<h3><strong>YAŞAR ABİ… (2)</strong> </h3> <div>Rahmetli <strong>Yaşar Kaplan</strong> yerine göre <strong>abi</strong>, yerine göre <strong>hoca</strong>, dergisi de <strong>okul</strong>, yerine göre bir <strong>gönüldaş</strong>…</div> <div>Ama yerine göre de bazen;</div> <div>Bir partiliden daha <strong>partizan</strong></div> <div>Ve…</div> <div>Bir <strong>akıncıdan</strong> daha <strong>atılgan</strong> bir yapısı vardı.</div> <div>Konuşurken heybetli...</div> <div>Sanki <strong>Safa-Merve</strong> arası…</div> <div>Düşmana karşı çalımlı bir şekilde <strong>hervele</strong> yapan bir <strong>mücahit</strong> gibiydi.</div> <div></div> <div>Şimdi...</div> <div>Geçen yazıda kaldığım yerden devam edeceğim…</div> <div>Ama…</div> <div>Öncelikle şunu ifade edeyim ki;</div> <div>Bir hafta önce <strong>Yaşar Abi hakkında</strong> yazdığım yazıya bu kadar <strong>ilgi</strong> beklemiyordum.</div> <div>Bu arada birçok şeyi benim de <strong>bilmediğimi</strong> veya unutmuş olduğumu gördüm. Mesela <strong>evine bomba atıldığını</strong> bilmiyordum.</div> <div>Yine…</div> <div>Yazar <strong>Sibel Eraslan</strong> hanımefendiye, <strong>Yaşar</strong> <strong>Abi’nin</strong> eşi <strong>Canan</strong> <strong>Abla’nın</strong> söylediklerini de yeni öğrendim:</div> <h3><strong>YAŞAR ABİ ORTADAN KAYBOLUYOR!..</strong></h3> <div>“<strong>1999'da</strong>, yani <strong>28</strong> <strong>Şubat</strong> postmodern darbesi tüm şiddetiyle sürmekteyken, <strong>Vakit</strong> Gazetesi yazarı <strong>Yaşar</strong> <strong>Kaplan,</strong> bir gün aniden ortadan kayboldu. </div> <div>Eşi yazar <strong>Canan</strong> <strong>Ceylan</strong> Hanım ve gazete yönetimi <strong>Yaşar</strong> <strong>ağabeyi</strong>, hastanelerde, karakollarda arayıp sordular, ondan bir tek haber dahi yoktu. </div> <div>Bir gün…</div> <div><strong>Canan Abla</strong> ağlayarak telefon açtı; "<strong>Sibel'ciğim, Yaşar beyi buluncaya kadar, köşesini açık bırakalım, seninle birlikte nöbetleşe yazalım dönünceye kadar...”</strong> dedi. </div> <div>Başladık yazı nöbeti tutmaya... </div> <div><strong>10</strong> <strong>gün</strong> sonra <strong>Yaşar</strong> <strong>Kaplan</strong>, saçları, bıyık ve sakalı usturalanmış, sıfıra vurulmuş, beti benzi soluk, perişan bir halde, <strong>Selimiye</strong> <strong>Askeri</strong> <strong>Kışlası'ndaki</strong> <strong>Cezaevi'nden</strong> çıkabilmişti. </div> <div>Eskiden böyle olurdu; kolunuzdan tutarlar, götürürler, günlerce haber çıkmazdı... </div> <div><strong>Genel</strong> <strong>karakolların</strong>, savcılıkların dahi, <strong>Askeri</strong> <strong>Mahkemeler</strong> ve <strong>Askeri</strong> <strong>Cezaevlerinden</strong> haberi olamazdı. </div> <div>(Bu cümleye dikkat! Nereden nereye gelmişiz ve Yaşar Abi hangi şartlarda bu kadar cesur yazılar yazdığı bilinmeli... EB)</div> <div><strong>Yaşar Kaplan</strong> ağabeyin <strong>Askeri</strong> <strong>Kışla’da</strong> maruz kaldığı ağır durumlar, yüzünün her zerresinden okunuyordu... </div> <div><strong>28 Şubat'ın</strong> en zor günlerinde <strong>Vakit</strong> Gazetesi'nde topluma kalkan olma şerefini yüklenmiş bir yazardı.” (Sibel Eraslan, Star)</div> <div>Yani…</div> <div>Benim çevremde bile onu <strong>tanıyan</strong> o kadar çok kişi varmış ki; şaşırdım.