<h3><strong>BENİM MEZHEBİM SENİNKİNİ DÖVER MANTIĞI!</strong></h3> <h3>(Maturidilik ve Eş’arilik üzerinden yapılan Türk - Arap ayrımı ve Mezhep kavgası)</h3> <div><strong>İslam</strong> <strong>dünyası</strong> içerisinde <strong>mezhep</strong> meselesi en çok tartışılan konulardan biridir. <strong>Mezhep,</strong> bir insanın dini kaynaklardan çıkardığı yorumları olmasına rağmen bazı çevreler bu yorumları din yerine ikame ederek mutlaklaştırmakta ve diğer mezhep mensuplarını çoğu kez din dışına itmektedirler.</div> <div><strong>Müslümanlar</strong> arasındaki <strong>mezhep</strong> <strong>farklılıkları,</strong> tarih boyunca büyük kargaşaların meydana gelmesine sebep olmuş, bugün de ne yazık ki <strong>Müslümanlar</strong> mezhep mezhep bölünerek herkes kendi mezhebinin “<strong>eşittir</strong> <strong>İslam</strong>” olduğunu savunmaktadır.</div> <div><strong>Mezheplerle</strong> ilgili sohbetler ise genellikle, “<strong>Benim mezhebim senin mezhebinden daha hak, daha doğru</strong>!” merkezli geçmekte ve adeta futbol takımı tutar gibi <strong>mezhep</strong> <strong>taraftarı</strong> olunarak, “<strong>Benim mezhebim seninkini döver</strong>!” tavrına bürünmektedir.</div> <div>Hâlbuki mezhepler <strong>beşeri</strong> yorumlardır ve bir beşere <strong>yorum</strong> <strong>hakkı</strong> tanıyan <strong>İslam</strong> dini, diğer beşere de aynı hakkı tanımıştır. Önemli olan mezheplerin ortaya koydukları hükümlerin, <strong>muhkem</strong> <strong>ayetlere</strong> ters olmamasıdır.</div> <div><strong>Mezhep</strong> anlatımları içinde en hararetli geçeni de <strong>Maturidi</strong> ile <strong>Eş’ari</strong> arasında olanıdır dersem herhalde mübalağa etmiş olmam.</div> <div>İkisi de “<strong>Ehl-i Sünnet</strong>” tarafından <strong>itikadi</strong> <strong>mezhep</strong> olarak kabul edilen <strong>Maturidi</strong> ve <strong>Eş’ari</strong> taraftarları, futbol takımı yarıştırır gibi herkes <strong>mezhebinin</strong> <strong>haklılığını</strong> ortaya koymakta ve hatta bu iki mezhebin taraftarları meseleyi “<strong>Türk</strong>-<strong>Arap</strong>” <strong>çatışmasına</strong> bile getirmektedirler.</div> <div>Malumunuz <strong>Maturidi</strong> <strong>mezhebinin</strong> kurucusu sayılan <strong>İmam</strong> <strong>Maturidi</strong> yine <strong>Ehl-i Sünnetin</strong> en büyük imamı sayılan <strong>İmam-ı Azam</strong>’ın fikirlerinin metodolojisini yapan kişidir. İkisinin de <strong>Türk</strong> olması bu mezhebin <strong>Türkler</strong> <strong>tarafından</strong> tutulmasına sebep olmuştur.</div> <div><strong>İmam Eş’ari</strong> ise <strong>Arap’tır</strong> ve <strong>Maturidi</strong> taraftarı olanlar <strong>Eş’ariliğin</strong> <strong>İslam</strong> dünyasının gerilemesine sebep olduğunu ileri sürmekte ve <strong>İslam</strong> dünyasının kurtuluşunun <strong>Maturidilikte</strong> karar kılmakta olduğunu savunmaktadırlar.</div> <div>Geçtiğimiz günlerde bir konferansta <strong>Maturidilik</strong> meselesi işlenmiş, konuşmacı <strong>Maturidiliğin</strong> doğuşunu, gelişimini, tarih boyunca uğradığı haksızlıkları dile getirmiş ve faydalı bilgiler vermişti, <strong>İmam</strong> <strong>Maturidi’nin</strong> sistemli biçimde unutulmaya çalışıldığı bir zaman diliminde bu tür çabalar her zaman alkışlanmalıdır.</div> <div>Ancak sohbette <strong>Maturidiliğin</strong> laikliği savunduğunu, din ile devlet işlerini birbirinden ayırdığını söylemesi ise biraz galat-ı meşhur bilgi nev’inden bir açıklama oldu.</div> <div><strong>Endülüs</strong> <strong>Emevi</strong> devletinin <strong>Maturidi</strong> olduğu meselesi de tıpkı laiklik gibi temeli olmayan bir bilgiydi. Çünkü <strong>Endülüs</strong> <strong>Emeviler</strong> devletinde <strong>Maturidilikten</strong> çok <strong>Eş’ariliğin</strong> hâkim olduğu bir gerçekti. </div> <div><strong>Eş’arilik</strong> özellikle <strong>12</strong>. <strong>yüzyıldan</strong> itibaren <strong>İslam</strong> <strong>felsefesinin</strong> gelişmesi ile birlikte <strong>İspanya’da</strong>, <strong>Kuzey</strong> <strong>Afrika’da</strong> ve <strong>Endülüs’te</strong> de yayılarak taraf buldu.</div> <div><strong>Maturidiliğin</strong> akla önem verdiği ilkesine dayanarak göklere çıkarılırken <strong>Eş’ariliğin</strong> akla önem vermediğini söyleyip yerin dibine batırılması ise ilmi açıklamalardan çok temelsiz bilgilere dayanıyordu. Çünkü <strong>Eş’arilik</strong> de en az <strong>Maturidilik</strong> kadar akla önem veren ve hatta bazen <strong>aklı,</strong> <strong>vahiyden</strong> <strong>önde</strong> tutan bir anlayışa sahiptir.