<div><span><span>Milli Takım için<strong> "A<span class="s1">vrupa Şampiyonası"</span></strong><span class="s1"> öncesi, <strong>İngiltere</strong> gibi bir takımla oynamak, <strong>ideal bir ‘hazırlık’ maçı</strong> anlamına geliyordu. Belki, <strong>ne kazandık, ne de berabere kaldık</strong> ama, sergilediği futbol ile ‘gurur’ kaynağımız oldu Milli Takım!..</span></span></span></div> <div class="p3"><span><span><strong><span class="s1">Manchester</span></strong><span class="s1">’daki maçtan geriye sadece <strong>2-1’lik skor</strong> kalmadı! Futbol, tozlu raflarındaki dosya içinde, <strong>8-0 İngiltere hezimeti</strong>ni yazan ‘skor’ halen yerinde duruyordu! Bırakın rakipten puan almayı, bugüne kadar oynadığımız 10 karşılaşmada golümüz bile yoktu. Bu demek oluyordu ki, "<strong>futbolun ‘kutlu’ yolculuğu"</strong>nun ilk ciddi hazırlık maçında, galip gelmiş gibi sevindiğimiz bir <strong>‘yenilgi’ </strong>aldık...</span></span></span></div> <div class="p3"><span><span><span class="s1"><span>YENİLEN TAKIM NASIL SEVİNİR!</span></span></span></span></div> <p class="p3"><span><span><strong><span class="s1">Hem yenilgi, hem de sevinç. </span></strong><span class="s1">Bu nasıl bir yaklaşım! Rakibin adı <strong>İngiltere</strong> olunca, böyle durumlar yaşanıyor. Güçlü rakip karşısında ortaya konan futbol, ilerisi için umut verici. Yenilgiye adeta zemin hazırlayan oyunun hemen başlarındaki golün <strong>ofsayttan</strong> olması bir takım için büyük handikap. Buna rağmen <strong>kolay teslim olmayan bir Milli Takım</strong> vardı sahada. Güzel olan da buydu!..</span></span></span></p> <p class="p3"><span><span><span class="s1">Kaleye giren gol, her ne kadar <strong>ofsayt</strong> olsa da, direnç gösterip ayakta kalmak o derece umut vericiydi. <strong>Oğuzhan-Volkan Şen işbirliği </strong>ile hazırlanıp, <strong>Hakan Çalhanoğlu</strong>’nun golüyle neticelenmesi, tam anlamıyla, adeta ilerisi-gelecek için bir kazanımdı. </span></span></span></p> <p class="p3"><span><span><span class="s1"><strong>SKORDA KAYBETTİK AMA İLERİSİ İÇİN KAZANDIK!.. </strong>Evet, İngiltere gibi zorlu bir rakip karşısında kaybettik. Bu bir hazırlık maçıydı. Rakibin güçlü olması, eksikleri görmek açısından önemliydi. <strong>Avrupa Şampiyonası</strong> öncesi ilk ciddi sınavı belki skor olarak kaybettik ama, oyun yapısı olarak istenilen verimin alınması, öz güvenin kazanılmasını sağladı...</span></span></span></p> <div class="p3"><span><span><span class="s1">Bugünün ortaya çıkan olumlu tabloyu, dünü hatırladığımızda daha iyi anlıyoruz. 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası serüveninde elemelerde İzlanda, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Letonya ve Kazakistan’ın yer aldığı grubun kötü başlamasına rağmen, son yedi karşılaşmasında hiç yenilginin olmaması bir tesadüf olabilir mi? Mümkün değil. </span></span></span></div> <div class="p3"><span><span><span class="s1"><span>HAKEM KARARLARINA DİKKAT!</span></span></span></span></div> <p class="p3"><span><span>Teknik direktör <strong>Fatih Terim</strong>'in, ‘<strong>ofsayt</strong>’ olmasına rağmen hakemin verdiği golden sonra, kendini maçın dördüncü hakeminin yanında bulması sıradan, yabana atılacak bir durum değil. Terim’in, gol pozisyonunu cep telefonuyla 4. hakeme gösterme gayreti akla, <strong>‘Maçlar tek taraflı olarak sahada neticelenmiyor’ </strong>algısını uyandırıyor!..</span></span></p> <p class="p3"><span><span><span class="s1">Bizim de artık <strong>Avrupa’da hakemimiz</strong> (<strong>Cüneyt Çakır ve ekibi</strong>) olduğuna göre, hakem hatalarını düşünmememiz gerek. İngiltere’den yenen ‘ofsayt’ golünü gördükten sonra ‘onun’ öyle olmadığını anlamamız zor değil. Onun için ‘<strong>lobi</strong>’ ise, o lobinin olması kaçınılmaz. Çünkü, <strong>hatalı hakem kararı ile yenilen gol</strong>, ‘hata’ tarifinin de ötesine geçiyor. Kısaca kaybedilen maçın telafisi olmuyor.... </span></span></span></p> <div class="p3"><span><span><span class="s1"><span>MİLLİ TAKIMA GÜVENME ZORUNLULUĞU </span></span></span></span></div> <div class="p3"><span><span><span class="s1">Millilerin yol haritası belli oldu. <strong>10 Haziran’da Fransa-Romanya</strong> maçıyla açılışı yazılacak turnuvada, ilk maçımızı <strong>12 Haziran’da Hırvatistan</strong> ile oynayacağız. Bu maça kadar takvimde iki hazırlık karşılaşması var. <strong>29 Mayıs’ta Antalya’da Karadağ,</strong> hemen sonrasında takvim yaprakları <strong>5 Haziran</strong>’ı gösterirken de <strong>Slovenya</strong> ile deplasmanda hazırlıklarını tamamlayacak... </span></span></span></div> <p class="p3"><span><span><span class="s1">Bu takvimi şimdi niçin paylaştık! <strong>Milli Takım</strong>’ın teknik patronu ne diyor: <strong>"EURO 2016 öncesi Milli Takım kadrosunda bazı yeni isimlere yer verebiliriz’ İngiltere karşılaşması, ‘iskelet’ kadronun ne olacağı konusunda önemli bir göstergeydi."</strong> Nasıl yani? </span></span></span></p> <p class="p3"><span><span><span class="s1"><strong>MEVCUT KADRODA ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER BEKLEMEK... </strong>Bu saatten sonra çok büyük <strong>sürpriz bir durum</strong> olmadığı takdirde, mevcut kadroda önemli değişiklikler beklemek zayıf ihtimal. Ki bir-iki kişi belki değişirse de, onlar da mevcut takım listesinde olan, <strong>sahada görev almayan isimler</strong>den oluşacaktır. Şampiyonanın başlangıç süresinin kısalması ve bu kısa sürece iki hazırlık maçı (Fransa’nın son provası) bunu gösteriyor. Terim’in değindiği ise bugünün<strong> ‘Avrupa Şampiyonası’ </strong>yarının <strong>‘Dünya Kupası’ </strong>için olsa gerek...</span></span></span></p>