<h3><span><strong>FETÖ DİRİLİŞ MÜJDESİ VERİYOR!</strong> </span></h3> <div>İçerisinde <strong>16</strong> <strong>yıl</strong> kaldıktan sonra gördüğüm <strong>gayr-i İslami</strong> tavırlarından dolayı terk ettiğim <strong>FETÖ</strong> yapılanmasının hafife alınmaması gerektiğini o günden beri vurguluyorum.</div> <div><strong>FETÖ</strong> denen örgütün arkasında <strong>CIA’nın</strong> olduğunu <strong>1999</strong> yılında o zamanlar <strong>MNG</strong> Holdinge ait ve şimdilerde <strong>Acun</strong> <strong>Ilıcalı’nın</strong> sahipliğini yaptığı <strong>TV8</strong> televizyonunda muhabirlik yapan <strong>İbrahim</strong> <strong>Güneş’e</strong> 3 saate yakın anlattım. <strong>İbrahim</strong> <strong>Güneş</strong> bugün <strong>TV</strong> <strong>24</strong> Yayın yönetmenliği görevinde bulunuyor.</div> <div><strong>FETÖ</strong>, <strong>ABD’nin</strong> <strong>1960’lı</strong> yıllarda oluşturduğu “<strong>Yeşil Kuşak Projesi</strong>” çerçevesinde kurulan bir örgüttür. Gayesi de halkı <strong>Müslüman</strong> ülkelerde yükselen <strong>İslami</strong> uyanışların önünü kesmek ve adına “<strong>Ilımlı</strong> <strong>İslam</strong>” dedikleri içi boşaltılmış, <strong>Hak-Batıl, İman-küfür</strong>, <strong>cihat</strong> kavramlarından soyutlanmış bir din anlayışını hakim kılmaktı.</div> <div>Yüzlerine geçirdikleri “<strong>Ehl-i sünnet</strong>” maskesi sayesinde bunu oldukça başarılı bir şekilde icra ettiler. Öyle ki eğer <strong>17</strong>/<strong>25</strong> <strong>Aralık</strong> <strong>2013</strong> öncesinde <strong>FETÖ</strong> denen örgütün lideri <strong>Gülen</strong> ölseydi, mevcut hükümet ve <strong>Türk</strong> halkının kahir ekseriyeti, mezarını türbe yapıp tapınacaktı.</div> <div>Bu sürece kadar <strong>FETÖ</strong> denen <strong>CIA</strong> yapılanmasını fark edip, gündeme getirenler ne yazık ki hem mevcut <strong>cemaat</strong> ve <strong>tarikatlar</strong> tarafından hem de <strong>hükümet</strong> tarafından <strong>hain</strong> ilan edildi.</div> <div>Bunlardan biri de bendim.</div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> bir <strong>CIA</strong> yapılanması olduğunu yazıp, televizyonlarda dile getirince mevcut yapının elemanları ile birlikte hükümet kanadı beni “<strong>Hoca Efendileri”ni</strong> kötülediğim için adeta <strong>aforoz</strong> ettiler.</div> <div>Her iki kesim de gazetelerinde, televizyonlarında, kurumlarında bana iş vermediler. Ne zamanki <strong>17/25 Aralık 2013</strong> tarihinde bu örgüt, karanlık yüzünü gösterip o tarihe kadar beraber yürüdükleri hükümete yönelik operasyon yapınca bazıları <strong>zoraki</strong> uyandı.</div> <div><strong>Zoraki</strong> diyorum çünkü yaşanan bunca olaya rağmen hala <strong>uyanmayıp</strong>, <strong>iktidar</strong> erkini arkasına alarak <strong>FETÖ</strong> denen <strong>şer</strong> <strong>şebekesini</strong> dolaylı veya dolaysız destekleyenler var.</div> <div><strong>FETÖ</strong> denen şeytani yapının, <strong>15</strong> <strong>Temmuz’da</strong> giriştiği darbe teşebbüsü ile <strong>251</strong> kişiyi katledip <strong>3 bine yakın</strong> insanımızı yaralamasına rağmen siyasi arenada çöreklenen bu yapının mensuplarına dokunulmadı.</div> <div>Bu dokunulmayış <strong>yargı</strong>, <strong>üniversiteler</strong>, <strong>mülkiye</strong> vb. yapılarda da yeterince <strong>operasyon</strong> yapılmasına engel oldu.</div> <div><strong>Kripto</strong> <strong>FETÖ</strong> elemanları, bu dönemde kendi örgüt elemanlarını korumak için <strong>örgütle</strong> ilişkisi olmayanları ihbar ederek mücadeleyi sulandırdı.