<div>-Şam Komutanı Tuğgeneral Ömer Muhammed Çiftçi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara</div> <h3><span><strong>Şara’ya suikast iddiasında son gelişmeler ve Suriye'de kurdun dişine nasıl kan değdi!</strong></span></h3> <div>Biliyorsunuz, <strong>05.01.2026</strong> tarihinde “<strong>Suriye Cumhurbaşkanı Şara’ya suikast iddiası: Ağır yaralı ve Türkiye’de tedavi görüyor!</strong>” başlığıyla bir değerlendirme kaleme almıştım. Yanılmıyorsam, <strong>Türk</strong> medyasında bu konuyu ilk kez gündeme taşıyan ben oldum.</div> <div>Bu paylaşımın ardından sosyal medyada iki ayrı furya başladı: Bir yanda <strong>Şara’ya</strong> yönelik suikast iddiasını paylaşanlar, diğer yanda ise bu tür iddialara prim veren hesapları “<strong>Siyonist, Alevi, Nusayri, Dürzi</strong>” gibi yaftalarla hedef alanlar… Bu tür paylaşım sahiplerinin kraldan fazla kralcı olmaları bir kenara, mübarekler sanki muhterem <strong>El</strong> <strong>Şara’nın</strong> basın müşaviri.</div> <div>Açıkçası, bu tür ithamlardan ürpermediğimi söyleyemem. Bununla birlikte, <strong>Arap</strong> coğrafyasını ve kültürünü iyi bilen, Arap dilinin inceliklerine vakıf, değerli ilim insanı <strong>Ahmet</strong> <strong>Ziya</strong> <strong>İbrahimoğlu’nun</strong>, sahadan gelen bilgiler ışığında <strong>Şara’ya</strong> suikast iddiasının gerçek olmadığı yönündeki uyarısını da göz ardı etmek istemedim.</div> <div>Zaten suikast iddiasının ardından servis edilen ve kimilerince bu görüntülerin bir hafta öncesine ait olduğu yönünde yapılan çıkışları da biliyorsunuz</div> <h3><span><strong>Türk Büyükelçi’den Şara paylaşımı…</strong></span></h3> <div>Sosyal medya mecrası öyle bir yer ki; ne dillerinin kemiği var ne de ağızları torba mı ki büzesin. <strong>Türkçe</strong> tabirle, ağzı olan konuşuyor. <strong>Suriye Devlet Başkanı Ahmet El Şara</strong> ile ilgili olarak; suikasta uğradığı, ağır yaralandığı ve <strong>Türkiye’ye</strong> getirilerek -kimine göre Antalya’da, kimine göre İstanbul’da- tedavi altına alındığı yönünde iddialar dolaşıma sokuldu.</div> <div>Buna karşılık gecikmedi. <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakan</strong> eski yardımcısı ve <strong>Şam</strong> <strong>Büyükelçisi Nuh Yılmaz</strong>; “Dezenformasyon çalışmalarına karşı Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara’nın bugün Mezze’de alışveriş yaparken görüntüleri yayınlandı.” Diyerek resmi olmayan “@Levant_24-“ isimli hesabın iletisini paylaştı.</div> <h3><span><strong>Şara’nın derdi kimi gerdi?</strong></span></h3> <div>Elbette mesele yalnızca bunlarla sınırlı değildi. Örneğin “@Rahmon83” adlı hesap; tedavi edilmek üzere <strong>Türkiye’ye</strong> getirilen <strong>Şara’nın</strong> bir süredir gözaltında tutulduğunu, şu anda <strong>Antalya’da</strong> bir hastanede bulunduğunu, görüntü vermesinin yasaklandığını ve açık bir tehdit altında olduğunu öne sürdü. Hatta daha da ileri gidilerek, “Suudi Arabistan daha önce Hariri’yi alıkoymuştu; Türkiye de bugün Şara/Jolani’yi alıkoydu” şeklinde bir benzetme yapıldı.</div> <h3><span><strong>İnsanın bunları okuyunca “oha” diyesi geliyor!..