</div> <div><strong>İngiliz</strong> tarihçi <strong>Toynbe’nin</strong> hangi maksatla söylediği meçhul olan, “<strong>Güney Müslümanlığını (Eş’arilik) hallettik. Şimdi sıra Kuzey Müslümanlığında (Maturidilik)</strong>” şeklindeki sözüne dayanarak <strong>İslam</strong> <strong>dünyası</strong> içinde meşhur olmuş ve her birinin milyonlarca taraftarı olan iki <strong>itikadi</strong> <strong>mezhebi</strong> <strong>çarpıştırmak</strong> aklı olan hiçbir <strong>Müslümanın</strong> işi olamaz.</div> <div><strong>Ehl-i</strong> <strong>Sünnet</strong> içerisinde <strong>itikadi</strong> / <strong>kelami</strong> <strong>mezheplerden</strong> biri olan <strong>Eş’arilik</strong>, <strong>10</strong>. <strong>yüzyılın</strong> ilk çeyreğinde <strong>Ebü’l Hasan el Eş’ari</strong> tarafından kurulmuştur.</div> <div>Hadis ve ayetlerin <strong>akıl</strong> ile temellendirilmesi gerektiğini savunduğu için <strong>Eş’ariler</strong>, <strong>Hanbeli</strong>, <strong>Şafii</strong> ve <strong>Maliki</strong> mezhepleri tarafından “<strong>Ehl-i bidat</strong>” olarak suçlanmışlardır.</div> <div><strong>Eş’arilik</strong>, <strong>Hz. Muhammed</strong> ve <strong>Kur’an’ı</strong> temel alan, bununla birlikte <strong>felsefe</strong> ve <strong>kelam</strong> metotlarını da kullanan bir mezhep olarak meşhur olmuştur.</div> <div><strong>Eş’ari’ye</strong> göre <strong>akıl</strong> da <strong>nakil</strong> kadar önemliydi.</div> <div><strong>İslam</strong> dinini, itikatlarının sadece <strong>nakil</strong> yoluyla ele alınmasına karşı çıkan <strong>Eş’ari</strong>, kendine özgü bir <strong>kelam</strong> <strong>metodu</strong> geliştirdi.</div> <div>Bu metotta <strong>akaidin</strong> <strong>temelini</strong> oluşturan temel kavramlar ve yöntemler <strong>akıl</strong> <strong>ilkeleriyle</strong> desteklendi.</div> <div>Birçok özelliği <strong>Maturidilik</strong> mezhebiyle benzerlik taşıyan <strong>Eş’arilik</strong>, <strong>Büyük Selçuklu Devleti, Memlükler</strong> ve <strong>Osmanlı</strong> <strong>İmparatorluğu</strong> tarafından desteklenmiştir.</div> <div>Ne hikmetse <strong>Maturidiliğin</strong> bahsi geçen hemen bütün sohbetlerde <strong>İmam</strong> <strong>Maturidi’nin</strong> <strong>Türk</strong> olduğu vurgulanarak bütün <strong>Türklerin</strong> de onun mezhebini tutması istenmekte ve kurtuluşun buna bağlı olduğu ileri sürülmektedir.</div> <div>Hâlbuki önemli olan <strong>Maturidi’nin</strong> <strong>Türk</strong> olması değil, ortaya koyduğu düşünce metodunun anlatılması ve insanlığa fayda sağlaması olmalıdır.</div> <div>Yine bizim kesimin yazarlarından bir arkadaş, kaleme aldığı <strong>Maturidi</strong> ile ilgili bir makalesinde, tarih boyunca <strong>Müslümanların</strong> bütün yenilgilerinin ve hatalarının temelinde <strong>Eş’arilik</strong> olduğunu ileri sürmekte, haliyle <strong>Arapları</strong> kötülemekte ve <strong>Türk</strong> <strong>âlim</strong> olan <strong>Maturidi’nin</strong> fikirlerinin <strong>Türkler</strong> için tek kurtuluş yolu olduğunu savunmaktadır.</div> <div>Hatta daha da ileri giderek <strong>Maturidiliğin</strong> <strong>akılcı</strong>, <strong>Eş’ariliğin</strong> ise <strong>nakilci</strong> olduğunu iddia etmekte, <strong>Hz. Ebubekir’in</strong> ise <strong>Eş’ari</strong> olduğunu söylemektedir.</div> <div><strong>Zekâtın</strong> kırkta bir hükmünün <strong>Hz. Ebubekir’e</strong> ait olduğunu, isyancıları <strong>Müslümanlığa</strong> döndürebilmek adına, insanları <strong>zekâtta</strong> <strong>kırkta</strong> <strong>bire</strong> razı edebildiğini ve böylece <strong>Müslümanların</strong> ilk halifesi olan <strong>Hz. Ebubekir’in</strong> <strong>Kur’an</strong> dışına çıkarak taviz verdiğini bile ileri sürmüştür.</div> <div>Biraz daha cesaretlenerek sanki <strong>İmam</strong> <strong>Maturidi,</strong> <strong>Hz. Ebubekir’e</strong> karşıymış gibi, “<strong>Şimdi bana diyeceksiniz ki sen kimsin de Hz. Ebubekir’i eleştiriyorsun? Ben aklı ilmi bilimi yanlış karşısında dik durup gerçekleri söylemeyi itikadi yol olarak belirleyen İmam Maturidi’nin yolunu izleyen bir Müslümanım</strong>.” demiştir.</div> <div>“<strong>Cahil cesur olur</strong>” anlayışının tecelli ettiği bu arkadaş, biraz daha ileri giderek, <strong>Eş’ari</strong> anlayışı, kendi iktidarlarını koruyabilmek için, <strong>Hz. Muhammed’in</strong> vefatının hemen akabinde <strong>İslâm</strong> dini içine soktukları sayısız <strong>bidat</strong>, <strong>hurafe</strong> ve <strong>uydurma</strong> <strong>hadislerle</strong> <strong>Müslümanları</strong> <strong>Kur’an</strong> ve <strong>sünnetlerinden</strong> uzaklaştırdıklarını açıklamıştır.