<div><strong>117/25 Aralık ve 15 Temmuz</strong> darbe girişimleri 40 senedir kozasını ören <strong>Fetullahçıların</strong> (FETÖ) gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Milletin çocukları arasından seçilen en zeki çocukların <strong>FETÖ</strong> eliyle nasıl birer canavara dönüştüğünü hep beraber izledik. </div> <div><strong>FETÖ,</strong> bizim insanımızın paralarıyla, bizim en zeki çocuklarımızı devşirip zombileştirerek bize karşı kullandı. Bu, tarihte gördüğümüz en büyük ihanetlerin başında gelir. </div> <div><strong>FETÖ</strong> 40 senedir darbe yapmanın hayaliyle yaşadı. Hayal ettiğini <strong>15 Temmuz 2016</strong>’da gerçekleştirmek istedi ve başarısız oldu. </div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> 40 senedir bir gizli ajandası olduğu böylelikle ortaya çıktı. </div> <div><strong>FETÖ</strong> bu ülkede 40 yıl bir “<strong>İslami cemaat</strong>” olarak tanındı. Kendini <strong>İslam</strong> ile maskelemeyi iyi becerdi. </div> <div>Peki, bu ülkede <strong>FETÖ</strong> gibi aynı minval üzerinde çalışan diğer cemaat ve tarikatların aynı türden bir gayeleri olmadığını ve kendilerini İslam ile maskelemediklerini nasıl bileceğiz?</div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> yapılanmasını, teşkilat yapısını, eleman devşirmesini, maddi kaynakları elde etmesini, eğitim ve kültür alanındaki çalışmalarını incelediğimizde buna benzer birçok yapının daha varlığı ile karşı karşıya kalıyoruz. </div> <div>Bugün ülkemizde <strong>Süleymancılar, Nurcular, Menzilciler, İsmail Ağacılar, İslamoğlucular, İran yanlısı gruplar, Radikal İslamcılar, Hizbullahcılar,</strong> vs.vs. gibi yapılanmaları mercek altına aldığımızda <strong>FETÖ’nün</strong> yapılanmasına benzer birçok ortak noktayı görüyoruz. </div> <div>Mesela FETÖ’cüler <strong>Mehdi</strong> ve <strong>Mesih’in</strong> geleceğine inandıkları için <strong>FETÖ</strong> lideri <strong>Fetullah Gülen</strong>’i <strong>Mehdi</strong> ve <strong>Mesih</strong> ilan etmiş ve onun dediklerini sorgulamadan inanmışlardır. Zaten bunca <strong>profesör, general, ilim ve fikir adamının</strong> ilkokulu bile dışarıdan bitiren birinin arkasından gitmesinin en tesirli itici güç olarak karşımıza <strong>Kur’an</strong> ve sahih sünnette olmayan <strong>Mehdi</strong> ve <strong>Mesih’in</strong> geleceğine iman yatmaktadır. </div> <div><strong>FETÖ’cüler</strong> <strong>Mesih</strong> ve <strong>Mehdi’nin</strong> geleceğine inanıyor da diğer cemaat ve tarikatlar inanmıyor mu? Elbette hepsi tıpkı Hıristiyanların inandığı gibi “<strong>Mehdi ve Mesih’in gelip kıyamete yakın kendilerini kurtaracağına</strong>” inanmaktadırlar. Hatta çoğu şu andaki liderlerinin, şeyhlerinin <strong>Mehdi</strong> veya <strong>Mesih</strong> olduğuna inanmaktadırlar. </div> <div><strong>FETÖ'nün</strong> <strong>Mehdi</strong> ve <strong>Mesih</strong> olduğuna inanan müritleri <strong>'Fetullah ne derse, ne emrederse doğrudur, yapmak farzdır'</strong> anlayışına inandıkları için onu asla sorgulama gibi bir şeye girişemezler. Diğer cemaat ve tarikat mensupları da kendi lider ve şeyhlerini asla tenkit edemezler, ne derse inanırlar; çünkü hatasız olduklarına inanmışlardır.