</strong></span></h3> <div>“@HalilSavda” isimli hesaptan yapılan paylaşım daha bir acayip. “Günün iddiası şu: 2026 yılının ilk haftasında Ahmet El Şara’ya Şam’daki sarayında suikast yapıldı ve ağır yaralandı. Kürt kaynaklar, ‘suikastın arkasında Türkiye var’ diyorlar.” Tam da ağızdaki baklayı çıkarmanın vakti.</div> <h3><span><strong>Temkini elden bırakmayanlar…</strong></span></h3> <div><strong>Gazeteci Ardan Zentürk</strong>, temkinli bir şekilde suikast iddiasının yalan haber olabileceği yönünde kanaatini belirtirken; “Ahmed El-Şara vuruldu mu? 5 gündür gözükmüyor! Açıklama/foto yok… Yalanlama? 48 saatlik iddiayı yalanlayacak bir görüntü hâlâ yok! Bir açıklama yapıldı, geri çekildi! Şara 5 gündür nerede? Türkiye’ye transfer mi edildi?” sorularını sormaktan geri durmuyor.</div> <h3><span><strong>Şara’yı İngiliz ekibinin ipi kurtarmış!</strong></span></h3> <div><strong>Gazeteci Feyza Gümüşlüoğlu</strong>, <strong>Suriye Devlet Başkanı Ahmet El</strong> <strong>Şara’nın</strong> ağır yaralı olduğu ve hatta <strong>İstanbul’da</strong> bir hastanede tedavi gördüğüne dair iddialar üzerine, güvenilir bir kaynaktan edindiği bilgileri paylaştı. Buna göre; <strong>Türkiye’ye</strong> “<strong>yeni</strong> <strong>düşen</strong>” çatışma, <strong>Başkanlık</strong> <strong>Sarayı’nda</strong> <strong>HTŞ</strong> grupları arasında yaşandı.</div> <div>Gerginliği yatıştırmak amacıyla araya yabancı unsurların, özellikle <strong>İngilizlerin</strong>, girdiği belirtildi. <strong>Şara’nın</strong> ağır yaralı olmadığı, yalnızca hafif sıyrıklar bulunduğu ifade edilirken; <strong>HTŞ’nin</strong> eski müftüsü ve <strong>Fetva</strong> <strong>Kurulu</strong> <strong>Başkanı’nın</strong> ağır yaralandığı, başka yaralıların da olduğu aktarıldı. <strong>Şara’nın</strong> ise şimdilik korunaklı bir yerde bulunduğu ve önümüzdeki birkaç gün içinde <strong>Suriye’de</strong> görüntü vermesinin beklendiği kaydedildi.</div> <div>Aynı iddialar kapsamında paylaşılan bir diğer anlatıma göre; <strong>30</strong> <strong>Aralık’ta</strong> <strong>Ahmet El Şara, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda</strong> rutin bir toplantı halindeyken saldırıya uğradı. Önce bir patlama meydana geldi, ardından ateş açıldı. Saray muhafızları arasında çıkan çatışma, yaklaşık <strong>12</strong> dakika sürdü. Bu sırada <strong>Şara’nın</strong>, göğsüne isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralandığı ve yere düştüğü; yaşanan kargaşa sırasında ezilmeye maruz kalması nedeniyle yüzünde hafif morluklar oluştuğu belirtildi.</div> <div>Olay sırasında, <strong>Şara’nın</strong> şer‘î konulardaki <strong>Dini İşlerden Sorumlu</strong> <strong>Danışmanı</strong> <strong>Abdurrahim</strong> <strong>Attun’un</strong> ağır yaralandığı, başka yaralıların da bulunduğu ifade edildi. İddialara göre <strong>Şara</strong>, bir süre sonra <strong>Tanaf</strong> <strong>Üssü’nden</strong> gelen bir <strong>İngiliz</strong> ekibin koruması altına alındı. Yaşananların, istikrarsızlığa yol açmaması amacıyla kamuoyundan gizlendiği öne sürüldü. Bu anlatımın, <strong>El Şara’nın</strong> eski silah arkadaşlarından, <strong>Nusra</strong> <strong>Cephesi’nin</strong> kurucularından biri olarak bilinen <strong>Salih el-Hamavi’ye</strong> ait olduğu; bilgilerin ise bölgeyi yakından tanıyan gazetecilerden <strong>Fehim Taştekin</strong> tarafından aktarıldığı belirtiliyor.