük</strong>, azgın bir karanlığa dönüşüp üzerimize çökmeden önce, <strong>kötüyle iyiyi ayırmayı </strong>öğrenmemiz gerekiyor.</div> <div><strong>Allah</strong>’tan dileğim, tez vakitte bizi <strong>istikamet </strong><strong>üzere </strong>kılması…</div> <div>.</div> <div><strong>Ülkü Menşure Solak, dikGAZETE.com</strong></div> <div> </div>