</div> <div><strong>FETÖ</strong>, maddi kaynaklarını özellikle <strong>himmet</strong> adı altında yapılan bağışlardan, kurdukları şirketlerden, kültürel ve dini alandaki yayıncılıktan temin etmiştir. Diğer cemaat ve tarikatlar da aynı yolu izlemekte ve büyük gelirler elde etmektedirler. Nasıl ki <strong>FETÖ</strong> bu gelirlerini gayr-i resmi yollarla temin etmişse, diğer cemaat ve tarikatlar da gelirlerini gayr-i resmi yollardan elde etmektedirler. <strong>FETÖ</strong> milyarları bulan gelirlerinden kayıt dışı olduğu için devlete vergi vermediği gibi diğer cemaat ve tarikatlar da gelirlerinden devlete vergi vermemektedir. </div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> militanları çok büyük bir çoğunlukla <strong>15 Temmuz </strong>sonrası devletten ihraç edilmişlerdir. Onların boşalttığı kadroları ise maalesef diğer cemaat ve tarikatların adamları doldurmuştur. </div> <div><strong>FETÖ</strong> <strong>militanları,</strong> soru çalarak militanlarını devlete yerleştirirken cemaat ve tarikat militanları torpil yolunu kullanarak boşalan kadroları doldurmuşlardır. Böyle bir durumda “Fetöcülerin soru çalmaları ile torpil yapma arasında bir farkın” olduğunu iddia etmek hakka karşı en büyük haksızlık olmaz mı? </div> <div><strong>FETÖ</strong> “<strong>siyasetten uzak duruyorum</strong>” diyerek yıllarca siyaseti dizayn etmeye çalışmış ve bunda da bayağı başarılı olmuştur. </div> <div>Bugün diğer cemaat ve tarikatlar da siyasete yön vermeye çalışmakta ve hatta kendi menfaatlerine dokunan bir şey olduğunda devleti de hükümeti de tehdit etmekten asla geri durmamaktadırlar. </div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> eline geçen fırsatı ya da kendi oluşturduğu imkanları ülkede darbe yaparak kullandı. Peki, bugün torpille devletin değişik kademelerinde örgütlenen diğer cemaat ve tarikatların eline fırsat geçtiğinde <strong>FETÖ</strong> gibi darbe yapmayacaklarını, vatana ihanet etmeyeceklerini kim garanti edebilir?</div> <div>Bugün <strong>bazı cemaat ve tarikat </strong>mensuplarının diğer cemaat ve tarikatlara karşı sergiledikleri çirkin tavırları görünce ister istemez, <strong>“Ya bunların eline fırsat geçse Fetöcülerden daha vahşi ve kıyıcı olurlar. Baksanıza en ufak bir ihtilafta kendi dava arkadaşlarını bile kâfir ilan edip ölüm fetvası vermekten çekinmemektedirler.”</strong> deme gereği duyuyoruz. </div> <div><strong>FETÖ</strong> bugün bile <strong>darbe</strong> yapıp, katil olan militanlarına gelip onları kurtaracağını, onları alıp cennete götüreceğini vadetmektedir. Bütün <strong>cemaat ve tarikatlar</strong> da kendilerinin cennetlik olduğunu ve hatta bazı şeyhlerin kendilerini cübbelerinin, kibrit kutularının içinde cennete götüreceğine inanmaktadırlar. </div> <div><strong>FETÖ</strong> yapılanmasında “<strong>Kâinat imamı</strong>” olan <strong>Gülen’i</strong> <strong>eleştirmek</strong> haşa <strong>Allah’ı</strong> eleştirmekle eş tutulur. Diğer cemaat ve tarikatların