<h3><span><strong>DEVLET AKLI GALİP GELDİ!</strong></span></h3> <div>Kırk seneden fazladır <strong>Türkiye’nin</strong> başına bela olan ve emperyalistler tarafından beslenen <strong>PKK</strong> terör örgütü, artık stratejilerinin ve planlarının uygulanamayacağını ve silahlı mücadeleyi sürdüremeyeceklerini anladı. Bunun için <strong>Türk</strong> devletinin kendilerine tanıdığı hakkı kullanmak adına teröristbaşı <strong>Abdullah</strong> <strong>Öcalan,</strong> örgütüne <strong>yönelik “Silah bırakın, PKK’yı lağvedin</strong>” demek zorunda kaldı.</div> <div><strong>Öcalan</strong>, “<strong>silah</strong> <strong>bırakın”</strong> dese de demese de <strong>PKK’nın</strong> <strong>Türkiye’ye</strong> rağmen bölgede örgütün yaşamasının imkânsız bir duruma geldiğini, bırakın bölgeyi iyi tanıyan uzmanlar artık sağır sultanlar bile görüyor. <strong>PKK</strong> elebaşının bu gerçeği gördüğü için örgütüne “<strong>silah</strong> <strong>bırakın”</strong> demekten başka şansı yoktu ve bunu kullandı.</div> <div><strong>MHP</strong> <strong>Lideri</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Bahçeli’nin</strong> “<strong>Teröristbaşı PKK’ya silah bırakın çağrısı yapsın</strong>” demesiyle başlayan süreç, istenen noktaya geldi ve sonunda <strong>PKK</strong>, <strong>Kandil</strong>, <strong>DEM</strong> ve <strong>Edirne</strong> arasında mekik dokuyan arabulucu heyet tarafından teröristbaşı <strong>Öcalan’ın</strong> <strong>PKK’ya</strong> “<strong>silah</strong> <strong>bırakın</strong>” çağrısı ile farklı bir boyuta evrildi. Kuşkusuz <strong>40</strong> <strong>yıldır</strong> süren çatışmalar ve şiddet sonrasında gelinen bu nokta, <strong>Türkiye’nin</strong> terörle mücadele bağlamında <strong>terörsüz</strong> <strong>Türkiye</strong> dediğimiz yeni bir döneme girmesine de sebep olacaktır.</div> <div><strong>Öcalan’ın</strong> <strong>PKK’ya</strong> yönelik “<strong>silah bırakın”</strong> çağrısı, ülkemizde ve dünyada büyük yankı uyandırdı. Bazı çevreler, bunun ülkeye ve bölgeye <strong>barış</strong> getireceğine inanmasına rağmen özellikle <strong>kandan</strong> <strong>beslenen</strong> bazı <strong>iç</strong> ve <strong>dış</strong> <strong>mihraklar</strong>, bu <strong>barışın</strong> olmaması için ellerinden geleni yapacaklarını açıkladılar.</div> <div><strong>Türk</strong> <strong>devleti</strong> son yıllarda bölgede aktif rol oynayarak dengelerin <strong>Türkiye</strong> lehine kurulmasında önemli roller üstlendi. Bu da <strong>Türkiye’ye</strong> uluslararası arenalarda haklı olarak büyük bir saygınlık kazanmasını netice verdi. <strong>Devlet</strong> <strong>aklının</strong> işlemesiyle gelinen böyle bir sonucun ülkeye barış̧ getireceğine inananlar teröristbaşı <strong>Öcalan’ın</strong> barıştan başka alternatifi olmadığını da iyi bilmektedirler.</div> <div><strong>Öcalan’ın</strong> <strong>PKK’ya</strong> silah bırakma çağrısının, bazı <strong>milliyetçi</strong> kesilmelerde temkinli ve güvensiz bir karşılık bulmasının en önemli sebeplerinin başında stratejilerini <strong>kandan</strong> <strong>geçinme</strong> üzerine bina etmeleridir. <strong>Barış</strong> ihtimalinin, dengelerini ve planlarını bozma korkuları onları ister istemez <strong>endişeye</strong> sevk etmiştir. Geçmişte yaşanan bazı girişimlerin başarısız olmasının da bu endişede elbette payı vardır. Ancak görünürde <strong>haklı</strong> gibi duran bu yaklaşım, meseleyi <strong>çözümsüzlüğe</strong> itmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü bir şeyin <strong>başarısız</strong> olması diğer girişimin de <strong>başarısız</strong> olmasını netice vermez.