</div> <div>Şu sözler de ona aittir: “Nakilci anlayışa dayalı Eş’ariliğin en büyük panzehri, bilim ve akıl ile elde edilen bilginin Kur’an’la örtüştürülerek problemlerin çözülmesidir. Müslümanların yaşanan hayat tarzının kaynağını Maturidi felsefesi oluşturmalıdır. Eş’ariler (Nakilciler) kendileri bambaşka bir din uydurmuşlardır. Bu uydurulmuş dinin misyoner din tüccarları İslam ile Türk dili yan yana gelsin istemiyorlar! Türk milletinin kurtuluşu, akılcılığı, bilimi, ilmi, fenni, felsefi düşünceyi savunan Maturidiliktir.”</div> <div>“<strong>Bir makalede bu kadar yanlış nasıl yapılır</strong>?” sorusunun cevabını bir kenara bırakarak o arkadaşa sosyal medyada verdiğim cevapları özetleyerek buraya almak istiyorum:</div> <div>“Makalenizi büyük bir sabırla okudum. İslam tarihi boyunca Hz. Ebubekir’e bu derece tenkit getirebilen müfrit Şia’dan sonra sizi gördüm. </div> <div>Bu mesele cevap vermeye değmeyecek kadar ciddiyetten yoksun olduğu için es geçiyorum. Makalenizde <strong>Arapçı</strong> mezhepten (Eş’arilik) kurtulup <strong>Türkçü</strong> mezhebe (Maturidilik) geçelim demişsiniz. Bu tam anlamıyla, ‘Arapçı mezhep din olamaz ama Türkçü mezhep din olur.’ demek olmuş. </div> <div>Siz bu iddianızla Türkçü mezhep ilan ettiğiniz Maturidiliği tam anlamıyla ‘Din’ ilan etmişsiniz ki bunun adı tenkit ettiğiniz Emeviliktir. </div> <div>Hâlbuki din Kur’an’dadır. Mezhep ise beşeridir, zandır, tevildir. Hiçbir mezhep asla din olamaz. Bunlar fıkhın alanına giren ve dinden insanların çıkardıkları yorumdur. </div> <div><strong>Cemel</strong> ve <strong>Sıffın</strong> savaşlarında mezheplerini <strong>dinleştirenler</strong> birbirini öldürdü. Günümüzde de mezhebini dinleştiren <strong>Şii</strong>, <strong>Ehl-i Sünnet, Selefi</strong> birbirini yiyor. </div> <div>Ehl-i Sünnet deniyor; Eş’ari de Maturidi de Ehl-i Sünnet mezhepler topluluğunun birer üyesidir. </div> <div>Hadiselere benim mezhebim, benim yorumum senin mezhebini, yorumunu döver mantığı ile yanaşmak dinin özünü kavramamış olanların düştüğü en büyük tuzaktır. </div> <div>Dinde mezhepler bir yol olarak varken mezhepleşmek, mezhebi din ile eşit saymak yoktur. Bunu yasaklayan ayetler E’nam 159, Al-i İmran 105, Rum 32 ve Müm’inun 53. Ayetleri vardır.</div> <div><strong>Maturidilik</strong> konusunu anlatanlar biraz hamasi takılıyor. Tıpkı <strong>Şii</strong> ve <strong>Sünnilerin</strong> <strong>Mehdi</strong> tasavvuru gibi <strong>İmam</strong> <strong>Maturidi’yi</strong> <strong>Süpermen</strong> zannediyor. Sanki onun dediklerini yapınca <strong>Müslümanlar</strong> bütün dertlerinden kurtulacak? </div> <div>Sadece aklı esas alma Müslümanları kurtaracaksa <strong>Mutezile</strong> bu hususta akla <strong>Maturidilikten</strong> daha fazla akla önem vermektedir. O zaman <strong>Mutezileyi</strong> kabul etmek daha akıllı bir tavır olmaz mı?</div> <div><strong>Kur’an</strong> bütün ihtişamıyla hidayet rehberi olarak muhkem ayetleriyle ortada iken itilaflı meselelerde ortaya çıkan mezhepleri ve imamlarını mutlak kurtarıcı saymak fıkıh dinleştirmek demektir. </div> <div><strong>İmam</strong> <strong>Maturidi</strong> ile <strong>İmam</strong> <strong>Eş’ari</strong> arasında tespit edildiği kadarıyla çoğu soyut konularda olan <strong>70</strong> <strong>madde</strong> civarında ifade edilebilen (Bazıları bunları birleştirip 12 maddeye kadar indirmiş) ayrılık vardır. </div> <div>Sizin gibi düşünmeyen <strong>Müslümanlara</strong>, ‘Sizin itikatta mezhebiniz olan Eş’arilik İslam dünyasını geri bıraktı ve batırdı. Bizim itikatta mezhebini olan Maturidiliğe geçerseniz kurtuluruz ve bütün dertlerimiz biter.’ demek ne derece doğru bir düşüncedir?</div> <div>Bunun cevabını sizin ferasetinize bırakıyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”</div> <div>Gerçekten de kurtuluşumuz bir <strong>Türk</strong> <strong>İmam</strong> adı ile anılan <strong>Maturidilik</strong> <strong>mezhebi</strong> midir?</div> <div><strong>İslam</strong> <strong>dünyası</strong> <strong>Eş’ari</strong> düşünceyi uyguladığı için mi geri kalmıştır?</div> <div><strong>Endülüs</strong> <strong>Emevileri</strong> ve <strong>Osmanlı</strong> gibi iki büyük devletin genel olarak <strong>Eş’ari</strong> olması göz önüne alındığında ileri sürülen bu tezin doğruluğu ne kadar doğrudur?</div> <div><strong>Eş’arilik</strong> ve <strong>Maturidilik</strong> arasında bu kadar <strong>makas</strong> <strong>farkı</strong> var mıdır?