<h3><span><strong>NATO Rusya'dan ne istiyor?</strong></span></h3> <div><strong>MOSKOVA</strong></div> <div><strong>Hollanda'nın</strong> <strong>Lahey</strong> kentinde düzenlenen <strong>NATO</strong> <strong>Zirvesi</strong> sona erdi. <strong>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte</strong>, <strong>Rusya'yı</strong> <strong>Kuzey</strong> <strong>Atlantik</strong> <strong>İttifakı</strong> ülkeleri için devam eden, yakın ve uzun vadeli bir <strong>tehdit</strong> olarak gördüklerini açıkladı. Yani değişen pek fazla bir şey yok... Bu arada, <strong>The Telegraph</strong>, <strong>NATO</strong> ülkelerinin <strong>Rusya'ya</strong> yönelik eleştirilerini önceki yıllara kıyasla yumuşattığını da iddia etti. Habere göre; <strong>İttifak</strong>, önceki açıklamalarında <strong>Rusya'yı</strong> <strong>Ukrayna'daki</strong> çatışmanın başlatılmasında kilit bir oyuncu olarak belirtmiş ve <strong>Kiev'in</strong> <strong>NATO'ya</strong> katılma isteğini vurgulamıştı. Mevcut zirvenin taslak nihai belgesinde böyle bir ifade yer almıyor.</div> <div>Basit soru sormak istiyorum.</div> <div><strong>NATO Rusya'dan ne istiyor?</strong></div> <div><strong>1949</strong> yılında “<strong>Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü</strong>” adıyla ve <strong>ABD</strong> öncülüğünde kurulan <strong>NATO</strong>, <strong>Soğuk</strong> <strong>Savaş</strong> dönemi boyunca <strong>Sovyetler</strong> <strong>Birliği’nin</strong> hem ideolojik hem de askeri olarak karşısında yer almış olan bu örgüt idi.</div> <div>Normalde, <strong>1991</strong> yılında <strong>SSCB</strong> dağıldıktan sonra <strong>NATO'nun</strong> <strong>Rusya</strong> ile ilgili plan, hedef ve görevlerinin değişmesi gerekirdi. Fakat, <strong>1990'lı</strong> yıllarda <strong>Moskova'nın</strong> <strong>Batı</strong> ile "<strong>teslimci</strong>" ilişkilerine rağmen <strong>NATO</strong>, <strong>Rusya</strong> yerine, eski <strong>Varşova</strong> <strong>Paktı</strong> ülkelerini ve bazı eski <strong>Sovyet</strong> cumhuriyetlerini (3 Baltık ülkesi) kendi bünyesine kattı.</div> <div>Genelde <strong>Rusya</strong> ile <strong>NATO</strong> arasındaki ilişkiler, <strong>Aralık</strong> <strong>1991'de</strong> <strong>SSCB'nin</strong> dağılmasının hemen ardından kuruldu. <strong>28</strong> <strong>Mayıs</strong> <strong>2002'de</strong> <strong>Roma</strong> toplantısında, iş birliğini geliştirmek ve askeri-politik eylemleri koordine etmek için <strong>Rusya</strong>-<strong>NATO</strong> <strong>Konseyi</strong> kuruldu. 6 yıl boyunca, <strong>NATO</strong> ve <strong>Rusya'nın</strong> özellikle <strong>Afganistan'da</strong> uluslararası terörizme karşı mücadelenin önemli alanlarındaki çabalarının koordinasyonunu kolaylaştırdı.</div> <div>Fakat, <strong>2014</strong> yılında <strong>Ukrayna</strong> krizinin patlak vermesiyle ikili ilişkiler çok gerginleşti.</div> <div>Biraz geriye gidelim... Peki madem <strong>NATO'nun</strong> <strong>SSCB</strong> gibi “<strong>tehlikeli</strong> <strong>düşmanı</strong>” ülke olarak dağılmıştı, <strong>Kuzey</strong> <strong>İttifakı</strong> neden <strong>Rusya'yı</strong> örgüte üye yapmadı?</div> <div>Bu arada konuyla ilgili <strong>Putin'in</strong> bir açıklamasını da hatırlatmak isterim: Geçen yıl <strong>Rusya</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Başkanı</strong> <strong>Vladimir</strong> <strong>Putin</strong>, <strong>ABD</strong> eski <strong>Başkanı</strong> <strong>Bill</strong> <strong>Clinton'ın</strong> <strong>Rusya'nın</strong> <strong>NATO'ya</strong> katılımı konusundaki tutumunu kelimenin tam anlamıyla bir günde değiştirdiğini söylemişti. <strong>Amerikalı</strong> gazeteci <strong>Tucker</strong> <strong>Carlson</strong> ile yaptığı bir röportajda konuşan <strong>Putin'in</strong> açıklamasına göre <strong>Clinton</strong> önce fikri onayladı, ancak sonra reddetti.