mensupları da başlarındaki şeyhleri, gavsları tenkit etmenin “<strong>Allah’ı tenkit etmekle bir</strong> <strong>tuttuğunun”</strong> yüzlerce örneği vardır. <strong>FETÖ</strong> <strong>mensupları,</strong> liderlerini sorgulayamadıkları gibi hiçbir tarikat ve cemaat mensubu da liderlerini sorgulayamaz. Onları adeta <strong>günahsız</strong> ilan etmişlerdir. Zaten <strong>sorgulama</strong> gibi bir eyleme girişen de anında acımasızca <strong>aforoz</strong> edilir.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> şahıs merkezli bir örgüttür. </div> <div>Liderleri <strong>Gülen</strong> ne derse mensupları kayıtsız şartsız itaat eder. Diğer <strong>cemaat ve tarikatlar </strong>da lider merkezlidir ve liderlerine, şeyhlerine kayıtsız şartsız itaat ederler. Hatta şeyhlerinin emirleri <strong>Kur’an’la</strong> çatışırsa <strong>Kur’an’ı</strong> tevil edip şeyhlerinin emrine uyarlar.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> baştan beri gizlenmeyi, <strong>tedbir</strong> adı altında formüle etmiştir. Asla <strong>şeffaf</strong> olmamıştır. Diğer <strong>cemaat ve tarikatlar</strong> da asla şeffaf değillerdir. Hepsinin kendi gettolarında bilinmez sırları vardır. </div> <div><strong>FETÖ</strong> hedefine ulaşabilmek için<strong> uluslararası güç odaklarıyla işbirliği </strong>yapmaktan çekinmemiştir. Ülkemizdeki cemaat ve tarikatların da <strong>uluslararası istihbarat örgütleriyle ilişkisi olmadığını iddia etmek</strong> hakka karşı haksızlıktır. Daha geçenlerde bir cemaatten kopan birinin “<strong>cemaatlerinin CIA ile uzun yıllardır işbirliği içinde olduğunu…”</strong> bütün <strong>Türkiye</strong> haberlerden okudu. </div> <div><strong>FETÖ</strong> dini istismar etti, <strong>Allah ile aldatarak</strong> hedefine ulaşmaya çalıştı. Diğer cemaat ve tarikatların da <strong>dini, bir payanda</strong> olarak kullandığı çok açıktır ve onlar da insanları <strong>Allah ile aldatıp</strong> maddi ve manevi olarak sömürmekten asla geri durmamışlardır. </div> <div><strong>FETÖ,</strong> hedefine giderken karşısına çıkan diğer bütün cemaat ve tarikatları yok etmeye çalışmaktan asla geri durmamıştır. Bugün diğer cemaat ve tarikatların da <strong>FETÖ’den</strong> geri kalır yanı asla yoktur. Onlar da ellerinden geldiğince <strong>diğer cemaat ve tarikatları </strong>yok etmek için gayret etmektedirler. Hatta bazıları <strong>cenneti</strong> bile diğer cemaat ve tarikat mensuplarıyla <strong>paylaşmaya</strong> bile yanaşmamaktadır. </div> <div><strong>FETÖ</strong> kurulduğundan beri hep zalimlerin tarafını tutmuş ve mazlumlara el uzatmamıştır. Diğer cemaat ve tarikatların da bu hususta <strong>FETÖ’den</strong> geri kalır yanı yoktur. <strong>28 Şubat </strong>sürecinde binlerce <strong>tesettürlü kızlarımız, </strong>okul önlerinde yerlerde sürüklenirken tarikat ve cemaat mensupları “<strong>Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!..