</div> <div></div> <div>Rahmetli ile ilgili bana gelen <strong>yorumlardan</strong> da sadece bir tanesini buraya alarak yazıma öylece devam etmek istiyorum. <strong>Ahmed Faruk</strong> kardeşimden gelen not:</div> <div>“Allah ruhunu şad eylesin. Demokrasi Risalesi kitabını İ.Ü Beyazıt kampüsünün duvarlarından bahçeye atardık diğer birçok kitapla birlikte… Çünkü kapıda arama yaparlardı o zamanlar. Sonra kitapları bahçeden alır fakültede bedava dağıtırdık.”</div> <h3><strong>ALMANYA’DAN NEDEN DÖNMEDİ?</strong></h3> <div>Meseleyi bilmeyen bazı arkadaşlar haklı olarak <strong>20 yıldır iktidar olan Yaşar Abi’nin gönüldaşları neden dönmesi için yardımcı olmadıklarını </strong>sordular.</div> <div>Evet!</div> <div><strong>AK</strong> <strong>Parti’nin</strong> iktidar olduğu ilk yıllarda <strong>Yaşar</strong> <strong>Abi’nin</strong> dönmesi için yeterli <strong>kanuni</strong> <strong>düzenlemeler</strong> olmadığı doğrudur</div> <div>Ama…</div> <div>Bu kısıtlamalar sadece <strong>Yaşar Abi’yi</strong> kapsamıyordu. O zaman <strong>Başbakan</strong> olan <strong>Cumhurbaşkanımız</strong> <strong>Erdoğan</strong> bile ülkede özgürlükler kısıtlı olduğu için <strong>kız</strong> <strong>çocuklarını</strong> yurt dışında okutmak zorunda kalmıştı.</div> <div>Hatta…</div> <div>Ülkenin “First Lady’si” olan hanımı, <strong>GATA</strong> askeri hastanesinde yatan tiyatrocu <strong>Nejat</strong> <strong>Uygur’u</strong> ziyaret etmek istediğinde <strong>askeri</strong> <strong>hekimler</strong> buna müsaade etmemişlerdi.</div> <div>“<strong>Neden</strong> <strong>böyle?”</strong> sorusunu cevaplandırmayacağım.</div> <div>Ancak…</div> <div>Şu kadarının <strong>bilinmesi</strong> lazım:</div> <div>Ülkemizde…</div> <div>Parlamentoda çoğunluğu sağlamak demek <strong>İktidar</strong> <strong>olmak</strong> demek değildir.</div> <div>Bu milletin iktidarı <strong>15 Temmuz’dan</strong> sonra oldu. (o da henüz tam değil)</div> <div></div> <div>“<strong>Neden dönemedi?”</strong> sorusuna tekrar dönecek olursak;</div> <div><strong>Cumhurbaşkanımızın 1</strong> <strong>Ekim</strong> <strong>2013’te</strong> açıkladığı demokratikleşme paketi çerçevesinde sağlanan özgürlükler <strong>Yaşar Abi’nin</strong> dönmesi için yeterliydi…</div> <div><strong>Ama...</strong></div> <div>Bu sefer <strong>hastalıklar</strong> yakasını bırakmadı.</div> <div>Birkaç kere “<strong>Neden dönmüyorsunuz?”</strong> diye sorduğumda, başlamış olan <strong>kanser</strong> <strong>tedavisini</strong> yarıda kesmek istemediğini…</div> <div>Binaenaleyh;</div> <div>Bundan dolayı <strong>dönemediğini</strong> söylemişti.</div> <h3><strong>YAZAR-HATİP AMA SERT MİZAÇLI VE JAPONYA HATIRASI…</strong></h3> <div>Sert mizaç sadece <strong>Yaşar</strong> <strong>Abi’de</strong> değil, bu <strong>mukaddes</strong> davanın yükünü omuzlarında taşıyan <strong>fikir</strong> adamlarımızın çoğunda bu var…</div> <div>Bunun sebebi;</div> <div>Gerek kendi dönemlerinde <strong>uğradıkları</strong> <strong>haksızlıklar…</strong></div> <div>Ve gerekse omuzlarında <strong>taşımakla</strong> yükümlü hissettikleri mukaddes yükün <strong>ağırlığından</strong> dolayı <strong>yüzlerinde</strong> çelik gibi bir ifadenin oturması kaçınılmaz oluyor.</div> <div>Nitekim;</div> <div><strong>N. Fazıl Kısakürek,</strong></div> <div><strong>Sezai Karakoç,</strong></div> <div><strong>Kadir Mısıroğlu</strong> ve daha ismini saymadığım birçok <strong>mütefekkir</strong>, <strong>yazar</strong>, <strong>meşayihi</strong> <strong>kiram</strong> hep böyle değiller miydi?</div> <h3><strong>“SURAT ASMAK HAKKIMIZ!”