<h3><span><strong>Sorunu soruna bağlamak</strong> </span></h3> <div>Malumunuz; <strong>Kayseri</strong> <strong>Kafkas</strong> <strong>Derneği,</strong> <strong>KAFFED’den</strong> ayrılma kararı aldı. Bu karar öncesinde <strong>Eskişehir Kafkas Kültür Derneği</strong> de <strong>KAFFED’le</strong> ilişkileri gözden geçireceği, gözlemleyeceği bir sürece girdiğini ifade etmişti.</div> <div>Bu zincirin son halkası <strong>İstanbul Kafkas Derneği</strong> oldu. O da <strong>KAFFED’le</strong> ilişkilerini dondurma kararı aldığını açıkladı.</div> <div>Adı geçen bu dernekler, konum ve etkinlik bakımından <strong>Türkiye’nin</strong> en önemli dernekleri arasında bulunuyor.</div> <div>Elbette bu, bütün faaliyetleri <strong>askıya</strong> <strong>almak</strong> anlamını taşımıyor.</div> <div>Her şey olduğu gibi, belki daha da iyi bir şekilde devam edecek. En azından <strong>psikolojik</strong> olarak, üyelerin ve yöneticilerin daha az <strong>stres</strong> <strong>altında</strong> olacakları izlenimini ediniyorum.</div> <div>Görünen o ki, aylardır durmadan dile getirdiğimiz <strong>güvensizlik</strong> <strong>duygusu,</strong> ciddi bir kitleye sirayet etmiş.</div> <div>Elbette topluluklar, kişiler gibi davranmazlar. Yüzlerce insandan oluşan <strong>karar</strong> <strong>alma</strong> <strong>mekanizmaları</strong> çoğu zaman <strong>duygusal</strong> hareket etmez.</div> <div>Geçerli, tutarlı <strong>sebepleri</strong> <strong>olmadan</strong> da böyle bir kararı almaları elbette zor olur. Çünkü bu <strong>yönetim</strong> <strong>kurulları</strong> da tıpkı <strong>KAFFED</strong> <strong>yönetim</strong> <strong>kurulu</strong> gibi <strong>seçimle</strong> başa gelmiş, <strong>üyelerin</strong> <strong>iradesiyle</strong> sorumluluğu üstlenmişlerdir.</div> <div><strong>İstanbul</strong> <strong>Derneği</strong> de yayınladığı metinde “<strong>ciddi bir motivasyon kaybı</strong>”ndan bahsediyor.</div> <div><strong>Antidemokratik</strong> bir işleyişten ve <strong>tüzük</strong> <strong>değişikliği</strong> oylamasında yaşananlardan bahsedilirken; “<strong>KAFFED-DÇB ilişkileri ekseninde gelişen olaylara federasyon bileşen kurumları tarafından verilen tepkinin içerik ve tonunun cılızlığı</strong>”ndan duyulan rahatsızlık da eklenmiş.</div> <div><strong>Muhalif</strong> kişi ve grupların <strong>kriminalize</strong> edilmesi, haksız ithamlar, çözümden çok kısır çekişmelerin gündemi meşgul ediyor olması, <strong>toplum</strong> <strong>yararı</strong> gibi birinci derecede önem taşıyan durumlarda bile <strong>başkanlar</strong> <strong>kurulu</strong> ve <strong>KAFFED’in</strong> bir araya gelme sorumluluğunu yerine getiremiyor hale gelişi gibi birçok haklı sebep sunulmuş.</div> <div>Açık söylemek gerekirse bu, <strong>üst</strong> <strong>çatı</strong> olan <strong>KAFFED’in</strong> sorunudur ve çözüm mercii de <strong>KAFFED</strong>’dir.