</div> <div>Soruları çoğaltabiliriz ama sonuç itibariyle ne <strong>Maturidiliği</strong> savunanların haklılığına yarayacak ne de <strong>Eş’arilerin</strong> hatalarını (!) ortaya çıkaracak bilgi birikiminin olmadığıyla karşılaşırız.</div> <div>Çünkü bu iki mezhepte “<strong>Ehl-i Sünnet</strong>” denilen mezhepler topluluğu içinde iki <strong>itikadi</strong> <strong>mezheptir</strong> ve kahir ekseriyeti ile binlerce meselede aynı düşünmektedir.</div> <div>Birbirleri ile farkları, <strong>birkaç</strong> <strong>soyut</strong> <strong>meselenin</strong> dışına çıkmamaktadır.</div> <div>Çünkü <strong>Maturidi</strong> ve <strong>Eş’ari</strong> gelenek, nasların anlaşılmasında aklın kullanılması ve sistemli bir şekilde <strong>akideleştirilmesi</strong> hususunda önemli ölçüde “<strong>Metot benzerliğine</strong>” sahiptir.</div> <div>Vardıkları sonuçlar itibariyle de ciddi oranda birbirlerine mutabıktırlar.</div> <div>Hatta bazen <strong>Maturidilerin</strong> savunduğu fikirleri Eş’ari âlimler savunmakta; bazen de <strong>Eş’arilerin</strong> savunduğu fikirleri <strong>Maturidi</strong> âlimler müdafaa etmektedirler.</div> <div>Nitekim <strong>peygamberlikte</strong> <strong>erkek</strong> olmanın şart kılınması meselesinde başta <strong>Fahreddin</strong> <strong>Razî</strong> olmak üzere birçok <strong>Eş’ari</strong> âlimi, <strong>Maturidiliğin</strong> görüşünü benimsemiş ve savunmuştur.</div> <div>Bu birlikteliğe rağmen <strong>Maturidi</strong> ve <strong>Eş’ari</strong> mezhepleri arasında çoğu soyut konular olmak üzere bazı konularda fikir birliğine varamadıkları da açıktır.</div> <div><strong>Maturidilik</strong> ve <strong>Eş’arilik</strong> arasındaki ihtilaf konusu olan her meselede, tarafların dayandıkları birtakım nakli ve aklî delilleri mevcuttur.</div> <div>Bu görüşler gelişigüzel ve indi mülâhazalarla ortaya atılmış değildir. Fakat bu gibi konuların fiili ve ameli hayatla hiçbir ilgisi bulunmadığı için, tatbikatta herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemekte, sadece bir <strong>KANAAT</strong>/<strong>TEVİL</strong>/<strong>ZAN</strong> olarak kalmaktadır.</div> <div>Bu iki <strong>itikadi</strong> <strong>mezhep</strong> arasındaki <strong>farklılıklar</strong>, konunun uzmanları tarafından <strong>iki</strong> <strong>kategoride</strong> değerlendirilmiştir.</div> <div>“<strong>AKIL VE SORUMLULUK</strong>” başlığı altında, “<strong>Marifetullah, Hüsün-Kubuh, İnsanın Özgürlüğü, Kaza-Kader, Kesb, Külli ve Cüz’i İrade, Teklifu Mâ Lâ Yutâk</strong>” gibi meseleler işlenirken,</div> <div>“<strong>ULÛHİYET</strong>” başlığı altında “<strong>Fiili Sıfatlar ve Tekvin Sıfatı, Kelâmullah’ı İşitme, Hikmet ve Sebepler, Küfrün Affı ve bu hususta Allah’ın Vaidinden dönüp dönmemesi ve Kadınların Peygamberliği</strong>” meseleleri söz konusu edilmiştir.</div> <div><strong>Ehl-i Sünnetin</strong> bu iki büyük ekolü <strong>Maturidilik</strong> ile <strong>Eş’arilik</strong> arasındaki fikir farklılıklarında eğer eserin yazarı, bu iki mezhebi uzlaştırmaya çalışmayı amaçlıyorsa, fikir farkı <strong>12’ye</strong> kadar düşürülmekte, her iki mezhepten <strong>birinin</strong> <strong>üstünlüğünü</strong> ispatlamaya çalışıyorsa, <strong>fikir</strong> <strong>farkları</strong> <strong>70’e</strong> kadar çıkarılmaktadır.</div> <div><strong>İki</strong> <strong>mezhep</strong> arasındaki farkı ve bu farkın mahiyetini daha iyi görebilmek için, birkaç meseleyi nakledelim:</div> <div>Adı zikredilen bu iki <strong>itikadi</strong> <strong>mezhep</strong> karşılaştırılırken en çok işlenen “<strong>Akıl</strong> <strong>ve</strong> <strong>Sorumluluk</strong>” hususu olmuştur.</div> <div>Bu alanda fikir yürüten ve <strong>Müslümanlar</strong> arasında taraftar bulan <strong>itikadi</strong> <strong>mezhepleri</strong>, akla verdikleri öneme göre şu şekilde sıralamak mümkündür:</div> <div><strong>“Mutezile, Maturidi, Eş’ari, Ehl-i Hadis/Selefiye.”</strong></div> <div>Bu mezheplerin irade ve kaza-kader konularında da insana özgürlükçü yaklaşmalarına göre sıralama aynı şekildedir ve en sonda, insanın herhangi bir özgürlüğü olmadığını kabul eden <strong>Cebriye</strong> bulunmaktadır.</div> <div><strong>Maturidiliğe</strong> göre <strong>akıl</strong>, yalnızca varit olan <strong>nasların</strong> anlaşılmasında değil onların hikmetini kavramada da bir araçtır.</div> <div><strong>Nas</strong> olmadığı durumda ise diğer naslardaki hikmetten hareketle <strong>akıl</strong> <strong>yoluyla</strong> ilgili konudaki <strong>hikmet</strong> tespit edilip <strong>hüküm</strong> verilir.