<div><span><span>Daha önce yazmıştım, <strong>Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey</strong>, Türk Kamuoyunda bilinenden daha farklı misyona sahip. </span></span></div> <div><span><span>Tüm bunları sizlerle paylaşırken amacım, <strong>Türk Milliyetçisi </strong>tanınan bir ismi rencide etmek veya gözden düşürmek asla olamaz. </span></span></div> <div><span><span>Zaten güneş balçıkla sıvanmaz. Benim gibi bir faninin de buna ne gücü ne aklı yeter?</span></span></div> <div><span><span>Onun <strong>efsanevi biyografisini farklı kaynaklardan</strong> ve Cihanşümul Kadim Türk Devletine hizmet etmiş, şimdilerde köşesine çekilmiş isimlerden tetkik ettiğimde, <strong>İngiliz</strong> istihbarat birimleri ile <strong>Mısır'da</strong> görev yaptığı yıllara uzanan temaslarının izini sürdüm. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev</strong> yani namı diğer <strong>Elçibey</strong>'in Türkçülüğü ve Atatürkçülüğü, kitaplarına, söylemlerine ve dahi <strong>1989</strong>'da kurduğu <strong>Azerbaycan Halk Cephesi</strong> Başkanlığına rağmen kimse kusura bakmasın, biraz su götürür.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>"<strong>Men Atatürk'ün esgeriyem</strong>” sözü onun <strong>İngiliz</strong> <strong>İstihbaratı</strong> ile irtibatını gizlemek için kurgulanmış ve üzerinde çalışılmış bir sözden başka bir şey değil. Türk Milliyetçilerinin ve <strong>Türk</strong> kamuoyunun desteğini alması için düşünülmüştü. Başarılı da oldular, oltaya birçoğumuz takıldı. </span></span></div> <div><span><span>Lakin, <strong>Cihanşümul Kadim Türk Devleti</strong>, bu <strong>Arapça</strong> müterciminin Cemâziyelevvelini bildiğinden, arkasına takılan <strong>Azerbaycan</strong> halkını, kırmadan dökmeden gereğini, tereyağından kıl çeker gibi yaptı ve halen, o süreçte yaşanan olayların perde arkasını bilenlerin sayısı bir elin parmağını geçmez. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev'in Üniversite yılları…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfez Elçibey</strong> 24 Haziran 1938’de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad ilçesinin Keleki köyünde doğdu. Babası Aliyev Kadirkulu Merdanoğlu, Annesi Aliyeva Mehrinisa Caferkızı’dır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>-Annesi Aliyeva Mehrinisa Caferkızı ile birlikte fotoğrafı-</span></span></div> <div><span><span>Şecere yazıcıları <strong>Elçibey’in</strong> baba tarafını, <strong>Şah İsmail Hatayi’</strong>nin seleflerinden <strong>Şeyh Sadrettin Musa</strong>’nın oğlu Şeyh Hoca Ali’nin <strong>Tebriz'deki</strong> nesline dayandırırlar. </span></span></div> <div><span><span>Rivayete göre <strong>Azerbaycan</strong> <strong>Türkleri</strong> ile <strong>Ermenilerin</strong> çatışmaları neticesinde buradan <strong>Ordubad’a</strong> gelmişler. Annesi, <strong>Türkiye’den</strong> <strong>Azerbaycan’a</strong> göç eden ve “<strong>Kasımlılar</strong>” denilen bir ailedendir. </span></span></div> <div><span><span>Dikkat edilirse, <strong>Londra</strong> terbiyesini almış modern tarih yazıcılar tarafından <strong>Ebulfeyz Aliyev</strong>'in aile kökleri <strong>İran, Azerbaycan / Nahcivan ve Türkiye</strong> üzerine özellikle konuşlandırılıyor. Eğer aşı tutsaydı, <strong>Ankara</strong> ve <strong>Tebrizi</strong>, <strong>Bakü'ye</strong> bağlayacaklardı. </span></span></div> <div><span><span>Bunun ne anlama geldiğini, 100 yıl önce<strong> İngilizlerin Bakü</strong>'de ne dolaplar çevirdiğinden haberiniz varsa bilirsiniz. Yoksa <strong>Kraliçe'nin</strong> eteklerinden feyz almaya devam edersiniz! </span></span></div> <div><span><span><strong>Neye niyet neye kısmet! Tıp Fakültesi dururken Arapça Tercümanlığı?</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Azerbaycan Devlet Üniversitesi</strong> yapısal değişikliğe giderek <strong>Şarkiyat</strong> şubesini, Filoloji Fakültesinin bünyesinden ayırarak 1956-1957 öğretim yılında <strong>Şarkiyat Fakültesi</strong> adıyla tekrar öğretime açtı.</span></span></div> <div><span><span>Vasim Memmedeliye, Aida İmanquliyeva, Gövher Bahşeliyeva, Vefa Quluzade, Kamander Şerifov, Cihangir Qahramanov, İmamverdi Hemidov Memmedhesen Gemberli, Malik Mahmudov ve Aida Qasımova Şarkiyat Fakültesi’nden mezun olmuşlardır.