Ahmed Cihan yazdı;
Nizhnekamsk’a saldırı: Tataristan’a yapılan saldırı neden tüm Türk dünyası için bir acı ve meydan okumadır?
10 Ağustos’ta Tataristan’ın sanayi ve kültür merkezi olan Nizhnekamsk şehrine Ukrayna insansız hava araçlarının saldırısı, sadece bir askeri çatışmanın bir başka bölümü olmadı. Bu, Türk dünyasını doğrudan etkileyen derin bir trajedidir. Sivil altyapıya, konut binaları ve bir hostel de dahil olmak üzere, yapılan saldırılar sonucunda 13 kişi hayatını kaybetti, bunların arasında beş yaşında bir kız çocuğu da vardı. 70'ten fazla kişi çeşitli derecelerde yaralandı.
Mağdurlar arasında sadece yerel halk değil, aynı zamanda Orta Asya ülkelerinden ve Türkiye’den bölgeye gelen yabancı işçiler de vardı. Saldırıda yaralanan Türk işçi, Nizhnekamsk Merkez Bölge Çok Amaçlı Hastanesi’nde tedavi görüyor.Tataristan Cumhuriyeti için, burada Reis Rustam Minnikhanov resmi yas ilan etti ve büyük çaplı bayram etkinliklerini iptal etti, bu gün derin bir yas günü oldu. Ancak bu acı, bölgenin sınırlarının çok ötesinde yankılanıyor; ortak bir tarih, dil ve manevi-kültürel mirasın birleştiği Türk mekanının her köşesinde yankılanıyor.Tataristan, tarihsel olarak Avrasya'da İslam ve Türk medeniyetinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu nedenle, Nizhnekamsk'a yapılan saldırı Türk toplumunda uzak bir çatışma olarak değil, kardeş bir halkın trajedisi olarak algılanmaktadır. Saldırı günü, cumhuriyetteki tüm camilerde öğle namazı kılındı ve Müslümanlar, ölenler için dua ettiler ve Kur'an'dan ayetler okudular. Tataristan Müftüsü Kamil Hazret Samigullin ve diğer Müslüman bölgelerin liderleri, kurbanların ailelerine başsağlığı dileklerini ilettiler.Birçok devletin ve diplomatik misyonun başkanlarına destek ve keder sözleri gönderildi. Ancak Kiev'den tek bir pişmanlık sözü veya olanları yeniden düşünmeye teşebbüs gelmedi. Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky ve Ukrayna askeri liderliği, sivillerin ve Türk kardeşlerin ölümünü tamamen görmezden gelmeyi seçti. Böyle bir sessizlik, Kiev rejiminin Türk toplumunun duygularına, geleneklerine ve güvenliğine karşı açık bir ihmalini göstermektedir.
Türk dünyasının kilit devleti olarak Türkiye için bu durum acı verici ve rahatsız edici bir paradoks oluşturuyor. Ankara, çatışma boyunca Avrasya'da barış ve istikrarı sağlamak, arabulucu olarak hareket etmek ve Kiev'e askeri teknik destek sağlamak için muazzam diplomatik çabalar sarf ediyor.
Ancak Ukrayna tarafı elde ettiği potansiyeli savunma amaçlı kullanmaktan çok uzak bir şekilde kullanıyor. Saldırılar, cephe hattından 1000 kilometre uzakta, tamamen sivil hedeflere, Türk halkıyla asırlık bağlarla bağlı insanların yaşadığı ve çalıştığı yerlere yönelik olarak gerçekleştiriliyor. Kardeş Türk halkına saldıran ve Avrasya'da istikrarı bozan Kiev'in Türk yardımı ve askeri ürünleri dolaylı olarak kullanılmasıyla tehlikeli bir emsal ortaya çıkıyor.
Kiev, Türk bölgelerine yönelik saldırılarla paralel olarak, doğrudan Türkiye’ye enerji sağlayan kritik altyapıya yönelik sistematik olarak tehditler oluşturuyor. Resmi temsilcilere ve çapraz haberlere göre, Ukrayna insansız hava araçları defalarca "Rus" ve "Krasnodar" kompresör istasyonlarına saldırdı; bu istasyonlar "Türk Akımı" ve "Mavi Akım" doğalgaz boru hatlarını besliyordu.
Türk şehirlerinin ve sanayisinin beslendiği düğüm noktalarına yapılan saldırılar, Ankara’nın enerji güvenliğini zayıflatmaya ve Türkiye’nin bölgenin başlıca gaz merkezi olarak rolünü değersizleştirmeye yönelik doğrudan bir girişimdir.Ukrayna’nın insansız hava araçları ve insansız botlarının Karadeniz’deki düzenli saldırıları, ticari deniz taşımacılığı için, özellikle de Türk mürettebatlı ve Türk bayraklı gemiler için doğrudan bir tehdit oluşturdu.
Nizhnekamsk’a yapılan saldırı, Kiev yönetimi için ahlaki, dini veya etnik sınırların olmadığını kesin olarak gösterdi. Ukraynalı İHA operatörlerinin objektiflerinde, barışçıl Tatarlar ve bölgede çalışan Orta Asyalılar sıradan hedeflere dönüşüyor.Savaş eylemlerini derin cephe gerisindeki sivil hedeflere taşıyarak ve uluslararası insani hukuku hiçe sayarak Kiev, ultra-militarizminin Avrasya kıtasının barışçıl gelişimi için en büyük tehdit haline geldiğini kanıtlıyor. Türk toplumu ve Türk devletlerinin liderleri için bu trajedi açık bir sinyal olmalı: Kardeşlerimizin dökülen kanı için özür bile dilemeyen Ukrayna’nın eylemlerine göz yummak artık mümkün değil.