</div> <h3><span><strong>Hüsnü Mahalli’den al haberi Şara suikastinda bilinmeyen ayrıntı…</strong></span></h3> <div>‘YouTube’da yayımlanan bir programda <strong>Suriye’ye</strong> ilişkin soruları yanıtlayan; <strong>Suriye’nin</strong> <strong>Cerablus</strong> kentinden, <strong>Türkmen</strong> <strong>Barak</strong> aşiretine mensup, <strong>Suriye</strong> ve <strong>Türkiye</strong> vatandaşı gazeteci <strong>Hüsnü</strong> <strong>Mahalli</strong>, “<strong>dedikodu</strong>” diye geçiştirilemeyecek nitelikte önemli bilgiler paylaşıyor.</div> <div><strong>Mahalli’ye</strong> göre, yılbaşı gecesi gerçekleşen olayda; <strong>Şam</strong> hava sahasının güvenliğinden sorumlu <strong>82. Tümen Komutanı Ömer Çiftçi</strong> ile, <strong>Şara’nın</strong> ikamet ettiği sarayı koruyan <strong>Ürdünlü</strong> generalin askerleri arasında bir çatışma çıktı. Bu general kim biliyor musunuz? <strong>Ürdün</strong> vatandaşı <strong>Dr Ebu Hüseyin el Urdüni</strong> lakaplı, <strong>Abdurrahman Hüseyin el-Hatib</strong>. Bu çatışma sırasında <strong>Şara’nın</strong> ciddi şekilde yaralandığı ifade ediliyor. <strong>Ürdünlü</strong> generalin <strong>İngilizlerle</strong> bağlantısı her şeyi gösteriyor.</div> <h3><span><strong>Kim bu Ömer Çiftçi?</strong></span></h3> <div>Aktörlere bakıldığında olayın <strong>Türk</strong> güvenlik ve istihbarat birimleri ile dolaylı dolaysız bağlantısı yok gibi. Tamamen <strong>Suriyeli</strong> grupların kendi aralarında yüzlerce örneği yaşanan olaylar örgüsünden. Bu çatışmanın adli veya ideolojik gerekçeleri olduğu anlaşılıyor.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>'Muhtar</strong> <strong>Turki'</strong> mahlaslı <strong>Türk</strong> vatandaşı <strong>Ömer Muhammed Çiftçi</strong>, savaşın başından beri <strong>Ahmet El Şara'nın</strong> yanında <strong>Esed</strong> rejimine karşı mücadele ediyordu. <strong>Esad</strong> rejimine karşı yürütülen birçok başarılı operasyona komutanlık ettiği için rejim tarafından defalarca saldırıya maruz kaldı. <strong>Esad</strong> rejimiyle savaşırken diğer yandan da emperyalist ülkelerin maşası <strong>DAEŞ</strong> ile de uzun yıllardır mücadele eden ve ağır darbeler vuran <strong>Ömer</strong> <strong>Çiftçi</strong>, <strong>DAEŞ'in</strong> de ölüm listesindeydi. <strong>Çiftçi</strong>, <strong>2016</strong> yılında muhaliflerin <strong>Halep'e</strong> düzenlediği operasyonu yöneten isimlerden biriydi. Devrim sonrası, <strong>Suriye</strong> ordusunun <strong>Şam</strong> <strong>Tümeni</strong> <strong>Başkomutanlığına</strong>, <strong>Tuğgeneral</strong> rütbesiyle atanmıştı.</div> <h3><span><strong>Voice of Middle East’da yer alan ayrıntılı bilgi…</strong></span></h3> <div><strong>1980</strong> yılında <strong>Osmaniye’de</strong> doğan <strong>Ömer Muhammed Çiftçi</strong>, işgale uğrayan farklı <strong>Müslüman</strong> ülkelerde <strong>2004</strong> yılından beri savaşlara katılmakta olup, <strong>2012</strong> yılından bu yana ise <strong>Suriye’de</strong> bulunmaktadır. <strong>Suriye’deki</strong> kariyerinin büyük çoğunluğunu <strong>Halep</strong> ve kırsalında geçiren <strong>Çiftçi</strong>, <strong>DAEŞ</strong>/<strong>IŞİD</strong> ile <strong>Nusra</strong> <strong>Cephesi</strong> arasında başlayan savaşta <strong>Colani’yi</strong> destekleyen yabancı savaşçılar arasında yer almıştır.</div> <div></div> <div>Bu süreçte <strong>Tel</strong> <strong>Rıfat’ta</strong> bulunan <strong>Tuğgeneral</strong> <strong>Çiftçi</strong>, <strong>DAEŞ/IŞİD’in</strong> en önemli beş isminden biri olan <strong>Hacı</strong> <strong>Bekir’e</strong> karşı yürütülen savaşı komuta etmiştir. <strong>Nusra</strong> <strong>Cephesi’nin</strong> yeniden organize olmasının ardından grubun <strong>Halep Askerî Emiri</strong> olarak atanan <strong>Çiftçi</strong>, <strong>2016</strong> yılında <strong>Şii</strong> milislerin <strong>Halep’i</strong> ele geçirmesine kadar şehri savunan birlikleri yönetmiştir.</div> <div><strong>Halep’in</strong> düşmesinden sonra <strong>Nusra</strong> <strong>Cephesi’nin</strong> <strong>El Kaide’den</strong> ayrılması ve <strong>Şam’ın</strong> <strong>Fethi</strong> <strong>Cephesi’nin</strong> <strong>Tahrir’uş Şam’a</strong> dönüşmesi sürecinin karar alıcılarından biri olmuştur. <strong>Tahrir’uş</strong> <strong>Şam’ın</strong> <strong>Ahrar’uş</strong> <strong>Şam</strong>, <strong>Sukur’uş</strong> <strong>Şam</strong> ve <strong>Nureddin</strong> <strong>Zengi</strong> <strong>Hareketi</strong> grupları ile girdiği savaşlarda da <strong>Colani’nin</strong> destekçisi olmuş; ancak sürecin çatışmasız bir şekilde taraflar arasında ittifakla sonuçlanması için özel yetkiyle görüşmeler yürütmüştür.</div> <div><strong>Türk Silahlı Kuvvetleri’nin</strong>, muhaliflerin askerî olarak zayıf olduğu dönemde <strong>Suriye’ye</strong> üs kurmak istemesi <strong>HTŞ</strong> içerisinde fikir ayrılıklarına sebep olurken, <strong>Tuğgeneral</strong> <strong>Çiftçi</strong> askerî ve stratejik olarak <strong>Türkiye</strong> ile ittifak yapılmasını savunan tarafta yer almış ve ardından grup içerisinde <strong>Türkiye</strong> ile yakın çalışan isimlerden biri olmuştur.</div> <div>Devrik <strong>Suriye</strong> rejiminin <strong>2020</strong> yılında ciddi bir ilerleme gerçekleştirmesi ve <strong>Türk</strong> üslerini kuşatmasının ardından, <strong>Cebel-i Zaviye</strong> ve <strong>Serakib</strong> bölgelerinde <strong>TSK</strong> ile birlikte gerçekleştirilen taarruzu yöneten isimler arasında yer almıştır.</div> <div><strong>25</strong> <strong>Kasım</strong> <strong>2024</strong> tarihinde muhalifler tarafından başlatılan ve <strong>8 Aralık</strong> günü <strong>Şam’ın</strong> ele geçirilmesiyle sonuçlanan askerî hamlenin, <strong>Tümgeneral</strong> <strong>Murfah</strong> <strong>Ebu</strong> <strong>Kasra</strong> ile birlikte askerî planlayıcısıdır. <strong>8 Aralık’tan</strong> sonra <strong>Deraa</strong> bölgesindeki askerî grupların <strong>Savunma</strong> <strong>Bakanlığı’na</strong> bağlanmasıyla ilgili süreçleri yönetmiştir.</div> <h3><span><strong>Şara suikast iddiası ardından Halep kuşatması…</strong></span></h3> <div><strong>Suriye’de</strong> <strong>10</strong> <strong>Mart</strong> <strong>Mutabakatı</strong> sonrası derinleşen krizin analiz ve kronolojisi şöyle. <strong>Suriye</strong> hükümeti ile <strong>Suriye Demokratik Güçleri</strong> arasında imzalanan <strong>10 Mart 2025 Mutabakatı</strong>, <strong>SDG</strong> bünyesindeki yapıların <strong>Suriye</strong> devlet sistemine entegrasyonunu hedefliyordu. Ancak son gelişmeler, bu kağıt üzerindeki anlaşmanın sahada ciddi bir kopuşa ve bölgesel bir hareketliliğe dönüştüğünü gösteriyor.</div> <div><strong>10 Mart 2025’te Suriye</strong> hükümeti ile <strong>SDG</strong> arasında, <strong>Kürt</strong> güçlerin ve kurumların merkezi devlet yapısına entegre edilmesini öngören stratejik mutabakat imzalandı. <strong>1 Nisan 2025’te</strong> <strong>Mutabakatın</strong> uygulanmasına yönelik teknik detayları içeren ek bir protokol/ anlaşma sağlandı <strong>Aralık</strong> <strong>2025</strong> öncesi <strong>SDG</strong> bünyesindeki <strong>Kürt</strong> yetkililerin, <strong>Şam</strong> ile tam entegrasyonu reddetmesiyle siyasi görüşmeler tıkanma noktasına geldi.</div> <div>Güncel durum <strong>Halep’te</strong> çatışmaya odaklı. <strong>Halep’in</strong> <strong>Şeyh Maksud</strong> ve <strong>Eşrefiye</strong> mahallelerinde hükümet güçleri ile <strong>SDG</strong> güçleri arasında şiddetli çatışmalar patlak verdi. <strong>Çarşamba</strong> günü itibarıyla binlerce sivil çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. <strong>Washington</strong>, gerilimi düşürmek için taraflar arasında arabuluculuk yapmaya başladı.</div> <div><strong>10 Mart Mutabakatı'nın</strong> hayata geçirilememesi, taraflar arasındaki güvensizliği "<strong>gerilim</strong> <strong>patlamaları”na</strong> dönüştürdü. <strong>Kürt</strong> yetkililerin merkezi hükümete tam entegre olmayı reddetmesi, <strong>Şam</strong> tarafından anlaşmanın ihlali ve bir güvenlik tehdidi olarak nitelendiriliyor. Özellikle <strong>Halep'teki</strong> <strong>Şeyh</strong> <strong>Maksud</strong> ve <strong>Eşrefiye</strong> mahalleleri, bu siyasi tıkanıklığın askeri hesaplaşma alanına dönüştüğü stratejik noktalar haline geldi.</div> <div><strong>SDG'nin</strong> <strong>Suriye</strong> ordusuna entegre edilememesi, <strong>Türkiye’nin</strong> güvenlik endişelerini tetikliyor. <strong>Ankara’nın</strong>, terör örgütü olarak gördüğü bu yapılara karşı her an askeri bir müdahalede bulunabileceği ihtimali, bölgedeki risk katmanını artırıyor. <strong>Suriye</strong> içindeki bu gerilim, bölgedeki diğer büyük aktörlerin de olağanüstü önlemler almasına neden oluyor:</div> <h3><span><strong>Rusya’nın tahliyesi…</strong></span></h3> <div><strong>Rusya</strong>, İsrail'deki büyükelçilik personelini ve ailelerini <strong>24</strong> saat içinde gerçekleşen üç uçuşla acilen tahliye etmeye başladı. Bu durum, çatışmanın <strong>Suriye</strong> sınırlarını aşan daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskini (İsrail-İran-Suriye hattı) akıllara getiriyor. <strong>Amerikan Özel Kuvvetlerine</strong> bağlı timlerin <strong>Irak’ın</strong> kuzeydoğusuna konuşlandığı bilgisi, <strong>ABD'nin</strong> olası bir tırmanmaya karşı pozisyon aldığını gösteriyor.</div> <div></div> <div><strong>10</strong> <strong>Mart</strong> <strong>Mutabakatı</strong>, <strong>Suriye'de</strong> iç barış için bir umut olarak sunulsa da, <strong>SDG</strong> ve <strong>Şam</strong> arasındaki "<strong>egemenlik</strong> <strong>paylaşımı</strong>" sorunu aşılamamıştır. Siyasi sürecin durması, yerel çatışmaları tetiklerken; <strong>Rusya</strong> ve <strong>ABD'nin</strong> askeri/diplomatik manevraları, durumun sadece bir iç mesele olmadığını, geniş çaplı bir bölgesel kırılmanın eşiğinde olunduğunu kanıtlamaktadır.</div> <h3><span><strong>Türk’e kefen biçenin…</strong></span></h3> <div><strong>Suriye</strong> <strong>Devleti</strong> ve ordusu bünyesinde yer alan <strong>Türk/Türkmen</strong> unsurların, <strong>El Nusra</strong> ve <strong>Heyet Tahrir Şam’ın</strong> teolojik altyapısında yaşanan dönüşüme tahammüllerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu unsurların, <strong>Suriye’nin</strong> toprak ve yönetim bütünlüğünü koruma konusundaki kararlılıkları açık ve nettir.</div> <div><strong>Türkmenlere</strong> verilmeyen, sistematik biçimde esirgenen hakların; <strong>ABD</strong> destekli <strong>SDG’ye</strong>, <strong>İsrail</strong> destekli <strong>Dürzilere</strong> ya da <strong>Rusya</strong> ve <strong>İran</strong> destekli <strong>Nusayrilere</strong> tanınmasını kabullenemedikleri görülmektedir.</div> <div>Kurdun dişine kan değmiştir… Sonrasını diğerleri düşünsün. Boşuna demiyoruz; Tanrı tektir, ordusu Türk’tür!</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/suriye-cumhurbaskani-sara-ya-suikast-iddiasi-agir-yarali-ve-turkiye-de-tedavi-goruyor-8600.html</strong></span><strong></strong></div> <div>https://x.com/i/status/2008475692296511543</div> <div>https://x.com/i/status/2008893963885740293</div> <div>https://x.com/i/status/1938597939112271991</div> <div>https://x.com/i/status/1996665257343721479</div> <div>https://x.com/i/status/2008469765442920519</div> <div>https://x.com/i/status/2008254430655943128</div> <div>https://x.com/i/status/2008690338387333175</div> <div>https://x.com/i/status/2008247674617905287</div> <div>https://x.com/i/status/2008257755346571727</div> <div>https://x.com/i/status/1875837491707568344</div> <div>https://x.com/i/status/1891010307364995491</div> <div>https://x.com/i/status/1889327311066984734</div> <div>https://x.com/i/status/1873681799681040858</div> <div>https://x.com/i/status/1873813973482545426</div> <div>https://x.com/i/status/1873686575806083276</div> <div>https://youtu.be/q1qf5LMQMtY?si=V1a95vsrmN4LC6pt</div> <div>https://www.timeturk.com/tr/2012/04/18/mahalli-nin-bilinmeyen-kimligi.html</div> <div>https://anlatilaninotesi.com.tr/20260107/suriyede-catismalar-tirmandi-sam-yonetimi-sdgyi-vuruyor-1102559354.html</div> <div>https://english.aawsat.com/arab-world/5227369-deadly-clashes-syria’s-aleppo-deepen-rift-between-govt-kurdish-forces</div> <div>https://m.yeniakit.com.tr/amp/haber/1975579/abd-ve-ingiltere-rus-gemisine-el-koydu-rusya-israil-hattinda-sicak-saatler</div> <div>https://www.reuters.com/world/middle-east/deadly-clashes-resume-syrias-aleppo-between-government-kurdish-forces-2026-01-07/</div> <div>https://www.voaturkce.com/a/suriye-yeni-yonetimin-orduya-atadigi-yabanci-cihatcilar-arasinda-turk-vatandasi-da-var/7918937.html</div> <div>https://www.odatv.com/guncel/kayip-6-gunun-sebebi-ahmet-el-saranin-eski-silah-arkadasi-anlatiyor-sarayda-12-dakika-suren-catisma-120130421</div> <div>https://m.yeniakit.com.tr/foto-galeri/sir-dolu-6-gunun-sifresi-cozuldu-markette-iyiyim-pozu-verdi-ama-sara-12-dakika-suren-catismada-fena-yaralanmis-139677</div> <div></div> <div></div>