<div><strong>İslam’ın</strong> esası tevhittir. <strong>İman</strong> esaslarına bütünüyle inanmakla iman edilmiş olur. </div> <div><strong>İman esaslarından</strong> herhangi birine inanmamak, diğerlerini de <strong>inkar</strong> etmek demektir. <strong>İman esasları,</strong> zincirin halkaları gibi birbirini tamamlar. Aralarındaki bir <strong>kopukluk,</strong> <strong>iman esaslarının dağılmasına</strong> sebep olur. </div> <div>Tarih boyunca inanan toplumlar ne zaman <strong>Kur’an’dan</strong> ve <strong>sahih</strong> <strong>sünnetten</strong> uzaklaşmışsa o zaman <strong>bidat ve hurafelere </strong>inanmış ve zamanla bu <strong>bidat</strong> ve <strong>hurafeler</strong> o toplumlarda <strong>inanç esası </strong>haline gelmiştir. </div> <div><strong>Bidat</strong>,<strong> ibadetin adetleşmesi</strong> veya <strong>adetin ibadetleşmesi</strong>dir ve “<strong>dine sonradan katılan uygulama”</strong> demektir. </div> <div><strong>Kur'an ve sahih sünnette</strong> bulunmayan din esaslarına ilişkin <strong>sonradan çıkma</strong> bu ibadet ve davranış biçimleri, <strong>inancın</strong> yerini aldığında toplumlar <strong>dinin</strong> <strong>özünden</strong> uzaklaşır. </div> <div>Bu uzaklaşmada “<strong>İsrailiyat</strong>” denen <strong>uydurmaların</strong>, <strong>batıl inançların, mitolojik hikayelerin ve efsanelerin</strong> payı büyüktür. </div> <div>Ne yazık ki tarihi süreçte yaşanan olaylar ve toplumların <strong>Kur’an’dan uzaklaşması</strong> bunların <strong>dinin içine</strong> karışmasına sebep olmuş ve bu <strong>tevhit</strong> <strong>dışı</strong> <strong>inançlar</strong> günümüze kadar <strong>din</strong> kisvesi altında varlığını sürdürmüştür. </div> <div><strong>Hurafeler</strong>, bütünüyle sonradan uydurulan ve genellikle <strong>İslâm'ın</strong> <strong>gerçeğiyle</strong> <strong>bağdaşmaz</strong> batıl inançları veya çarpık davranış biçimlerini telkin eden <strong>akıl, ilim ve mantıktan</strong> <strong>uzak</strong> inanılmayacak hikâyelerden oluşmuştur. </div> <div>Kimileri bunu meslek edinmiş ve <strong>hurafecilik</strong> özellikle <strong>din</strong> alanında varlığını sürdürmüştür. </div> <div>Dinin telkin ettiği ve açıkladığı <strong>iman esaslarının bütünü Kur’an</strong>’dadır. </div> <div><strong>Kur’an</strong> dışı bir iman esasının var olması düşünülemez.</div> <div><strong>Resul</strong> ve <strong>Nebiler</strong> de kitaplarla kendilerine bildirilen <strong>iman esaslarına</strong> inanmış ve bunu <strong>yaşayarak</strong> ümmetlerine <strong>tebliğ</strong> etmişlerdir. Ancak zamanla <strong>vahiyden uzaklaşan toplumlar </strong>inançlarında meydana gelen boşlukları, yaşadıkları toplumun durumuna göre <strong>bidat ve hurafelerle</strong> doldurmuş ve bunu <strong>inanç</strong> haline getirmişlerdir. </div> <div><strong>Türkler</strong> de <strong>Müslüman</strong> olmadan önce<strong> Orta Asya</strong>’da birçok batıl inanç ve hurafeye inanan bir toplum olarak varlığını sürdürüyordu. </div> <div><strong>Müslüman</strong> olduktan sonra <strong>iman esaslarını yaşamaya </strong>çalışan <strong>Türklerin,</strong> <strong>İslam’ın inanç esaslarına</strong> ters