</span></span></div> <div><span><span>Akademi bünyesinde, İran, Türkiye ve bazı Arap ülkelerinin tarih, edebiyat ve ekonomisi hakkında araştırmalar yapmak amacıyla1958 yılında Azerbaycan SSCB’nin Bakanlar kurulu kararı ile “<strong>Şarkiyat Enstitüsü</strong>” kuruldu.</span></span></div> <div><span><span><strong>1957</strong>'de bu Fakültenin bünyesinde ilk <strong>Arap Filolojisi Bölümü </strong>açıldı. </span></span></div> <div><span><span>Tıp Fakültesi’ne başvuracağı sırada bir arkadaşının, 1919 yılında kurulan, Bakü Devlet Üniversitesi’nde Şarkiyat bölümünün açıldığını söylemesiyle 1957’de Bakü Devlet Üniversitesi şarkiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu.</span></span></div> <div><span><span>1957-1962 yılları arasında <strong>Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü</strong>, Arapça bölümünde okudu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türklüğünden gafil Arapça muallimi!..</strong></span></span></div> <div><span><span>Bizzat kendisinin söylediğine göre son sınıfa kadar ne <strong>Türk</strong> olduğunun, ne de Türklüğünün farkındadır? Kendisini antikçağda bugünkü <strong>İran</strong> sınırları içerisinde yaşayan “<strong>Medler”den</strong> sanmaktadır. Hatta bu iddiasını kabul ettirmek sınıf arkadaşları ile tartıştığını bizzat kendisi anlatır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Medler</strong>, Eski Farsça: Māda, Yunanca: Μῆδοι, İbranice: מָדַי, İran'ın kuzeybatı bölgesinde yaşayan eski bir İran halkı. Yunanlar bu halkın yaşadığı bölgeye Medya diyorlardı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Medler ilk kez Asur kralı III. Salmaneser'in dönemindeki (MÖ 858-824) yazılarda "Mada" adı ile kaydedilmişler.</span></span></div> <div><span><span>Yani anlayacağınız, <strong>Türk</strong> anne ve babadan doğan <strong>Ebulfeyz</strong> <strong>Kadirkuluoğlu Aliyev</strong>, nasıl oluyorsa ana ve ata diline rağmen Türklüğünden habersizdir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev</strong> (Elçibey) ve arkadaşlarının mezun olduğu Şark Dilleri ve Enstitüsü o yıllarda doğu ülkelerinde çalıştırılmak üzere <strong>Farsça</strong> ve <strong>Arapça</strong> bilen uzmanlar yetiştiriyordu. </span></span></div> <div><span><span>Bu doğu ülkeleri, <strong>Sovyet</strong> rejimi ile aynı politikaya sahip ülkelerdi ve <strong>Sovyetler</strong>’in özellikle Arap dilini konuşan ülkeler ile arası daha iyiydi. Bu yüzden sadece <strong>Arapça</strong> bilen uzmanlarını yurt dışına gönderiyordu.</span></span></div> <div><span><span>Ben dahil, <strong>Haydar Aliyev</strong>'e, <strong>KGB</strong> üst düzey yöneticisi olduğu gerekçesi ile “<strong>Yoldaş”</strong> diye kinayede bulunanlar, Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev'in <strong>Mısır'da</strong> <strong>KGB</strong> için çalışmış olabileceğini neden düşünmezler? </span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev; siz onu “Elçibey” olarak bilmeye devam edin, Mısır'da…</strong></span><span><strong> </strong></span></span></div> <div><span><span>Ebulfeyz Elçibey, <strong>Mısır'da</strong> görev yaptığı iki yılı şöyle anlatır;<strong> “</strong>Ben, takip eden süreçte yaklaşık iki yıl (1963-64) Mısır’da tercüman olarak çalıştım. Mısır’da bulunduğum ortam, siyasiler ile ilişkilerim bana çok önemli kazanımlar sağladı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>-Nikita Sergeyeviç Hruşçov- Kruşçev, Cemal Abdunnasir ile Mısır’da…-</span></span></div> <div><span><span><strong>Mısır’da</strong> bu ülkenin devlet adamları ile ilişkilerim oldukça seviyeli idi. Gerek Sovyetler gerek Mısır’ın siyaset adamları beni doğruları konuşan bir insan olarak görüyordular.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Onlar birbirlerini aldattıklarında yanlışlıklarını anlatıyordum, bana bakıp gülüşüyordular. Ben söz konusu olduğunda Nasır’ ı da Kruşçev’i de eleştiriyordum. Siyaset dünyasında böylesine hareket istihza yaratıyordu.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Bir gün Luksor şehrinde Sovyet uzmanlarından bir grup ile Devlet Başkanları Kruşçev’i, Nasır’ı, Irak Devlet Başkanı Arifi, Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun başkanı Alîhanov’u, Cezayir Devlet Başkanı Ahmet Bin Bella’yı ve diğerlerini karşılıyorduk.