<h3><span><strong>Biraz dur!</strong></span></h3> <div><strong>- Yüreğini daracık alanda bırakıp çok şey başarmışım sayma.</strong></div> <div>Bunu <strong>birine</strong> değil, <strong>kendime</strong> söylüyorum bazen.</div> <div>Koşarken, yetişirken, hallederken…</div> <div><strong>Kalbimin</strong> bir köşede küçülüp büzüldüğünü fark ettiğimde.</div> <div>İnsan, <strong>kaç işi</strong> bitirirse bitirsin, <strong>içinde</strong> <strong>çözülememiş</strong> bir duygu varsa hiçbir şey <strong>tamamlanmış</strong> sayılmıyor.</div> <div>Peki neden bu kadar <strong>acele</strong> ediyoruz?</div> <div>Bir <strong>his</strong> içimize düştüğünde neden hemen ondan <strong>kurtulmak</strong> istiyoruz?</div> <div>Neden kederi, kırgınlığı, yalnızlığı bir <strong>arıza</strong> gibi görüyoruz da onların <strong>içinde</strong> <strong>saklı</strong> olanı <strong>duymaya</strong> cesaret edemiyoruz?</div> <div>Beklemek kolay değil.</div> <div>Bir duygunun içinde kalmak, onu dağıtmadan, bastırmadan, süsleyip <strong>başka</strong> <strong>bir</strong> <strong>şeye</strong> çevirmeden sadece <strong>orada</strong> durmak…</div> <div>İnsanın <strong>kendine</strong> verdiği en zor <strong>randevu</strong> bu.</div> <div>Çünkü orada <strong>bahaneler</strong> yok.</div> <div><strong>Suçlu</strong> yok.</div> <div><strong>Hız</strong> yok.</div> <div>Sadece <strong>sen</strong> ve <strong>sende</strong> <strong>kalan</strong> şey var.</div> <div>Bir şey sorayım:</div> <div><strong>- Bir duyguyu hiç gerçekten sonuna kadar yaşadın mı?</strong></div> <div>Onun senden <strong>ne</strong> istediğini <strong>duymaya</strong> yetecek kadar <strong>sustun</strong> mu?</div> <div>Yoksa hemen “<strong>iyi</strong> <strong>olmalıyım</strong>”, “<strong>güçlü</strong> <strong>durmalıyım</strong>”, “<strong>geçmeli</strong> <strong>artık</strong>” deyip kendi <strong>kalbini</strong> aceleyle <strong>terk</strong> mi ettin?</div> <div><strong>Yüreğini</strong> dar bir alanda tutmak, <strong>çok</strong> <strong>şey</strong> yapmayı kolaylaştırır.</div> <div>Ama çok şey <strong>hissetmeyi</strong> imkânsız kılar.</div> <div>Ve insan bir gün fark eder ki; <strong>hayatı</strong> boyunca pek çok şey <strong>başarmış</strong> ama <strong>kendisine</strong> hiç ulaşamamış.</div> <div>Oysa gerçek <strong>genişlik</strong>, dışarıda değil, <strong>içeride</strong> açılır.</div> <div><strong>Uzun</strong> <strong>bekleyişlerde</strong>.</div> <div><strong>Cevapsız</strong> <strong>kalan</strong> sorularda.</div> <div>Bir duygunun <strong>kapısında</strong> çalınmadan beklediği anlarda.</div> <div></div> <div>Belki de insanın en büyük cesareti, mutlu görünmek değil, <strong>içinde</strong> ne varsa <strong>ona</strong> <strong>yer</strong> açabilmektir.</div> <div>Ve belki tam da bu yüzden, <strong>hayat</strong> bazen bizi durdurur.</div> <div>Koşmamız için değil, <strong>kalbimizin</strong> <strong>yetişebilmesi</strong> için.</div> <div>.</div> <div><strong>Arzu Leyal, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-Fotoğraf: A. Halil G.</div> <div></div>