<h3><strong>ABD’nin ‘yeni’ Balkanlar politikası: Kosova hükümetine Sırp Belediyeler Birliği tehdidi!</strong></h3> <div>“<strong>Politikada hiçbir şey kazayla olmaz! Olmuşsa öyle planlanmıştır</strong>.” -Franklin D. Roosevelt-</div> <div><strong>Kosova</strong>'nın kuzeyinde <strong>Sırp</strong> <strong>Belediyeler</strong> <strong>Birliği</strong> kurulmasına ilişkin anlaşmanın <strong>AB</strong>'nin arabuluculuğunda <strong>2013</strong> yılında <strong>Kosova</strong> ile <strong>Sırbistan</strong> arasında imzalanmasına rağmen, <strong>Kosova</strong> <strong>Anayasa</strong> <strong>Mahkemesi’nin</strong>, söz konusu birliğin kurulmasına "<strong>özerkliğe</strong> <strong>varabilecek</strong>" korkusuyla <strong>10</strong> <strong>yıldır</strong> direnmesi, <strong>ABD</strong> ve <strong>Avrupa’nın</strong> canını sıkmaya başladı.</div> <div><strong>Sırp</strong> göstericilerin son bir ayda <strong>Kosova</strong> topraklarında belediye seçimleri sonuçlarına itiraz etmesi ile başlayan <strong>provakatif</strong> eylemler, hem <strong>Kosovalı</strong> <strong>Arnavut</strong> polisleri ve gazetecileri hem de ülkede <strong>NATO</strong> bünyesinde görev yapan <strong>Kosova</strong> <strong>Gücü</strong> (KFOR) görevlilerini hedef almaya başladı.</div> <div>Geçen hafta ise <strong>Sırbistan</strong> özel kuvvetlerinin, <strong>Kosova</strong> topraklarına geçerek <strong>3 Kosova polisini</strong> <strong>kaçırması</strong>, iki ülke arasındaki gerginliği had safhaya taşıdı.</div> <div><strong>Kosova</strong> hükümet yetkilileri ve kamuoyu, <strong>ABD</strong>, <strong>AB</strong> ve <strong>NATO’nun</strong> son olaylar karşısındaki sessizliğini sorguluyor.</div> <div><strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Albin Kurti</strong>, <strong>Sırbistan'ın</strong> <strong>Kosova</strong> topraklarındaki eylemleri karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmasının mantıksız ve zararlı olduğunu açıklamaya çalışırken, kendisinin <strong>ABD</strong> özel temsilcileri ve <strong>ABD’nin Kosova’daki</strong> büyükelçiliği tarafından ciddi eleştirilere maruz kalması çok dikkat çekiyor.</div> <h3><strong>Hedef Sırbistan değil, Kurti oldu!</strong></h3> <div>Son iki aydır <strong>Sırbistan</strong>-<strong>Kosova</strong> arasında yaşanan bu krizde, hedef ülke bu kez <strong>Sırbistan</strong> değil, <strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti</strong> oldu.</div> <div>Olayların gelişimine bakarsak <strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong> genel olarak <strong>Kurti’yi</strong> <strong>Kosova’da</strong> ciddi bir şekilde taviz vermeye zorluyor.</div> <div>Hükümet yetkilileri, sanki <strong>Sırpların</strong> devlet içinde devlet kurmalarının engellenmesi durumunda, <strong>Kosova'ya</strong> karşı birçok yaptırımın uygulanacağını kesin görüyor.</div> <div><strong>ABD</strong> <strong>Batı</strong> <strong>Balkanlar</strong> <strong>Özel</strong> <strong>Temsilcisi</strong> <strong>Gabriel</strong> <strong>Escobar</strong>, “<strong>Bir liderin bölgenin istikrarını etkilemesine izin vermeyiz. Bizimle ortak olmayı reddedenler sonuçlarına katlanacaklar</strong>.” açıklamasını yaparken aslında <strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti’yi</strong> ve <strong>Kosova</strong> hükümetini açıkça tehdit ediyor.