<h3><span><strong>İSLAM’I KUR’AN’DAN MI OKUYORUZ?</strong></span></h3> <div>Başlığa baktığımızda aklımıza şöyle bir soru gelebilir: “<strong>İslam, Kur'an'dan başka yerden okunabilir veya öğrenilebilir mi?”</strong></div> <div>Bu soruya verilecek tek cevap şudur:</div> <div>“<strong>İslam'ın</strong> kitabı <strong>Kur'an'dır</strong>. <strong>Allah,</strong> <strong>Kur'an'da</strong> son inen ayetle (Maide, 3) dini tamamlanmış, eksiği ve fazlası olmadan insanlara göndermiş olduğunu açıkça beyan etmektedir. İçinde asla şüphe olmayan <strong>Kur'an,</strong> insanlar için hayat rehberi ve kullanma kılavuzudur. Dini öğrenmek isteyenin tek kaynağı da <strong>Kur'an'dır</strong>. <strong>Kur'an'ı</strong> bize getiren <strong>Resulullah</strong> da sadece <strong>Kur'an'a</strong> uydu ve insanları da <strong>Kur'an'a</strong> tabi olmaya çağırdı. Bu gerçekten hareket ettiğimizde dine ait her şeyin <strong>Kur'an'da</strong> mevcut olduğunu görüyoruz.”</div> <div><strong>Kur’an’la</strong> ilgili birçok tefekkür ürünü eseri okuyucuyla buluşturan kadim dostum <strong>Prof. Dr. Muhammet Nurdoğan</strong>, bu kez de "<strong>İslam'ı Kur’an’dan Okumak</strong>" ismini verdiği eserinde <strong>İslam</strong> dininin <strong>Kur'an'dan</strong> öğrenilmesi hususunun temel bir ilke olduğu belirtiyor. <strong>İslam’ın</strong> tarih boyunca gelenek, hurafe, mezhep, tarikat vs. gibi pratik yorumlarıyla ekseninden kaydığı tespitini örnekleriyle ortaya koyan <strong>Nur</strong> <strong>Doğan</strong>, dinin saf haliyle anlaşılması gerektiğini savunarak <strong>İslam’ın</strong> <strong>Kur’an</strong> merkezli okunmasını öneriyor.</div> <div><strong>Nur</strong> <strong>Doğan</strong>, <strong>İslam</strong> dininin gelişinden bu yana inananların dinin asıl ve tek kaynağından uzaklaştıklarından dolayı <strong>Kur'an'a</strong> dönüşten başka çare olmadığının altını şu önemli cümlelerle çiziyor;</div> <div><strong>"Ne yazık ki</strong> günümüzde inananlar olarak <strong>İslam’ı</strong> <strong>Kur'an'dan</strong> okumuyoruz. Biz <strong>İslam’ı</strong> gelenekten, görenekten, hamasetten, atalar dedeler kültlerinden, hurafelerden, <strong>Elçi’nin</strong> vefatından asırlar sonra kulaktan kulağa aktarılmış rivayetler yolu ile üretilen hadislerden, mistik telakkilerden, evliya menkıbelerinden, keşif ve keramet masallarından, cemaatçilik, tarikatçılık, mezhepçilik anlayışlarından; rüya tabiri, şifalı bitkiler, ilmihâl, siyer, megazi kitaplarından; birer modern ideoloji niteliği ile karşımızda duran sözde <strong>İslami</strong> hareketlerin temel esprilerini ve ilkelerini ihtiva eden yayınlardan; romanlardan, hikâyelerden, şiirlerden, takvim yapraklarından, gazete köşelerinden, dergi sayfalarından, edebiyat tarihimizin malı olmuş <strong>dinî</strong>-<strong>tasavvufi</strong>-<strong>edebî</strong> eserlerden vs. okuyoruz. Ne yazık ki ancak esaslı bir şekilde <strong>Kur'an'dan</strong> okumuyoruz... Evet, biz <strong>İslamiyet’i</strong> başka her yerden okuyoruz; ama Kur'an'dan okumuyoruz.”