<div><span><span>Geleceği kestirmenin olanaksızlaştığı, hastaların yakınları tarafından<strong> ancak iyileştikten sonra ziyaret </strong>edilebildiği, esnafın günü<strong> hafif sıyrıklarla </strong>geçiştirmeye çalıştığı <strong>bu hassas günlerde</strong> tıraşa gelen bazı eski meslektaşlar ilginçtir, gündemde olan ve yaşanan ne varsa <strong>hiç yaşanmamış hissi veren argümanlarla</strong> iç ferahlığını sağlama alıp, <strong>tıraşın ferahlığıyla</strong> uzamaktadırlar.</span></span></div> <div><span><span>Bu ‘<strong>Yarı Fakir</strong>’se (Pandemi Sonrası) bir zamanlar iyi, doğru ve güzelden yana söylem sahibi bu meslektaşları, ‘<strong>zaman</strong>’ kavramının nasıl öğüttüğü ve <strong>yazdıkları köşeler tarafından nasıl güdüldükleri</strong> konusunda analizler yapmaktan kendini alamıyor.</span></span></div> <div><span><span>Ta ki, <strong>tıraşa yeni bir müşteri</strong> gelene kadar!..</span></span></div> <div><span><span>Vatandaş, <strong>acıyan yerlerine</strong> sürebileceği <strong>bir dirhem merhem</strong> arayışındayken, hemen her gün, <strong>onlarca köşe yazarının</strong> <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’nun ağzına sürülecek biber hakkında yarışa girmesi, <strong>trajik</strong> bir durumdur.</span></span></div> <div><span><span>Üstüne üstlük, <strong>gına gelen</strong> bu benzeri <strong>yazıların,</strong> <strong>henüz yayınlanmadan</strong> sosyal medya aracılığıyla kendi aralarında paylaşılıp “<strong>Nasıl çakmışım üstat!?.</strong>” şeklinde beğeniye sunulduğu duyumunu almaktayım.</span></span></div> <div><span><span>Ki…</span></span></div> <div><span><span>Bu da <strong>paye simsarlarının</strong> hal-i pür melali…</span></span></div> <div><span><span><strong>Duayen bir medya mensubu</strong> olarak (Belki bilmeyenleriniz vardır, <strong>basın kartlarının “Sarı renk” </strong>olmasını ben önermiştim!.. O kartların adı hala “<strong>sarı</strong>” ama renkleri şimdilerde turkuaza döndü) <strong>Bab-ı Âli</strong>’den beri gündemi takip etmekteyim.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Son günlerde ne <strong>iletişim başkanlığının</strong> yaptığı soğuk nevale <strong>kalın </strong>açıklamalar, ne televizyonlarda yayınlanan ekonomik grafikler ne de <strong>kendini görünür kılma</strong> çabasındaki meslektaşlarımın yorum ve beyanlarının vatandaşın yüreğine su serpmekten uzak olduğunu gözlemlemekteyim.</span></span></div> <div><span><span>Mevzu, derin ve girift... </span></span></div> <div><span><span>Beklenmedik şeylere karşı <strong>iradi</strong> ve <strong>taktiksel</strong> yönelimlerle, mevcut sıkıntılar yok edilemese de tedirginliğe karşı boyut değiştirerek zaman kazanılmaya çalışıldığı açıktır.</span></span></div> <div><span><span>Her yeni olayın salgıladığı enerji, <strong>zamanın ruhu</strong> ile flört edildiği algısını giderek güçlendirmektedir.</span></span></div> <div><span><span>Örneğin, <strong>Karadeniz</strong>’de gaza gelmek.</span></span></div> <div><span><span>Ya da söz konusu <strong>Maraş</strong> olunca yalamakla kalmayıp külahına kadar yiyip <strong>anı yaşayan</strong> ve sakinleşen milyonları gözlemlemek mümkün olabiliyor. </span></span></div> <div><span><span>Nasıl sonuçlanacağı bugünden kestirilemeyen <strong>kaygı öteleyici</strong> bu beklenmedik durumları, taktiksel manevranın ötesinde <strong>küresel ölçekli bir stratejinin yansımaları</strong> olarak okumak da mümkündür.</span></span></div> <div><span><span>Tavşana kaç, tazıya tut; “<strong>You wait biremin</strong>”.</span></span></div> <div><span><span>Burnunuza kadar gelen <strong>koku</strong>, sistemin doku uyuşmazlığından kaynaklanmaktadır.</span></span></div> <div><span><span>Hesapta hissettirilmiyor ancak hiçbir şey <strong>yerli yerinde</strong> değil.</span></span></div> <div><span><span>Buna rağmen, TV kanallarında <strong>ciddiye alınmış olmanın tadını çıkaran</strong> bazı meslektaşlarımın, konu ne olursa olsun; “<strong>Gezi… 17/25 Aralık… 15 Temmuz…</strong>”a sirayet eden cümle kalıplarıyla bir yanda karşı konuşmacıyı töhmet altında bırakırken diğer taraftan<strong> itaat edilmesi</strong> gerektiğine aslen kendisinin de inanmadığı <strong>iradenin hazzına yaptığı göndermeler</strong> ile (Darbeleri kırıp ellerine verdi) <strong>evlad-ü iyalinin geleceği </strong>konusunda hayalini süsleme imkanına kavuşurken, tıpkı <strong>şahsi</strong> <strong>telefonları</strong> <strong>gibi,</strong> bu hayallerinin kimsenin eline geçmesini asla istemezler.</span></span></div> <div><span><span>Oysa akan zamanın aklında kalacak olan; <strong>bir zamanlar FETÖ’ye </strong>dizdikleri methiyeler gibi, sebep oldukları <strong>yıkımlar</strong>, perdeledikleri gerçekler ve <strong>ibadet ahlakına aykırı tutumları </strong>olacaktır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Not: </strong></span></span></div> <div><span><span>Berber dükkânımın bulunduğu mahallede, tanımadığım çocukların ceplerinde biriktirdikleri taşlar ile etrafı kolaçan edip, ‘<strong>karar’lı</strong> bir şekilde turlamalarından baya huylandım. Bunlar eli tetikte gezen, sosyal medyanın paralı trolleri olabilir mi?</span></span></div> <div><span><span>Soruşturdum, ampulü patlatmak için fırsat kolluyorlarmış…</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span>Medya Berberi</span></span></div> <div><span><span><strong>Ahmet Beyaz, dikGAZETE.com </strong></span></span></div> <div></div>