eski inanç , örf ve adetlerini terk etmeleri zaman almıştır. </div> <div>Hatta bazılarını terk edemediklerini bu hususla alakalı araştırma yapanlar ortaya koymaktadır. </div> <div>Bu çerçevede araştırmaları bulunan <strong>Psikiyatr </strong><strong>Prof. Dr. Erol Göka</strong>, “<strong>Avrasyabir Vakfı</strong>”nda verdiği bir konferansta Türklerin bu anlamda ancak <strong>yüzde yetmiş Müslümanlaşabildiğini</strong>, <strong>Şamanizm’den</strong> kalan inanç ve hurafeleri tam olarak terk edemediklerinden dolayı bugün de bunları <strong>inanç esası</strong> zannettikleri için hayatlarında yaşadıklarını örnekleriyle anlatmıştı. </div> <div>Gerçekten de yaşadığımız ortamlarda bunun örneklerine sık sık rast geliyoruz. </div> <div>Milletin <strong>zihni alt yapısına</strong> yerleşmiş bu türden <strong>batıl inanç ve hurafelerin Kur’an’la çatıştığını</strong> anlatmak da oldukça zor oluyor. </div> <div>Bu hususta <strong>Albert </strong><strong>Einstein’ın</strong>,<strong> “Yerleşmiş bir düşünceyi değiştirmek atom bombasını yapmaktan daha zordur.” </strong>şeklindeki düşüncesine hak vermemek mümkün görünmüyor.</div> <div>Hata kendisini <strong>alim</strong> diye pazarlayan bazıları öyle ileri gidiyor ki,<strong> “Bu hususta beş yüz ayet de getirsen ben gelenekten gelen bu inancımı değiştirmem.” </strong>diyebiliyorlar. </div> <div>Geçtiğimiz yıllarda <strong>Diyanet İşleri Başkanlığı</strong> il müftülüklerinden elde edilen veriler ışığında <strong>“21. Yüzyılın Türkiye'sinde Hurafeler”</strong> başlıklı bir rapor yayınlamıştı.</div> <div>Bu raporda tespit edilebildiği kadarıyla ülkemizde hala geçerliliğini devam ettiren toplam <strong>bin 380 hurafe ve bidatin</strong> inancımızın içine sızdığı açıklanmıştı. </div> <div><strong>Diyanet</strong>’in raporunda altı çizilen en önemli cümle ise, “<strong>Bu bidat ve hurafelerin dini hayatın gelişmesinin önündeki en büyük engel</strong>” olarak belirlenmesiydi. </div> <div><strong> “Dininizi Allah’a has kılarak ibadet edin.” (Zümer 3)</strong> ayeti bize dinin kaynağının <strong>Kur’an</strong> olduğunu beyan eder. <strong>Kur’an</strong> dışı her <strong>bidat</strong> ve <strong>hurafe,</strong> <strong>Kur’an</strong> kaynaklı bir inanç esasını hayattan siler. </div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> bize açıkladığı iman esasları kaybolunca da artık o toplumlarda batıl inançlar, hurafeler ve bidatler “<strong>din”</strong> diye yaşanmaya başlanır. Böylelikle <strong>Allah</strong> (cc) tarafından indirilen <strong>din</strong> kaybolur, onun yerini insanlar tarafından uydurulan <strong>sahte bir din</strong> alır. </div> <div><strong>Diyanet İşleri Başkanlığı</strong>nın bu raporunda <strong>en fazla bidat ve hurafenin aileyle ilgili konularda</strong> görüldüğü, bunu <strong>ibadetler, uğur, uğursuzluk, cenaze, şifa, mezarlar, ölüler, türbeler</strong> vb. gibi konularda devam ettiğinin altı çizilmektedir. </div> <div>Raporda <strong>Türkiye</strong> genelinde <strong>aile</strong> konusunda <strong>335</strong>, <strong>uğur ve uğursuzluğa inanma</strong> konusunda <strong>319</strong>, <strong>cenaze</strong> konusunda <strong>272</strong>, <strong>şifa</strong> konusunda <strong>78</strong>, <strong>türbe-yatır</strong> konusunda <strong>73</strong>, <strong>hıdrellez </strong>konusunda 49, baht açılması konusunda 39, namazda 36, nazarda <strong>31</strong>, <strong>duada</strong> <strong>26</strong>, <strong>adakta 25, hac</strong> konusunda <strong>23</strong>, <strong>mübarek gün ve gecelerle ilgili 17</strong>, <strong>misafirle ilgili 12</strong>, <strong>bayramla ilgili 12</strong>, <strong>sihir-büyü-fal</strong> konusunda <strong>9</strong>, <strong>cin-peri </strong>konusunda <strong>9</strong>, <strong>aşure</strong> konusunda <strong>8</strong>, <strong>helal-haram</strong> konusunda <strong>7,</strong> <strong>muskayla</strong> ilgili <strong>6</strong>, <strong>ay ve güneş tutulmasıyla ilgili</strong> de <strong>2</strong> adet <strong>bidat ve hurafe</strong> bulunduğunun tespit edildiği açıklanmıştır. </div> <div>İnanan insan için en ciddi mesele <strong>iman esasları</strong>dır. </div> <div><strong>İman esaslarına</strong> girecek herhangi bir <strong>şüphe ve tereddüt, </strong>imanı<strong> </strong>kökünden sarsar. Bunun için biz itikadımızın belirleyicisi olan <strong>Kur’an’daki iman esaslarımızı</strong> çok iyi öğrenmek zorundayız. Aksi halde birçok <strong>batıl inanç, bidat ve hurafeyi</strong> “<strong>din</strong>” zanneder, inanır ve yaşarız. </div> <div>Bu alandaki bütün bidat ve hurafeleri anlatan geniş kitaplar yazılmıştır. Yine bu husustaki <strong>batıl inanç, hurafe ve bidatleri </strong>öğrenmek isteyenler, <strong>Diyanet</strong> <strong>araştırmasına</strong> baş vurabilir. </div> <div>Bir makale çerçevesinde <strong>İslam dininin batıl inanç, hurafe ve bidat </strong>olarak kabul ettiği, ancak ne yazık ki insanlarımız tarafından “<strong>inanç esası”</strong> olarak kabul edilen <strong>binlerce bidat, hurafe ve batıl inançların</strong> bazılarını burada zikretmek istiyorum. </div> <div><strong>- İnsanları</strong> kutsallaştırarak “Veli” kabul etmek ve bu kişilerin “Şefaat” gücü olduğuna inanmak. </div> <div>- <strong>Tarikat </strong>şeyhlerinin ve Gavsların müritlerini almadan cennete gitmeyeceğine inanmak. </div> <div><strong>- Ölülerden </strong>medet ummak, bazı kişilerin ölmediklerine ve hala tasarruf ettiklerine inanmak. </div> <div><strong>- Ay ve Güneş</strong> tutulması sırasında silah atmak, teneke çalmak ve kötüye yorumlamak.</div> <div><strong>- Bereket </strong>bulmak için türbelere, mezarlara, havuzlara para atmak. </div> <div><strong>- Cami </strong>anahtarını, konuşamayan çocuğun ağzına sokulup çıkarılarak konuşacağına inanmak. </div> <div><strong>- Camiye</strong> giderken cami duvarını öpmek. </div> <div><strong>- Cenazenin</strong> 7, 40 ve 52. Gecesi günlerinde hatim ve mevlit okumak-okutmak. </div> <div><strong>- Cenazeyi</strong> götürürken alkışla uğurlamak, arkasından yüksek sesle zikir yapmak, slogan atmak, üzerine çiçek serpmek, cenaze ve mezara çelenk koymak, mezarın üstünü beton veya mermerle kapatmak, kabir üzerine türbe yapmak ve resim koymak. </div> <div><strong>- Cuma</strong> günü ekmek pişirilmesi halinde meleklerin kanatlarının yanacağına inanmak.</div> <div><strong>- Cuma</strong> selası okunurken bekar kızların bahtları açılması için kilit açtırmak.