</strong>” felsefesini yürütmüştür. Bu dönemde hiçbir tarikat şeyhinin bu mazlum tesettürlü kızların mücadelesinde yanında görünmemiştir. </div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> bugün ihaneti ortaya çıktığı için herkes tu kaka etmekte, hatta <strong>FETÖ’</strong>cülerin “<strong>Ehl-i sünnet</strong>” dışı bir yapılanma olduğunu söylemektedirler. <strong>Hâlbuki FETÖ’nün bütün eserleri incelendiğinde Ehl-i sünnet çizgisinden asla ayrılmadığını görürüz.</strong> Diğer cemaat ve tarikatlar da “<strong>Ehl-i sünnet</strong>” olduklarını iddia ederken gerçek <strong>Ehl-i sünnet çizgisine</strong> ne kadar uzak oldukları izahtan varestedir. <strong>İmam-ı Azam</strong> gibi bir <strong>Ehl-i sünnet</strong> imamını “<strong>rey ehli”</strong> diyerek kâfirlikle itham edenlerin<strong> Ehl-i sünnetle</strong> ne ilişkisi olabilir ki? Ama bu zihniyet <strong>Ehl-i sünnet maskesi</strong> kullanarak <strong>İslam’ın</strong> içine binlerce <strong>bidat</strong> ve <strong>hurafeyle</strong> doldurmuş ve bunun üzerinden kendilerine müthiş bir rant alanı elde etmişlerdir. </div> <div>Şimdi çıkıp birileri, “<strong>Cemaatler ve tarikatlar ülkemizin dinî sigortalarıdır, çöl içinde vahadırlar. Ülkemizde İslâm onlar sayesinde bugüne gelebilmiştir ve canlılığını sürdürmektedir.” </strong>diyebilir.<strong> </strong>Peki, sormazlar mı böyle düşünenlere:</div> <div>“<strong>17/25 Aralık öncesi Fetullah Gülen’in arkasından gidenler bu ülkenin sigortası değil miydi? Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, vekiller, bürokratlar onların tertip ettiği toplantılarda bunu açık biçimde deklare etmediler mi? Anlı şanlı meşhur hocalar Fetullah Gülen’in Ehl-i sünnet bir hoca olduğunu televizyon kanallarından ilan etmedi mi? Kendini Ehl-i sünnet âlim sayan bazı Prof’ları “Gülen’in fıkhını anlamak</strong>” vb. kitaplar yazarak <strong>Gülen’i</strong> “müçtehit, müceddit, asrımızın Mevlana’sı, Yunus’u…” ilan etmediler mi?</div> <div>Bazıları onu müdafaa adına, <strong>“Bir Hoca Efendi yetiştirmek kolay değildir. Hele onun bir ayakkabısını yetiştirin de görelim!..”</strong> diye kürsülerden bağıran <strong>cemaat liderleri </strong>olmadı mı?</div> <div><strong>Meşhur bir psikiyatrist çıkmış, “FETÖ, asla bir cemaat değil, cemaat kılığına bürünmüş, İslâm’ı protestanlaştırarak dönüştürmeyi amaçlayan, küresel sistemin bir projesidir. Bir şer şebekesidir.”</strong> demektedir. </div> <div>El hak öyledir?</div> <div>Peki, bunu dedikten sonra neden aynı tarzda çalışan, aynı tarzda liderini putlaştıran, “<strong>şeyhini Allah’ın ortağı</strong>” ilan eden, milletin maddi imkânlarını gayr-i resmi yollardan toplayarak kendilerine saltanat kuran diğer cemaat ve tarikatlar için bunu düşünmemektedir? Bunu düşünmeyen bu meşhur <strong>psikiyatrist</strong> <strong>17/25 Aralık öncesi FETÖ’ye</strong> de asla toz kondurmayanlardan biriydi. </div> <div><strong></strong></div> <div><strong>17/25 Aralık’a</strong> kadar <strong>FETÖ’ye</strong> “<strong>Hoca Efendi Hazretleri</strong>” diyen <strong>nice Profesör, ilahiyatçı, şeyh, âlim, sosyolog </strong>vs. vs. şimdi <strong>FETÖ’nün</strong> ne kadar namussuz, alçak, din dışı olduğunu söylüyor. </div> <div>El hak bunu da doğru söylüyorlar