Rahmi M. Koç Müzesi bisikletin iki asırlık tarihini ziyaretçilerle buluşturuyor

Rahmi M. Koç Müzesi'nin İngiltere'den getirilen özel seçkiyle genişletilen koleksiyonu, bisikletin iki asırlık tarihi gelişimini gözler önüne seriyor.

Rahmi M. Koç Müzesi bisikletin iki asırlık tarihini ziyaretçilerle buluşturuyor

Müze, kara yolu ulaşımı bölümünde yer alan bisiklet seçkisini, ünlü İngiliz koleksiyonerler Daniel ve Toby Ward kardeşlerden kazandırılan "Ward Kardeşler Bisiklet Koleksiyonu" ile zenginleştirdi.

Sergilenen koleksiyonda, pedalsız ilk ahşap modellerden üç tekerlekli tasarımlara, büyük ön tekerlekli ikonik İngiliz bisikletlerinden bugünün modern tasarımlarına kadar bisikletin geçirdiği dönüşüm kronolojik olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Zengin seçkinin yanı sıra müzenin objeleri arasında bulunan bisiklet ve motosikletlerin tasarım dönüşümünü anlatan "Pedaldan Motora" isimli kitap da okuyucuyla buluştu.

Endüstri tarihi için önemli bir kaynak niteliği taşıyan 234 sayfalık eserde, mühendislikten kültüre bisiklet ve motosikletin gelişimi çok katmanlı bir anlatıyla okura ulaştırıldı.


açıklamada bulunan Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdür Yardımcısı Selen İşyar, müze koleksiyonunun gelişim sürecini anlattı.

İşyar, müzenin 1994'te Hasköy'deki tarihi Lengerhane binasında kurulduğunu belirterek, "Rahmi Koç'un ilgisi ve merakıyla başlayan özel bir koleksiyon bu. Rahmi Bey küçük yaşta Marklin oyuncak trenlerle bu toplama merakına başlıyor. Ancak müzeye dönüşme fikri, çalışma hayatına başladıktan sonra Amerika'da benzer bir yapıyı görmesiyle ortaya çıkıyor." dedi.

Haliç kıyısındaki Bizans temelli tarihi Lengerhane binasının 3 yıllık restorasyonun ardından açıldığını aktaran İşyar, koleksiyonun büyümesiyle 2001 yılında Hasköy Tersanesi'nin de bünyelerine katıldığını dile getirdi.

İşyar, ulaşım koleksiyonunda bisikletlerin her zaman önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz sene bisikletin tarihi gelişimini anlatan 23 çok özel parçayı toplu olarak koleksiyonumuza kattık. Bununla beraber koleksiyonumuz genişledi ve kronolojik olarak anlatım yapmamıza imkan verecek bir hal aldı. Objeleri yeniden düzenleyerek etiketlerini hazırladık ve ziyaretçilerin rahatça anlayabileceği şekilde sergiledik. Ankara ve Ayvalık müzelerimizde de bisikletler var ancak ağırlıklı olarak İstanbul koleksiyonumuz genişledi. İstanbul'daki müzemizde 1818'lerden 2012'ye uzanan bir geçmişi sergiliyor, ziyaretçilere farklı modelleri bir arada görme şansı sunuyoruz."

Bisikletin sadece bir ulaşım aracı olmadığını, çocukluktan itibaren özgürlük ve oyun alanı tanıdığını aktaran İşyar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Büyüdükçe de kullanmaya devam edebileceğimiz bir araç olduğu için insanlık tarihiyle beraber gelişimini görebiliyoruz. Günümüzde artık çevreci çözümler ve spor aktivitelerini düşündüğümüzde bizimle olmaya devam eden bir ulaşım aracı. Bu anlamda bisikletleri burada görmek, tarihlerini öğrenmek ve sistemlerini anlamak tüm bisikletseverlere iyi gelecektir. Okulların açılmasıyla beraber buraya gelen öğrenciler hem ulaşımın farklı araçlarını hem de İstanbul sokaklarında daha az gördüğümüz bisikletleri inceleme imkanı bulacak."

Selen İşyar, sergide teknik ve görsel açıdan dikkati çeken özel modellere ilişkin detayları da paylaştı.

Koleksiyonun bir numaralı parçasının 1818 yılına tarihlenen ahşap aksamlı "Johnson Hobby Horse" olduğunu belirten İşyar, "Bu modelde pedal yok, kullanıcı ayaklarını yere sürerek ilerliyor ve bu model bildiğimiz anlamdaki bisikletin ilk örneği kabul ediliyor." değerlendirmesinde bulundu.

İşyar, tasarımlardaki mühendislik arayışlarına dikkati çekerek şunları kaydetti:

"Hemen arkasında gördüğümüz 1869 tarihli 'Michaux Velociped' modelinde pedallar eklenmiş ve sele genişlemiş. Ön tekeri büyük, arka tekeri küçük olan 'Penny Farthing' ise 'Daha büyük teker olursa daha hızlı gider mi?' sorusuyla ortaya çıkan bir model. Teknik olarak doğru olmakla beraber üzerinde durması zor olduğu için zamanla akrobasi bisikleti olarak kullanılmaya başlanmış. Koleksiyonumuzda iki tekeri yanlarda veya önde-arkada olan farklı üç tekerlekli modeller de yer alıyor. Tekerlek boyut ve yerlerinin farklı olması, o dönemki güç dengesi ile hız hesabının arayışlarını gösteriyor."

Pedalsız 1818 tarihli Johnson Hobby Horse'tan farklı dönemlere ait öncü modellere uzanan seçki, ziyaretçilere öğretici bir deneyim sunuyor.

Mühendislik tarihinin önemli aşamalarını gözler önüne seren koleksiyon, sosyal yaşam ve ulaşım kültürü açısından da dikkati çekiyor.

Koleksiyonda yer alan ve el kollarıyla kontrol edilen 1880 üretimi üç tekerlekli Coventry Rotary özellikle kadınların kullanımını teşvik etmek amacıyla tasarlanmasıyla biliniyor.

Singer firmasının kadınlar için ürettiği konforlu "Ladies' Tricycle" (1895) Kraliçe Victoria'nın ilgisiyle yaygınlaştı. Sürücünün ağırlık merkezini geriye alarak düşme riskini azaltan "American Star" (1889) ise ABD Kongre Binası merdivenlerinden indirilerek denenen yapısıyla öne çıkıyor.

Kaynak: AA

dikGAZETE.com
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