</div> <div>Özellikle <strong>İslam</strong> hakkında kaleme aldığı eserlerinde tefekkür eksenli, kültürel ve metin temelli yaklaşımlar üzerine analizler yapan biri olarak tanınan <strong>Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan</strong>, “<strong>Kur’an merkezli din</strong>”, “<strong>İslam’ın kültürel sapmaları</strong>” gibi konular üzerine konuşmaları, videoları ve yazıları ile de kültürel hayatımıza büyük katkılar sağlıyor. Bu gayretle kaleme alındığı açık olan "<strong>İslam’ı Kur'an'dan Okumak</strong>" isimli kitap, <strong>İslam</strong> hakkında yapılan ve kaynağı rivayetler olan geleneksel yorum ve kültürel sapmaları eleştiren bir perspektifle hazırlanmış.</div> <div>Yazarın, <strong>Kur'an</strong> merkezli savunduğu tezler, dinin gelenek ve hurafelerle örüldüğü din anlayışına sahip olanlar için sarsıcı gelebilir. Çünkü rivayetlerle örülmüş bir uydurulmuş din anlayışı çerçevesinde yapılan ezberlerin bozulması insanlar tarafından kabul edilmesi oldukça zordur. <strong>Resulullah'ın</strong> <strong>Mekkelilerin</strong> ileri gelenleri tarafından reddedilmesinin sebebi de bu gerçektir.</div> <div><strong>İslam'ın</strong> din adına uydurulmuş unsurlarından arındırılarak <strong>Kur’an’daki</strong> saf haliyle anlaşılmasının her çevrede kabul görmemesi, tarihte çok karşılaşılan bir gerçek olarak hafızalarımızda yerini almıştır.</div> <div><strong>İslam</strong> dinine bizzat kendi müntesipleri tarafından büyük haksızlık yapıldığı için yanlış anlaşıldığını savunan yazar, <strong>“Kültür ve iletişim asrı</strong> olarak nitelenen <strong>21</strong>. yüzyılın ilk çeyreğini hızlı adımlarla idrak ettiğimiz şu yıllarda, <strong>Allah’ın</strong> insanoğlu için hidayet ışığı olsun diye gönderdiği evrensel tevhid dininin son halkası olan <strong>İslam</strong> dünya ölçeğinde tartışmaların, çarpışmaların, yanlış anlamaların odağı haline getirilmiş ve bu dine büyük haksızlık yapılmıştır.” diyerek bu hatanın düzeltilmesinin yegâne yolunun <strong>Resülullah</strong> gibi <strong>İslam’ı</strong> yeniden <strong>Kur'an'dan</strong> okumaya bağlı olduğunu savunuyor.</div> <div></div> <div>Her sayfası insanda bir tefekkür ufku açan kitabın temel düşünce çizgisini, <strong>“Dinî anlayışta</strong> gelenek, kültür, mezhep yorumlarından arınarak <strong>Kur’an’ın</strong> mesajını doğrudan okumak gerekir. Çağın iletişim kültürü, modern kavramlar ve düşünsel dönüşümlerle birlikte <strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılma biçimlerinin yeniden değerlendirilmelidir.” şeklinde özetlemek mümkündür.</div> <div>Yazarın, kitabın “<strong>Kur’an’ın</strong> <strong>Anlaşılması</strong>” başlıklı bölümde dikkat çektiği bazı kilit fikirler mevcuttur.</div> <div>Bunların başında “<strong>Kur’ani kavramların bulanıklaşması</strong>” iddiası gelmektedir. Yazar, <strong>İslami</strong> düşüncenin <strong>Emevilerden</strong> başlamak üzere erken devirden itibaren ortaya çıkan sosyal, siyasi ve kültürel etkileşimler nedeniyle <strong>Kur’an’da</strong> kullanılan temel kavramların zihinlerdeki netliğinin giderek bulanıklaştığını savunmaktadır.