<h3><span><strong>Türkiye Cumhuriyeti Hükümet Verimliliği Bakanlığı</strong></span></h3> <div><strong>Amerika</strong> <strong>Birleşik</strong> <strong>Devletleri’nde</strong> tertip edilen son seçimler sonrası <strong>Başkan</strong> seçilen <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> göreve gelmesiyle birlikte özel bir bakanlık kuruldu: <strong>Amerika Birleşik Devletleri Hükümet Verimliliği Bakanlığı</strong>. Bu kurumun başlıca görevi ise şüpheli görülen devlet harcamalarını, bütçe fonlarını iptal etmek olarak görünüyor.</div> <div>Dünyaca ünlü girişimci ve <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray’ın</strong> kıdemli danışmanı <strong>Elon</strong> <strong>Musk</strong>, <strong>Amerika</strong> <strong>Birleşik</strong> <strong>Devletleri’nde</strong> kamu yönetimi alanında önemli değişikliklerin sembolü ve bu yeni siyasi oluşumun da yöneticisi haline geldi.</div> <div>Peki <strong>Türkiye </strong>de bu yönetimi benimseyebilir mi?</div> <div><strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti’nin</strong> dış borç hacmi <strong>Eylül</strong> <strong>2024</strong> itibarıyla <strong>525,8 Milyar ABD Dolarına</strong> (GSYİH'nin yüzde 44,7'si) ulaşırken; <strong>2024’teki</strong> bütçe açığı <strong>70 Milyar ABD Dolarını</strong> (GSYİH'nin yüzde 5,9'u) aştı.</div> <div>Öte yandan enflasyon oranı ise <strong>yüzde 42’ye</strong> geldi. Unutmayalım ki enflasyondaki kritik orana (yüzde 45) sadece <strong>3</strong> <strong>puan</strong> kaldı.</div> <div>Hatırlatmakta fayda var: <strong>Türkiye’ye</strong> önemli bir temettü getirmeyen jeopolitik projelerin maliyetleri de her geçen yıl artış gösteriyor ve hiçbir zaman azalmıyor.</div> <div>Örneğin: <strong>2011</strong> yılından <strong>2023</strong> yılına kadar yurtdışında, özellikle <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Cumhuriyetleri’ndeki</strong> eğitime yapılan harcama hacminin sürekli olarak arttığı resmi olarak biliniyor. <strong>2023</strong> yılına gelindiğinde buradaki rakamlar yaklaşık <strong>220</strong> <strong>Milyar</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Lirasına</strong> ulaştı.</div> <div>Bir başka örnek: <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong>, <strong>Kazakistan’ı</strong> <strong>Latin</strong> alfabesine geçirmek için halihazırda <strong>665 Milyon ABD</strong> <strong>Dolarından</strong> fazla harcama yaptı. <strong>Astana</strong> ise <strong>Ankara’ya</strong> bu konuda herhangi bir garanti vermedi ve vermeyi de pek düşünmüyor gibi görünüyor.</div> <div>Birçok uzman, bu gibi projelerin başarısızlığa mahkum olduğunu düşünüyor. <strong>Kazakistan</strong> gibi diğer <strong>Orta Asya Türk</strong> <strong>Cumhuriyetlerinde,</strong> <strong>Rusya</strong> <strong>Federasyonu</strong> ve <strong>Çin Halk Cumhuriyeti’nin</strong> etkisi apaçık ortadadır. <strong>Kazakistan’ın</strong> böylesi yakın siyasi ve ticari ortaklarıyla bağlarını bozacak adımlar atması da pek olası görünmüyor. Aynı husus diğer ülkeler için de geçerli.</div> <div>Öte yandan söz konusu bu <strong>Orta Asya Türk Cumhuriyetleri</strong>, yakın zamanda <strong>Avrupa</strong> <strong>Birliği’nin</strong> kendilerine <strong>12 Milyar Avroluk</strong> destek vermesinin ardından <strong>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin</strong> varlığını tanımayarak <strong>Güney</strong> <strong>Kıbrıs</strong> <strong>Rum</strong> <strong>Yönetimi’ne</strong> büyükelçi atayacaklarını duyurdu.</div> <div><strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Cumhuriyetleri</strong>, <strong>Birleşmiş</strong> <strong>Milletler’in</strong> <strong>4. Maddesi</strong> kapsamındaki <strong>541</strong> ve <strong>550</strong> sayılı kararlarına istinaden <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Kıbrıs</strong> Adasındaki askeri ve siyasi varlığına karşı çıkılmasını kabul ederek <strong>Kuzey</strong> <strong>Kıbrıs</strong> <strong>Türk Cumhuriyeti’ni</strong> doğrudan ilgilendiren maddelere karşı, <strong>Türkiye’yi</strong> <strong>Kıbrıs’ta</strong> “<strong>işgalci</strong> <strong>güç</strong>” olarak resmen tanıma kararı aldı.</div> <div>Böyle bir ortamda <strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong>, parasını kime, ne için harcıyor? Zaten ne <strong>İslam</strong> <strong>Dünyası</strong> ne de <strong>Türk</strong> <strong>Dünyası,</strong> genel olarak <strong>bağımsız</strong> hareket edebilme salahiyetine sahip değiller. Hem <strong>Türk</strong> hem de <strong>İslam</strong> dünyasında <strong>Türkiye'den</strong> başka <strong>bağımsız</strong> karar alabilen ve <strong>Birleşmiş</strong> <strong>Milletler'deki</strong> bu vaziyete tavır koyabilen başka ülke yok. Oldukça yalnız bir ülkeyiz.</div> <div><strong>Sonuç</strong> olarak: <strong>Türkiye</strong>, elindeki fonları tamamen amaçsızca harcıyor.</div> <div>Bugün, tahsis edilen fon miktarını <strong>Türk</strong> ekonomisindeki durgunlukla ilişkilendirebilmek, stratejik olarak oldukça önemlidir.</div> <div><strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong>, sosyal sorunlarını çözememektedir. Ücretlerin ve emekli maaşlarının endekslenmesi, <strong>2023</strong> yılının <strong>Şubat</strong> ayında yaşanan <strong>deprem</strong> felaketinin ardından bu bölgelerin restorasyon işlemleri gibi sorunlar apaçık ortadadır. Sadece şu 2 temel sorunun maaliyetini uzmanlar <strong>150</strong> <strong>Milyar</strong> <strong>ABD Doları</strong> olarak hesaplıyorlar.</div> <div>Hal böyle olunca, <strong>Türkiye’nin</strong> hareket kabiliyeti sınırlandırılıyor. <strong>Amerika</strong> <strong>Birleşik</strong> <strong>Devletleri</strong> bile kendi yumuşak gücünün etkisiz kaldığını fark ederek bu alanda kısıtlamalara gittiği şu günlerde <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> neden hala ısrarla boşa kürek çekiyor? Anlamak mümkün değil.</div> <div>.</div> <div><strong>Abdurrahman Berkcan, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>