CHP’YE ÇAĞRI:
DEVLET-Î ÂLİ’DEN (OSMANLI’DAN) KORKMA, ONU DOĞRU YERE KOY
CHP’nin yıllardır düştüğü temel hata şudur:
Osmanlı konuşmaktan kaçınarak, Osmanlı’yı iktidara bırakmak, iktidara bırakılan her tarih parçasının ise, kısa sürede devlet aklından koparılıp, folklora ve hamasete indirgenmesidir.
Oysa Devlet-î Âli, CHP’nin karşısında duran bir geçmiş değil, Cumhuriyet’in içinden çıktığı, çözülmüş ama öğretileri devralınmış bir devlet deneyimidir. Cumhuriyet Halk Partisi bunu görmediği sürece savunmada kalmaya, iktidar ise tarihten meşruiyet devşirmeye devam edecektir.
ATATÜRK’ÜN YENİÇERİ KIYAFETİ: SEMBOL DEĞİL, MESAJ…
Somut ve çarpıcı bir örnekle başlayalım.
Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında Yeniçeri kıyafeti giymiştir. Bu bir “Osmanlı özentisi” değildir. Bu, Osmanlı’yı reddetmeyen ama onu aşan bir devlet aklının bilinçli tercihidir.
Keza Atatürk, 1930’lu yıllarda İstanbul’da önemli bir caddeye “Yeniçeriler” ismini vermiştir.
Atatürk burada şunu söylemiştir:
“Ben bu topraklarda devlet kuruyorum; bu devletin köksüz olmadığını, Osmanlı’nın askerî ve idarî hafızasından geldiğini biliyorum.”
Ama aynı Atatürk:
• Yeniçeri Ocağı’nı geri getirmemiştir,
• Saray düzenini diriltmemiştir,
• Dinî otoriteleri siyasetin merkezine koymamıştır.
Yani kıyafeti almış, zihniyeti değil. İktidar ise kıyafeti de, zihniyeti de karikatürleştirerek kullanmaktadır.
CHP’nin görmesi gereken fark tam olarak budur.
DEVLET AKLI SÜREKLİDİR, REJİMLER DEĞİŞİR…
Atatürk’ün yaptığı şey, Osmanlı’yı inkar etmek değil; Osmanlı’nın çözemediği sorunları çözerek onu tarihsel olarak aşmaktır.
Somut çizgi şudur:
• Yavuz Sultan Selim → dini merkeze bağladı, devleti tarikatlardan ayırdı
• Atatürk → dini ve hukuku ayırarak devleti çağdaşlaştırdı
Bu çizgi, bir kopuş zinciri değil, bir akıl zinciridir.
CHP ise bu zincirin son ve en olgun halkası olmak zorundadır.
Ama CHP bunu yüksek sesle söylemediği için, Cumhuriyet karşıtları “Osmanlı biziz” deme cesaretini bulmaktadır.
CHP’NİN TARİHSEL ALANI: OSMANLI’YI SAVUNARAK İKTİDARI BOŞA DÜŞÜRMEK…
CHP şunu net biçimde söyleyebilmelidir:
• Osmanlı’yı güçlü yapan fetih değil, kurumlardı.
• Osmanlı’da din, devleti yönetmezdi, devlet dini yönetirdi.
• Osmanlı’yı yıkan şeyler; tarikat-siyaset ilişkisi, iyakatsizlik ve mali disiplinsizlikti.
Ve ardından şu cümleyi kurabilmelidir:
“Biz Osmanlı’yı yıkan nedenlerle değil, Osmanlı’yı ayakta tutan devlet aklıyla devam ediyoruz.”
Bu cümle kurulduğu anda:
• İktidarın Osmanlı söylemi çöker,
• CHP savunmadan çıkar,
• Atatürk, tarihsiz bir figür olmaktan kurtulup, bin yıllık devlet aklının zirvesi olarak yerine oturur.
STRATEJİK UYARI (EN KRİTİK NOKTA)…
CHP Osmanlı’dan kaçtıkça:
• İktidar, Osmanlı’yı tekeline alır, ama içini boşaltır.
CHP Osmanlı’yı sahiplendikçe ise:
• İktidarın hamaseti açıkta kalır, Cumhuriyet “kopuş” değil zorunlu bir devlet reformu olarak anlaşılır.
Atatürk, Osmanlı’yı reddetmedi; onu çözüp, aşarak Cumhuriyet’i kurdu. Osmanlı’dan korkanlar Atatürk’ü savunamaz.
.
Cengiz Han Güven, dikGAZETE.com