</div> <div>Ülkenin kuzeyinde gerilimin tırmanması halinde yaptırımların <strong>Başbakan</strong> <strong>Kurti</strong> ve <strong>İçişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Sveçla</strong> aleyhinde bireysel tedbirler de içereceği, iki <strong>Kosovalı</strong> liderin güvenlik ve barışa tehdit teşkil etmeleri gerekçesiyle “<strong>istenmeyen</strong> <strong>kişi</strong>” ilan edilebileceği de ifade ediliyor.</div> <h3><strong>ABD, Kurti’yi “teslim almak” istiyor!</strong></h3> <div>Biraz yakın tarihe doğru gidersek, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti’yi</strong> (tıpkı Alija İzetbegoviç gibi) teslim almak istediğini görürüyoruz.</div> <div><strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti</strong> ise tüm baskılara rağmen <strong>ikinci</strong> <strong>Dayton’a</strong>, yani <strong>Kosova’da</strong> <strong>Sırp</strong> <strong>Belediyeler</strong> <strong>Birliğine</strong> izin vermemekte kararlı görünüyor.</div> <div>Doğu cephesine baktığımızda <strong>Rusya</strong> <strong>Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova</strong>’nın <strong>Kosova</strong> sorunu ile alakalı açıklamaları da dikkat çekici.</div> <div><strong>Kosova’daki</strong> <strong>Kuzey Mitrovitsa’yı Donbas’a</strong> benzeten <strong>Zaharova</strong>, <strong>Sırbistan</strong> <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Aleksandar</strong> <strong>Vuçiç’e</strong> de tavsiye ve cesaret vererek, “<strong>Kurti ile müzakere etmenin faydası yok</strong>!..” mesajı veriyor.</div> <div><strong>Kosova</strong> konusunda <strong>Rusya</strong> ile <strong>ABD’nin</strong> <strong>Balkanlar</strong> <strong>Özel</strong> <strong>Temsilcisi</strong> <strong>Escobar</strong> ve <strong>Sırbistan</strong> <strong>Büyükelçisi</strong> <strong>Christopher</strong> <strong>Hill</strong> ile aynı çizgide olduklarını görüyoruz.</div> <div><strong>Kosova’nın</strong> sınavının bu kez <strong>Sırplar</strong> ile değil, <strong>ABD</strong>, <strong>AB</strong>, <strong>Arnavutluk</strong> <strong>Hükümeti</strong> ve onun güçlü lideri <strong>Edi Rama</strong> ile olduğunu görüyoruz.</div> <div><strong>Kosova’daki</strong> muhalefet partilerinin de bu konuda sessiz kalmaları ilginç!</div> <div>Ana muhalefet partisi <strong>Kosova</strong> <strong>Demokratik</strong> <strong>Partisi</strong> (PDK) <strong>Başkanı</strong> <strong>Memli</strong> <strong>Krasniçi</strong>, uluslararası temsilcileri hiç bu kadar endişeli görmediğini ve muhalefetin <strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong> gibi müttefiklerle ilişkileri geliştirmek istediğinin altını çizerek, mevcut durumun çözümünün <strong>Kosova</strong> hükümetine ait olduğuna dikkati çekti.</div> <div><strong>Muhalefet</strong>, <strong>ABD</strong>, <strong>Avrupa</strong> ve <strong>Sırbistan</strong> hükümetine karşı fazla eleştirel yorumlarda bulunmadı. <strong>Kosova</strong> muhalefetinin <strong>Tiran</strong> hükümeti ve <strong>Başbakan</strong> <strong>Rama</strong>’ya yakın oluşu, <strong>Sırbistan</strong>-<strong>Kosova</strong> sorunundaki sessizliği dikkat çekiyor.</div> <div><strong>Kurti</strong> ise desteğini, milliyetçi kesim ve kendi tabanından alıyor. Son bir yıldır <strong>ABD</strong> ve <strong>AB’nin</strong> baskılarına direnen <strong>Kurti</strong>, iki haftadır ülkede yaşanan sıcak gelişmeler karşısında yorgun ve yalnız bir pozisyonda mücadele verirken, kolay pes etmeyeceğe benziyor.