</div> <div><strong>Eş’ariliğe</strong> göre <strong>akıl</strong> ise, varit olan nasların anlaşılmasında bir araçtır. <strong>Nas</strong> olmadığı durumda ise ilgili konunun <strong>naslarla</strong> ve nas varit olmuş diğer meselelerle <strong>benzerliği</strong> dikkate alınır.</div> <div><strong>Mutezileye</strong> göre akıl, nassın kendisine uyması gereken yegâne belirleyicidir.</div> <div>Yine ihtilaflı bir mesele de <strong>kadından</strong> <strong>peygamber</strong> olup olmamasıdır. </div> <div><strong>Maturidilere</strong> göre <strong>erkek</strong> olmak <strong>peygamberliğin</strong> şartlarındandır. <strong>Eş’arilere</strong> göre <strong>peygamber</strong> olmak için <strong>erkek</strong> olmak şart değildir, <strong>kadından</strong> da <strong>peygamber</strong> olabilir.</div> <div><strong>İmam</strong> <strong>Maturidi</strong> bu fikrine, “<strong>Ey Muhammed, senden önce, sadece kendilerine vahyettiğimiz erkekleri (ve ricali) peygamber olarak gönderdik</strong>.” (Nahl, 43; Yusuf, 109; Enbiya, 7) ayetlerini delil olarak göstermiştir.</div> <div><strong>Ayet,</strong> peygamberlerin sadece erkeklerden gönderildiğini, <strong>kadından</strong> peygamber gönderilmediğini açıkça ifade eder. Ayrıca <strong>kadın</strong> <strong>halife</strong>, <strong>vali</strong>, <strong>emir</strong>, <strong>komutan</strong> ve <strong>kadı</strong> olma <strong>hakkına</strong> ve <strong>ehliyetine</strong> sahip değildir.</div> <div><strong>Ehliyeti</strong> eksiktir.</div> <div>O halde <strong>peygamber</strong> de olamaz. Fakat <strong>müftü</strong> olabilir, <strong>fetva</strong> verebilir.</div> <div><strong>İmam</strong> <strong>Eş’ari</strong> ise buna delil olarak, “<strong>Biz Musa’nın annesine vahyettik k</strong>i.” (Ta-ha, 38; Kasas, 7) ayetlerini göstermektedir.</div> <div><strong>Hz</strong>. <strong>Musa’nın</strong> <strong>annesine</strong> vahyin geldiğini açıkça göstermektedir. <strong>Vahyin</strong> gelmesi ise <strong>peygamberliğin</strong> alâmet ve özelliklerindendir.</div> <div>Ayrıca <strong>kadın</strong> <strong>müftü</strong>, <strong>mürşide</strong> ve <strong>veliye</strong> olabilmektedir.</div> <div>Dini hükümleri talim ve tebliğle de mükellef bulunmaktadır. “<strong>Emr bi’I-ma’ruf ve nehy ani’l-münker</strong>” onun da vazifesi bulunmaktadır.</div> <div>O halde kadından <strong>peygamber</strong> olabilir. <strong>Meryem</strong>, <strong>Asiye</strong>, <strong>Sâre</strong>, <strong>Hâcer</strong>, <strong>Havva</strong>, <strong>Musa’nın</strong> <strong>annesi</strong> gibi hanımların <strong>nebi</strong> oldukları ifade edilmiştir.</div> <div>Burada bazı noktaları belirtmekte fayda görüyoruz:</div> <div>Bu meselelerde, sürekli olarak <strong>Hanefî</strong> <strong>fakihleri</strong> ve <strong>Maturidiler</strong> bir tarafı, <strong>Eş’ariler</strong> karşı tarafı tutmuş değillerdir.</div> <div>Hemen hemen her bir meselede <strong>Eş’ari</strong> görüşüne katılan <strong>Maturidilerden</strong> bir veya birkaç <strong>âlim</strong> vardır.</div> <div><strong>Eş’ariler</strong> ile <strong>Maturidiler</strong> arasında <strong>ihtilaf</strong> <strong>konusu</strong> olan hususlar ekseriyetle telif edilmek istenmiştir.</div> <div>Bu husus <strong>imanın</strong> <strong>artması</strong> <strong>ve</strong> <strong>eksilmesi</strong> konusunda kendisini açık olarak göstermektedir.</div> <div><strong>İhtilaf</strong> kelime ve tabirlere değişik manalar vermekten ve tarafların birbirinin maksadını iyice kavramamalarından doğmaktadır.</div> <div><strong>Eş’arilerle</strong> <strong>Maturidiler</strong> arasındaki ihtilaflı konuların çoğunda <strong>ihtilaf</strong> tamamıyla <strong>nazarî</strong> teoriktir, hiçbir <strong>amelî</strong> (pratik) yönü yoktur.</div> <div><strong>Eş’arilik</strong> ve <strong>Maturidiliğin</strong> arasındaki <strong>farkları</strong> şöyle kategorize edebiliriz:</div> <div><strong>1. İMAM MATURİDİ</strong>: Vacib varlıkta vücûd, zatın aynıdır.</div> <div><strong>İMAM EŞ’ARİ</strong>: Vacib Zat üzerine zaittir.</div> <div>2. İMAM MATURİDİ: Vücûb zat üzerine zait değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Vücûb itibarî bir şeydir.</div> <div>3. İMAM MATURİDİ: Vücûb bizzat hakikatin kendinde gerçekleşmesidir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Vücûb, zatın vücûdu gerektirmesidir.</div> <div>4. İMAM MATURİDİ: Beka, vücûdun devamıdır, vücûddan ayrı bir sıfat değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Beka, vücûd üzerine zaid bir sıfattır.