</div> <div><strong>- Çocuğu</strong> olmayanları şeyhe ve türbeye götürmek, muska yazdırmak.</div> <div><strong>- Çocukları</strong> olmayanların çocuklarının olması için deve dili veya etini yedirmek.</div> <div><strong>- Defin</strong> esnasında kürek yere konulmadan alınırsa alanın öleceğine inanmak.</div> <div><strong>- Dilek </strong>taşlarına taş yapıştırmak. </div> <div><strong>- Falcılara </strong>- büyücülere gitmek.</div> <div><strong>- Hamile</strong> kadınların saçlarını kesmemelerine inanmak.</div> <div><strong>- Hastaların</strong> başının üstünde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek, ağaçlara bez-çaput bağlamak.</div> <div><strong>- Kırkı </strong>çıkmamış bir bebeğin tırnağı kesilirse o çocuğun hırsız olacağına inanmak.</div> <div><strong>- Misafirin</strong> ve askere gidenin arkasından su dökmek.</div> <div><strong>- Nazar</strong> değmemesi için kapılara duvarlara hayvan başı-boynuzu, kaplumbağa kabuğu, kara çalı dikeni, at nalı, sarımsak ve nazar boncuğu takmak. </div> <div><strong>- Nikah</strong> anında gelin ya da damattan kim önce diğerinin ayağına basarsa evde onun sözünün geçeceğine inanmak.</div> <div><strong>- Ölen</strong> kişinin ruhu gelir diye cenaze evini sürekli ışıklandırmak.</div> <div><strong>- Sünnet </strong>olan çocuk için oklava çevirmek.</div> <div><strong>- Türbelere</strong> adakta bulunmak, kurban kesmek. </div> <div><strong>- Gece</strong> vakti tırnak kesmenin günah olduğuna inanmak. </div> <div><strong>- Gece</strong> aynaya bakmanın ve ev temizlemenin fakirlik getireceğine inanmak. </div> <div><strong>- Elden</strong> ele sabun, bıçak, makas, iğne, soğan gibi malzemeleri vermenin uğursuz olduğuna inanmak. </div> <div><strong>- Kişinin</strong> üzerinde dikiş dikilmesi halinde ağza çöp alınması gerektiğine inanmak. </div> <div><strong>- Yeni doğan</strong> çocuğun dindar olması için göbeğinin kesilerek cami avlusuna bırakılması.</div> <div><strong>- Yıldıznameye,</strong> kahve falına bakmak ve inanmak.</div> <div><strong>- Salı </strong>günü, akşamları sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek,</div> <div><strong>- İki bayram</strong> arasında nikah ve düğün yapmanın günah olduğuna inanmak.</div> <div><strong>- Yürüyemeyen</strong> çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından çıkan ilk kişiye ipi kestirmek.</div> <div><strong>- Baykuş</strong> ötmesini, siyah kedinin insanın önünden geçmesini, horozun vakitsiz ötmesini, insan ve araçların önünden tavşanın geçmesini uğursuz saymak. </div> <div><strong>- Sol gözün </strong>seğirmesini kötüye, sağ gözün seğirmesini hayra yormak.</div> <div><strong>- Kadının</strong> erkeğin önünden geçmesi durumunda erkeğin nasibinin kesileceğine inanmak.</div> <div><strong>- Ezan</strong> okunurken köpeklerin ulumasını kötüye yormak. </div> <div><strong>- Ceviz</strong> diken kimsenin ömrünün kısa olacağına inanmak. </div> <div><strong>- Cam </strong>ve porselenin aniden düşüp kırılmasıyla bir belanın defedileceğine inanmak. </div> <div><strong>- Merdiven</strong> altından geçmeyi uğursuz saymak. </div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div>