</div> <div>Her türlü <strong>dezenformasyon</strong> yaparak bu süreci en az zararla atlatmak için her türlü <strong>şeytanlığı</strong> sergiledi.</div> <div>Zaten <strong>FETÖ</strong> lideri <strong>Gülen</strong> de bu dönemde örgütüne, “<strong>Kendinizi deşifre etmeyin. Gizlenebildiğiniz kadar gizlenin ama her fırsatta karşı saldırıya geçin</strong>.” şeklinde talimatlar verdi.</div> <div>Bu süreçte birçok <strong>FETÖKULLİ</strong> iş sergilendi.</div> <div>Bazılarının farkına varan hükümet, tedbir alarak karşı operasyonlarda bulundu. Ama farkına varılmayan birçok <strong>operasyonun</strong> olduğu da açıktı.</div> <div>Mesela <strong>FETÖ</strong> denen <strong>iblisi</strong> yapının yargıda bilinen <strong>5-6 bin civarında savcı ve hakimlerden</strong> oluşan <strong>militanı</strong> vardı. Bunların <strong>4 bin 500 civarı</strong> meslekten <strong>ihraç</strong> edildi. Ancak <strong>örgüt</strong> <strong>militanları</strong> yeni alınan <strong>hakim</strong> ve <strong>savcıların</strong> arasına sızmayı da başardı.</div> <div>Bu tür sızmalara karşı yapılan bazı operasyonlarla tedbir alınmaya çalışıldı ama ne derece başarılı oldu bilinmez.</div> <div><strong>Yargı</strong> içinde çöreklenmiş <strong>FETÖ</strong> <strong>militanları,</strong> her fırsatta örgüt mensuplarını kollayan kararlara imza attı. <strong>HSK,</strong> bazılarını tespit ederek bunu yapanlar hakkında işlem yaptı ve birçoğunu meslekten ihraç etti.</div> <div>Ancak <strong>40</strong> <strong>yıllık</strong> bir yapılanmayı yerinden söküp atmak o kadar kolay değildi.</div> <div>Özellikle <strong>Anayasa</strong> <strong>Mahkemesi</strong> içindeki raportörlerinin kahir ekseriyetinin örgüt mensubu olduğunu <strong>Doç. Dr. Emir Kaya</strong> televizyonlarda şu sözlerle deşifre etmişti:</div> <div><strong>“Açıkça Anayasa Mahkemesi Cemaatin kontrolünde diyorum. </strong>Anayasa Mahkemesi’ndeki 17 üyenin 7′si paralel, paralellerin de 4′ünü <strong>Abdullah</strong> <strong>Gül</strong> seçti. <strong>AYM</strong> üyelerinin 3’ü cemaat mensubu 4’ü cemaatin güdümünde 3-4 tanesi de güce göre pozisyon alıyor. </div> <div><strong>AYM</strong> raportörlerinin <strong>yüzde</strong> <strong>70</strong>′i paralel. <strong>Haşim</strong> <strong>Kılıç</strong> nasıl isterse o yönde karar çıkartıyor. Paralel yapının çıkarına uygun bir karar verilecekse paralel raportörlerle çalışıp, o yönde karar çıkartıyor. </div> <div><strong>Haşim</strong> <strong>Kılıç</strong> sonrası <strong>AYM</strong> <strong>Başkanı</strong> ve <strong>2033</strong>′e kadar bu görevde kalacak isim, paralel olan <strong>Alparslan</strong> <strong>Altan</strong>. <strong>Haşim</strong> <strong>Kılıç’ın</strong> kafası çok karışık, odak noktası ‘<strong>adalet’</strong> değil. <strong>Yargıda</strong> <strong>FETÖ’ye</strong> karşı, korktuğu için ses çıkaramayanlar var.”</div> <div><strong>Emir</strong> <strong>Kaya’nın</strong> bahsettiği kişilerden yarısı bile ihraç edilmedi ve yerlerini korudu.</div> <div><strong>Yargıdaki</strong> seçimlerde de örgüt el altından kendi elemanlarını kilit noktalara getirmek için her türlü şeytanlığı sergiledi.</div> <div><strong>Anayasa</strong> <strong>Mahkemesi’nin</strong> <strong>FETÖ’cüler</strong> lehine verdiği birçok kararın arkasında bu tür kripto militanların olmadığını söylemek saflık olur.</div> <div>Kaldı ki <strong>Anayasa</strong> <strong>Mahkemesi</strong> <strong>Başkanı</strong> da zamanında <strong>FETÖ’nün</strong> karargâhı olan <strong>Polis</strong> <strong>Akademilerinde</strong> başkanlık yapmıştı.