?>

Gençleri koruma kanunu

Cengiz Han Güven

4 ay önce

Cengiz Han Güven yazdı;

GENÇLERİ KORUMA KANUNU

(Toplumsal Düzen, Gençliğin İstikbali ve Psiko-Sosyal Tehditler Üzerine)

Süratle değişen küresel nizam içerisinde, bilhassa genç nesillerin maruz kaldığı kimlik arayışı, aidiyet zaafı ve gelecek kaygısı, artık ferdi bir mesele olmaktan çıkmış, millî ve içtimai bir beka meselesi hüviyetine bürünmüştür.
Aile müessesesindeki çözülmeler, nesiller arası bağların zayıflaması ve müşterek değerlerin layıkıyla aktarılamaması neticesinde genç fert, kendisini yönlendirecek sahih rehberlikten mahrum kalmakta, tesadüfi ve çoğu zaman menfi tesir alanlarına açık hale gelmektedir.
Bu noktada, modern kitle iletişim vasıtalarının tesiri bilhassa dikkat çekicidir.
Sosyal medya ve benzeri mecralar, doğru kullanıldığında fayda temin edebilecek mahiyette olmakla birlikte, kontrolsüz ve şuursuz kullanımı halinde genç zihinleri süratle yüzeyselliğe, taklitçiliğe ve kısa yoldan haz arayışına sevk etmektedir.
Teşhir kültürünün yaygınlaşması, kolay şöhret olma hevesi ve hakikatten kopuk hayat tasvirleri, gençlerin benlik algısını zedelemekte, şahsiyet inşasını sekteye uğratmakta ve onları derin bir zihinsel buhrana sürüklemektedir.
Müşahede edilmektedir ki; dünyada bu menfi tesirlerin en yoğun hissedildiği sahalardan biri Anadolu coğrafyasıdır.
Günlük hayatın her safhasında sokakta, okulda, trafikte tezahür eden şiddet vakaları, masum ve savunmasız vatandaşlara yönelik merhametsiz saldırılar, toplumsal çözülmenin vahametini açıkça ortaya koymaktadır.
Psiko-sosyal çerçevede değerlendirildiğinde:
- Sürekli mukayese hali, genç bireylerde değersizlik hissini derinleştirmekte,
- Şiddet, entrika ve gayrimeşru hayat tarzlarını telkin eden içerikler, insani hedef ve ideallerin teşekkülünü engellemekte,
- Hızlı tüketim alışkanlıkları, sabır ve sebat duygusunu aşındırmakta,
- Dijital bağımlılık ise dikkat, muhakeme ve tefekkür kabiliyetlerini zayıflatmaktadır.
Ayrıca, gençler arasında giderek yaygınlık kazanan çeteleşme temayülü, başlangıçta münferit hadiseler gibi telakki edilse de ilerleyen süreçte organize ve kontrol edilebilir bir yapıya evrilme eğilimi göstermektedir. Bu sürecin, muhtelif odaklar tarafından dikkatle takip edildiği ve uygun zemin oluştuğunda yönlendirilmeye açık hale gelebileceği değerlendirilmelidir.
Tüm bu olumsuzlukların yanı sıra, son yıllarda süratle yaygınlaşan sentetik uyuşturucu maddeler meselesi, doğrudan doğruya millî bünyeyi tehdit eden en kritik unsurlardan biri olarak temayüz etmektedir.
Zira bu maddeler, klasik bağımlılık unsurlarından farklı olarak yalnızca fiziki değil, aynı zamanda ani ve derin psikolojik kırılmalara yol açmakta, bireyin muhakeme kabiliyetini kısa sürede bertaraf edebilmektedir.
Müşahede edilmektedir ki;
- Bu tür maddelerin kullanımı, genç bireylerde ani öfke patlamalarına, gerçeklik algısının bozulmasına ve kontrolsüz saldırganlık eğilimlerine sebebiyet vermekte,
- Kişilik bütünlüğünü tahrip ederek bireyi kolay yönlendirilebilir ve telkine açık hale getirmekte,
- Kısa sürede bağımlılık oluşturarak ferdî iradeyi zayıflatmakta ve suç eğilimlerini artırmaktadır.
Bu itibarla, sentetik uyuşturucu meselesi yalnız bir sağlık problemi olarak değil, aynı zamanda toplumsal güvenlik ve asayiş meselesi olarak ele alınmak zaruretindedir.
Bu gidişat, ferdî sapmaların ötesinde, bir toplumsal cinnet atmosferinin yavaş yavaş teşekkül ettiğini de göstermektedir.