</div> <div>5. İMAM MATURİDİ: Kudret, iradeye göre ortaya çıkan ve bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını mümkün kılan ezelî bir sıfattır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Kudret, taalluk ettiği vakit makdûrda tesirli olan bir sıfattır.</div> <div>6. İMAM MATURİDİ: İrade sıfatında mahabbet yoktur.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İrade mahabbet ve rızadır.</div> <div>7. İMAM MATURİDİ: Sem’ (işitmek) ve Basar (görmek) ilim sıfatından başkadır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Sem’ (işitmek) ve Basar (görmek) ilim sıfatıyla aynıdır.</div> <div>8. İMAM MATURİDİ: Kur’an, keyfiyetsiz bir şekilde söz olarak Allah (cc)’ın sıfatıdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Kur’an tek bir şeydir.</div> <div>9. İMAM MATURİDİ: Kelâm-ı nefsi işitilemez.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Kelâm-ı nefsi işitilebilir.</div> <div>10. İMAM MATURİDİ: Tekvin Allah(cc)’ın sıfatıdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Tekvin Allah(cc)’ın sıfatı değildir, itibarî bir şeydir. Kudret sıfatına racidir,</div> <div>11. İMAM MATURİDİ: Eşyanın varlığı “kün”(ol) kelimesine değil, bu kelimenin olmasına bağlıdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Eşyanın vücûdu Allah’ın ezeli kelâmına bağlıdır.</div> <div>12. İMAM MATURİDİ: İsim müsemmanın aynıdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İsim müsemmanın aynı değildir.</div> <div>13. İMAM MATURİDİ: Kader, eşyanın ezeldeki takdiri, kaza bu kadere göre eşyanın meydana gelmesidir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Kaza takdirdir, takdirin meydana çıkmasına kader denir.</div> <div>14. İMAM MATURİDİ: Allah(cc)’ın eli, Allah’ın yüzü (Yedullah, Vechullah) haktır. Aslı malum, vasfı meçhuldür.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: (Sonraki Eş’-arîler) Bunlar mecaz ifadelerdir, Yed ve Vech kudret ve zat demektir.</div> <div>15. İMAM MATURİDİ: Tevfik, kolaylaştırmak ve desteklemektir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Tevfik, taat için kudret yaratmaktır.</div> <div>16. İMAM MATURİDİ: İnsanların güç yetiremediği bir şeye Allah’ın teklif etmesi mümkün değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İnsanların güç yetiremediği bir şeye Allah’ın teklif etmesi caiz ve mümkündür.</div> <div>17. İMAM MATURİDİ: Allah’ın fiillerinde, zaruret yolu ile değil, lüzum ve lütuf yolu ile hikmet ve illetler vardır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Allah’ın fiillerinde lüzum yolu ile değil, cevaz yolu ile hikmetler olabilir de olmayabilir de.</div> <div>18. İMAM MATURİDİ: Hikmet, Allah’ın ezelî bir sıfatıdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Hikmet, ezelî bir sıfat değildir.</div> <div>19. İMAM MATURİDİ: Allah’ın tehdidinden dönmesi imkânsızdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Allah tehdidinden dönebilir.</div> <div>20. İMAM MATURİDİ: Allah çirkin bir şey yapmaz, zira çirkin bir şeyi yapması çirkin olur. Bu da aklen imkânsızdır. Allah mü’mini ebedi olarak cehennemde yakmaz, kâfiri cennete göndermez.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Allah’ın fiillerinde çirkinlik diye bir şey yoktur. Allah bir peygamberi ebedi olarak cehennemde yaksa, buna karşılık bir kâfiri cennete gönderse dahi çirkin bir iş yapmış olmaz.</div> <div>21. İMAM MATURİDİ: Küfür ve şirkin affedilmesi şeri olarak değil de aklen caizdir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Küfür ve şirkin affedilmesi aklen de şeri olarak da caiz değildir.</div> <div>22. İMAM MATURİDİ: Akıl bazı şeylerin güzelliğini ve çirkinliğini idrak edebilir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Akıl, hiçbir şeyin güzelliğini ve çirkinliğini kavrayamaz.</div> <div>23. İMAM MATURİDİ: Allah’ın var ve bir olduğu (vahiy gelmese bile) aklen farzdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Allah’ın var ve bir olduğu (vahiy gelmese bile) aklen farz değildir.</div> <div>Peygamberliğin sesi ve tebliği ulaşmamış olan bir bölge ahalisi, Maturidilere göre sadece Allah’ın varlığını bilmek ve buna iman etmekle mükelleftirler. Eş’arilere göre hiçbir şeyle mükellef ve hiçbir işten mesul değillerdir.</div> <div>24. İMAM MATURİDİ: İman tasdik ve ikrardan ibarettir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İmanın mahiyeti sadece tasdiktir.</div> <div>25. İMAM MATURİDİ: İman ne artar ne de eksilir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İman artar ve eksilir.