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>-Kruşçev’i n arkasındaki ayaktaki gözlüklü, sözde Nikita Sergeyeviç Hruşçov- Kruşçev ile tokalaşmayan Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev' yani meşhur Elçibey-</span></span></div> <div><span><span>Herkes konuklarla tokalaşıyordu, ben yalnız iki kişi ile Ahmet Bin Bella ve büyük sanatkârımız Reşit Behbudov ile görüştüm, diğerleri geldiğinde elimi cebime koydum. (Şimdi bu hareketim kendime de garip geliyor) Bu davranışımdan dolayı bir soruşturmada geçirdim."</span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfeyz Elçibey neden Mısır'a gönderildi?</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1962</strong>’de üniversiteden mezun olan <strong>Elçibey</strong> artık iyi derecede Arapça bilmekteydi. <strong>Elçibey</strong>, Arapçayı iyi bildiğinden dolayı <strong>1963</strong>’te o dönem <strong>Sovyetler</strong> ile iyi ilişkileri bulunan <strong>Mısır’a</strong> bir baraj projesi için tercüman olarak gönderildi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ebulfez Elçibey</strong>’in gönderileceği yer olan <strong>Mısır’da</strong> ise yönetimde bulunan kişi <strong>Cemal Abdunnasir</strong> idi. Bu kişinin <strong>Sovyetler</strong>’e yakın bir kimse olduğu biliniyordu ve bu nedenle <strong>Sovyet</strong> rejimi tarafından destek görüyordu.</span></span></div> <div><span><span>1963 yılında <strong>Ruslar, Mısır</strong>’da bulunan <strong>Asvan Barajı</strong>’nı inşa ederlerken, dil konusunda yardımcı olunması amacı ile <strong>Arapça</strong> bilen uzmanları <strong>Mısır’da</strong> görevlendirdi. Görevlendirilenler arasında <strong>Elçibey</strong> ve yakın arkadaşları da bulunmaktaydı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Elçibey Mısır'a gittiğinde Mısır'da MI6’nın ve CIA’nın faaliyetleri…</strong></span></span></div> <div><span><span>Mısır Cumhurbaşkanı <strong>Cemal Abdünnâsır</strong>’ın <strong>İngiltere</strong> ile imzaladığı antlaşmaya, <strong>Müslüman Kardeşler Örgütü</strong>, anlaşmanın İngiliz menfaatlerini koruduğu ve <strong>İngiliz</strong> işgaline zemin hazırladığı gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Bu nedenle <strong>Müslüman Kardeşler</strong> ülke genelinde yasadışı ilan edilmiş, mensupları tutuklanmış, lider kadroları asılmıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Nasır</strong>, İngiliz karşıtlığını, “<strong>Bağlantısızlar Hareketi</strong>”ne katılarak taçlandırmakla yetinmedi. Diğer taraftan <strong>Sovyetler Birliği</strong> ile ticari ilişkilerini geliştirdi. Hatta <strong>ABD</strong> ile gözlerden ırak dirsek temasında bulundu. </span></span></div> <div><span><span>Aslında bu garipsenecek bir şey değildi. <strong>Mısır Muhaberatı</strong>'nın (gizli servisi) varlığının temel felsefesi, Mısır vicdanında yer etmiş <strong>Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı</strong> “<strong>CIA</strong>” ile paralellik gösteriyordu. </span></span></div> <div><span><span>Çünkü <strong>Hür Subaylar</strong>'ın, <strong>Cemal Abdül Nasır</strong> ve arkadaşlarının 1952 devrimi öncesinden itibaren <strong>ABD</strong> ve <strong>CIA</strong> ile irtibatları vardı. <strong>Mısır Muhaberatı, CIA</strong> yetkililerinin yardımları ile kurulmuştu.</span></span></div> <div><span><span> Ancak <strong>Cemal Abdunnasir</strong>'ın atladığı küçük bir ayrıntı vardı, <strong>İngilizler, CIA</strong> içine yerleştirdikleri <strong>MI6</strong> ajanları vasıtası ile <strong>Mısır</strong>’da istedikleri istihbaratı topluyor, analiz ediyor, işliyordu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Elçibey, CIA radarına nasıl takıldı?</strong></span></span></div> <div><span><span>Önce size <strong>Enver Altaylı</strong>'nın patronu, Özbek asıllı <strong>CIA</strong> Casusu <strong>Ruzi Nazar</strong>'ın sözde <strong>Hac</strong> farizasında bulunmak için gittiği <strong>Mekke’de,</strong> <strong>Sovyetler</strong>’e karşı <strong>Müslümanları</strong> kışkırtmak amacıyla dağıttığı bildirilerden söz edeyim. </span></span></div> <div><span><span>Yıl <strong>1954</strong>, aylardan Eylül, yerlerden <strong>Mekke</strong>, Hac zamanı. <strong>Sovyetler</strong>’den gelmiş çoğu Türk kökenli <strong>21 hacı adayını </strong>taşıyan otobüse, yine <strong>Türk</strong> kökenli ama <strong>Amerika’dan</strong> gelen iki kişi daha biniyor.</span></span></div> <div><span><span>Biner binmez, “<strong>Siz Müslüman değilsiniz!</strong>” diye bağırmaya başlıyorlar;</span></span></div> <div><span><span>“Siz komünist propagandacılarısınız, Moskova’daki Allahsızların hizmetindesiniz”. </span></span></div> <div><span><span>Daha sonra <strong>Mekke</strong> sokaklarında da <strong>Sovyet Müslümanlarını </strong>tacizi sürdürüyor; hatta çürük domates filan atıyorlar.</span></span></div> <div><span><span>Bu manzarayı,<strong> 27 Eylül 1954</strong> tarihli <strong>Time</strong> dergisinden ayrıntılarıyla “<strong>Münih’te Bir Cami</strong>” kitabında aktaran yazar <strong>Ian Johnson’a</strong> göre, <strong>Suudi Arabistan Kralı Suud</strong>, Amerikalıların tavsiyesiyle durumu şikâyet etmek isteyen <strong>Sovyet</strong> büyükelçisiyle görüşmeyi bile geri çeviriyor.</span></span></div> <div><span><span>Sonradan ortaya çıkıyor ki, bu <strong>CIA’nın</strong> Sovyetlere karşı <strong>Müslümanlar</strong> üzerinden başlattığı ilk açık, organize eylemdir.</span></span></div> <div><span><span><strong>CIA’nin</strong> bu propaganda eylemine katılanların biri <strong>Hamid Raşid</strong>, diğeriyse <strong>Ruzi Nazar</strong>’dır.</span></span></div> <div><span><span>Daha fakülte son sınıfa kadar <strong>Türklüğünün</strong> idrakine eremeyen <strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu</strong>, Mısır'a gidince Türk olduğuna kanaat getirir ve günlük gazete satan 5 çocuğa para verip onlara gazete sattıkları yerde “<strong>Azerbaycan”</strong> diye bağırmalarını, Azerbaycan’ı soranlara ise oranın Ruslar tarafından işgal edilen bir Türk cumhuriyeti olduğunu söylemelerini tembihler. </span></span></div> <div><span><span>Bu eylem size <strong>CIA Casusu Ruzi Nazar</strong>’ın, <strong>Mekke</strong> eyleminden tanıdık geldi mi? Yorum yok, kararı siz verin. </span></span></div> <div><span><span>Eğer doğru ise onun bu hareketinin, <strong>Mısır’da</strong> görev yapan <strong>Sovyet</strong> memurlarını takiple görevli <strong>CIA</strong> ve <strong>MI6</strong> elemanlarının dikkatini çekmemiş olması mümkün mü? Adamlar kim bilir ne sevinmişlerdir?</span></span></div> <div><span><span><strong>Asvan Barajı</strong>’nın yapımına <strong>1960'ta Sovyetler Birliği </strong>tarafından başlanıldığı ve <strong>10 Aralık 1970</strong>'te bitirildiği göz önünde bulundurulursa, <strong>Ebulfeyz</strong> Kadirkuluoğlu'nun Mısır’da iki yıl gibi kısa süre kaldığı ortaya çıkıyor.</span></span></div> <div><span><span></span></span><span><span><strong> </strong></span></span></div> <div><span><span>-Mısır dönüşü çektirdiği resim-</span></span></div> <div><span><span>Muhtemelen <strong>Mısır’da</strong> kaldığı zaman boyunca, yabancı servis ajanları ile kurduğu samimi ilişkiler, <strong>Rus</strong> gizli servisinin dikkatinden kaçmamış olmalı ki, onu geri çekmişler. Ve bir daha asla yurt dışına çıkmasına izin verilmemiş. </span></span></div> <div><span><span>Neden acaba? </span></span></div> <div><span><span><strong>Mısır sonrası Milliyetçilik faaliyetleri tam gaz!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1970</strong>'lerde ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başlar. <strong>1975</strong>'te siyasi faaliyetleri nedeniyle 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılır. </span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>Komünist</strong> rejim, her ne kadar <strong>Allahsız</strong> olsa da insafa gelir. <strong>Elçibey</strong> serbest kaldıktan sonra, <strong>1977</strong>'den itibaren, <strong>Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi</strong>'nde el yazmaları enstitüsünde görev yapar. </span></span></div> <div><span><span><strong>Sovyetler Birliği</strong>’nin dağılma sürecine girmesi ile durum değerlendirmesi yapar ve <strong>1989</strong>'da <strong>Azerbaycan Halk Cephesi</strong>'ni kurar ve başkanı seçilir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Pantürkist, anti-komünist, Rusya karşıtı İngiliz dostu Elçibey...</strong></span></span></div> <div><span><span>Binlerce <strong>Azerbaycan</strong> Türkünün Komünist rejimden kurtulmak için <strong>Bakü</strong> sokaklarında canını verdiği, kanını döktüğü günlerde, İskoç Ramco Energy Başkanı <strong>Steve Remp</strong> isimli bir yabancı, <strong>Azerbaycan Halk Cephesi </strong>lideri <strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu</strong> ile gizli görüşmeler yapıyordu.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>-Steve Remp petrolcü-</span></span></div> <div><span><span>Kendisini "büyük adamlarla" nasıl anlaşma yapacağını bilen "küçük bir adam" olarak tanımlayan <strong>Steve Remp</strong>'ın görüştüğü bir başka isim ise efsanevi petrolcü <strong>Kurban Abbasov</strong> idi.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Steve Remp</strong>, <strong>1989</strong> yılında <strong>Sovyetler Birliği'</strong>nin dağılma sürecinde, 70 yıl sonra <strong>Hazar Denizi</strong> petrol kasabası <strong>Bakü</strong>'yü ziyaret eden <strong>ilk</strong> <strong>Batılı</strong> petrolcüydü. <strong>Sovyetler Birliği'</strong>ne 30'dan fazla seyahat yaptı. Ve bu gezilerin çoğunda <strong>Azerbaycan’a</strong> gitti. </span></span></div> <div><span><span>Orada, <strong>Azeri</strong> ev sahipleri o zamana kadar petrol ile ilgili <strong>Sovyet</strong> devlet sırrı olan her şeyi ifşa ettiler, cömertçe paylaştılar. </span></span></div> <div><span><span><strong>Steve,</strong> 1989'da <strong>Azerbaycan'a</strong> ilk seyahatini yaptığında, orada henüz batılı bir petrol şirketi görünmemişti. Batılı petrol şirketleri arasındaki genel izlenim, <strong>Hazar'ın</strong> tamamen kurumuş olduğu ve <strong>Sovyet</strong> petrol endüstrisinin onu <strong>Tataristan</strong> ve ardından <strong>Sibirya</strong> için aşağı yukarı terk ettiği yönündeydi.</span></span></div> <div><span><span>Daha sonra <strong>Azerbaycan</strong> kamuoyunda İngiliz sempatisini artırmak için <strong>Steve Remp</strong>, <strong>Londra'daki</strong> Hammersmith Hastanesi'nde 11 kritik hastalığı olan <strong>Azerbaycanlı</strong> çocuk için <strong>1991</strong>'de acil tıbbi tedavi başlattı ve ayarladı.</span></span></div> <div><span><span><strong>1989</strong>'da <strong>Ramco Enerji</strong>, petrolle ilgili iş yapma olanaklarını araştırmak için <strong>Azerbaycan'a</strong> giren ilk Batılı petrol şirketi oldu ve diğer şirketlerin izleyeceği yolu açmakla kalmadı, <strong>Batı Konsorsiyumu</strong>'nun oluşmasına yol açtı.</span></span></div> <div><span><span>Steve, <strong>Moskova'da</strong> birkaç yıl önce babası için çalışan <strong>Dimitry</strong> <strong>Stolyarov</strong> ile bağlantı kurdu. Parlak bir dilbilimci olan <strong>Dimitry</strong>'nin İngilizcesi mükemmel olduğu gibi <strong>ilk İngilizce-Rusça, Rusça-İngilizce</strong> petrol sözlüğünü derlediği için <strong>Sovyetler Birliği </strong>coğrafyasında iyi tanınıyordu ve çok saygı görüyordu.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Dimitry, <strong>Steve'i</strong> Bakü doğumlu olduğu için <strong>Azerbaycan'a</strong> gitmeye ikna etti. Steve'e, <strong>Occidental'ın Başkanı</strong> olarak <strong>Moskova Petrol ve Gaz Bakanlığı'</strong>ndan <strong>Hazar'da</strong> arama hakları elde etmeye çalışan <strong>Armand Hammer </strong>tarafından 1970'lerde yazılan bir mektubun bir kopyasını verdi. Steve deneme sırasının kendisinde olduğuna karar verdi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Bakü</strong>'ye vardığında <strong>Azerileri</strong> inanılmaz derecede açık ve misafirperver buldu. Azerbaycanlıların Batı petrol endüstrisi hakkında gerçekten çok az bilgisi vardı. Bağlantıları yoktu. <strong>Steve'e</strong> göre, çoğu şirketin isminin farkında bile değildiler. Batı edebiyatı yoktu, dergi yoktu. Steve, neredeyse 70 yıldır <strong>Azerbaycan'a</strong> giren petrol endüstrisi ile ilgili ilk Batılılar arasında olduğunu fark etti.</span></span></div> <div><span><span><strong>1989</strong>'a gelindiğinde, <strong>Sovyet</strong> sistemindeki çatlaklar ortaya çıkmaya başladı. Steve Remp "Azerbaycan'ın üst düzey petrol yöneticilerinin Moskova'dan geçmek yerine onlara yardım etmemi istemeleri gerçeği, sistemin çökeceğini anlamamı sağladı" diyor. </span></span></div> <div><span><span>O günlerde, en yüksek hükümet düzeylerine erişim sağlamak nispeten kolaydı. O zamanki petrol endüstrisi, o zamandan beri <strong>SOCAR</strong> (Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi) altında birleştirilen <strong>Kaspmorneftigas</strong> (Offshore) ve <strong>Azneft</strong> (Onshore) olmak üzere iki devlet teşkilatına bölünmüştü.</span></span></div> <div><span><span>1990 yılında, “<strong>Azerbaycan'ın Offshore Petrol Geliştirme'nin Babası</strong>” olarak tanınan <strong>Kaspmorneftigas'ın</strong> Genel Müdürü <strong>Gorban Abbasov</strong>, Azerbaycan'ın tek başına başarılı olamayacağını, Batı'nın gelişmesine ve teknolojisine ihtiyaç duyduklarını anlamaya başladı.</span></span></div> <div><span><span>Ekipmanlar çok eski ve yıpranmıştı ve yatırım eksikliğinden kaynaklanan ciddi ekolojik sorunlar vardı. O zaman <strong>Abbasov</strong>, <strong>Ramco</strong>'yu Kaspmorneftigas için "<strong>Batı'daki gözler ve kulaklar</strong>" olarak belirleyen ve gelecekteki açık deniz gelişmeleri için ortaklar bulma görevi kapsamında bir anlaşma imzaladı. Esasen <strong>Abbasov</strong>, <strong>Petrol Konsorsiyumu</strong> ile yakın zamanda imzalanan sözleşmenin yaratıcısıydı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Azerbaycan Halk Cephesi </strong>lideri, <strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev</strong> namı diğer <strong>Elçibey</strong>'in bu anlaşma sürecinde pozisyonunu merak ediyorsunuz değil mi? Müteveffa <strong>Elçibey</strong>, bu işbirliğinin siyasi ayağından sorumlu idi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Elçibey Cumhurbaşkanı ve ilk yabancı ziyaretçisi İngiltere Başbakanı Demir Leydi…</strong></span></span></div> <div><span><span>Elçibey’in dış politikası Batılı seküler yönelimi (Margaret Thatcher ve doksanların Türkiye’si ile iyi ilişkiler kurmak) ile öne çıkıyordu. Buna paralel olarak içeride de Azerbaycan’ı birleştirmeyi yani İran Azerbaycanı’nı mevcut Azerbaycan topraklarına katmayı amaçlayan bir ulusal projeyi benimsiyordu.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>-Eylül 1992, Margaret Thatcher ve Elçibey, Bakü Gülistan sarayında. Bu fotoğrafı arayın bulamazsınız-</strong></span></span></div> <div><span><span>Diğer taraftan, daha <strong>1980</strong>‘li yıllarda <strong>Başbakan Margaret Thatcher,</strong> İngiliz petrol şirketlerini <strong>Sovyetler‘e</strong> yatırım yapmaya teşvik, etmekteydi. <strong>Elçibey</strong> ve <strong>Demir Leydi</strong>’yi aynı çizgide buluşturmayı başaran ne olmuştu? </span></span></div> <div><span><span>“<strong>BP”</strong> Arama Şefi John Browne‘nin çalışma grubu zaten <strong>Gorbaçov</strong> yönetimindeki <strong>SSCB</strong> bölgesinde fırsat kollamaktaydı. </span></span></div> <div><span><span><strong>1989</strong>‘da başka bir <strong>İngiliz</strong> petrol şirketi olan <strong>Ramco</strong>‘nun temsilcisi <strong>Steve Remp</strong>‘in henüz <strong>SSCB‘nin</strong> bir parçası olan <strong>Azerbaycan‘a</strong> ziyareti de bu kapsamda önem taşımaktadır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Azerbaycan</strong> yönetiminin petrolünü <strong>Batı‘ya</strong> ulaştırma çabaları ile <strong>İngiliz</strong> petrol şirketlerinin <strong>Hazar</strong> enerji kaynaklarına yatırım yapma arayışları, <strong>7-8 Eylül 1992</strong>‘de <strong>Cumhurbaşkanı Elçibey</strong>‘in özel davetlisi olarak <strong>Bakü‘ye</strong> gelen <strong>Barones</strong> <strong>Thatcher'in</strong> ziyareti ile resmi bir nitelik kazandı.. </span></span></div> <div><span><span><strong>Bakü'ye</strong> yaptığı gezi sırasında <strong>Barones Thatcher, Azerbaycan Cumhuriyeti</strong> hükümeti, <strong>BP</strong> ve <strong>Norveçli Statoil </strong>şirketi arasında <strong>Çırak</strong> petrol sahası ve <strong>Şah Deniz </strong>doğalgaz sahasındaki keşif çalışmalarına ilişkin ön anlaşmanın imza törenine katıldı. <strong>BP</strong> adına anlaşmayı Arama Şefi John Browne imzaladı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Eylül 1992</strong>'de dönemin İngiltere Başbakanı “<strong>Demir Leydi</strong>” lâkaplı <strong>Margaret Thatcher</strong> soluğu <strong>Bakü</strong>'de aldı. <strong>Bakü'de</strong> Gülistan Sarayı'nda Steve Remp'ten sonra İngiltere Başbakanı <strong>Margaret Thatcher</strong> da petrol tavizi ile ağırlandı karşılığında <strong>Margaret Thatcher</strong>, böyyük Türkçü, “<strong>Men Atatürk’ün</strong> <strong>Esgeriyem</strong>” diyen Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev yani Elçibey, "<strong>en büyük demokrat</strong>” olarak ilan edildi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Demir Leydi</strong>, Eylül 1992'de ülkenin Cumhurbaşkanı Abulfaz Elçibey'in daveti üzerine <strong>Bakü'yü</strong> ziyaret etti. Bu beklenmedik ve semptomatik yani sözde <strong>Azerbaycan</strong> yararına bir olaydı.</span></span></div> <div><span><span><strong>SSCB'nin</strong> dağılmasının üzerinden yalnızca bir buçuk yıl geçmişti ve bağımsız <strong>Azerbaycan</strong>, <strong>Sovyetler Birliği'</strong>nin en kötü düşmanlarından biri olarak kabul edilen bir devlet insanını kabul etmişti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Lady Thatcher,</strong> Parlamento Başkanı <strong>Isa Gambar</strong>'ın başkanlık ettiği <strong>PFA</strong> hükümeti tarafından karşılandı.</span></span></div> <div><span><span>Ziyareti, <strong>BP</strong> sponsorluğundaki bir iş forumuna denk gelecek şekilde zamanlandı ve <strong>Başbakan Thatcher</strong>, Bilimler Akademisi Başkanlığı binasında forumda konuştu. Konuşması, <strong>“Batı'nın Azerbaycan'a verdiği önem ve petrolün uluslararası siyasetteki rolü</strong>”nü içeriyordu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Thatcher'ın</strong> bağımsız <strong>Azerbaycan'da</strong> ve Halk Cephesi hükümetinin daveti üzerine yaptığı konuşma, gelecekteki petrol sözleşmelerinin imzalanması için önemli bir adım, bir atılım olarak algılandı.</span></span></div> <div><span><span>İleriye bakıldığında, abartmadan, <strong>Elçibey</strong> hükümeti altında, "<strong>yüzyılın sözleşmesi</strong>”nin iki yılda imzalanmasını mümkün kılan kararlı adımların atıldığı söylenebilir.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Gülistan Sarayı</strong>'ndaki resepsiyonda, <strong>Cumhurbaşkanı Elçibey’in,</strong> <strong>Thatcher</strong> ile ilk görüşmesi gerçekleşti. "<strong>Demir Leydi</strong>"nin kendisinin, genellikle ölçülü ve katı olması, eski <strong>SSCB'deki</strong> komünist olmayan ilk liderle ilgi ve sempati içinde iletişim kurması dikkat çekiciydi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Demir Leydi </strong>lâkaplı <strong>Margaret Thatcher</strong> sonraki yıllarda sık sık <strong>Elçi bey'</strong>i aradı, ona karşı olan sıcak bir tavrını saklamadı. Hatta <strong>Thatcher'ın</strong> bu tutumu, <strong>Elchibey'in</strong> yerine <strong>Azerbaycan</strong> <strong>Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı </strong>olan <strong>Haydar Aliyev‘</strong>in hiç de hoşuna gitmedi ve bunu belli etmekten kaçınmadı. </span></span></div> <div><span><span>Her neyse; “bir dirhem bir çekirdek, gelinlik genç kızlar gibi” <strong>Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev</strong> yani <strong>Elçibey’in</strong> yanında endam eyleyen <strong>Thatcher</strong>, Cumhurbaşkanı Elçibey'in <strong>Azerbaycan'ı</strong> ziyaret etme davetinden dolayı minnettar olduğunu vurguladı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Elçibey’i,</strong> <strong>Londra’da</strong> konuk etmekten onur ve mutluluk duyacağını söyledi. Ancak <strong>Elchibey'in</strong> Londra'yı ziyaret etme şansı hiç olmadı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Haziran 1993</strong>'te, sözleşmenin imzalanmasından birkaç hafta önce, petrol sözleşmelerinin sonuçlanmasıyla ilgili birçok çalışma, askeri bir darbeyle engellendi. </span></span></div> <div><span><span>İşte o askeri darbenin Cihanşümul Kadim Türk Devleti tarafından yapıldığını, neden yapıldığını, “böyyük Türkçü Elçibey”in marifetlerini sizinle daha önce paylaşmıştım. </span></span></div> <div><span><span><strong>İlgilisine not:</strong></span></span></div> <div><span><span>Hakk'ın hatırı halkın hatırından evladır. Kalemim kırılır ama eğilmez. Nâmık Kemal’in Hürriyet Kasîdesi’nde terennüm ettiği gibi;</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin. Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetden.”</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Gerisi lafı güzaf… </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin: <strong>@oc32oc39 , @dikgazete</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>https://www.dikgazete.com/ey-turk-milliyetcileri-karar-verin-ebulfeyz-elcibey-mi-haydar-aliyev-mi-makale,3054.html</strong></span></span></div> <div><span><span>https://elcibey.wordpress.com/</span></span></div> <div><span><span>https://www.google.com/amp/s/tarihteniz.wordpress.com/2019/02/24/azerbaycani-milli-bagimsizliga-ve-kimlige-kavusturan-mucadeleci-bir-lider-ebulfez-ali-elcibey1938-2000/amp/</span></span></div> <div><span><span>Doç. Dr. Ahmet Kömürcü, Azerbaycan’da Arap Dili Alanında Yapılan Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri (1953-2010) Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, cilt 13, sayı 2, 2011</span></span></div> <div><span><span>https://www.indyturk.com/node/190716/t%C3%BCrkiyeden-sesler/ortado%C4%9Fu-notlar%C4%B1-20-m%C4%B1s%C4%B1r-ve-cemal-abd%C3%BCnnas%C4%B1r-2</span></span></div> <div><span><span>https://www.aljazeera.com.tr/gorus/arap-baharinda-istihbaratin-rolu</span></span></div> <div><span><span>https://books.google.com.tr/books?id=6dlgDwAAQBAJ&pg=PA257&lpg=PA257&dq=Steve+Remp+kimdir&source=bl&ots=DrC2hu5jEe&sig=ACfU3U3HRgo0kxdRJH6NillB_wge2dXl6Q&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwjA85nW17rtAhVDlYsKHZ28A9YQ6AEwEXoECBUQAQ#v=onepage&q=Steve%20Remp%20kimdir&f=false</span></span></div> <div><span><span>https://www.rechargenews.com/wind/steve-remp-the-wind-power-man-with-oil-in-his-veins/1-1-843563</span></span></div> <div><span><span>https://www.azer.com/aiweb/categories/magazine/24_folder/24_articles/24_remp.html</span></span></div> <div><span><span>https://www.google.com/amp/s/www.cnnturk.com/amp/yasam/diger/ruzi-nazar-siradan-bir-casus-degildi-sirlariyla-oldu</span></span></div> <div><span><span>https://turkish.aawsat.com/home/article/2562216/nedim-kutey%C5%9F/i%CC%87ran-ve-t%C3%BCrkiye-siyasal-i%CC%87slam-krizde</span></span></div> <div><span><span>Sabit Bagirov, Azerbaijan’s strategic choice in the Caspian region, www.sipri.org</span></span></div> <div><span><span>https://ultra-ramazan.tr.gg/Azerbaycan-h-da-Demokrasinin-Durumu.htm</span></span></div> <div><span><span>Ulviyye Aydın, Türkiye–Azerbaycan İlişkilerinin Son On Yılı (2006-2016):Kardeşlikten Stratejik İşbirliğine Uzanan Yol,</span></span></div> <div><span><span>https://www.researchgate.net/publication/331323816_TURKIYE_-_AZERBAYCAN_ILISKILERININ_SON_ON_YILI_2006-2016_KARDESLIKTEN_STRATEJIK_ISBIRLIGINE_UZANAN_YOL</span></span></div> <div><span><span>https://www.turantoday.com/2013/04/elchibey-thatcher.html</span></span></div> <div><span><span>Kenan Biliz, Kıskaçtaki ülke “Azerbaycan” Batı’ya hayır demeye çalışıyorlar, https://yorgunturk.blogspot.com/2012/02/?m=1</span></span></div> <div><span><span>https://www.google.com/amp/s/www.hurriyet.com.tr/amp/gundem/baku-nun-patriot-u-oldu-39176816</span></span></div> <div><span><span>https://www.altayli.net/turkluge-ve-bagimsizliga-adanmis-bir-omur-ebulfez-elcibey.html</span></span></div> <div><span><span>https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ebulfez-elcibey-dogumunun-82-yilinda-aniliyor/1887933</span></span></div> <div><span><span>https://www.google.com/amp/s/www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112.amp</span></span></div> <div><span><span>https://www.turkocaklari.org.tr/iz-birakanlar/turklugun-unutulmaz-askeri-ebulfez-elcibey-3551</span></span></div> <div><span><span>https://www.google.com/amp/s/www.ciddigazete.com/amp/gundem/vefatinin-19-yilinda-elcibey-h16351.html</span></span></div> <div><span><span>https://www.google.com/amp/s/www.savunmatr.com/amp/ozel-haber/azadlik-a-adanmis-cesur-bir-omur-ebulfez-elcibey-h2046.html</span></span></div>