</div> <div><strong>Kurti’nin</strong> idealist ve cesur karakteri ile güçlü bir profili var. Tüm baskılara karşın, onun savaşçı ve entelektüel kişiliği ile bu mücadelede sonuna kadar gideceğine inanıyorum.</div> <div><strong>Kurti</strong>, tarihe “<strong>Kosova topraklarını Sırplara veren siyasetçi</strong>” olarak geçmek istemiyor.</div> <div><strong>M.Ö. 4. yüzyıldan</strong> bu yana bölgenin en eski halklarından olan <strong>Kosovalı</strong> <strong>Arnavutlar</strong>, Dandanyalıların İlirlerin torunu olmakla övünür.</div> <div><strong>ABD’nin</strong> tüm baskılarına rağmen, <strong>Kurti’nin</strong> bu kadar direnç göstermesi, <strong>Avrupalı</strong> liderleri de çok şaşırtıyor.</div> <div>Son günlerde <strong>İngiltere’nin,</strong> <strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti’nin</strong> yanında açıkça destek vermesini önemli bir avantaj olarak görüyorum.</div> <div><strong>Kosova’ya</strong> üst perdeden gelen sert tepkilerin yanında bireysel anlamda <strong>AB</strong> <strong>parlamenterleri</strong> arasında <strong>Kosova’nın</strong> haklılığını yüksek sesle savunmaya başlayan isimlerin de çoğalmaya başladığını görüyoruz.</div> <div>Geçtiğimiz hafta <strong>İngiliz</strong> parlamentosunun <strong>Kosova</strong> özel oturumu düzenlenmesi de çok önemli bir olaydı. Ayrıca <strong>ABD’de</strong> de <strong>Kosova</strong> ile ilgili farklı sesler çıkmaya başladı.</div> <div><strong>AB</strong> <strong>Konseyi</strong> <strong>Üyesi</strong> <strong>Kati</strong> <strong>Schneeberger’in</strong>, <strong>Kosova'ya</strong> değil, <strong>Sırbistan'a</strong> yaptırım çağrısında bulunması anlamlıydı.</div> <div><strong>Schneeberger</strong>, “<strong>Yerel Sırpları kurumlardan çekerek krize neden olan, yeni seçim çağrısı yapan, seçimleri boykot eden ve NATO barış güçlerine şiddetle saldıran Sırbistan'a ne gibi yaptırımlar planlanıyor? Kosova'ya neden yaptırım uygulanıyor?</strong>” sorusunu sordu.</div> <div><strong>ABD'de</strong> bu konuya ilişkin tam olarak nasıl hareket edilmesi gerektiği noktasında bir bölünmüşlük olabilir. Çünkü bazı isimlerde aşırı bir <strong>Kurti</strong> <strong>karşıtlığı</strong> olurken, bazıları da farklı açıklamalar yapıyor.</div> <div><strong>ABD</strong>, geçtiğimiz Cumartesi günü <strong>Vuçiç'ten</strong> <strong>Sırbistan'da</strong> tutuklu olan <strong>3 Kosovalı polisin</strong> derhal serbest bırakılmasını da istedi.</div> <h3><strong>ABD ve AB’nin çözüm önerileri endişeleri gidermiyor!..</strong></h3> <div>Bölgede <strong>ABD</strong> ve <strong>AB’nin</strong> <strong>Sırbistan’ı</strong> <strong>Avrupa’nın</strong> bir parçası yapma gayretini gölgeleyen iki büyük problemin (Bosna Hersek’in Sırp Cumhuriyeti entitesi ile Kosova’nın kuzeyindeki Sırplar) çözüm önerileri <strong>Boşnakların</strong> ve <strong>Kosovalı</strong> <strong>Arnavutların</strong> sosyal, ekonomik, siyasal ve güvenlik endişelerini asla gidermiyor.</div> <div>Geçtiğimiz hafta gözlerden kaçan önemli gelişme <strong>Sırbistan'ın</strong> <strong>Bujanovac</strong> bölgesinde, <strong>Sırbistan</strong> ordusu ile <strong>ABD</strong>, <strong>İngiltere</strong>, <strong>Yunanistan</strong>, <strong>Macaristan</strong>, <strong>Romanya</strong>, <strong>Bosna</strong> <strong>Hersek</strong>, <strong>İtalya</strong>, <strong>Kuzey</strong> <strong>Makedonya</strong> ve <strong>Slovenya</strong> orduları arasında askeri tatbikatların başlamış olmasıydı.