</div> <div>26. İMAM MATURİDİ: Mukallidin imanı sahihtir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Mukallidin imanı sahih değildir.</div> <div>27. İMAM MATURİDİ: Nakli deliller kesinlik ifade eder.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Sonraki Eş’arilere göre nakli deliller kesinlik ifade etmez.</div> <div>28. İMAM MATURİDİ: İman mahlûk değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İman mahlûktur.</div> <div>29. İMAM MATURİDİ: Şu anda mü’min olan kişi Müslüman’dır, ömrünün sonunda kâfir olursa, küfür üzere ölmüş, olur.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İtibar ömrün son anına göredir. Küfür üzere ölen bir kişi -daha evvel Müslüman bile olsa- daima ve ömür boyu kâfir olarak yaşamış sayılır. Mü’min için de durum budur.</div> <div>30. İMAM MATURİDİ: Said ve cennetlik bazen cehennemlik, şaki ve cehennemlik de bazen cennetlik olabilir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Said ve cennetlik bazen cehennemlik, şaki ve cehennemlik de bazen cennetlik olamaz.</div> <div>31. İMAM MATURİDİ: “İnşallah mü’minim, Allah dilerse Müslüman’ım” denemez. “Mü’minim, gerçekten Müslüman’ım”, demeli, inşallah sözü imana şüphe sokar.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: “İnşallah mü’minim, Allah dilerse Müslüman’ım” denebilir.</div> <div>32. İMAM MATURİDİ: Peygamberlikte erkeklik şarttır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Peygamberlikte erkeklik şart değildir.</div> <div>33. İMAM MATURİDİ: Nebi ve resuller vefat ettikten sonra da hakikaten nebi ve resuldürler.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Nebi ve resuller vefat ettikten sonra hükmen nebi ve resuldürler.</div> <div>34. İMAM MATURİDİ: İman ile İslam birdir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İman ile İslam başka şeylerdir.</div> <div>35. İMAM MATURİDİ: İnsan nev’inden olan Hz. Musa gibi peygamberler, melek nev’inden olan Hz. Cebrail gibi peygamberlerden, melek peygamberler avamdan, avamdan olan salih ve takva sahibi mü’minler peygamber olmayan meleklerden üstündür.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İnsan peygamberler melek peygamberlerden üstündür ama bunun dışında umum melekler umum insanlardan üstündür.</div> <div>36. İMAM MATURİDİ: Kudret, iki zıt işi yapmak imkânı veren bir sıfattır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Bir kudretle sadece bir iş yapılır, iki zıt şeyi yapan kudret ayrı ayrı iki kudrettir.</div> <div>37. İMAM MATURİDİ: İnsan fiili esas olarak Allah’ın kudreti ve tekvini iledir, günah ve sevap, kötü ve iyi vasfını kazanması insanın kudreti iledir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İnsan fiili tek başına Allah’ın kudreti tarafından meydana getirilir. İnsan kudretinin fiilin meydana gelmesinde herhangi bir dahli ve tesiri yoktur.</div> <div>38. İMAM MATURİDİ: İkâ’ saf bir yokluk değildir. Varlıkla yokluk arasında olup hal adını alır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İkâ’ saf yokluktur.</div> <div>39. İMAM MATURİDİ: İrtidad eden mü’min sonradan tekrar İslâm’a dönse, irtidatla boşa giden amelleri geri gelmez.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İrtidad eden mü’min sonradan tekrar İslâm’a dönse, irtidatla boşa giden amelleri geri gelir.</div> <div>40. İMAM MATURİDİ: Ye’s (ümitsizlik) halindeki tevbe makbuldür ama bu durumdaki iman muteber değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Ye’s (ümitsizlik) halindeki tevbe de iman da makbul ve muteber değildir.</div> <div>41. İMAM MATURİDİ: Müteşabih ayetler tevil edilemezi</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Müteşabih ayetler tevil edilebilir.</div> <div>42. İMAM MATURİDİ: Daha üstün biri varken üstün birinin imam ve halife olması caizdir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Erdal varken mefdûl halife olamaz.</div> <div>43. İMAM MATURİDİ: Kâfir, amel ve ibadetle mükellef değildir. Önce imanla, iman ederse ondan sonra amel ve ibadetle mükellef olur.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Kâfir amelle de mükelleftir.</div> <div>44. İMAM MATURİDİ: İçtihat konusu olan meselelerde Allah (cc) indinde hak ve doğru birdir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İçtihat konusu olan meselelerde Allah (cc) indinde hak ve doğru birden fazladır.</div> <div>45. İMAM MATURİDİ: İki kadir tarafından bir makdûr meydana getirilebilir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: İki kadir tarafından bir makdûr meydana getirilemez.</div> <div>46. İMAM MATURİDİ: Sebepler ve illetler, tesirli oldukları alanlarda ve yerlerde, kuvvet ve tabiat gibi hakikî müessirdir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Sebepler ve illetler, tesirli oldukları alanlarda ve yerlerde, kuvvet ve tabiat Adî müessirdir.