<h3><span><strong>From the Darkforest - Vakitsiz Aşk</strong></span></h3> <div>Kısa bir süre önce <strong>susup, yalnız</strong> bıraktılar beni. Oysa diğer yüzyılımızda ormanda hep birlikteydik.</div> <h4><strong>Serpent</strong></h4> <div><strong>3 asır</strong> önce hapsedildiği <strong>çeşmibülbülden</strong> azad olmuş bir <strong>cin</strong>... <strong>Şaman</strong> gecelerini <strong>kızıla</strong> boyayan bir büyücü. Tutkunun diğer adı. Aşkın <strong>lalin</strong> <strong>kırmızısı</strong>, kara büyü.</div> <div>Aydınlık bir gecede ağaç gölgelerinden birinin o olduğunu <strong>zar</strong>-<strong>zor</strong> fark etmiştim <strong>Serpent'la</strong> tanıştığımda. Çıplak ayaklı bir <strong>çingenenin</strong> sarhoş öpücüğüyle, <strong>Yorkshire'lı</strong> bi cadının küllerinden doğmuştu.</div> <div>Hırçındı, güvenilmezdi…</div> <div>Öfkelendiğinde <strong>susmayı</strong> bilmezdi. Konuştuğunda <strong>yılanlar</strong>, <strong>çıyanlar</strong> dökülürdü ağzından.</div> <div>Kıskançtı, beni gördüğü anda büyülemiş, <strong>sadece</strong> <strong>onun</strong> olmamı istemişti.</div> <div>Bütün gerçekliğiyle anlatmıştı isteklerini.</div> <div>Cüretkârdı…</div> <div><strong>Gri</strong>-<strong>mavi</strong> gözleri, tutkunun bir başka yansımasıydı, hiç düşünmeden <strong>kabul</strong> <strong>ettim</strong> istediklerini.</div> <div><strong>Ay ışığında</strong> dans ettik uzun geceler, çırılçıplak, yalnız ikimiz. Uyurken <strong>gözlerinde</strong> diğer <strong>dünyaları</strong> izlerdim. Kristal küresinden <strong>sırrını</strong> <strong>yalnızca</strong> <strong>kendisine</strong> sakladığı bir <strong>alacakaranlık</strong> yansırdı.</div> <div>Soru sorulmasını sevmez, <strong>gizemini</strong> daima korurdu.</div> <div>Bir gün, <strong>parlak</strong> bir <strong>öğlen</strong> <strong>vakti,</strong> çalıların arasından <strong>minik</strong> bir <strong>alev</strong> yükseldi; güneş ışığının sebep olduğu <strong>göz</strong> <strong>yanılsamamdan</strong> küçük bir <strong>ejderha</strong> meydana geldi. <strong>Lezard</strong>.</div> <div>Ona kalırsa tarihe hakim bir <strong>ejderha</strong>. Küçük çirkin <strong>Lezardı</strong> hemen kabul ettik aramıza.</div> <div><strong>Serpent,</strong> onun varlığından pek rahatsız olmadı fakat <strong>kırmızı</strong> <strong>gözlerine</strong> neden bakamadığını bugün bile bilmiyorum.</div> <div><strong>Lezard</strong> ve ben miskin bir zamansızlıkta hiç durmadan koşardık. Yorulunca sağ ayağıma tırmanıp uyuklardı. Bense <strong>Serpent'a</strong> yaslanırdım, <strong>sol</strong> <strong>omzum</strong> yanardı; <strong>Serpent,</strong> sol omzumu öpmeye bayılırdı.</div> <div><strong>Lezard'in</strong> her konuda <strong>güvenilecek</strong> <strong>bir</strong> <strong>fikri</strong> vardı; sık sık konuşurdum onunla, şimdilerde böyle bir <strong>ejderha</strong> bulmak zor.</div> <div>Onun <strong>dahiyane</strong> <strong>fikirleriyle</strong> ormanda yaşamak, huzurlu bir maceraydı.</div> <div></div> <div>Aptal bir <strong>yusufcuğa</strong> aşık oldu bir gün <strong>Lezard</strong>, onu uyardım; “<strong>Serpent’in büyüsü sizi öldürürür seviştiğiniz anda</strong>" dinlemedi beni. Oracıkta, <strong>yusufçuk</strong> içine girdiği anda, ayağımın üstünde parlak yeşil rengi <strong>donakaldı</strong> Lezard'in.</div> <div><strong>Serpent</strong> o günden sonra hiç dans etmedi benimle.</div> <div>Büyüyü o yapmıştı ama <strong>Lezard'in</strong> ölümünden beni sorumlu tutuyordu, galiba benden daha çok sevmişti minik ejderhayı.</div> <div>Hatta bir gün, <strong>ateşe</strong> <strong>akan</strong> mavi <strong>gözyaşlarını</strong> bile gördüm <strong>Serpent</strong>’ın.</div> <div>Eski tadı kalmamıştı ormanın, <strong>orman</strong> <strong>cinleri</strong> bile geceleri ağaçların arkasına gizlenip <strong>izlemekten</strong> <strong>vazgeçmişti</strong> bizi.</div> <div></div> <div>Bir tek <strong>dolunayda</strong> süpürgeli gezintimize çıkıp, gökyüzünde <strong>Lezard'a</strong> şarkılar söylerken gülebiliyorduk.</div> <div>İşte öyle bir gecede “<strong>yoruldum</strong>” dedim <strong>Serpent’a;</strong> “<strong>yere</strong> <strong>inelim</strong>”.</div> <div>Yine <strong>yaslandım</strong> ona…</div> <div>Omzumu öptü ve <strong>yok</strong> <strong>oldu</strong> birden.</div> <div>Bu kez <strong>diğerlerinden</strong> <strong>daha</strong> <strong>çok</strong> acıdı canım.</div> <div>Zamanı iyi ayarlanmamış bir <strong>aşk</strong> ona göre değildi; terk etmişti beni.</div> <div><strong>Gölgesiz</strong> <strong>gecede</strong> çırılçıplak yapayalnız kaldım. Önce <strong>Lezard</strong> şimdi de <strong>Serpent</strong> susmuştu. Sağ ayağımda <strong>Lezard'in</strong> donuk yeşil bedeni, sol omzumda <strong>Serpent’</strong>ın can yakan mavi öpücüğüyle <strong>terkettim</strong> ormanı.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Orman</strong> <strong>cinleri</strong> arkamdan fısıltıyla konuşup, <strong>kahkahalarla</strong> güldüler.</div> <div>Kendimi hiç suçlamadım.</div> <div>Ben ikisine de <strong>ihanet</strong> etmedim çünkü.</div> <div>Gitmelerinin tek nedeni aşktı.</div> <div><strong>Serpent’ın</strong> ruhuma saldığı <strong>narsist</strong> <strong>aşk</strong> ve <strong>Lezard'in</strong> ölümüne sebep olan <strong>aptal</strong> <strong>aşk</strong>.</div> <div>Özlüyorum onları, özledikçe <strong>orman</strong> <strong>cinlerinin</strong> kulaklarımı tırmalayan <strong>kahkahalarını</strong> duyuyorum.</div> <div>Sonra ben de onlar gibi susuyorum.</div> <div>.</div> <div><strong>Nickola Berrygele, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div> </div> <div> </div>