</div> <div><strong>NATO</strong> ülkelerinin <strong>Sırbistan'da</strong> tatbikatlar düzenlemesi, <strong>stratejik</strong> <strong>başarı</strong> olarak kabul ediliyor.</div> <div>Tatbikatlar <strong>Sırbistan</strong> ordusu ve <strong>ABD</strong> silahlı kuvvetlerinin <strong>Avrupa</strong> <strong>komutanlığı</strong> tarafından düzenlendi. Bu askeri olayın önümüzdeki yıllar, bölgedeki siyasi gelişmeler üzerinde çok ciddi etkisi olacaktır.</div> <h3><strong>Kosova-Sırbistan gerginliği, en çok da iki kardeş ülkeyi etkiledi…</strong></h3> <div><strong>Kosova</strong> ile <strong>Sırbistan</strong> arasındaki kriz, <strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti</strong> ile <strong>Arnavutluk</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Rama’yı</strong> ve <strong>Arnavut</strong> toplumlarını zihinsel olarak karşı karşıya getirdi.</div> <div><strong>Arnavutluk</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Rama’nın</strong>, <strong>Sırp Belediyeler Birliği </strong>taslak önerisine hem <strong>Priştine’de</strong> hem de <strong>Belgrad’da</strong> karşı çıkanların “<strong>akıllarında komünist oldukları</strong>” yönünde kullandığı ifadesi yeni bir tartışmayı başlattı.</div> <div><strong>Rama</strong>, “<strong>Diyaloğa somut bir katkı sağlama çabası ve Sırp Belediyeler Birliği önerisinin müttefiklerimiz tarafından iyi karşılanmasından memnunum ve hem Priştine’de hem de Belgrad’da içeriğini bile bilmeden buna karşı çıkanlara iki şey söyleyebilirim. Birincisi, böyle konuşanlar hala komünizmde yaşıyorlar ve o dönemde siyaset kimin ne söylediğiyle değil,kimin söylediğiyle ilgileniyordu. İkincisi, bu bölge sadece onların değil, bizim de bölgemiz</strong>.” ifadelerini kullandı.</div> <div><strong>Rama</strong>, <strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti</strong> ile ilişkilerine dair ise “<strong>hedeflerinin aynı olduğunu, ancak farklı yollar izlediklerini</strong>” söyledi.</div> <div><strong>Kosova</strong> <strong>Başbakanı</strong> <strong>Kurti</strong> ise <strong>Rama’nın</strong> <strong>Sırp Belediyeler Birliği</strong> öneri taslağı için bir teklif sunmak yerine <strong>Sırbistan’daki</strong> <strong>Arnavut</strong> azınlık için bir teklif sunması gerektiği şeklinde sert bir cevap verdi.</div> <div><strong>Arnavutluk</strong> ve <strong>Kosova</strong> hükümetlerinin, her yıl ortaklaşa gerçekleştirdikleri toplantı, <strong>Arnavutluk</strong> <strong>Başbakanı Rama</strong> tarafından iptal edildi.</div> <div><strong>Rama’nın</strong> iptal gerekçesinin <strong>Kosova'da</strong> son günlerde yaşanan krizin büyümesi ve <strong>Batılı</strong> ülkeler ile ilişkilerinin kötüleşmesi olduğu düşünülüyor.</div> <div><strong>Başbakan Rama</strong>, <strong>Kosova</strong> ile ortak hükümetler toplantısını tek taraflı olarak iptal etmesi <strong>Arnavutluk’un</strong> <strong>Kosova'ya</strong> yaptırım uygulayan ilk ülke olduğu yorumlarına da sebep oldu.</div> <div>Tüm bu gelişmelere baktığımızda, aslında <strong>Rama</strong>, <strong>Kosova</strong>, <strong>Arnavutlar</strong> ve <strong>Boşnakların</strong> bölgesel sorunlarında <strong>AB</strong>, <strong>ABD</strong> ve <strong>Sırbistan</strong> arasında diplomatik bir rol üstlenmiş görülüyor. Fakat bölgesel sorunların çözümünde <strong>NATO</strong> ve <strong>ABD</strong>’nin perspektifini tartışmalara kapalı bir şekilde sadece ikna edici tebliğci rolünü üstlenmesi, ciddi sorunları beraberinde getirecektir.