<div><span><span><span><strong>Yaradancılık</strong>, anlamına gelen <strong>deizm</strong>, dünyaya veya evrenin işleyişine müdahale etmeyen <strong>tek tanrı</strong> olduğuna inanan ve tüm dinleri reddeden bir inanç biçimidir.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Deizm</strong>, <strong>peygamberleri</strong> ve <strong>kutsal</strong> <strong>kitapları</strong> reddeder.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Deizm</strong>, dine <strong>akılcı</strong> bir açıdan yaklaşır. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Deizm</strong>e göre, <strong>Tanrı</strong>'nın varlığını kanıtlamak için mucizelere, vahiylere ihtiyaç yoktur. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Aslında bu yaklaşım <strong>arifane</strong> bir perspektiftir. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Necip Fazıl Kısakürek</strong>'in deyimiyle <strong>"kaba softa ham yobaz”</strong>ların, din anlayışından daha <strong>ahlâkî</strong>, <strong>akılcı</strong> ve <strong>romantik</strong>dir. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>"Karşılıksız sevmek"</strong> gibi platonik olduğu söylenebilir. </span></span></span></div> <div><span><strong><span><span>ALLAH’IN VARLIĞINA DELİL ARAMAK VE ÖTESİ!..</span></span></strong></span></div> <div><span><span><span>Hani anlatılır ya;</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>"Bir mecliste ilm-i kelâm üzerine sohbet edilirken, ilmine pek mağrûr bir âlim, kendine bir pâye çıkarmak için böbürlenerek şöyle demiş:</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>"-Ben bu ilme ömrümü verdim… Öyle ki Allah'ın varlığına yüzden fazla aklî delîl buldum… Bu muvaffakiyyet hiç kimseye müyesser olmamışdır..."</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span>O mecliste bulunan bir <strong>ârif</strong>, hem o ilmine mağrûr âlimi hem de meclisdekileri irşâd için şöyle der;</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>"-Haaa! Demek ki o kadar çok şüphen varmış!…"</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Hakk</strong>'ın varlığına <strong>aklî delîl </strong>bulmak, <strong>ârifler</strong> katında abesle iştigaldir; zîrâ âriflere göre <strong>Cenâb-ı Hakk,</strong> zâten <strong>"ZÂHİR"</strong>dir…</span></span></span></div> <div><span><span><span>Hattâ öyle zâhirdir ki <strong>"Allah, zuhûrunun şiddetinden dolayı görülemez" </strong>demişlerdir…</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>ATEİZM VE DEİZM FARKI… </strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Deizm,</strong> bütün dinleri ve din olgusunu redd ettiği için <strong>peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günah, ibadet, dua, vahiy, kader, ahiret, cennet, cehennem, melek, cin</strong> ve <strong>şeytan</strong> gibi kavramlar bu inanışta yer almaz. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Ateizm,</strong> hiçbir dine ya da <strong>Tanrı'</strong>ya inanmamak. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Deizm</strong> ise yalnızca <strong>Tanrı</strong>’ya inanmak ama dinleri kabul etmemektir. </span></span></span></div> <div></div> <div><span><span><span><strong>Semavi</strong> <strong>dinler</strong>in kutsal kitaplarına ilişkin ilk tartışmalar, mevcut <strong>Tevrat</strong>'ın orijinal olup olmadığının gündeme getirilmesiyle başladı.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Bazı <strong>Yahudi</strong> din bilginlerince <strong>"Bugünkü Tevrat'ın Musa'ya verilen Tevrat olduğu ve hiç değişikliğe uğramadığ</strong>ı" vurgulanırken, diğer taraftan, onun <strong>değiştirildiği</strong>, <strong>tahrif edildiği, içinde bilgi yanlışlıklarının ve çelişkilerin bulunduğu</strong> da belirtilmiştir. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Tevrat</strong>'ın eski <strong>İbranice</strong> yazmasının <strong>M.Ö. I.</strong> yüzyıldaki <strong>İbranice</strong>metinlere dayandığı din tarihçileri ve teologlarca ileri sürülüyor. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>TEVRAT VE YAHUDİLİKTE TARTIŞMALAR…</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span>Tevrat'taki materyallerin içeriğinin, farklı kaynaklardan toplanarak nasıl bir araya getirildiği, böylece <strong>Tevrat'</strong>ın, <strong>efsaneler, mitolojiler, kehanetler, biyografiler, folklor ve ilahîler</strong> içeren bir <strong>antoloji</strong>mahiyetinde oluştuğunu iddia eden <strong>Yahudiler</strong> de çıkmıştır.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Yahudilerin</strong> elinde bulunan bu günkü <strong>Tevrat</strong>'ın ( TORAH) toplanıp kaleme alınma süreci tartışılmaktan kurtulamamıştır. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Bu açıdan bakıldığında bir yanda <strong>Yahudilik</strong> diye sınırları belli, yeniliğe kapalı bir din vardır, diğer yanda ise sembollerini dinden alsa da bir şekilde <strong>Tanrı</strong> ile bağını kesmiş <strong>seküler bir Yahudikültürü </strong>olduğu görülmektedir. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Bunun böyle olmasının nedeni ise <strong>Yahudiliğin</strong> iki kaynaktan beslenmesidir.</span></span></span></div> <div><span><span><span>İlki; <strong>De-Orayta</strong>’dır ki bu, <strong>“Tora” </strong>kaynaklı, <strong>“talimat” </strong>anlamındadır.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Zaten <strong>Tora</strong>’nın bir anlamı da budur. </span></span></span></div> <div><span><span><span>İkincisi ise <strong>De-Rabanan</strong> yani <strong>Yahudi</strong> din ulularının/ bilginlerinin sistematik hale getirdiği hukuk sistemidir.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>HRİSTİYANLIK… İNCİL TARTIŞMALARI...</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Kutsal</strong> kitapların ortaya çıkışına ilişkin tartışmalar <strong>Kur'an</strong>eleştirilerinden çok önce başlamıştı. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>İncil Konsilleri</strong>nin toplanma gündemleri <strong>farklı İncil nüshalarının içinden şimdiki İncili </strong>oluşturan dört kitabı seçmek içindi. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Hıristiyan</strong> din önderleri, <strong>Hıristiyanlıkla</strong> ilgili tartışmalı konuları aydınlatmak ve bir sonuca bağlamak için, tartışılacak konunun önemi ve ilgilendirdiği bölge oranında büyük toplantılar düzenlemişlerdir. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Bu toplantılara "<strong>Konsey</strong>" ya da "<strong>Konsil</strong>" adı verilmişti. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Hatta iddialara göre dört bölümden oluşan <strong>İncil</strong>, <strong>İznik konsili</strong>nde <strong>yüzlerce İncil arasından</strong> seçilmişti.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>İLK KUR’AN TASNİF HEYETİ...</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Halîfe Ebu Bekir</strong>'in döneminde <strong>Hattap Ömer</strong>'in teşvîk ve ısrarıyla, <strong>hâfız</strong> ve <strong>vahiy kâtibi</strong> olan <strong>Zeyd Bin Sabit</strong> başkanlığında bir hey’et oluşturulmuş, <strong>Kur’ân</strong>’ı toplayıp bir kitap haline getirme görevi bu hey’ete verilmiştir. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Bu <strong>Kur'an derleme ve tasnif heyet</strong>i, <strong>İslam</strong> tarihinin ilk konsilidir.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Kur'an</strong>'daki ayet ve surelerin belirlenmesi ve tasnifine uğraşan konsile <strong>Ömer, Osman, Ali, İbn Kaab, Zeyd Bin Sabi</strong>t’e büyük ölçüde yardımcı olmuştur. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Bununla birlikte <strong>İbni Mesut</strong> ve <strong>Hazreti Ali </strong>gibi <strong>İslam</strong> <strong>Peygamberi</strong>’nin yanından ayrılmamış dini şahsiyetlerin, <strong>Kur'an derleme heyeti</strong>nin dönemin siyasi iktidarının istekleri doğrultusunda bazı sure ve ayetlerin <strong>Kur'an</strong>'a dahil etmediğini ama buna karşılık kendilerinin bilmediği, peygamberden duymadıkları bazı sure ve ayetlerin ise mushafa yani sahifelerden müteşekkil kitaba eklendiği iddiasında bulunmaları bir çok kaynakta yer almaktadır. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>İslam Peygamberi</strong>nin ölümünden sonra başlayan tartışmalar, farklı mushaf nüshalarının imhasına yol açsa da, ilk dönem <strong>Hadisravilerinin</strong>, <strong>fakih</strong> ve <strong>müfessirlerin</strong> <strong>metodoloji</strong> <strong>oluşturma</strong> <strong>çabaları</strong>sırasında bu tartışmalara ilişkin mâlumata yer verilmiştir.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>“KUR’AN’A DÖNÜŞ!..” DİYE BAŞLATILAN “ARAŞTIRMALAR”IN KUR’AN’I REDDEDEN TENKİT USÜLÜ… ŞARLATANLIK!..</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span>Benim değinmek istediğim asıl konu, iyi niyetle (!) <strong>"Kuran'a dönüş”</strong>adı altında başlatılan <strong>Kur'an</strong> araştırmalarının; önce tasavvuf ve aziz menkıbelerini tenkidi, sonrasında <strong>Hadis kritiği</strong>nin mevzu ve <strong>Hasen</strong>yani <strong>Ravi</strong> zincirinin şüpheli olduğu hadislerin ayıklanmasına evrilmesi, bir sonraki adımda ise <strong>Kur'an</strong> <strong>araştırmalarının,</strong> <strong>Kur'an'ıreddeden</strong> <strong>tenkid</strong> <strong>usulüne</strong> dönüşmesidir. </span></span></span></div> <div><span><span><span>Belki bu mevcut durum <strong>aydınlanma veya reform</strong> gibi algılanabilir.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Ancak özellikle <strong>Türkiye'de bu girişim ve çabaların sadece İslam dini, kitabı ve peygamberi ile sınırlı</strong> olduğu görülmektedir.</span></span></span></div> <div><span><span><span>O zaman, <strong>sözde hikmet arayıcılarının, hakperest geçinenlerin, şarlatan olduklarını </strong>söylemek zorundayım.</span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>İSLÂM’I ELEŞTİRDİĞİ KADAR YAHUDİLİK VE HRİSTİYANLIĞI ELEŞTİRMEYENLER...</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span>Çünkü <strong>Deizm</strong> madem "<strong>Yüce Yaratıc</strong>ı" kavramını kabul etmektedir o halde <strong>Yahudilik</strong> ve <strong>Hıristiyanlık</strong> ve <strong>Bahailik d</strong>e tenkit edilmeli, "<strong>Yüce</strong> <strong>Yaratıcı</strong>"nın vahiy kriteri ve aracı olarak bildirdiği insana verdiği akla uymayan yönleri ortaya konulmalıdır. </span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>İslam</strong>'ı eleştirdikleri kadar <strong>Yahudilik</strong>, <strong>Hristiyanlık</strong> ve <strong>Bahailiği</strong>eleştirmekten kaçınanlar,<strong> küresel emperyalizmin, Siyonizm</strong>'in ve <strong>Hıristiyan</strong> <strong>misyonerliğinin</strong> çanak yalayıcısıdır.</span></span></span></div> <div><span><span><span>Eee boşuna dememişler; <strong>“Gevurun ekmeğini yiyen kılıcını kuşanır.”</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span>Sahi her karış toprağı şehit kanları ile sulanmış bu memlekette “<strong>Gavur kayırıcılar"</strong> kim?</span></span></span></div> <div><span><span><span>İkaz: anlamadan dinlemeden <strong>kâfir</strong>/ <strong>nasrani</strong>/ <strong>rafizi</strong> yaftası vuranlara her dem derim ki;</span></span></span></div> <div></div> <div><span><span><span><strong>"Bize kâfir demiş Müftî Efendi,</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Tutayım ben ana diyem Müselmân,</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>Vardıkda yarın Rûz-i Cezâ’ya,</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span><strong>İkimiz de çıkarız anda yalan!”</strong></span></span></span></div> <div><span><span><span>.</span></span></span></div> <div><span><span><strong><span>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</span></strong></span></span></div> <div><span><span><span>Twitter: @oc32oc32</span></span></span></div>