Şöyle ki;

İrade zayıfladıkça merhamet kaybolmakta,
 Muhakeme çözüldükçe şiddet sıradanlaşmakta,
 Bağımlılık arttıkça insan, kendine dahi yabancılaşmaktadır.
Bu süreç, kontrol altına alınmadığı takdirde;
-Toplum içerisinde öngörülemez davranış kalıplarının yaygınlaşmasına,
-Ani ve kitlesel şiddet eğilimlerinin artmasına,
Ve nihayetinde sosyal düzenin zedelenmesine kadar varabilecek bir seyir izleyebilecektir.

Ayrıca dikkat çekilmelidir ki;

Dijital mecralar, yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bu tür zararlı alışkanlıkların yayılmasında da dolaylı bir zemin teşkil etmekte, gençleri hem psikolojik hem de fiziki olarak çift yönlü bir kuşatma altına almaktadır.
Bu şartlar altında yetişen bir neslin sağlam karakter, yüksek mesuliyet şuuru ve millî aidiyet hissiyle mücehhez olması kendiliğinden mümkün görülmemektedir.

Bu sebeple;

Ailelerin, eğitim kurumlarının ve ilgili tüm mercilerin daha dikkatli, daha kararlı ve daha müdahil bir tutum sergilemesi elzemdir.
Evlatların korunması adına, icap ettiğinde sert ve tavizsiz tedbirlerin alınması, kısa vadeli hoşnutsuzluklara rağmen uzun vadeli felaketlerin önüne geçilmesi bakımından zaruridir.
Bu çerçevede, dar kapsamlı olan 5395 sayılı kanuna ilave şeklinde ya da müstakil olarak gençliğin korunmasına matuf “Gençleri Koruma Kanunu” mahiyetinde yeni ve kapsamlı bir düzenlemenin zarureti açıkça ortaya çıkmaktadır.

Bu kapsamda;

Gençlere kötü örnek teşkil eden her türlü içerik, 
şiddeti, suçu ve gayrimeşru hayat tarzlarını özendirici mahiyetteki diziler, programlar ve dijital yayınlar,
 ahlâki ve psikolojik tahribata yol açabilecek reklam faaliyetleri,
 zararlı alışkanlıkları teşvik eden ürün ve kişiler, caydırıcı ve açık şekilde cezai yaptırıma tabi tutulmalıdır.
Zira kontrolsüz özgürlük, bilhassa gelişim çağındaki bireyler için bir ilerleme vasıtası değil, aksine, bir çözülme ve savrulma sebebidir.
Devletin, toplumun ve ailenin müşterek vazifesi yalnız bugünü değil, istikbali de muhafaza etmektir.
Bu itibarla atılacak her adım, yalnız bir tedbir değil aynı zamanda bir istikbal müdafaası olarak da telakki edilmelidir.
Netice itibarıyla;
Bugün karşı karşıya bulunduğumuz meseleler, yalnız bugünün değil yarının da kaderini tayin edecek mahiyettedir.
Eğer gerekli tedbirler zamanında alınmaz ise 
yalnız bireyler değil, toplumun bütünü bir şuur bulanıklığı ve kontrol kaybı haline sürüklenebilir.
Bu gidişat, yarın geri dönülmez yaraların, ağır bedellerin ve derin bir toplumsal çöküşün sebebi olmadan önce durdurulmalıdır;
Gecikmeden, tereddütsüz, kökten bir müdahaleyle…
Aksi halde, sadece bir dönemi değil, bir geleceği kaybedeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur…

.

Cengiz Han Güven, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI