Öğretmenler de bu filmi seyretmeli!

Öğretmenler de bu filmi seyretmeli!

ÖĞRETMENLER DE BU FİLMİ SEYRETMELİ!

Geçen bir yazımda;

Z Kuşağı bu filmi seyretmeli!..” (*) demiş

Ve…

“İstanbul 79” filmiyle eski Türkiye’nin hâli pür melalinin nasıl olduğunu görmelerini tavsiye etmiştim.

ÖĞRETMEN HÜSNÜ…

“İstanbul 79” filmi, hepimizin çektiği sıkıntıları işliyordu (yağ kuyruğu, tüp kuyruğu, temel ihtiyaç maddelerinin karaborsaya düşmesi vb. gibi)

Öğretmen’ filmi ise;

Eski Türkiye’de öğretmenlerin çektiği sıkıntıları anlatıyor.

Filmde;

Biraz abartı da olsa öğretmenlerimizin o yıllarda çekmiş olduğu sıkıntıları yansıtması açısından önemli.

Gelelim filme…

İSTANBUL…

Tayini Anadolu’nun bir kasabasından İstanbul’a çıkan Hüsnü Öğretmen’in (K. Sunal) çocukları sevinirken kendisi tedirginlik içindedir.

Taşınma telaşı sürerken bahçesinde beslediği tavuklara bakıp, bundan sonra taze yumurta bulamayacak diye iç geçirir.

TAŞINDIKLARI EV…

Okmeydanı’nda bir gecekondu bulur.

Ev harabe…

Ama yapacak bir şey yok. Kirası ucuz diye evi tutar. O yıllarda mahalle dayanışması ve merhametli esnafın olması az da olsa endişelerini azaltır.

Ancak;

Ev okula uzak. Otobüs, minibüs derken yetişemiyor Hüsnü Öğretmen okula… Hep geç kalıyor. 

TASARRUF…

Maaşı yetmediği için tasarruf etmeyi düşünüyor.

Eğer okula yaya giderse otobüs ve minibüslere vereceği parayla eve bir şeyler alacağını düşünür

Ama… 

AYAKKABI…

… Ama

Bu git-gellerde ayakkabının yıpranıp yeni ayakkabı alması gerektiğini hesap etmemişti. Uykusuz kalması da cabası.

Çünkü;

Yaya olarak okula ancak 2 saatte varabiliyor.

Uykusuzluk, ayakkabı ve ev geçim derdi Hüsnü Öğretmeni iyice bunaltır.

AYIP…

Hüsnü Öğretmen bir gün öğretmenler odasında otururken diğer öğretmenlerin de geçinemediklerini…

Binaenaleyh;

Ek yaptıklarını öğrenir.

Biraz sıkılarak "ben de ek iş yapsam ayıp olur mu?" diye sorar.

"Asıl ek iş yapmasan ayıp olur!" cevabını alır.

UYKUCULAR…

Öğretmenler odasında masaya başını yaslayarak yatmış öğretmenin ek işi, gece taksiciliği olduğunu öğrenir.

Ama bu arada;

Sınıfta da uyuyan bir öğrenci var. O öğrenciyi takip ettiğinde Kumkapı civarında meyhane türü yerde soyulmuş ceviz sattığını görür.

(Sanki gösterecek başka bir iş yeri yokmuş gibi rakının bolca içildiği bir mekân seçilmiş. O zamanlar çekilen filmler böyleydi işte…)

MEYHANE…

O meyhaneye soyulmuş ceviz satmak için kendisi de gider

Ama…

Daha ilk işinde, kafayı bulmuş müşterilerle garsonlar arasında kavga çıkar. Kendisi arada kalır... Bir yumruk da kendisi yer.

Bu arada;

Cevizler ayak altında ezilir.

SİMİT…

Hüsnü Öğretmen bu işi yapamayacağını anlayınca simitçiliğe başlar.

Ama…

Zabıtalardan kaçayım derken bir hendeğe düşer.

KÖY ÖZLEMİ…

Hüsnü Öğretmen artık bıraktığı köyü-kasabayı özlüyor

Ama…

Nasıl dönecek?

ÖĞRETMENLER GÜNÜ…

Öğretmenler günü bu fırsat eline geçer ama bu fırsat da ters teper.

Çünkü;

Milli Eğitim müfettişi, 'Kendi Öğretmenini Kendin Doyur' kampanyasını çok beğenir tebrik edip, Hüsnü öğretmene plaket verilir.

Öğretmenler günü, çocuklar Hüsnü öğretmene bir araba bagajına et-domates-patates vb. zerzevat doldurup evine götürürler.

Öğretmenlerin o günkü hali, ülkemizi yönetenler için tam bir yüz karasıdır.

KARİKATÜR…

O günkü mizah dergileri şöyle karikatürler yayımlardı:

Okullar açılmış…

Öğretmen, çocuklara tatillerini nasıl geçirdiklerini sorar.

Ayağa kaldırdığı çocuk;

-Ne tatili öğretmenim! Pazarda sizin çorap sattığınız tezgâhın karşısında ben de babama yardım ediyordum…

BUHRAN…

Evini geçindirmek için ikinci ek yapmak zorunda olan Hüsnü Öğretmen, belediye zabıtları ile yaşadığı sorunlar neticesinde psikolojisi bozularak sinir buhranı geçirir.

Aslında;

Hüsnü Öğretmen, başarılı olup defalarca plaket almış biridir

Ama…

Evini geçindiremediği için yaptığı ek işler yüzünden psikolojik buhran yaşayıp hastaneye sevk edilir.

KADİR KIYMET BİLMEMEK!..

Bu filmin oynadığı yıllarda, kimse çıkıp “Amma da saçma bir film!” demedi.

Çünkü;

Gerçekten öğretmenlerin durumu aşağı-yukarı bu durumdaydı. Köy, kasaba öğretmenleri belki geçinebilirdi

Ama…

Büyükşehirlerde yaşayan öğretmenlerin hali buydu.

Yani;

Bir öğretmenin aldığı maaşla evini geçindirmesi mümkün değildi. Ek yapma veya eşinin de çalışıyor olması lazımdı.

Denecek ki;

Diğer memurların durumu çok mu parlaktı?”

Hayır! Onların durumu da Hüsnü Öğretmen’den çok farklı değildi.

Hatta;

İşler o kadar tersyüz olmuştu ki, işçi olan, şoför memur olan kendi müdüründen daha fazla maaş alırdı. Böyle çarpık durumlar da vardı.

Eski Türkiye özlemi duyanlara!..

Bu tür filmler ithaf olunur.

.

Emin Batur, dikGAZETE.com

(*)

Z Kuşağı bu filmi seyretmeli!..

https://www.dikgazete.com/yazi/z-kusagi-bu-filmi-seyretmeli-8582.html

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