da şimdi söyledikleri, <strong>“Diğer </strong>c<strong>emaatler ve tarikatlar ülkemizin dinî sigortalarıdır.” </strong>sözlerine ne kadar güvenebiliriz? </div> <div>Yarın bunların da <strong>FETÖ</strong> gibi bir darbeye girişmeyeceklerine dair ellerinde bir garanti mi var? Kendi varlıklarını sürdürmek için gay-i resmi yollardan milyarları toplayıp, devletten vergi kaçıran bu cemaat ve tarikatlar neden devlete başka kötülükler yapmasın ki? </div> <div><strong>FETÖ,</strong> militanlarını <strong>devlet karşıtı</strong> olarak yetiştirdi. Telkini ise şuydu: </div> <div><strong>“Devlet dinsiz. Siz yetişeceksiniz ve onların yerini alıp devleti ele geçireceğiz.” </strong></div> <div><strong>Allah</strong> (cc) <strong>aşkına</strong> hangi cemaat ve tarikat, müritlerini devlet düşmanı olarak yetiştirmiyor? Bütün cemaat ve tarikatlar <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>’nin kurucusunu “<strong>Deccal ve Süfyan</strong>”, kendilerini de <strong>Mehdi</strong> ve <strong>Mesih</strong> olarak ilan etmediler mi? </div> <div>Cemaatler ve tarikatlar mensuplarını<strong> iki şeyle</strong> yetişiyor. </div> <div><strong>Bir</strong>; bu devlet din düşmandır;</div> <div><strong>İki</strong>; vakti geldiğinde bu devleti elime geçireceğim. </div> <div>Bu anlayış <strong>FETÖ’de</strong> olduğu gibi bütün cemaat ve tarikatların temelinde de vardır. </div> <div>Son olarak şunu söylemek istiyorum: </div> <div><strong>Yeni 15 Temmuzların </strong>oluşmasını istemeyen <strong>Devlet,</strong> tedbirini almalı ve cemaat ve tarikatları birer sivil toplum kuruluşu haline getirmelidir. </div> <div><strong>Devlet</strong>, cemaat ve tarikatlara, <strong>“Siyasete ve devlete karşı durmaya kalkma, bir de dinin ana akideleri üzerinden bozuk itikatlar oluşturma, yoksa müdahale ederim!”</strong> ikazını yapmalı ve gelirlerini nereden kazanıp nereye harcadıklarını belgelemelerini temin etmelidir. Devlet bu hususta denetleme görevini iyi yapmalıdır. </div> <div>Kim kızarsa kızsın, bugün ülkemizdeki Cemaat ve tarikatlar <strong>yer altındaki </strong>dini devletçiklerdir. Kendi hukukları, ekonomileri, tayin sistemleri, evlenme ritüelleri ve hatta kendi iç yapılarında cezalandırma ilkeleri vardır. Bunlar fırsatını bulduklarında çatıştıkları her devlet için büyük tehlike oluşturmaktadır. Onun için çok dikkatli olmak durumundayız. </div> <div><strong>15 Temmuz </strong>sonrası <strong>FETÖ’nün</strong> paralel devlet yapılanmasından kurtulduk derken başka cemaat ve tarikatların esiri durumuna düşmeyelim. </div> <div><strong>(EMİNİM Kİ BU YAZIYI OKUYAN BÜTÜN CEMAAT VE TARİKATLARIN ZOMBİLEŞMİŞ, HAŞHAŞLANMIŞ KÖR TAASSUPLA BEYİNLERİ SULANMIŞ HAM SOFTA KABA YOBAZ MÜRİTLERİ, BENİ HAİN İLAN EDİP, CEHENNEMİN EN DİBİNE POSTALARLAR. İYİ Kİ DİYORUM CENNET VE CEHENNEM BUNLARIN ELİNDE DEĞİL, YOKSA ALLAH KORUSUN HER CEMAAT VE TARİKAT KENDİ MENSUPLARI HARİÇ KİMSEYİ CENNETE SOKMAZ. KENDİLERİNDEN OLMAYANLARI İSE KESİNLİKLE CEHENNEME POSTALARLARDI!..)</strong></div> <div><strong>.</strong></div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div>