Uzmanlar ise böyle bir işbirliğinin Almanya'nın uluslararası hukuk yükümlülüklerini ihlal edebileceğini düşünüyor.
Katar Northwestern Üniversitesinden Dr. Torsten Menge, araştırmacı gazeteci Eric van de Beek ve Kanadalı hukukçu Aidan Simardone, Volkswagen'in İsrail ile muhtemel bir askeri işbirliğinin uluslararası hukuk bakımından oluşturacağı riskleri
deÄŸerlendirdi.
Torsten Menge, Volkswagen ve Alman devletinin Uluslararası Adalet Divanının (UAD) Temmuz 2024 tarihli danışma görüşünü dikkate almaları gerektiğini belirterek, bu kapsamda "İsrail'in, Filistin topraklarındaki yasa dışı varlığının yarattığı durumun sürdürülmesinde üçüncü devletlerin, yardım veya destek sağlamama yükümlülüğü altında bulunduklarına" işaret etti.
Almanya Anayasası'nın 25. ve 26. maddeleri ile Savaş Silahları Kontrol Yasası'nın, "barışa zarar verecek şekilde, özellikle saldırı amacıyla" kullanılma riski olduğunda veya silah sevkiyatının ülkenin uluslararası hukuk yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda silah ihracatını açıkça yasakladığını vurgulayan Menge, "Bence aktif olarak soykırım işleyen, etnik temizlik yapan ve birden fazla ülkeye saldıran bir devletle herhangi bir askeri, güvenlik veya silah işbirliği, Almanya'nın uluslararası hukuk yükümlülüklerini ihlal ediyor ve iç hukukuna da aykırı." değerlendirmesinde bulundu.
Almanya'ya karşı UAD'de dava
Menge, Almanya'nın, UAD'de Nikaragua tarafından açılan davada Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ve diğer temel uluslararası hukuk normlarını ihlal ettiği suçlamasına karşı savunma yaptığını hatırlatarak, siyasi ve etik açıdan da bu koşullar altında İsrail devletiyle herhangi bir şekilde işbirliği yapılmasının yanlış olduğunu söyledi.
Menge, "Bu, özellikle silah teslimatları için geçerli, bence İsrail'in suçlarına yardım ve yataklık etmek anlamına geliyor. Bu, sözde savunma amaçlı silahların teslimatı için de geçerli. Soykırıma karışan bir ordu söz konusu olduğunda silahların saldırı ve savunma amaçlı olması arasında net ayrım yapılamayacağını düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
Volkswagen, Nazi rejimi tarafından kuruldu
Menge, Alman Aşağı Saksonya eyaletinin Volkswagen'de büyük hissedar olduğunu hatırlatarak, bunun özellikle doğrudan suç ortaklığı biçimi oluşturduğuna işaret etti.
Volkswagen'in Nazi rejimi tarafından kurulduğunu ve İkinci Dünya Savaşı için silah üretiminde merkezi rol oynadığını anımsatan Menge, "Şimdi tekrar soykırımcı ve yayılmacı bir rejim için silah üretmeyi düşünmesi özellikle çok acı. Volkswagen'i yeniden silah üreticisine dönüştürme ve İsrail'in suçlarını destekleme girişimini reddetmesi için baskı yapmak, tüketicilerin, Alman vatandaşların, Volkswagen işçilerinin ve sendikalarının sorumluluğunda olacak." ifadelerini kullandı.
"Şirketler, uluslararası hukukta sorumlu tutulabilir"
Kanadalı hukukçu Simardone de şirketlerin uluslararası hukuk kapsamında sorumlu tutulabileceklerini söyledi.
"Şirketlerin tüzel kişiliği yani hakları ve borçları var. Bir şirket, İsrail gibi sadece insan hakları ihlallerine değil insanlığa karşı suçlara karışmış bir ülkeye silah gönderdiğinde ve silahların insanlığa karşı suçlarda kullanıldığını bildiğimizde o noktada bir şirket sorumlu tutulabilir." diyen Simardone, Volkswagen'in en büyük hissedarlarından birinin Aşağı Saksonya eyaleti olması nedeniyle sorumluluk altına giren Almanya'nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taraf olduğunu ve soykırım dahil savaş suçlarını kınamasını gerektiren birçok antlaşmanın imzacısı olduğunu hatırlattı.
Simardone, Almanya’nın Yahudi soykırımı nedeniyle duyduÄŸu tarihsel sorumluluk çerçevesinde İsrail’i desteklediÄŸini ve daralan otomotiv sektörü karşısında büyüyen savunma sanayisine yöneldiÄŸini belirterek, bunun uzun vadede olumlu sonuçlar doÄŸurmayabileceÄŸini ve Almanya’nın uluslararası hukuk açısından soykırımı desteklemekle suçlanabileceÄŸi bir konuma sürüklenebileceÄŸi uyarısında bulundu.
Silah şirketlerine karşı siyasi yaptırımlar
Araştırmacı gazeteci Van de Beek, bir silah şirketine tedarik ettiği silahlarla işlenen savaş suçları nedeniyle siyasi yaptırım uygulanabileceğini belirterek, ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) Rus silah üreticisi Almaz-Antey'i yaptırım listesine aldığını hatırlattı.
Van de Beek, Almanya’nın Holokost’tan kaynaklanan suçluluk duygusuyla hareket ettiÄŸini dile getirerek, birçok Alman’ın ülkelerinin ABD tarafından, ABD’nin de Washington’daki İsrail lobisi tarafından yönlendirildiÄŸine inandıklarını söyledi.
Volkswagen’in otomobil üretimi için artan enerji maliyetlerini karşılamakta zorlandığı dönemde savunma sanayisinde üretim planlamasının nasıl yapılacağını merak ettiÄŸini belirten Van de Beek, ÅŸirketin içinde bulunduÄŸu zor durumun yalnızca Çin’le yaÅŸanan yoÄŸun rekabetten deÄŸil aynı zamanda gaz fiyatlarındaki büyük artış, nükleer ve termik santrallerin kapatılması ile ucuz Rus doÄŸal gazı alımının durdurulması nedeniyle sanayinin hızla güç kaybetmesinden kaynaklandığını sözlerine ekledi.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com