<div><strong>FETÖ</strong> isimli şeytani yapının ülkemize yönelik darbe ihanetinin günü olan <strong>15 Temmuz 2016</strong> tarihinden bu yana <strong>altı</strong> <strong>yıl</strong> geçti.</div> <div><strong>Peki, bu altı yıl içinde neler değişti?</strong></div> <div>Uluslararası istihbarat örgütlerinin taşeronu olan <strong>FETÖ’yü</strong> yenebildik mi?</div> <div><strong>Darbeciler ve destekçilerine gereken cezayı verebildik mi?</strong></div> <div>Tarihin en büyük kahbeliklerinden biri olan bu ihanetin tortularını her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış topraklarımızdan silip atabildik mi?</div> <div><strong>Şeytani yapının yurt dışındaki örgütlenmesine engel olabildik mi?</strong></div> <div>Bu ihanet şebekesinin yeniden yapılanmaması için geleceğe yönelik gereken <strong>tedbirleri</strong> alabildik mi?</div> <div>Bu ve benzeri soruların hepsine birden “<strong>Evet</strong>” demeyi ne kadar da çok isterdim ama içimden gelerek diyemiyorum. Çünkü aradan geçen bu <strong>altı</strong> <strong>yıl</strong> içerisinde <strong>FETÖ’ye</strong> <strong>destek</strong> veren iç ve dış mihraklar yüzünden <strong>yeterli</strong> <strong>sonuç</strong> alamadığımız kanaatindeyim.</div> <div>Beni bu kanaate iten birçok <strong>sebep</strong> var ama en önemlilerinden biri yurt içindeki mücadelede <strong>“Siyasi”</strong> <strong>kanada</strong> yönelik herhangi bir <strong>girişim</strong> yapılmamasıdır.</div> <div>Bütün partilerde yapılanan <strong>FETÖ</strong>, <strong>15 Temmuz</strong> sonrası, bu yapılardaki elemanlarını harekete geçirerek <strong>muazzam bir dezenformasyon</strong> (bilgi çarpıtması) uygulamış ve özellikle <strong>kripto</strong> <strong>militanları</strong> ile mücadeleyi <strong>gevşetmek</strong>, <strong>sulandırmak</strong> ve <strong>etkisiz</strong> <strong>bırakmak</strong> için elinden geleni yapmıştır.</div> <div>Bunda oldukça da başarılı olduğu açıktır.</div> <div><strong>17/25 Aralık 2013</strong> yılına kadar <strong>FETÖ’yü</strong> <strong>İslami</strong> bir hareket olduğu için yok etmeye çalışan <strong>CHP ve ekürilerinin</strong> zihniyetinin, bu tarihten sonra adeta <strong>ihanet</strong> <strong>şebekesinin</strong> <strong>hamisi</strong> olması da mücadeleyi zayıflatmış ve bazı noktalarda sulandırmıştır.</div> <div><strong>FETÖ</strong> ile mücadeleyi sulandıran en önemli kararlardan biri de <strong>17/25 Aralık 2013</strong> tarihini <strong>“FETÖ’cülükte milat olarak kabul etmek”</strong> olmuştur.</div> <div>Bu tarihe kadar <strong>FETÖ’cü</strong> olanlar bu tarihten sonra <strong>“Ben FETÖ’cü değilim!..”</strong> deyince, sözde kendini <strong>aklamış</strong> sayılmıştır.</div> <div>Hâlbuki bu karanlık örgütün en önemli ilkelerinden biri <strong>takiyye</strong>, yani izlenme sanatıdır.</div> <div>Örgütün lideri <strong>Gülen</strong> de daha önceleri olduğu gibi özellikle bu tarihten sonra da <strong>devlet kadroları içindeki gücünü</strong> kaybetmemek için kendi militanlarına <strong>gizlenmelerini</strong>, bunun için <strong>kendisine bile sövebileceklerini</strong> ve hatta zamanı gelinceye kadar kendilerine <strong>muhalif bir görüntü</strong> vermeleri talimatını vermiştir.</div> <div>Zaten <strong>hücre</strong> <strong>tipi</strong> yapılanmayı kendisine ilke edinen bu örgüt militanlarının kendilerini saklamaları da çok kolay olmuştur.