</div> <div>Ayrıca, <strong>Kur’an’ın</strong> temel kavramlarının özgün muhtevalarından uzaklaştığı, kültür içi öğelerin, geleneklerin, mezhep, tarikat gibi düşünce geleneklerinin müdahalesiyle değiştirilmiş, yorumlanmış ya da şekil değiştirmiş halde algılandığını iddia ediyor.</div> <div>Metin ve tarih bağlamı açısından <strong>Kur’an’ın</strong> indiği <strong>Arap</strong> toplumu, dil özellikleri, dönemin kültürel, sosyal, siyasi şartları ile <strong>Resul’ün</strong> muhataplarının hayat şartları gibi tarihî bağlam faktörlerine daha fazla dikkat edilmesi gerektiği fikri öne çıkardığını savunan yazar bunların ihmal edilmesi, <strong>Arapça</strong> söz varlığı, dilsel anlatım öğeleri gibi unsurların görmezden gelinmesi gibi hadiselerin, <strong>Kur’an’ın</strong> mesajının tam olarak anlaşılamamasına yol açtığını savunmaktadır.</div> <div>Toplumlarda kültür ve gelenekler ile <strong>Kur’an</strong> yorumunun etkileşim içinde olduğunu belirten yazar, “<strong>Kültürel</strong> <strong>İslam</strong>” kavramından bahsederek bunun eşittir <strong>İslam</strong> sayılmasının sakıncalarına değiniyor. Bunu yaparken <strong>İslam’ın</strong> yorumlanışında toplumun kültürel birikiminin, geleneksel ritüellerin, hurafe veya folklorik inanışların etkisiyle <strong>Kur’an’ın</strong> öz mesajının gölgelendiğinin altını kalınca çiziyor. Ayrıca kültürel değerlerin/dinî pratiklerin <strong>Kur’an</strong> kavramlarının anlaşılmasına katkısı olabileceği gibi aksine mesajı saptırıcı bir etki de yapabileceğini vurguluyor. Bu tür kültürel yorumların din sayılmadığı müddetçe sakıncası olmadığını da belirten yazar, <strong>Kur’an’ın</strong> verdiği mesajın doğru anlaşılması için, <strong>Kur’an’ın</strong> <strong>Arapçası</strong>, orijinal metin dili; bazı kelimelerin anlam genişliği, mecaz kullanımlar, benzetmeler, edebî anlatım öğeleri gibi özellikleri düşüncesiyle dilin özgün yapısına sadık bir yaklaşım öneriyor. Ayrıca yine önemli bir konu olarak kavramların tercüme ile veya yorumla başka dillere aktarılırken orijinal bağlamdan koparılmaması; çeviri yapılıyorsa bile çeviri tercihlerinin bilinçli olması gerektiği üzerinde duruyor.</div> <div>Yazar, <strong>Müslümanların</strong> şuurlanarak <strong>Kur’an</strong> kavramlarının özünden uzaklaşan yorumlarını ayıklamalarını istiyor. Gelenek ve kültürden kaynaklanan yorum, hurafe ya da yanlış aktarımlar gibi durumların farkına varılması gerektiğinin inanan insanlar için inandıkları dinin doğru anlaşılması adına kaçınılmaz olduğunu savunuyor.</div> <div>Kitap, <strong>Kur’an</strong> merkezli birçok analiz yaparken <strong>Kur’an’ın</strong> insanlara sunduğu çözüm yollarını da açıklıyor. Bunu yaparken yalnızca sorunları tanımlamakla kalmıyor; aynı zamanda <strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılması için bazı yöntemsel öneriler de sunuyor.