</div> <div>Alanlarında yetkin, halklarına karşı <strong>sorumluluk</strong> <strong>duygusu</strong> yüksek üst yapının, her şeyden önce, <strong>sanal</strong> <strong>ortamda</strong> <strong>dönen</strong> <strong>kirli</strong> <strong>cümleleri</strong> sonlandırmak, <strong>muhalefet</strong> etmenin <strong>demokrasinin</strong> bir parçası olduğunun bilinciyle, <strong>tez</strong>, <strong>anti</strong> <strong>tez</strong>, <strong>sentez</strong> mantığını güderek, ciddi ve olgun <strong>fikir</strong> <strong>tartışmaları</strong> ve <strong>olgu</strong> <strong>tahlillerinin</strong> yapılabildiği hakiki bir <strong>xase</strong> oluşturmak, tıpkı sloganlarındaki gibi <strong>kapsayıcı</strong>, <strong>birleştirici</strong>, <strong>evin</strong> <strong>bütün</strong> <strong>bireylerini</strong> <strong>içerisinde</strong> <strong>barındıran</strong>, <strong>akıl ve somut kazanımlardan yana tutumlar geliştirmek</strong> konusundaki başarılarını toplumca görmek istiyoruz.</div> <div>Artık bütün bu <strong>kâbus</strong> bitsin ve her şey <strong>Türkiye</strong> <strong>diasporasının</strong> <strong>talepleri</strong> doğrultusunda gelişsin.</div> <div>Gündemin birden çok <strong>önemli</strong> <strong>maddesi</strong> var, bunlardan biri de <strong>Ukrayna</strong> ile ilgili.</div> <div><strong>22</strong> <strong>Ocak</strong> <strong>2024</strong> tarihinde, <strong>Ukrayna</strong> devlet başkanı <strong>Zelensky</strong>, tarihi <strong>Çerkesya</strong> topraklarının <strong>Kuban</strong> <strong>Bölgesi’ni</strong> de içine alan bir haritayı “<strong>Ukraynalıların tarihsel vatanı</strong>” olarak gösteren bir kararnameyi imzaladı.</div> <div>Bu elbette <strong>Ukrayna</strong> saflarında savaşan <strong>Adiğeler</strong> başta olmak üzere hepimizi rahatsız eden, rastgele bir harekettir.</div> <div>Gerçek şu ki; <strong>Ukrayna</strong> ve <strong>Avrupalı</strong> müttefikleri, sürekli <strong>Çerkesya’nın</strong> <strong>bağımsızlığına</strong> vurgu yaparak, bizi <strong>Ukrayna</strong> <strong>saflarına</strong> çağırmakta ve bir <strong>güçler</strong> <strong>ittifakından</strong> söz etmekteler.</div> <div>Fakat daha önce yaşadığımız <strong>acı</strong> <strong>deneyimleri</strong> unutturmamakta kararlılar.</div> <div>Ve daha yolun sonuna varmadan <strong>müttefiklerini</strong> <strong>feda</strong> <strong>etmekten</strong> de çekinmiyorlar.</div> <div>Bu noktada <strong>özgür</strong> <strong>bir</strong> <strong>Kafkasya</strong> için bir araya gelen öncülerin neler söyleyeceği ve nasıl bir tutum alacakları hepimizin merak konusudur.</div> <div>Benim fikrimse; <strong>Avrupa</strong> ve <strong>ABD</strong> <strong>ittifakını</strong> <strong>Rusya</strong> ile yalnız bırakmak ve ilk gün söylediğimizi tekrar etmek yönünde; “<strong>bu savaş Çerkeslerin savaşı değildir. Ne Rusya safında. Ne Ukrayna safında</strong>.”</div> <div>Görülen o ki zaten, asıl meseleler bir türlü <strong>dernek</strong> ve <strong>yapıların</strong> gündemine giremiyor.</div> <div><strong>Sosyal</strong> <strong>medya</strong> paylaşımları, <strong>açıklamalar,</strong> mevcut ve artık kedi yumağına dönmüş <strong>sorunları</strong> aşıp tek bir <strong>güç</strong> olamadığından asla <strong>Rusya</strong> saflarında ölen <strong>Kafkasyalılar</strong>, <strong>Ukrayna’nın</strong> tutumu gündemde yer bulamıyor.</div> <div>Ölçüsüz söz ve davranışların bizi getirdiği nokta, <strong>iki</strong> <strong>yıl</strong> <strong>öncesinden</strong> çok geride.