</div> <div><strong>Kosova Başbakanı Kurti’nin</strong>, <strong>Rama’ya</strong> verdiği “<strong>Kosova’daki Sırp Belediyeler Birliği için uğraşacağına Sırbistan’daki Preşova Vadisi Arnavutlarına odaklansın</strong>” cevabı, iki kardeş ülke <strong>Arnavutları</strong> arasında duygusal kopuş olarak yorumlanmasına sebep oldu.</div> <div></div> <div><strong>Rama</strong> ile <strong>Kurti</strong> arasındaki siyasi vizyon, metot, tarihsel deneyim ve kültürel farklılıklarını iyi okumak gerekiyor.</div> <div><strong>Kosova Başbakanı Kurti</strong>, “<strong>Edi Rama, Sırplarla ilgili önerileri Paris ve Berlin'e göndermek yerine, bir sonraki Açık Balkan toplantısında Vuçiç'e Preşeva Vadisi'ndeki Arnavutlarla ilgili bir yasa taslağı önermeli. Ne de olsa Arnavutluk Anayasasının 8. Maddesi, kendisini Arnavutların haklarını korumakla yükümlü kılıyor</strong>.” ifadeleri ile <strong>Rama’ya</strong> yönelik eleştirel bir dil kullandı.</div> <div>Aslında <strong>Açık</strong> <strong>Balkan</strong> ile başlayan <strong>Arnavutluk</strong>, <strong>Sırbistan</strong> ve <strong>Kuzey</strong> <strong>Makedonya</strong> arasındaki “<strong>Mini</strong> <strong>Şengen</strong>” projeleri, <strong>Arnavutluk Başbakanı Rama’nın</strong> popülaritesini <strong>Batı</strong> dünyası, <strong>Balkan</strong> ülkeleri ve <strong>Arnavut</strong> toplumu arasında yükseltmişti.</div> <div><strong>Rama</strong>, <strong>Quin</strong> ülkeleri nezdinde de <strong>Balkanlar’da</strong> çözüm bekleyen sorunların (Sırbistan-Kosova ve Kuzey Makedonya-Bulgaristan) anahtar rolü ile öne çıkan önemli bir figür haline gelmişti. Fakat <strong>Kosova’nın</strong> kuzeyinde yaşanan olayların, <strong>Kosova</strong> ulusunun milli çıkarlarını ve toprak bütünlüğünü hedef alması, <strong>Arnavutluk</strong> ve <strong>Kosova</strong> başbakanlarını karşı karşıya getirdi.</div> <div><strong>Rama</strong> ile <strong>Kurti</strong> arasında <strong>ABD</strong>, <strong>AB</strong> ve <strong>Sırbistan</strong> ilişkileri idealleri arasında çok ciddi ideolojik farklılıklar yattığı bilinen bir gerçek.</div> <div><strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong> yöneticilerinin <strong>2013’ten</strong> bu yana dayattıkları belediyeler birliği anlaşmanın bugüne kadar tolere edilmesi ya da 10 yıl ötelenmesi, sorunun artık nihai çözüm aşamasına geldiğini ve <strong>Kosova’ya</strong> sonuçları ne olursa olsun <strong>2023’te</strong> bir bedel ödeteceklerini gösteriyor.</div> <div><strong>Ukrayna</strong> - <strong>Rusya</strong> savaşının büyümesi ile <strong>ABD</strong> ve <strong>Avrupa’nın</strong> <strong>Balkanlar</strong> noktasındaki farklı taktiksel politikası, <strong>Kosova</strong> ve <strong>Bosna</strong> <strong>Hersek</strong> toplumlarını tedirgin etmektedir.</div> <div><strong>Kurti’nin</strong>, <strong>AB</strong> ve <strong>ABD</strong> için kolay bir lokma olmadığı gerçeğiyle <strong>Batılı</strong> liderleri de öfkelendirdiğini görüyoruz.</div> <h3><strong>Batı, Kurti’yi kolayca gözden çıkarabilir mi?</strong></h3> <div><strong>Balkanlar’ı</strong> yakından tanıyan uzmanlar, <strong>Başbakan</strong> <strong>Kurti’nin</strong> <strong>Kosova</strong> siyasetinde güçlü ve alternatifi olmayan önemli bir figür olduğunu iyi bilir.</div> <div><strong>ABD</strong>, <strong>Kurti’yi</strong> iktidardan düşürme planı dahil her türlü yaptırım ceza ve baskılar için formüller düşünürken sonuç alabilir mi?</div> <div>Mümkün görünmüyor!