</div> <div>Daha önceki yazılarımda da sık sık dile getirdiğim gibi <strong>17/25 Aralık</strong> tarihinin <strong>milat</strong> olarak kabul edilmesi, iktidarın içinde yerleşen <strong>kripto FETÖ’cülerin</strong> kendini kurtarmasına alan açmıştır.</div> <div>İktidarın bu tarihi, <strong>milat</strong> olarak ele alması siyasi bir karar olmasına rağmen, <strong>siyasetin</strong> <strong>vesayeti</strong> <strong>altında</strong> bulunan <strong>yargı</strong> da bu tarihi, <strong>milat</strong> olarak almış, (Aslında sadece iktidar yanlılarına bu uygulanmıştır. Yoksa vatandaşlardan bu tarihten önce örgütle alakası olanlar tespit edildiğinde yargılanıp ceza almışlardır.) <strong>hukuk tarihine kara bir lek</strong>e vurmuşlardır.</div> <div>Çünkü <strong>ceza</strong> <strong>hukukunda,</strong> “<strong>suçun zaman aşımı”</strong> diye bir <strong>kaide</strong> vardır ve bu <strong>zaman</strong> <strong>aşmadığı</strong> müddetçe, suç işleyen <strong>cezasını</strong> çekmiştir.</div> <div>Bu gerçeği <strong>FETÖ’nün</strong> yargılandığı <strong>“FETÖ ÇATI ANA DAVASI”</strong> mahkemesinin görüldüğü <strong>Ankara 4. Ağır Ceza </strong>mahkemesinde tanık olarak dinlendiğimde dile getirmiş ve hâkime, bunu nasıl <strong>telif</strong> <strong>ettiklerini</strong> sormuş, ancak cevabını alamamıştım.</div> <div>Aslında böyle bir karar, <strong>hukuka vurulmuş</strong> büyük bir lekedir. </div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> <strong>kripto</strong> <strong>militanları,</strong> muhalefet partileri içinde oldukça etkili olmuş, <strong>CHP, SP, DEVA</strong> gibi partiler iktidara gelmeleri halinde <strong>FETÖ’cü</strong> oldukları için devletten <strong>KHK ile atılanları yeniden görevlerine iade edecekleri</strong> açıklamasını yapma cesaretini göstermişlerdir.</div> <div>Hatta <strong>15 Temmuz</strong> darbe günü, tankların arasından geçerek darbenin sonunu, <strong>bir belediye başkanının evinde geçiren</strong> ve bulunduğu makama da <strong>FETÖ’cülerin</strong> organize ettiği bir <strong>kaset</strong> <strong>kumpasıyla</strong> oturan ana muhalefet partisi lideri <strong>Kılıçdaroğlu,</strong> darbeden yargılanan <strong>Harp Akademileri</strong> öğrencilerinden birini ve “<strong>Gülen’i terörist olarak görmüyorum. İçerde yatan cemaat mensuplarını terörist olarak görmüyorum</strong>.” diyen anasını makamında kabul ederek <strong>kucaklamış</strong> ve açıkça <strong>destek</strong> vermiştir.</div> <div>Bu tür <strong>aymazca</strong> hareketler <strong>ana muhalefet partisinde</strong> olduğu ibi <strong>diğer muhalefet partilerinde</strong> de buna benzer olaylar yaşanmış ve açık veya örtülü biçimde <strong>15 Temmuz</strong>’da <strong>251</strong> <strong>kişiyi</strong> <strong>şehit</strong> eden binlerce insanı yaralayan <strong>bu şeytani yapıya </strong>dolaylı veya dolaysız olarak <strong>destek</strong> verilmiştir.</div> <div>Bu meselede, iktidarın tavrı da oldukça netamelidir.</div> <div>Kendi içinde ciddi bir <strong>FETÖ</strong> <strong>temizlemesi</strong> yapmayan iktidarın, bazı bakanlıklara geçmişi birçok yerde kesişen kişileri <strong>Bakan, bakan yardımcısı, üst düzey bürokrat</strong> olarak ataması ise tam anlamıyla bir aymazlıktır, meseleyi ciddiye almamaktır.</div> <div>Bu <strong>şer</strong> <strong>şebekesi</strong> örgütle mücadeleyi sulandırmak anlamına gelen bu tür hareketlerin yapılması millet nezdinde de oldukça tepki görmüştür.</div> <div><strong>İktidar partileri</strong> içinde önemli görevlerde bulunan <strong>kripto</strong> <strong>FETÖ’cüler</strong> yaptıkları <strong>dezenformasyonlarla</strong> verilen mücadelenin etkisini azaltmaya çalışmış ve özellikle <strong>FETÖ</strong> <strong>ile</strong> <strong>mücadelede</strong> <strong>sembol</strong> hale gelen isimlere yönelik bir itibar suikastına girişmişlerdir.</div> <div><strong>Sayın Cumhurbaşkanının</strong>, <strong>“Allah’ını seven bu yapıyı deşifre etsin.”</strong> demesinin öncesi ve sonrasında zamanında bu yapı içinde olup ihanetlerini anlayınca terk edenler, <strong>Cumhurbaşkanının</strong> <strong>çağrısına</strong> uyarak örgütü deşifre etmiş ve gereken bilgileri devletin gereken kurumlarına vermişlerdir.</div> <div>Ancak ne kadar hazindir ki gelinen noktada hayatlarını ortaya koyarak böyle bir mücadeleye girişen bu kişiler, iktidar içindeki <strong>kriptolar</strong> tarafından <strong>“İtirafçı”</strong> yaftası vurularak mücadeleleri etkisiz hale getirilmiştir.</div> <div>İçinde benim de bulunduğum bu kişiler, artık <strong>iktidarın FETÖ ile mücadele ettiğine</strong> inançlarını kaybetmiştir.</div> <div><strong>FETÖ ile mücadele</strong> adeta başta <strong>Cumhurbaşkanı</strong> ve birkaç siyasi ile bir avuç vatansever <strong>Savcı</strong>, <strong>emniyet</strong> <strong>müdürü</strong> ve <strong>hâkimlerin</strong> inisiyatifine bırakılmıştır.</div> <div>İktidara mensup <strong>milletvekilleri</strong>, <strong>belediye</strong> <strong>başkanları</strong>, <strong>il</strong> ve <strong>ilçe</strong> <strong>yöneticilerinin</strong> kâhir ekseriyetinin <strong>FETÖ ile mücadele</strong> diye bir meseleleri ve gündemleri asla olmamıştır.</div> <div>Bu asla bir <strong>suçlama</strong> değil, bizzat gözlemlerim ve araştırmalarım sonunda ulaştığım <strong>kesin</strong> bilgidir.</div> <div>Aradan geçen <strong>altı sene</strong> içinde <strong>FETÖ</strong> ile mücadelede elbette önemli adımlar atılmıştır.</div> <div>Vatansever <strong>savcılarımız</strong> ve <strong>emniyet</strong> <strong>güçlerimiz</strong> özellikle <strong>siyasi</strong> alandaki <strong>kripto FETÖ militanlarının</strong> bütün engellemelerine rağmen ellerinden geleni yapmış ve binlerce davaların açılmasına sebep olmuşlardır.</div> <div>Yine vatansever <strong>yargıçlarımız</strong> bu şer şebekesinin suç işleyen militanlarına gereken cezaları vermiştir.</div> <div>Ancak özellikle<strong> yargı</strong> içindeki <strong>kripto</strong> <strong>FETÖ</strong> militanlarının ara ara verdikleri bazı kararlar, milletimizin vicdanını yaralamıştır.</div> <div>Özellikle yüksek yargının <strong>FETÖ</strong> <strong>militanları</strong> <strong>lehine</strong> verdikleri bazı<strong> tahliye ve beraat</strong> kararlarını bu çerçevede değerlendirebiliriz.</div> <div>Son dönemlerde verilen <strong>Harp Akademisi</strong> öğrencilerinin <strong>beraat</strong> kararı da bana göre bir <strong>FETÖ</strong> <strong>operasyonudur</strong> ve devletimiz bunu geniş biçimde incelemelidir.</div> <div>Bu şeytani örgüt, ülke içinde verilen mücadelede büyük darbeler almıştır.</div> <div>Bütün kurumlarına el konulmuş, kendilerine destek veren iş adamlarının malları <strong>müsadere</strong> edilerek devlete devredilmiştir.</div> <div>Yüzbinlerce <strong>FETÖ</strong> <strong>militanı</strong> hakkında davalar açılmış ve çoğu cezalandırılmıştır.</div> <div>Darbeye <strong>fiili</strong> olarak katılan <strong>katiller</strong> de gereken cezaları almıştır.</div> <div>Yine devletimiz, refleks göstererek bazı kurumlardaki FETÖ <strong>militanlarını,</strong> <strong>KHK</strong> ile devlet görevlerinden uzaklaştırmıştır.</div> <div>Özellikle <strong>TSK, Adliye ve Emniyet</strong> içinde ciddi temizlikler yapılmış, örgütün yeniden <strong>toparlanmaması</strong> için girişimlerde bulunulmuştur.</div> <div><strong>Peki, bu tedbirler uluslararası istihbarat örgütlerinin desteğinde kurulan ve yapılanmasını tamamlayan böyle şeytani bir örgüt ile mücadelede yeterli midir?</strong></div> <div>Ben yeterli olmayacağı kanaatindeyim.</div> <div>Zira özellikle <strong>İslami, fikri, kültürel, sosyal, ekonomik </strong>vb. temeller üzerine yapılanan bu tür yapıları sadece <strong>emniyet ve yargı</strong> alanında alınacak tedbirlerle yok etmek mümkün değildir.</div> <div>Böyle bir yapıyı ancak<strong> fikri, İslami, kültürel, ekonomik, askeri, siyasi, sosyal ve benzeri</strong> alanlarda alınacak tedbirlerle yenebiliriz.</div> <div>Bunun zamanı ise öyle <strong>üç-beş yıl</strong> ile sınırlı değildir.</div> <div>Yukarıda saydığım alanlarda alınacak çok ciddi tedbirlerle yine çok ciddi bir mücadele stratejisiyle böyle bir örgüt ancak <strong>20-30 yıl içinde </strong>yok edilebilir.</div> <div>Ne yazık ki <strong>FETÖ ile mücadelede İslami, fikri, kültürel, sosyal, ekonomik vb. alanlarda</strong> topyekûn bir mücadele verilmemiştir.</div> <div><strong>“Hukuk içinde kalalım”</strong> endişesiyle ne yazık ki mesele, sadece <strong>emniyet ve yargıya</strong> havale edilmiş ve aradan geçen zaman içinde başarılı girişimlere rağmen <strong>FETÖ</strong> bu topraklardan silinip atılamamıştır.</div> <div>Aksine <strong>3 ile 7 yıl</strong> arasında verilen cezalarını yatan <strong>FETÖ</strong> militanları, cezaevlerinde vatanımıza karşı <strong>düşmanlık</strong> hislerini daha da geliştirerek dışarı çıkmış ve <strong>ihanetlerine</strong> <strong>kaldıkları</strong> <strong>yerden</strong> devam etmektedirler.</div> <div>Aradan geçen zaman içinde ister <strong>devletteki</strong>, ister <strong>siyasi</strong> <strong>partilerdeki</strong> isterse de <strong>sivil toplum</strong> içindeki <strong>FETÖ’cüler</strong> mücadelelerine ara vermeden devam etmiş, <strong>yeniden yapılanma </strong>faaliyetlerine başlamışlardır.</div> <div>Bu faaliyetler arasında en göze çarpanı özellikle mağdur olmuş, cezaevine girmiş militanlara ve ailelerine maddi imkân sağlamak olmuştur. <strong>Örgüt,</strong> bununla militanlarının muhafazasına çalışmıştır.</div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> yeniden yapılanma içine girdiği yapılan bazı <strong>emniyet</strong> <strong>operasyonlarında</strong> tespit edilerek yapanlar cezalandırılmıştır. Hatta bu emniyetin en üst seviyesinde hazırlanan raporlarla tespit edilmiştir.</div> <div><strong>6 yılda</strong> bitirilemeyen <strong>FETÖ,</strong> yurt içinde yeniden yapılanma faaliyetlerine hız vermiştir.</div> <div><strong>Yeniden yapılanma</strong> faaliyetleri, özellikle <strong>eğitim</strong> alanında göze çarpmaktadır. Geçmiş dönemde <strong>dershane</strong> ve <strong>yurt</strong> açmada mahir olan örgüt, bu alanlarda yeniden yapılanmış, <strong>deşifre</strong> olmamış elemanları vasıtasıyla <strong>dershaneler</strong>, <strong>öğrenci yurtları açarak</strong> faaliyetlerine devam etmektedir.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> yurt dışında <strong>160’tan fazla ülkede</strong> faaliyetlerini hala sürdürmektedir.</div> <div><strong>FETÖ</strong> ile verilen mücadelenin yeterli olmaması, bazı alanlarda işin ciddi tutulmaması yurt dışında bu örgüte karşı verilen mücadeleyi de kadük bırakmıştır.</div> <div>Güya ülkemize <strong>dost</strong> olan <strong>Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan</strong> vb. ülkelerde bile bu örgüt, hala faaliyetlerine devam etmektedir.</div> <div><strong>Avrupa</strong> ülkeleri ve <strong>ABD</strong> gibi ülkeler ise bu şeytani örgütün militanlarına kucak açmış ve siyasi sığınma hakkı vererek faaliyetlerini desteklemiştir. Hatta <strong>kırmızı bültenle aranan</strong> örgüt militanları istenmelerine ve bu ülkeler tarafından ülkemize karşılıklı suçluları iade anlaşmalarımız olmasına rağmen <strong>iade</strong> edilmemişlerdir. </div> <div><strong>251 kişinin şehit</strong> olduğu, binlerce insanımızın yaralandığı, ülkemizin her yönden büyük zararlar gördüğü <strong>15 Temmuz </strong>ihanet kalkışmasının üzerinden geçen zaman içerisinde özellikle <strong>devlet</strong> erkini elinde tutanlardan kim bu şeytani yapıyla <strong>mücadele</strong> <strong>etmemişse</strong> dolaylı olarak <strong>örgüte destek</strong> vermiştir ve bunun <strong>millet</strong> indinde de <strong>Allah</strong> indinde de cezası affedilmeyecek kadar büyüktür.</div> <div>Yine özellikle <strong>muhalefet</strong> <strong>partileri</strong> bu karanlık örgüt mensuplarından “<strong>üç-beş oy alırım</strong>” düşüncesiyle hareket ediyorlarsa onlar da bilerek ihanet etmiş olurlar.</div> <div>Tarihin bu şeytani yapıya <strong>dolaylı</strong> veya <strong>dolaysız</strong> olarak <strong>destek</strong> verenleri <strong>hain</strong> olarak yazacağından kimsenin endişesi olmasın.</div> <div>“<strong>Bu takiyyeci örgütle mücadelede bundan sonra neler yapılmalıdır?</strong>” şeklindeki soruya maddeler halinde şöyle cevap veriyorum:Her şeyden önce <strong>FETÖ’YLE MÜCADELE ÜST KURULU </strong>kurulmalı, bu kurula bu örgütten koparak yapıyı <strong>deşifre</strong> eden herkes alınmalı.</div> <div>Bu şeytani yapıyla sadece <strong>emniyet ve yargı kanalıyla</strong> değil, <strong>İslami, fikri, kültürel, sosyal, ekonomik</strong> vb. her alanda yeniden <strong>topyekûn</strong> <strong>bir</strong> <strong>mücadele</strong> başlatılmalı ve ciddi olarak devam ettirilmeli.</div> <div>Örgütün <strong>yeniden yapılanmasını </strong>önleyecek <strong>tedbirler</strong> alınmalı, özellikle örgütün mali kaynakları kesilmeli.</div> <div>Siyasi alanda çöreklenmiş bütün <strong>kripto</strong> <strong>FETÖ</strong> militanları, parti ayrımı gözetilmeksiniz <strong>temizlenmeli</strong> ve devletten uzak tutulmalı ve özellikle <strong>muhalefet partilerinin</strong> örgüte destek vermelerine müsaade edilmemeli.</div> <div>Örgütün <strong>üniversitelerde</strong> yapılanmasını önlemek için <strong>öğretim</strong> kadrolarına yönelik ciddi ve yeterli temizlik yapılmalı. (Bazı üniversitelerde hiç operasyon yapılmadığı için FETÖ kadroları olduğu gibi durmaktadır.)</div> <div>Örgütün <strong>Milli</strong> <strong>Eğitim</strong> içindeki <strong>kripto militanları</strong> hala mevcuttur. Bunların yeniden <strong>eleman</strong> <strong>devşirmelerine</strong> alan açılmamalı.</div> <div>Örgütün özellikle <strong>üniversiteye</strong> <strong>hazırlık</strong> kursları ve <strong>öğrenci</strong> <strong>yurtları</strong> alanındaki yeniden yapılanmasının önüne geçilmeli.</div> <div>Örgüt militanlarının yurt içinde <strong>iş</strong> hayatındaki faaliyetlerine ve <strong>uluslararası</strong> <strong>ticaret</strong> yapmalarına izin verilmemeli.</div> <div>Özellikle <strong>Diyanet</strong> ve bazı bakanlıklardaki <strong>FETÖ</strong> yapılanmasına yönelik ciddi operasyon yapılmalı.</div> <div>Geçmişi <strong>FETÖ</strong> ile iltisaklı olan kişilerin <strong>siyasi kadrolara</strong> ve <strong>bürokrasiye</strong> atanması engellenmeli.</div> <div>Örgütün <strong>kültürel</strong> alandaki yeniden yapılanmasına müsaade edilmemeli.</div> <div>Örgütün <strong>belediyeler</strong> kanalıyla <strong>ihaleler</strong> alması engellenmeli ve belediyelerde <strong>teşkilatlanmasına</strong> izin verilmemeli.</div> <div>Örgütün <strong>TSK</strong>, <strong>Yargı</strong> ve <strong>Emniyet</strong> içinde kalmış kalıntıları bir an önce tespit edilerek devletten uzaklaştırılmalı.</div> <div>Örgütün <strong>üst</strong> <strong>yönetiminin</strong> yurt dışından getirilmesi için gereken <strong>girişimler</strong> yapılmalı ve onların ülkemiz aleyhine çalışmaları önlenmeli.</div> <div>Hülasa etmek gerekirse; milletimiz ve devletimiz bu şeytani yapının topraklarımızdan silinip atılması için çok ciddi devam edecek yeni stratejiler geliştirmeli ve ara vermeden mücadeleyi sürdürmelidir. Aksi halde bu karanlık örgüt, kendilerine verilen <strong>uluslararası ve yurt içindeki desteklerle </strong>kısa zamanda yeniden yapılanarak <strong>ihanetine</strong> <strong>kaldığı</strong> <strong>yerden</strong> devam eder.</div> <div><strong>Allah’ını, milletini, devletini, milli ve manevi değerlerini</strong> <strong>seven herkes</strong>, parti, cemaat, sivil toplum kuruluşu vs. taraf gözetmeden elini taşın altına koyarak adamakıllı mücadele etmeli ve milletimizin yeniden böyle bir şeytani örgütün eline düşmesine fırsat vermemelidir.</div> <div>Aksi halde <strong>tarih</strong> önünde de <strong>Allah</strong> <strong>indinde</strong> de bunun <strong>hesabını</strong> kimse veremez.</div> <div><strong>15 Temmuz</strong>’un bir yıldönümünü yaşarken o gün şehit düşen <strong>251 vatan evladını</strong> rahmetle ve minnetle anıyorum. Ruhları <strong>şad</strong> mekânları <strong>Cennet</strong> olsun. Yaralanan ve topyekûn bu şer şebekesine karşı dik duranlardan da <strong>Allah</strong> (cc) ebeden razı olsun. Bu şanlı mücadeleyi istismar edenler, yok sayanlar ve “<strong>tiyatro</strong>” diyenlerin ise cezasını bu millet seçimlerde verecektir. <strong>Ahiretteki</strong> cezaları ise <strong>Allah’a</strong> kalmıştır.</div> <div>Yeniden bir <strong>15 Temmuz</strong> ile karşılaşmak istemiyorsak devlet ve millet olarak hiç ara vermeden ciddi bir şekilde bu şeytani yapıyla mücadeleye devam etmeliyiz. Bu bizim her şeyden önce <strong>Müslümanlık</strong> ve <strong>vatandaşlık</strong> görevimizdir.</div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>