</strong></h3> <div>Hatta <strong>İsmet Özel…</strong></div> <div>“<strong>Surat Asmak Hakkımız</strong>” adlı bir kitap yazmıştı.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Yaşar</strong> <strong>Abi</strong> de tabir caizse “<strong>feleğin</strong> <strong>çemberinden</strong> <strong>geçince</strong>” yüzüne çelik gibi bir ifade oturduğu doğrudur. Bu ister istemez <strong>aile</strong> hayatına da yansıdığı kulağımıza geliyordu…</div> <div>Ama…</div> <div>O konulara girmek bizim <strong>haddimize</strong> değil… Bu konuda kendisi bir şey anlatmadıkça… Ki; anlatmazdı. Ben de sormazdım.</div> <div><strong>Teşkilat</strong> içinde yaptığı konuşmalarda da onun bu <strong>sert</strong> <strong>tavrını</strong> görüyorduk…</div> <div>Hâlbuki gerçekten böyle miydi?</div> <h3><strong>JAPONYA HATIRASI…</strong></h3> <div>Hâlbuki gerçekten böyle miydi?</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Yaşar Abi…</strong></div> <div>Bir gün <strong>öğrenci</strong> <strong>temsilcisi</strong> olarak <strong>Japonya’ya</strong> gider.</div> <div>Birkaç gün geçince, “<strong>Çenemde bir ağrı olduğunu hissettim.. ama bir türlü sebebini bulamıyorum</strong>” demişti.</div> <div>“<strong>Sonra fark ettim ki;</strong></div> <div><strong>Japonların adeti gereği her karşılaşmada bükülüp gülünce bizim de somurtacak halimiz yok ya!.. İster istemez karşılık veriyor, gülüyoruz.</strong></div> <div>Ancak</div> <div>Bu kadar uzun süre ciddi bir suratla dolaşmış biri olarak</div> <div>Birden…</div> <div>Her an her dakka gülmeye alışık değiliz ya!.. Çenemin ağrısı meğerse bundanmış!</div> <div>Neyse…</div> <div><strong>Ülkemize</strong> <strong>dönünce</strong> düzeldi…”</div> <h3><strong>YAŞAR ABİ VE ÖMER HALİSDEMİR</strong></h3> <div>Bir <strong>Niğde</strong> ziyareti sonrası…</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Yaşar Abi’yi</strong> arayıp memleketine gittiğimi…</div> <div><strong>Ömer</strong> <strong>Halisdemir’in</strong> mezarı ve evini ziyaret ettiğimi söyleyince;</div> <div><strong>Ö. Halisdemir’in</strong> <strong>bir hemşehrisi</strong> olmaktan dolayı nasıl da gururlanmış, göğsü kabarmış, sevinmişti.</div> <div>Bana;</div> <div><strong>“Pek bilinmez ama Niğde şehitler diyarıdır!” </strong>demişti.</div> <h4><strong>GELECEK YAZI...</strong></h4> <div>Geçen yazımın uzun olduğunu söyleyen dostlarımın ikazını dikkate alarak burada kesiyorum.</div> <div></div> <div>Bundan dolayı;</div> <div><strong>15 Temmuz</strong> şanlı direnişi ile ilgili <strong>Salih</strong> kardeşime gönderdiği notu gelecek yazıya bıraktım.</div> <div>Nasip olursa gelecek yazıda kaldığım yerden devam edeceğim.</div> <div>- Yaşar Abi Erbakan Hoca ve Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan</div> <div>- Yaşar Abi Y. Özdil -E. Çölaşan ve Gülşen</div> <div>- Yaşar Abi N. Fazıl- K. Mısıroğlu-O. Y. Serdengeçti ve A. Hakim Arvasi (ks)</div> <div>- Yaşar Abi Sezai Karakoç- İsmet Özel</div> <div>- Yaşar Abi Hüner dergisi ve Ateş Hattından Notlar</div> <div>- Yaşar Abi Ercüment Özkan ve parti meselesi</div> <div>- Yaşar Abi ve Malcolm X</div> <div>.</div> <div><strong>Emin Batur, dikGAZETE.com</strong></div> <div>*</div> <h4>-Yaşar Kaplan (Rahmetullahi Aleyh…)</h4> <div><strong>-Mütefekkir yazar Yaşar Kaplan hayata veda etti</strong></div> <div><strong>-Almanya'da vefat eden yazar Yaşar Kaplan'ın cenazesi Türkiye'ye gönderildi</strong></div> <div><strong></strong></div>