</div> <div><strong>Kurti’nin</strong>, <strong>Aliya</strong> <strong>İzetbegoviç’in</strong> sıcak savaş içerisinde mecbur kaldığı <strong>Dayton</strong> <strong>Anlaşması’nın</strong> bir benzeri olan <strong>Sırp Belediyeler Birliği Anlaşması’na</strong> imza atması çok zor.</div> <div><strong>ABD</strong> ve <strong>Avrupa</strong>, <strong>Bosnalı</strong> <strong>lider Aliya İzzetbegoviç’e</strong> <strong>Dayton</strong> <strong>Anlaşması’nı</strong> dayatmış ve kendisine, yönetimde kaldığı sürece <strong>Bosna Hersek</strong> devletine ve hükümetine yapılan yardımları ve ülkenin yapılandırılmasında verilen destekleri keseceğini ilan ettikten sonra <strong>Aliya,</strong> yönetimi bırakmak zorunda kalmıştı.</div> <div><strong>Kurti’nin</strong>, <strong>Batı’nın</strong> kendi topraklarında <strong>Sırp Belediyeler Birliği</strong> dayatmasına, “<strong>Bölünmüş ve parçalanmış Bosna Hersek gibi olmak istemiyoruz</strong>” kararlılığını göstermesi çok anlamlı tarihi bir söylem olarak kabul edilmelidir.</div> <div>Bugün <strong>NATO</strong> ve <strong>AB’nin</strong> “<strong>Yeni Batı Balkanlar</strong>” oluşumu süreci yaşanıyor.</div> <div>Savaşsız, siyasal, kültürel ve ekonomik dönüşüm ile <strong>Karadağ</strong>, <strong>Bosna</strong> <strong>Hersek</strong> ve <strong>Kosova</strong> <strong>Sırplarının</strong> sürece dahil edilmesi planına dünün mağdurları olan <strong>Boşnak</strong> ve <strong>Arnavutlardan</strong> şimdi bedel ödenmesi isteniyor. Sürecin zorluğu bana göre burada!</div> <div><strong>Kurti, Kosova - Sırbistan</strong> sorunu ile ilgili alternatif 5 maddelik çözüm önerisini, <strong>AB</strong> <strong>Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Joseph Borell</strong>, <strong>Özel Temsilcisi Miroslav Lajcak</strong> ve <strong>Quint</strong> <strong>ülkelerinin</strong> büyükelçilerine sundu ve söz konusu planın uygulanması için onay beklediklerini açıkladı.</div> <div>Temel sorun <strong>ABD’nin</strong>, bu kez <strong>Kosova’yı</strong> ciddi bir şekilde tehdit ediyor olmasında.</div> <div><strong>ABD’nin</strong> <strong>Batı</strong> <strong>Balkanlar</strong> <strong>Özel Temsilcisi Escobar</strong>, taleplerinin karşılanmamasının <strong>Kosova</strong> için olumsuz sonuçları olacağını söyledi. <strong>Kurti</strong> ise <strong>ABD’nin</strong> <strong>Sırbistan’ın</strong> talepleriyle kendilerine gelmelerini “<strong>kabul</strong> <strong>edilmez</strong>” olarak niteledi.</div> <div><strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong>, <strong>Kosova</strong> başbakanına boyun eğdiremiyor, çünkü <strong>Kurti’nin</strong> <strong>Kosova’da</strong> alternatifi yok. <strong>Muhalif</strong> siyasilerin çok zayıf olduğu da bilinen bir gerçek.</div> <div><strong>Rama</strong>, <strong>Tiran’da</strong> düzenlediği basın toplantısında, <strong>Kosova’nın</strong> kuzeyindeki durumun, <strong>Kosova</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> için siyasi trajedi boyutlarına ulaştığına işaret etti.</div> <div><strong>Rama</strong> kendince, <strong>Balkanlar’da</strong> <strong>NATO</strong> ve <strong>Avrupa’nın</strong>, <strong>Yugoslavya’nın</strong> dağıldıktan sonraki <strong>2. yapılanma</strong> sürecinde bana göre, önemli rol üstlenmiş politik bir figür olarak sahneye çıkarıldı.</div> <div><strong>Rama</strong>, <strong>Soros</strong> ve <strong>Kissinger</strong> gibi <strong>Doğu</strong> <strong>Avrupa</strong> ve <strong>Balkanlar</strong> siyasetinde önemli işlevi olan isimlerle ilişkiler kurmayı ihmal etmeyen, renkli, pragmatik, güçlü ve popüler bir kişilik.