</div> <div><strong>Kur’an</strong> kavramlarının tarihsel gelişimini takip etmenin, klasik dönem tefsirlerinin, mezhep yorumları ve kültürel aktarım süreçleri gibi evrelerin <strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılmasına katkı sağlayacağı açıktır. Bunların toptan reddedilmesi <strong>İslam</strong> medeniyetinin anlaşılmasının önünde büyük bir engel teşkil edeceği de açıktır. Yazarın, bunların <strong>Kur’an’ın</strong> aslından uzaklaştığını söylerken toptancı davranarak hepsini reddetmesi aslında kendi ortaya koyduğu tezlerin de kendinden sonrakiler için reddedilmesinin kapısını açmaktadır. <strong>Kur’an’daki</strong> iman, takva, ibadet, adalet vb. asli kavramların tarih boyunca kültür, mezhep ve geleneksel yorumlarla değişime uğradığı gerçeğini kabul etmek, <strong>İslamî</strong> kültürün ve geleneğin toptan reddedilmesine gerekçe yapılması ne kadar doğrudur, orasını okuyucuların takdirine havale ediyorum.</div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılmasında dilbilimsel analiz olarak <strong>Arapça</strong> dilbilim literatüründen yararlanmak, benzetmeler/metafor gibi edebi anlatım biçimlerini dikkatle değerlendirmek gerektiğini savunan yazar, <strong>Kur’an’ın</strong> <strong>Arapça</strong> dil özellikleri dikkate alınmazsa yanlış anlamaların kaçınılmaz olduğunu iddia ediyor. Misal olarak da “<strong>Cihad</strong>” kavramının <strong>Kur’an’da</strong> çoğu kez “<strong>çaba</strong>, <strong>gayret</strong>” anlamında geçtiğini ancak tarih boyunca bunun <strong>savaş</strong> anlamına indirgendiğini söylüyor.</div> <div><strong>Kur’an’ı</strong> anlama çabaları içinde eleştirel yaklaşım olarak geleneğin tamamını reddetmek değil ama yanlış yorumlara açık olanları sorgulamak; farklı tefsir perspektiflerini karşılaştırmalı okumak lazımdır.</div> <div>Yazar, <strong>Müslüman</strong> bireylerin <strong>Kur’an’ı</strong> sadece kulaktan dolma bilgiyle değil, kendi aklıyla anlamaya çalışması gerektiğini altını çiziyor ve her <strong>Kur’an</strong> okuyucusunun eleştirel ve aktif bir okuyucu olmasını istiyor. Misal olarak da “<strong>Hocalar böyle diyor</strong>” demek yerine “<strong>Kur’an bu konuda ne diyor?</strong>” diye sormak gerektiğini belirtiyor.</div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılması hususunda temel kavramların saf muhtevalarını yeniden belirleme çabası önemli bir çalışmadır: “<strong>İman, takva, ibadet, adalet, rahmet”</strong> vb. temel kavramların <strong>Kur’an’daki</strong> kullanımları üzerinden yeniden tanımlanması; alışagelmiş kullanımlardan sıyrılarak <strong>Kur’an’ın</strong> kendisinin sunduğu içeriğe dönülmesi gerekir.</div> <div>Yazar, kavramların anlaşılmasında “<strong>Kültür</strong> <strong>İslamı</strong>” anlayışı ile “<strong>Kur’an</strong> <strong>İslamı</strong>” anlayışının farklı olduğunu özellikle belirtiyor ve halk arasında yaygın bazı uygulamaların <strong>Kur’an</strong> temelli olmadığını söylüyor. Misal olarak da; “<strong>Nazar boncuğu, türbe ziyaretleri, muskalar, vb.</strong>” uygulamaları gösteriyor. Bunların kültürel veya örfe dayalı alışkanlıklar olduğunu belirten yazar, haklı olarak bu kavramların <strong>Kur’an’dan</strong> referans alamayacağını belirtiyor.</div> <div></div> <div>Çok ciddi bir tefekkür ürünü olduğu her sayfasında belli olan “<strong>İslam’ı Kur’an’dan Okumak</strong>” isimli kitabı okurken bazı eleştirel notlar da aldım. Bunları da okuyucuyla paylaşmanın faydalı olacağına inanıyorum.