</div> <div><strong>Öcalan’ın</strong> “<strong>silah</strong> <strong>bırakın</strong>” çağrısı, kırk senedir <strong>terörden</strong> en çok zarar gören <strong>Kürt</strong> <strong>halkı</strong> ve <strong>Kürt</strong> <strong>siyasi</strong> <strong>hareketi</strong> için de büyük önem taşımaktadır. <strong>Öcalan’ın</strong> çağrıları sonucunda silahlı mücadelenin tamamen sona ermesi, istenen bazı haklarının verilmesi anlamına geldiği gibi bölgeye <strong>yatırımların</strong> artmasına da sebep olacaktır.</div> <div><strong>Barış̧</strong> ve <strong>diyalog</strong> yönündeki bu tür çağrılar, genellikle toplumsal huzur ve barışın sağlanması acısından olumlu bir girişimdir. <strong>Şiddet</strong> ve <strong>çatışma</strong> ortamının uzun vadede toplumsal barışı ve insan haklarını tehdit ettiği pek çok örnekle gösterilmiştir. Bu alanda önemli olan, yapılan çağrıların gerçekten pratikte uygulanabilir olması ve toplumsal adaletin sağlanması için somut adımların atılmasıdır. Bu süreçte <strong>Türk</strong> <strong>devletine</strong> de büyük görevler düşmektedir. Bütün tarafların <strong>güvenlik</strong> <strong>endişeleri</strong>, <strong>hakları</strong> ve <strong>adalet</strong> <strong>talepleri</strong> dikkate alınmalı ve bu süreç̧, sürekli bir <strong>diyalog</strong> ve <strong>müzakere</strong> ile ilerletilmelidir.</div> <div><strong>Abdullah</strong> <strong>Öcalan’ın</strong> <strong>PKK’nın</strong> silah bırakması yönündeki çağrısı, özellikle <strong>Kandil</strong> ve <strong>PKK’nın</strong> merkezi güçleri üzerinde önemli bir etki meydana getirecektir. <strong>Uluslararası</strong> güç odaklarının <strong>taşeron</strong> olarak kullandığı bir örgütün <strong>tasfiyesi</strong> elbette kolay olmayacaktır. <strong>Tasfiye</strong> sürecinin hızlı gitmesinin, bölgede etkili olan bazı <strong>güç</strong> <strong>odakları</strong> ve <strong>faktörlere</strong> bağlı olduğu da akıldan çıkarılmamalıdır.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> lideri olarak <strong>Öcalan</strong>, kuruluşundan beri örgüt içinde önemli bir figürdür ve onun çağrıları, bazı durumlarda örgüt üzerindeki otoritesine dayalı olarak dikkate alınmaktadır. Ancak, <strong>Öcalan’ın</strong> uzun yıllardır cezaevinde olması ister istemez <strong>Kandil’deki</strong> <strong>PKK</strong> yöneticileri ve örgüt içindeki farklı kliklerin de <strong>Öcalan’ın</strong> çağrılarının kabul edilip edilmeyeceğini etkileyecektir. Bunun ne derece etki edeceğini gelecek günlerde hep birlikte göreceğiz.</div> <div>Son yıllarda, örgüt üzerinde <strong>PKK’nın</strong> <strong>Kandil’deki</strong> yöneticilerinin ve özellikle <strong>Avrupa</strong> yapılanmalarının daha fazla söz sahibi olduğu gerçeği de asla unutulmamalıdır. <strong>Öcalan’ın</strong> liderliği hala güçlü̈ gibi görünse de, <strong>PKK’nın</strong> özellikle <strong>Kandil</strong> ve <strong>Irak’taki</strong> yapılanmaları, onun söylediklerini her zaman doğrudan kabul etmeme sonucunu doğurur. Bunun için teröristbaşı <strong>Öcalan’ın</strong> silah bırakma çağrısının <strong>Kandil</strong> ve <strong>PKK</strong> üzerindeki etkisi, yaşanacak hadiselere göre değişiklikler gösterebilir. <strong>Öcalan</strong>, yıllarca <strong>PKK’nın</strong> ideolojik lideri olmuş̧ olsa da <strong>Öcalan’a</strong> duyulan güven ve saygı Kandil ve örgüt içindeki bazı kişiler tarafından zedelenmiş̧ olabilir. <strong>Öcalan’ın</strong> çağrılarının kabul edilmesi için, onun hala lider olarak kabul edilmesi ve sözlerinin geçerliliği önemlidir.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> içinde zamanla farklı ideolojik ve stratejik yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. <strong>Kandil’deki</strong> bazı isimler, savaşçı kimliklerini ve <strong>silahlı</strong> <strong>mücadelenin</strong> sürdürülmesini savunabilirken, diğerleri <strong>barışçıl</strong> <strong>çözüm</strong> ve <strong>silah</strong> <strong>bırakma</strong> çağrılarını daha fazla destekleyebilir. Bu nedenle, <strong>Öcalan’ın</strong> çağrısının ne kadar güçlü̈ olacağı, bu kişilerin tavrına bağlıdır.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> silah bırakma yönünde bir karar alması, <strong>Türk</strong> <strong>devleti</strong> ve <strong>hükûmetin</strong> verdiği cevaplarıyla da doğrudan ilişkilidir. <strong>Öcalan’ın</strong> çağrısı, eğer hükûmetten ciddi bir politik ve sosyal çözüm süreci cevabı alırsa, bu durum <strong>Kandil’deki</strong> yöneticiler ve <strong>PKK</strong> üyeleri üzerinde de olumlu bir etki oluşturabilir.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> silah bırakma kararına, toplumdaki barış̧ talebi, <strong>Kürt</strong> siyasi hareketinin ve yerel halkın görüşleri de etki edebilir. Eğer <strong>halk</strong> ve <strong>siyasetteki</strong> güçlü̈ aktörler, <strong>barışçıl</strong> <strong>bir</strong> <strong>çözüm</strong> için ısrarcı olurlarsa, bu durum <strong>Kandil</strong> ve <strong>PKK</strong> üzerindeki baskıyı artırabilir.</div> <div><strong>PKK</strong>, sadece <strong>Türkiye’de</strong> faaliyet gösteren bir örgüt değildir. <strong>PKK,</strong> değişik isimler altında da olsa; <strong>Irak’ın</strong> kuzeyindeki <strong>Kandil</strong> <strong>Dağı</strong> ve <strong>Suriye</strong> gibi bölgelerde de faaliyet göstermektedir. <strong>Öcalan’ın</strong> çağrısı, yalnızca <strong>Türkiye</strong> içindeki <strong>PKK</strong> militanları üzerinde değil, aynı zamanda <strong>Suriye’deki</strong> <strong>YPG</strong> gibi <strong>PKK’nın</strong> uzantıları üzerinde de etkili olabilir. Ancak, bu uluslararası düzeydeki jeopolitik ilişkiler ve bölgesel güç̧ dengeleri de önemli bir faktör olacaktır.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> kendini lağvetmesi (yani faaliyetlerine son vermesi ve silah bırakması) oldukça karmaşık ve çok sayıda iç̧ ve dış̧ faktöre bağlı bir durumdur. <strong>PKK’nın</strong> silahlı mücadeleyi sona erdirme kararı, örgütün ideolojik durusuna, kendi içindeki dinamiklere, bölgesel güç̧ ilişkilerine ve <strong>Türkiye’nin</strong> tutumuna göre şekillenecektir. <strong>PKK’nın</strong> kendini lağvetmesinin önünde birçok zorlukların var olduğu üstü örtülemez bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> mevcut olarak yurt dışında pek çok lideri ve silahlı elemanı bulunmaktadır. Bunların silah bırakmaları düzenlerinin bozulması anlamına gelir ki bunun kabul edilmesi oldukça zor görünmektedir.