</div> <div><strong>İçişleri</strong> eski <strong>Bakanı</strong> <strong>Süleyman</strong> <strong>Soylu’nun</strong> bu hususta yaptığı bir açıklama, yüksek yargıda nasıl bir <strong>FETÖKULLİ</strong> işler döndüğünü gözler önüne serecek açıklıktadır.</div> <div><strong>TGRT’de</strong> katıldığı programda bir açıklama yapan <strong>Süleyman</strong> <strong>Soylu</strong>, “AYM Başkanımız Zühtü Arslan, Polis Akademisi Başkanıydı. Aldığı komiser yardımcılarının <strong>yüzde 41’ini</strong> <strong>FETÖ’den</strong> ben ihraç ettim…” ifadelerini kullanarak, meselenin nerelerden kaynaklandığını ifade etmektedir.</div> <div>Geçmiş dönemde <strong>Adalet</strong> <strong>Bakanlığı</strong> yapan <strong>Bekir</strong> <strong>Bozdağ’ın</strong> <strong>Yargıtay’a</strong> seçilecek <strong>130</strong> <strong>Hakim</strong> için kullandığı, “<strong>Yargıtay’a seçilecek 130 hakim için cemaati 80 kişiye ikna ettik.</strong>” sözleri bu şeytani yapının yargı içinde nasıl çöreklendiğini ifade etmeye yeter sanırım.</div> <div>Geçtiğimiz günlerde <strong>Danıştay</strong> <strong>5. Dairesi, FETÖ</strong> ile irtibat ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edilen <strong>450</strong> ismin mesleğe dönmelerine, bir de bu isimlere <strong>tazminat</strong> ödenmesine karar verdi.</div> <div>Şimdi geçmişte yaşanan örgüt yapılanmalarını nazara alan hiç kimse, bu kararın <strong>masum</strong> <strong>bir</strong> <strong>karar</strong> olduğunu söyleyemez.</div> <div>Zaten bu karar üzerine kendisine sorulan bir soruya cevap veren <strong>Cumhurbaşkanı</strong>, “<strong>Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün değil. Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda Cumhur İttifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu kararları hazmedemiyorum. Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor ama Anayasa Mahkemesi’nin sık sık bu tür kararları alması bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Mesela Anayasa Mahkemesi bir de BTK’yla ilgili bir karar almış. Hani bunun neresinden gireceksin? Nasıl böyle bir karar alınır? Biz de bu işin üzerine üzerine giriyoruz, gideceğiz. Danıştay’da da bu işin yine aynı şekilde takipçisi olacağız.</strong>” diyerek problemin kaynağına işaret etti.</div> <div><strong>Danıştay 5. Dairesinin</strong> kararından sonra <strong>FETÖ</strong> elebaşı <strong>Gülen’in</strong> yaptığı sevinç içeren açıklamalarda meselenin ne derece ciddi ele alınmasını zorunlu kılıyor.</div> <div>Müstafi <strong>Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı</strong>’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ise gerçekten “<strong>yok ya, bu kadar da olamaz?</strong>” denilecek cinstendi.</div> <div><strong>Yaycı</strong>, <strong>15</strong> <strong>Temmuz’un</strong> kotarıcısı olduğu açığa çıkan <strong>FETÖ’cü</strong> <strong>Adil</strong> <strong>Öksüz’ün</strong> kuzeninin bir bakanlıkta <strong>başmüfettiş</strong> olarak görev yaptığını söyleyerek <strong>FETÖ</strong> ile mücadelede nasıl bir gaflete düşüldüğüne dikkat çekti:</div> <div>“<strong>FETÖ’cü Adil Öksüz’ün kuzeni bir bakanlıkta başmüfettiş olarak görev yapıyor. Bu adam şu an devlet içerisinde teftişlerde bulunuyor. Türkiye, büyük tehlike ile karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanı bu olaya el koymalıdır. FETÖ’nün yayınladığı atama emri hayata geçti. Düzen FETÖ’nün eline geçti. 