</div> <div>Yazar, yukarıda da belirttiğim gibi gelenek ve tefsir mirasına toptan reddetme şeklinde yaklaşmış. Geleneksel yorum mirasını eleştirel olarak tartışmak önemli bir iş olmasına karşılık; mirastan tamamen kopmak da ana metin <strong>Kur'an</strong> ile bağları zayıflatabilme tehlikesini doğurabilir...</div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> orijinal <strong>Arapçası</strong>, tarihsel bağlamı, <strong>Arapça</strong> ince ayrıntıları gibi unsurlar göz ardı edilmemelidir. Okuyucu, yorum gücünü kullanırken sağlam <strong>Arapça</strong> ve tefsir temellerine dayanmalı, kültürel <strong>İslami</strong> birikimden de istifade etmelidir. Bütün geçmişi toptancı bir yaklaşımla reddetmek, <strong>İslam’ın</strong> anlaşılmasının önüne set çekebilir.</div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> orijinal metni ile çağdaş okuma dengesini kurma zorunluluğu her zaman mevcuttur. <strong>Kur’an’ı</strong> salt güncel kavramlarla okumak, bağlamı gözden kaçırma riskini doğurabilir; aynı şekilde sadece klasik kavramlarla okumak da anlamın akıl dışı kalmasına sebep olabilir. Eserde bu dengenin bazı yerlerde sağlanamadığı gözlenmektedir. </div> <div>Yazar, ayetlerin, indiği dönemin şartlarını bilmeden de <strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılabileceğini belirtiyor. Misal olarak savaşla ilgili ayetleri, o dönemin siyasi bağlamı dışında evrensel hüküm gibi görmek yanlış yönlendirmelere sebep verebileceğini belirtiyor. Hâlbuki <strong>Kur’an,</strong> bazı ayetlerin indiriliş sebeplerini (Nüzul sebebi) bilmek <strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Çünkü <strong>Kur’an,</strong> <strong>23</strong> seneye yayılan bir süreçte yaşanan hadiselerle ilişkili indirilmiştir. Burada haklı olarak şöyle bir sorunun cevapsız kaldığını görüyoruz: “<strong>Bir ayeti anlamak için önce onun hangi olay üzerine indiğini bilmek mi gerekir, yoksa Kur’an’ın kendi bütünlüğü yeterli midir?</strong>”</div> <div>Yazar, <strong>Ehl-i Kitab’a</strong> ilişkin, “<strong>Eleştirilmiş ama olumlu yönler de var</strong>.” yaklaşımı getiriyor; ancak her <strong>Ehl-i Kitap</strong> topluluğu veya kişi aynı değildir. “<strong>Ehl-i kitabın olumlu yönleri nelerdir? Olumlu yönleri Kur’an’dan referans alabilir mi?</strong>” Bunlar ortaya konmadan genellemeler yapmak okuyucuyu yanlışa sürüklediği gibi ciddi tenkitlerin gelmesine de sebep olabilir.</div> <div>Orijinal muhtevanın her yorumunun, çevirinin, dilin ve insanların seviyeleri, bilgi düzeyleri ile sınırlı olduğu açıktır. Burada ister istemez şöyle bir soru akla gelmektedir: “<strong>Kur’an’ı mutlak saf haliyle anlamak mümkün mü, yoksa özellikle Müteşabih ayetlerde yorum kaçınılmaz mı?, Kur’an’ın hangi ayetlerinin muhkem, hangi ayetleri Müteşabih olduğu tespit edilmiş midir?”</strong> Yazar, bu sınırları ne ölçüde kabul ediyor, ne ölçüde idealize ediyor? Kitapta ileri sürülen bazı tezlerin ayaklarının yere basması için bu sınırların belirlenmesi olmazsa olmaz bir düstur olarak ortada durmaktadır.