</div> <div>47. İMAM MATURİDİ: Araz için beka yoktur.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Araz için beka vardır.</div> <div>48. İMAM MATURİDİ: Hüsnü ve kubhu (güzelliği ve kötülüğü) zatî olan iman ve küfür gibi şeylerin neshi caiz değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Hüsnü ve kubhu (güzelliği ve kötülüğü) zatî olan iman ve küfür gibi şeylerin neshi caizdir.</div> <div>49. İMAM MATURİDİ: Peygamber gönderilmeden önce bazı hükümlerin bilinmesi mümkündür.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Peygamber gönderilmeden önce bazı hükümlerin bilinmesi mümkün değildir.</div> <div>50. İMAM MATURİDİ: Mümaselet, zatî sıfatlardaki iştiraktir.</div> <div>EŞ’ARİ: Mümaselet; bütün sıfatlardaki iştiraktir.</div> <div>51. İMAM MATURİDİ: Rüya ruhun bir nevi müşahedesidir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Rüya bir Hayal-ı bâtıldır.</div> <div>52. İMAM MATURİDİ: Allah rüyada görülemez.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Allah rüyada görülebilir.</div> <div>53. İMAM MATURİDİ: Kesb azm-ı musaramamdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Kesb, insan kudretinin makdura iktiranıdır.</div> <div>54. İMAM MATURİDİ: Ezelde yok olana ilahi hitap taalluk etmez. Onun için Allah (cc) ezelde mütekellim değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Hitab-ı ilâhî ma’dûma taalluk edebilir, Allah (cc) ezelde mütekellimdir.</div> <div>55. İMAM MATURİDİ: Sahih nazar, Allah’ın yaratması ve insanın kesbi ile ilim ifade eder.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Sahih nazar, sadece Allah’ın yaratması ile nazar-ı sahih ilim ifade eder.</div> <div>56. İMAM MATURİDİ: Tekvin mükevvenin gayrıdır.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Tekvin mükevvenin aynıdır.</div> <div>57. İMAM MATURİDİ: Darbın akabinde vaki olan elem, kırma fiilinden sonra hâsıl olan kırılma, insan fiiline müteallik değildir.</div> <div>İMAM EŞ’ARİ: Darbın akabinde vaki olan elem, kırma fiilinden sonra hâsıl olan kırılma, insan fiiline mütealliktir.</div> <div><strong>Maturidilik</strong> ve <strong>Eş’arilik</strong> <strong>arasındaki</strong> <strong>ihtilaflardan</strong> yola çıkarak bu iki büyük imamı ve fikir ekolünü çarpıştırmak <strong>Müslümanların</strong> işine yaramayacağı açıktır.</div> <div>Aynı durum diğer hem <strong>ameli</strong> hem de <strong>itikadi</strong> <strong>mezhepler</strong> için de geçerlidir.</div> <div><strong>Mezhep,</strong> netice itibariyle beşeri bir yorumdur ve tevil/zandan öteye geçmez.</div> <div>Her müçtehidin <strong>yorum</strong> <strong>hakkı</strong> vardır ve çıkardığı yorum, <strong>Kur’an’ın</strong> muhkem ayetlerine ters düşmediği müddetçe çıkardığı yorum için suçlanamaz.</div> <div><strong>Dünya</strong> var oldukça ve insanlığın önüne yeni meseleler çıktığı müddetçe <strong>yeni</strong> <strong>mezheplerin</strong>, <strong>yorumların</strong>, <strong>tevillerin</strong> ortaya çıkması gayet doğaldır.</div> <div>Mezhepleri “<strong>hak</strong>” olarak nitelendirmek de galat-ı meşhurdur. <strong>Hak</strong> bir olur. <strong>Mezhepler</strong> ise <strong>farklı</strong> görüşlerden oluşur.</div> <div><strong>Mezhebi,</strong> <strong>hak</strong> saymak ve <strong>kendi</strong> <strong>mezhebini</strong> <strong>dinin</strong> <strong>yerine</strong> <strong>ikame</strong> <strong>etmek</strong> <strong>İslam’a</strong> yapılan en büyük ihanetlerdendir.</div> <div><strong>Maturidi</strong> de bizimdir <strong>Eş’aire</strong> de.</div> <div><strong>Maturidi</strong> <strong>Türk</strong> diye göklere çıkarmak, <strong>Eş’ari</strong> <strong>Arap</strong> diye yerin dibine batırmak <strong>ırkçılıktan</strong> başka bir şey değildir.</div> <div>Elbette her iki mezhebin de isabet ettikleri veya etmedikleri görüşleri vardır.</div> <div>Birinin <strong>haklılık</strong> oranı diğerine göre fazla olabilir. Bu hiçbir zaman diğerini <strong>yokluğa</strong> <strong>mahkûm</strong> etmeyi gerektirmez.</div> <div>Bugün <strong>Maturidi’yi</strong> göklere çıkaranlar tarih içinde onun unutturulduğunu söyler ve haklıdır. Şimdi aynı şeyi kendilerinin yapması, <strong>savunduklarıyla</strong> <strong>paradoks</strong> oluşturur.</div> <div>Bir <strong>konferans</strong> ve bir <strong>makale</strong> üzerine kaleme almaya çalıştığım yazım, inşallah okuyanlara faydası olur.</div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div> </div>