</div> <div>Çok ilginç...</div> <div>Fakat <strong>Putin</strong>, <strong>NATO'nun</strong> bu politikasını çok iyi biliyor. <strong>Rusya</strong>, <strong>NATO'yu</strong> <strong>1991'de</strong> <strong>Sovyetler</strong> <strong>Birliği'nin</strong> dağılmasıyla beraber doğuya doğru genişleme politikasının uygulanmayacağı yönündeki taahhüdünü uygulamamakla suçluyor. <strong>SSCB</strong> dağılınca <strong>NATO</strong>, doğu sınırlarını genişletmeyi sürdürmüş, <strong>2009</strong> ile <strong>2020</strong> yılları arasında <strong>4 Balkan</strong> ülkesini bünyesine katmış ve nihayetinde <strong>Ukrayna</strong> ve <strong>Gürcistan'ın</strong> ittifaka üyeliğini gündemine almıştı. <strong>Putin</strong>, <strong>NATO'nun</strong> <strong>Moskova'nın</strong> kapısına kadar genişlemesinin <strong>Rusya'nın</strong> ulusal güvenliği için “<strong>kabul</strong> <strong>edilemez</strong> <strong>bir</strong> <strong>tehdit</strong>” oluşturduğunu savunmuştu.</div> <div><strong>Ukrayna</strong> krizinin patlak vermesinin ana sebebi de budur.</div> <div>Geçenlerde yapılan <strong>St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu</strong>'nun (SPIEF) genel oturumunda konuşan <strong>Putin,</strong> bu konulara tekrar şöyle değindi: <strong>Rusya'nın</strong> <strong>NATO'yu</strong> doğuya doğru genişletmeme çağrıları onlarca yıldır görmezden gelindi.</div> <div><strong>Putin,</strong> <strong>NATO'yu</strong> <strong>Rusya'nın</strong> çıkarlarını görmezden gelmekle suçladı. <strong>Putin</strong>, ayrıca <strong>Rusya'nın</strong> <strong>Avrupa</strong> ve <strong>NATO'ya</strong> saldırmak istediği iddialarını da yalan ve saçmalık olarak nitelendirdi.</div> <div>Bugün <strong>Ukrayna</strong> krizini bahane eden <strong>NATO</strong>, <strong>Kiev</strong> rejimini silahlandırıyor, her türlü askeri yardımda bulunuyor. Sadece bu değil. <strong>NATO,</strong> <strong>Ukrayna</strong> krizini bahane ederek <strong>Rusya'yı</strong> çevrelemeyi hedefliyor. <strong>NATO'nun</strong> <strong>Baltık</strong> ve <strong>Karadeniz'deki</strong> kendi faaliyetlerini artırması da bu amaçlara hizmet ediyor.</div> <div>Daha önce uluslararası terör dahil küresel tehditlere karşı mücadele bağlamında <strong>Rusya</strong> ile işbirliğini hedefleyen ve bunu geliştirmeye çalışan <strong>NATO</strong>, neden bugün <strong>Rusya'yı</strong> tıpkı <strong>Soğuk</strong> <strong>Savaş</strong> döneminde olduğu gibi “<strong>ana</strong> <strong>tehdit</strong>” olarak görüyor.</div> <div>Akla <strong>ABD</strong> <strong>Dışişleri</strong> eski <strong>Bakanı</strong> <strong>Madeleine</strong> <strong>Albright'ın</strong> <strong>Rusya</strong> karşıtı açıklamaları geliyor. Hatırlarsanız, daha önce <strong>Albright</strong>, <strong>Rusya'nın</strong> <strong>Sibirya</strong> üzerinde tek başına kontrol sahibi olmaması ve bölgenin uluslararası kontrol altında olması gerektiğini söylemişti.</div> <div><strong>Albright</strong>, <strong>2014'te</strong> <strong>İngiltere'de</strong> düzenlenen <strong>NATO</strong> zirvesinin arifesinde de <strong>Moskova'yı</strong> sadece “<strong>tek</strong> <strong>yumruk</strong> <strong>olacak</strong>” güçlü bir ittifakın durdurabileceğini açıklamıştı.</div> <div>Yukarıdaki soruların yanıtı da bu cümlelerde saklı...</div> <div>.</div> <div><strong>Fuad Safarov, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>