</div> <div>Yukarıda da yer yer belirttiğim gibi geleneksel yorumların tamamını “<strong>sapma</strong>” olarak görmek yerine, bazılarının toplumsal, kültürel ve örfi değerler taşıdığı da göz ardı edilebilir.</div> <div>Herkes orijinal <strong>Arapça</strong> bilmediği için tercümeler üzerinden <strong>Kur’an</strong> bilgisine ulaşmak zorunda; bu durumda çeviri tercihlerinin öznelliği, yorumların sınırlarını belirler. Yazar, bu zorluklara nasıl çözümler öneriyor; çeviri kullanımında hangi kriterleri kullanıyor?</div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılmasında <strong>Kur’an’ın</strong> temel kavramlarının kökenlerini araştırmak şarttır. Bu hususta sözlüklere, klasik tefsirlere, modern dilbilim çalışmalarına başvurulabilir. Yine hadisenin tarihsel bağlamı incelemek, <strong>siyer</strong>, <strong>tarih</strong>, <strong>hadis</strong> kaynakları gibi asli olmayan kaynakları da incelemek gerekir. Yazar, bütün bunlara gerek olmadığını iddia ediyor ve <strong>Kur’an’ın</strong> <strong>Kur’an</strong> tarafından açıklandığını ileri sürerken eserinde bir paradoksa düşerek <strong>Kur’an</strong> adına birçok açıklamalar getiriyor.</div> <div>Yazar, her <strong>Müslümanın</strong> kendi aklı ve vicdanıyla muhasebe yapması, verilen bir hükmün evrenselliğini sorgulaması, <strong>Kur’an’ın</strong> iç bütünlüğünün dikkate alınması ve tek bir ayeti bağlamından koparmadan, ilgili ayetlerle beraber okunmasının gerekliği üzerinde duruyor.</div> <div><strong>Kur’an’ın</strong> anlaşılması meselesinde okuyucuya düşen sorumluluk ağır olabilir. Metne derinlemesine nüfuz etmek, tefsir literatürünü, dilbilimi, tarihsel bağlamı takip etmek; bu herkes için pratik olmayabilir. Bu açıdan alimlerin / bilenlerin farklı olması kaçınılmaz bir gerçektir. <strong>Tarih</strong> boyunca <strong>Kur’an</strong> hakkında çalışma yapanların emeklerini görmezden gelmenin yanlışlığı da ortadadır.</div> <div>Hülasa etmek gerekirse; yazarın kitaptaki temel hedefi, “<strong>Kur’an’ın özünü, kültürel tortulardan ve yanlış yorumlardan ayıklayarak, dili ve bağlamıyla orijinal aslından yeniden anlamak</strong>.” şeklinde özetlenebilir. Yazar bunu yaparken okuyucuyu hem eleştirel düşünmeye hem de sorgulamaya davet ediyor.</div> <div></div> <div><strong>Muhammet</strong> <strong>Nur</strong> <strong>Doğan</strong> tarafından ciddi bir tefekkür eseri olarak ortaya koyduğu “<strong>İslam’ı Kur’an’dan Okumak</strong>” isimli kitabın, okuyucuya eleştirel düşünme becerisi kazandırmayı amaçlaması ve sıradan bir iman-pratik yaklaşımının ötesine geçip düşünsel derinlik isteyenlere kaynak sunması takdire değer görünüyor.</div> <div>Bugün <strong>Müslümanlar,</strong> düştükleri yerden kalkmak istiyorlarsa yazarın da belirttiği gibi <strong>İslamiyet’i</strong> yeniden <strong>Kur’an’dan</strong> okumak ve yaşamak zorundadır. Yoksa indiği andan günümüze kadar üzerine yığılan hurafelerden, asıl metinle çatışan geleneksel yorumlardan örülen farklı bir anlayışı din zannederek yaşanmış olur; ancak bu dinin adı asla İslam olmaz.</div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>