</div> <div><strong>PKK</strong> içindeki liderlik kavgalarını da buna eklerseniz silah bırakma süreci hiçte kolay olmayacaktır.</div> <div><strong>PKK</strong> ve türevlerinin uluslararası güçler tarafından desteklenmesi ve jeopolitik çıkarları doğrultusunda kullanmaları da silah bırakmanın önündeki en önemli engellerden biri olarak durmaktadır.</div> <div><strong>Türkiye’nin</strong> terörle mücadele politikasının bundan sonra alacağı tavırda <strong>PKK’nın</strong> <strong>silahsızlanma</strong> çağrılarına cevap verip vermeyeceğine etki edecektir. <strong>Öcalan’ın</strong> “<strong>PKK silah bırakıp kendini lağvetsin</strong>” çağrılarına ne şekilde karşılık verileceği önemlidir. Sürecin sağlıklı işlemesi için <strong>Türkiye’nin</strong> bu çağrı karşısında bazı toplumsal ve politik adımlar atması gerekebilir. <strong>Güvenlik</strong> politikalarının sertleşmesi ise <strong>PKK’nın</strong> bu sureci reddetmesine sebep olabilir.</div> <div>Bu noktada Sayın <strong>Cumhurbaşkanının</strong> sürece yönelik provokasyonlara karşı uyarıda bulunurken yaptığı konuşma, <strong>Türkiye’nin</strong> barışın gelmesi hususunda samimiyetini ortaya koymaktadır:</div> <div><strong>“Sayın Devlet Bahçeli’nin cesur inisiyatifiyle başlayan bizim kararlı tutumumuzla ilerletilen terörsüz Türkiye çabaları ile dün itibariyle artık yeni bir safhaya geçilmiştir. Bu millet, süreci çıkmaza sokan hiç kimseyi affetmeyecektir.”</strong></div> <div><strong>DEM</strong> eş başkanı <strong>Tuncay</strong> <strong>Bakırhan’ın</strong> açıklaması da bu sürecin sağlıklı yürüyeceğine yönelik ipuçları taşımaktadır:</div> <div>“<strong>Sayın Bahçeli, tam da bu çağrının ardından rolünü oynayabileceğini belirtti. Canlı yayından sonra Bahçeli, beni aradı, tebrik etti ve ‘Rahat olun, bu ülkeyi birlikte demokratikleşeceğiz’ dedi. Demokrasi için ne gerekiyorsa, elimizden geleni yapacağız. Ben durduğum yerdeyim, demokrasi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım dedi.”</strong></div> <h3><strong>ÖCALAN’IN AÇIKLAMASI…</strong></h3> <div><strong>Öcalan’ın açıklamalarında da artık bağımsız bir Kürt devletinin imkansızlığı ortaya konmuş ve barışa giden geniş alanlar çizildiği görülmüştür:</strong></div> <div>“Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır. </div> <div>Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyoekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür. </div> <div>Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur, olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir. </div> <div>Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu iradeyle, diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum. </div> <div>Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”</div> <div>Bazıları bunu imkânsız gibi görse de yapılan girişimler, açıklamalar ve <strong>Öcalan’ın</strong> açıklaması ile gelinen noktada <strong>PKK’nın</strong> kendini lağvetmesi, pratikte ve teoride mümkündür, ancak bunun gerçekleşmesi için birçok girişim gerekmektedir.</div> <div><strong>PKK’nın</strong> kendini lağvetmesi, sadece silah bırakmakla bitmez. <strong>PKK’nın</strong> silahlı mücadelesini tamamen sona erdirip, politik bir hareket haline dönüşmesi de gerekir. Her ne kadar <strong>DEM Parti,</strong> <strong>PKK’nın</strong> siyasi partisi olarak varlığını sürdürse de siyasallaşma sürecince bunun açık biçimde ifade edilmesi veya başka bir parti kurmaları gerekebilir.</div> <div>Bazı kendini milliyetçi sayan kesimlerin bu barış girişimine karşı çıkmaları ise tam anlamıyla kandan beslendiklerinin bir göstergesi oldu. <strong>Kan</strong> durursa varlıklarını kaybetme korkuları, onları ülkenin lehine olabilecek her türlü girişime karşı çıkmaya itmektedir. Mesela <strong>Öcalan,</strong> <strong>PKK’ya</strong> “<strong>silah</strong> <strong>bırakın</strong>” çağrısı yaparken <strong>İp</strong> ve <strong>Zafer</strong> gibi partilerin “<strong>Biz sürece engel olacağız!..</strong>” şeklindeki açıklamalarını, kandan beslenmekten başka sebebe bağlamak mümkün görünmemektedir.</div> <div><strong>Engel</strong> olacaklarmış?</div> <div><strong>Ne</strong> yapacaksınız?</div> <div><strong>PKK</strong> silah bırakırsa siz zorla <strong>silahları</strong> ellerine verip, yeniden <strong>Kandil’e</strong> mi yollayacaksınız?</div> <div>Bu hususta uykularının kaçtıklarını ifade etmektedirler. <strong>Türk</strong> <strong>milleti,</strong> olarak sizin uykularınız kaçsa da <strong>devlet</strong> <strong>aklı,</strong> galip gelecek ve kırk senedir <strong>emperyalistlerce</strong> beslenen <strong>terör</strong> bitecek ve <strong>terörsüz</strong> <strong>bir</strong> <strong>Türkiye,</strong> bölgenin lideri olacaktır.</div> <div>Netice olarak diyorum ki; <strong>İmralı’daki</strong> teröristbaşından “<strong>PKK silahları bırakıp kendini lağvetsin</strong>” açıklaması gelmesi, <strong>tarihi</strong> bir olaydır. Bu durum, <strong>köklü</strong> <strong>devlet</strong> <strong>aklının</strong> ve <strong>Devlet</strong> <strong>Bahçeli’nin</strong> stratejik düşüncesinin bir yansımasıdır. <strong>Türk</strong> <strong>milleti</strong> ve <strong>tarih,</strong> terörü bitirecek olan sürece katkıda bulunanları övgüyle anacaktır. Bu gerçeği anlamadan <strong>karşı</strong> <strong>çıkanlar</strong> ve <strong>provokatörler</strong> ise <strong>tarihin</strong> <strong>çöplüğünde</strong> yerini alacaklardır.</div> <div><strong>Türk</strong> <strong>devletine</strong> düşen şey, hiçbir <strong>olumsuzluğa</strong> kulak asmadan ele geçen bu <strong>tarihi</strong> <strong>fırsatı,</strong> milletimizin lehine kullanarak <strong>terörsüz</strong> bir <strong>Türkiye</strong> oluşturmayı başarmak için elinden geleni yapmasıdır. <strong>Türk</strong> <strong>milleti</strong> ve terörden en çok zarar gören <strong>Kürt</strong> <strong>vatandaşlarımız</strong> artık <strong>barış</strong> istemektedir. <strong>Barışın</strong> gelmesi için herkes elini taşın atına koymalıdır. Bu hususta elini taşın altına koyan başta <strong>Cumhurbaşkanı</strong> olmak üzere <strong>Devlet</strong> <strong>Bahçeli’ye</strong> ve sürece katkı sağlayan herkese teşekkür etmek hepimizin vazifesidir.</div> <div>Onun için diyoruz ki:</div> <div><strong>YAŞASIN</strong> <strong>BARIŞ</strong>.</div> <div><strong>YAŞASIN</strong> <strong>TÜRK</strong> <strong>MİLLETİ</strong>.</div> <div><strong>TEŞEKKÜRLER BAHÇELİ, ERDOĞAN VE CUMHUR İTTİFAKI VE SÜRECE KATKI SAĞLAYAN HERKES.</strong></div> <div><strong>KAHROLSUN KANDAN BESLENENLER VE BARIŞ İSTEMEYENLER.</strong></div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>