</div> <div>Yeni süreçte <strong>NATO,</strong> <strong>Balkanlar’daki</strong> hedefleri doğrultusunda ilerlerken, yeni butik ülkelerin ayak bağı olmasına müsade etmeyecektir.</div> <div><strong>Rusya</strong> da <strong>Balkanlar'daki</strong> istikrarsızlaştırma yoluyla <strong>Ukrayna'daki</strong> savaş için <strong>AB'yi</strong> bölmeyi amaçlıyor.</div> <div><strong>Rama</strong>, kendisini eleştiren kesimlere şöyle cevap verdi:</div> <div>“<strong>Stratejik müttefiklerimizin bu duruma ilişkin açıklamaları giderek endişe verici hale geliyor. Samimi olarak, her gün ve her saat, en büyük kaybedenin Kosova olduğu aşikar olan bir durumu, Kosova makamlarının yatıştırmasındaki tereddüdün nedeni anlaşılmaz</strong>.”</div> <div><strong>Sırbistan’ın</strong> daha önce de yaptığı şeyleri yaptığını, <strong>Kosova’nın</strong> ise hiçbir zaman ve daha önce hiçbir şekilde yapmadığı şeyleri yaptığını savunan <strong>Rama</strong>, <strong>Kosova’nın</strong> “<strong>Arnavut ulusunun tüm stratejik müttefikleri tarafından alenen suçlandığını</strong>” savunuyor.</div> <div><strong>Sırp</strong> <strong>Belediyeler</strong> <strong>Birliğinin</strong> kurulmasını, <strong>Kosova’nın</strong> uluslararası onayına neden olacak kapıyı nihayet açmasının anahtarı olarak nitelendiren <strong>Rama</strong>, <strong>Kosova’nın</strong> herkes tarafından tanınmasının, <strong>BM’nin</strong> tüm uluslararası forumlara üye olmasının <strong>Sırbistan</strong> ile karşılıklı tanımanın yolunu açacağını öne sürüyor.</div> <div>İki ülke arasındaki diyaloğu bir başka boyuta taşıma ve diyaloğun başarılı sonuçlanması için tarafların somut şeyler konuşmasını sağlamak için faydalı olmasını dileyen <strong>Rama</strong>, “<strong>Sırbistan 1999’da Kosova’yı kaybetti. Sırbistan’ın, Kosova’nın saçının bir teline bile dokunma gücü yok</strong>.” açıklamasında da bulundu.</div> <div>Sonuç olarak, <strong>Sırp</strong> <strong>Belediyeler</strong> <strong>Birliği'nin</strong> kurulmasını talep eden <strong>AB</strong> ülkeleri ve <strong>ABD'ye</strong> <strong>Arnavutluk Başbakanı Rama’nın</strong> desteği, <strong>Kosova</strong> <strong>Arnavutları</strong> tarafından <strong>Kosova'ya</strong> karşı büyük bir darbe olarak görülüyor.</div> <div><strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Kosova</strong>-<strong>Sırbistan</strong> sorununa yaklaşımı noktasında, <strong>1999’daki</strong> savaş yıllarından bugüne tarihsel yakınlık derecesinde hassas diplomasi yürütmekte olduğunu görüyoruz. Fakat bölgenin <strong>NATO</strong> şemsiyesi altında yeniden yapılandırılmasının ezberleri bozan etkilerine şahit olacağız ve bunlara da hazırlıklı olmak gerek.</div> <div>Bu arada, <strong>Kosova</strong> ile <strong>Arnavutluk</strong> hükümet başkanlarının ilişkilerinin de riskli bir sürece gittiğini düşünüyorum.</div> <div>İki kardeş ülkenin aralarının açılmasına asla müsade etmemek lazım.</div> <div><strong>Türkiye</strong> <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Hakan</strong> <strong>Fidan</strong> başkanlığında, <strong>Kurti</strong> ve <strong>Rama’nın</strong> bir araya geleceği <strong>üçlü</strong> bir <strong>zirvenin</strong> gerçekleşmesi bu hususta çok faydalı olabilir.</div> <div>.</div> <div><strong>Osman Atalay, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>