</div> <div>Oysa büyük <strong>umutlarımız</strong> vardı ve artık <strong>kalbimiz</strong> dile geliyor, gündemimiz <strong>KAFFED’in</strong> de gündemi oluyordu.</div> <div>Bu düğümü samimiyetle çözmek zorundayız.</div> <div>Yazımı, dikGAZETE’ye göndermek için bilgisayarın başına oturduğumda, tam da bu konuların işlendiği bir <strong>habere</strong> denk geldim.</div> <div><strong>Ömer Atalar, İbrahim Yağan, Mutlu Akkaya</strong> gibi isimlerden görüş alınarak yazılmış haberde, bütün satırlar dikkatimi çekti.</div> <div>Gördüm ki; <strong>DÇB</strong> meselesi de <strong>Ukrayna</strong> meselesi de <strong>Türkiye’de</strong> <strong>Çerkeslerin</strong> <strong>yaşadığı</strong> şeyler de tıpkı tahmin ettiğimiz gibi <strong>bir</strong> <strong>bütünün</strong> parçaları.</div> <div>Sayın <strong>Ömer</strong> <strong>Atalar</strong>, savaş yanlılarından bahsederken, <strong>Rusya</strong> için savaşanların halkımızın kalbinde oluşturduğu endişeyi de konu edinmeli diye düşünüyorum.</div> <div><strong>Kuzey</strong> <strong>Kafkasya’daki</strong> savaşa bağlı ölüm oranları, <strong>Rusya’nın</strong> birçok bölgesinden yüksek.</div> <div><strong>Kavkaz</strong> <strong>realli</strong> istatistiklerine göre bugün itibariyle sayı <strong>6 bin 152</strong> kişi. Ayrıca orijinal <strong>kaynağı</strong> da kontrol ettikten sonra <strong>Sochi</strong> <strong>soykırım</strong> <strong>olimpiyatları</strong> tarihinin <strong>2018</strong> olarak yazıldığından emin oldum.</div> <div>Muhtemelen sehven oluşmuş.</div> <div><strong>2014’te</strong> <strong>Ankara’da</strong>, sayın <strong>Atalar’ın</strong> bahsettiği gibi bir protesto gösterisi düzenlendi.</div> <div><strong>KAFFED</strong> Genel Başkanı <strong>Yaşar</strong> <strong>Aslankaya</strong> idi.</div> <div>Herkesin hemfikir olacağı gibi, <strong>anavatanla</strong> kurulan bağ, anavatandaki her şeyle ilgilidir.</div> <div>Her şeyle.</div> <div>İyi ve kötü.</div> <div>Olumlu ve olumsuz.</div> <div><strong>Kafkas</strong> halklarının varlık mücadelesi, <strong>Çerkes</strong> hak savunucularının bu uğurda ödedikleri bedeller de bu bağa dahildir.</div> <div><strong>Barış</strong> ve uyum içinde bir <strong>Kafkasya</strong> kadar, <strong>Çerkeslerin</strong> var olmaya devam ettiği bir <strong>Kafkasya</strong> olmalı ki <strong>bağın</strong> <strong>bir</strong> <strong>anlamı</strong> olsun.</div> <div><strong>Anadilleri</strong> seçmeli ders, <strong>oğulları</strong> savaşta…</div> <div>Sorun soruna ekleniyor.</div> <div>Ve bütün sorunlar <strong>tek</strong> <strong>bir</strong> <strong>yerde</strong> birleşiyor: Dünyanın her yerinde <strong>diliyle</strong>, <strong>kültürüyle</strong>, <strong>vatanıyla</strong> var olmaya çalışan <strong>Kafkasya</strong> halkları…</div> <div>Hepimizin çabası bunun içinse, karşımızdaki <strong>gücün</strong>, <strong>devletin</strong> adına bakmaksızın <strong>bir</strong> <strong>arada</strong> <strong>olmamız</strong> gerekiyor.</div> <div>Mücadelemiz aynı şeyler için madem, bütün bunlar <strong>hangi</strong> <strong>sebepten</strong> oluyor, <strong>ellerimiz</strong> neden ayrılıyor?</div> <div>.</div> <div><strong>Ülkü Menşure Solak, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>