15 Temmuz 2016 saat 20.30’a çok yaklaştık. Memleket çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya!”</strong></div> <div>Sadece bunlar değil, özellikle <strong>yargıda</strong>, <strong>üniversitelerde</strong>, <strong>mülkiyede</strong> ve birçok <strong>devlet</strong> <strong>kurumunda</strong> ne yazık ki <strong>FETÖKULLİ</strong> <strong>tezgahlar</strong> durmadan devam ediyor.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> her yerde cirit atıyor.</div> <div>Tam da bu noktada durup şunları sormak <strong>1999</strong> yılından beri bu şeytani yapıyla mücadele eden biri olarak sormak istiyorum:Biz bu <strong>şeytani</strong> <strong>yapıya</strong> karşı hayatımızı ortaya koyarak niye mücadele ettik?</div> <div><strong>15</strong> <strong>Temmuz’da</strong> <strong>251</strong> <strong>şehit</strong> niçin verildi? Binlerce insan neden yaralandı?</div> <div>Devletimiz neden devlet içinde, bu paralel yapının örgütlenmesine karşı yeterli tedbiri almıyor.</div> <div><strong>FETÖ</strong> ile mücadelenin sadece <strong>emniyet</strong> ve <strong>yargı</strong> kanalıyla verilemeyeceğini devletin büyükleri bilmiyor mu?</div> <div>Neden <strong>siyasi</strong>, <strong>İslami</strong>, <strong>sosyal</strong>, <strong>kültürel</strong>, <strong>ekonomik</strong> vb. alanlarda <strong>topyekûn</strong> <strong>bir</strong> <strong>mücadele</strong> sergilenmiyor?</div> <div><strong>Emniyet</strong> ve <strong>yargıdaki</strong> bir kısım vatanseverlerin cansiperane verdiği mücadelenin yeterli olmadığını, yapılan <strong>FETÖKULLİ</strong> işlerde hepimiz görüyor da niye mücadelenin alanını genişletmiyoruz?</div> <div>Yoksa buna <strong>engel</strong> olan ve <strong>partiler</strong> içinde <strong>çöreklenmiş</strong> siyasi <strong>FETÖ</strong> <strong>militanları</strong> engel mi oluyor?</div> <div>Neden şimdiye kadar <strong>FETÖ</strong> <strong>İLE MÜCADELE ÜST KURULU</strong> kurulmadı?</div> <div>Acaba <strong>FETÖ</strong> hafife mi alınıyor?</div> <div>Yaşanan bütün olaylar <strong>FETÖ</strong> denen yapılanmanın arkasında <strong>CIA’nın</strong> olduğunu ve hafife alınamayacak kadar tehlikenin büyük olduğunu görmek için illa yeni bir <strong>15</strong> <strong>Temmuz</strong> mu yaşamak lazım?</div> <div><strong>FETÖ</strong> bugün sadece <strong>yurt</strong> <strong>içinde</strong> değil, <strong>yurt</strong> <strong>dışında</strong> da örgütsel faaliyetlerini durmadan devam ettiriyor. <strong>160’tan</strong> fazla ülkede <strong>CIA</strong> <strong>himayesinde</strong> hayatiyetini devam ettiriyor.</div> <div><strong>Türkiye’den</strong> kaçan örgüt militanları, özellikle sosyal medyayı kullanarak her gün <strong>Türkiye</strong> <strong>aleyhinde</strong> çalışıyorlar.</div> <div>Yapılacak iş bellidir.</div> <div><strong>FETÖ</strong> ciddiye alınmalı ve büyük bir ciddiyet içinde <strong>yeni</strong> <strong>mücadele</strong> <strong>stratejileri</strong> geliştirmeliyiz. Aksi takdirde <strong>FETÖ</strong> denen şeytani yapı, geri döner ve eskisinden daha kıyıcı olur.</div> <div>Bugün başta devlet erkini elinde tutanlar dahil olmak üzere herkes büyük bir ciddiyetle <strong>FETÖ</strong> denen <strong>iblisi</strong> yapının yok olması için mücadele vermek zorundadır.</div> <div>Yoksa <strong>15</strong> <strong>Temmuz’da</strong> verdiğimiz <strong>251</strong> <strong>şehidin</strong> ruhunu incitiriz.</div> <div>UNUTMAYIN: <strong>FETÖ,</strong> DİRİLİŞ MÜJDELERİ VERİRKEN BU ÜLKEYİ SEVENLERİN <strong>UYUMASI</strong> BÜYÜK GAFLETTİR.</div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>