İsrail ile Hindistan arasında yakınlaşma derinleşecek mi? -Rus uzmanlar nasıl değerlendirdi-
- 23-08-2026 07:26
- 108
Fuad Safarov Moskova’dan yazdı;
İsrail ile Hindistan arasında yakınlaşma derinleşecek mi? -Rus uzmanlar nasıl değerlendirdi-
MOSKOVA
RBC haber ajansına konuşan Rus uzmanlara göre İsrail ile Hindistan arasındaki ilişkilerin son yıllarda hızla gelişmesinin arkasında tarihi, iç siyasi ve dış politik olmak üzere bir dizi faktör bulunuyor. İki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle güvenlik ve savunma alanlarında daha da derinleşmesi beklenirken, bunun kısa vadede resmi bir askeri ittifaka dönüşmesi düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü kıdemli araştırmacısı İlya Spektor, Hindistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin 20. yüzyılın ikinci yarısının büyük bölümünde, Hindistan’ın İsrail’in bağımsızlığını resmen tanımasına rağmen, “neredeyse sıfır” seviyesinde olduğunu belirtti.
Hindistan, İsrail ile ilişkilerini hızla genişletmeye başladı…
Spektor’a göre Hindistan’da iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini savunan çevreler, İsrail’i öncelikle iki nedenle potansiyel bir ortak olarak görüyordu. Bunlardan ilki, her iki ülkenin ABD ile yakın ilişkilere sahip olması, ikincisi ise İsrail’in dini ideoloji temelinde şekillenmiş ve Müslüman dünyasıyla karşı karşıya olan bir devlet olarak algılanmasıydı.
1990’lı yıllarda bu unsurlara ekonomik faktör de eklendi. Arap dünyasının yekpare bir yapı olmaktan çıkması, Yeni Delhi’nin Körfez’deki petrol monarşileriyle enerji ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda İsrail ile iş birliğini geliştirmesine imkân sağladı. Bunun sonucunda Hindistan, İsrail ile ilişkilerini hızla genişletmeye başladı.
Spektor, mevcut dönemde Hindistan-İsrail ilişkilerinin “müttefiklik” düzeyine ulaştığını ifade etti. Ancak uzman, iki ülkedeki siyasi çevrelerin birbirlerini idealize ettiğini ve karşı tarafın gerçek koşulları konusunda sınırlı bilgiye sahip olduğunu savundu.
Spektor, “Onların gözünde adeta idealize edilmiş bir İsrail ve idealize edilmiş bir Hindistan var” değerlendirmesinde bulundu.
Hindistan’daki geniş Müslüman nüfusun ise Başbakan Narendra Modi’nin İsrail politikasını belirlemede önemli bir faktör olmadığını belirten Spektor, 2011 nüfus sayımına göre Müslümanların ülke nüfusunun yüzde 14,2’sini oluşturduğunu hatırlattı.
Samarskaya: Hindistan ile İsrail’i yakınlaştıran iki unsur; radikal İslamcılık ve uluslararası terörizmle mücadele…
Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (İMEMO) araştırmacısı Lyudmila Samarskaya ise Hindistan ile iş birliğinin İsrail’in genel dış politika stratejisiyle örtüştüğünü belirtti.
Samarskaya’ya göre İsrail, ABD ile özel ilişkilerini korurken uluslararası bağlantılarını mümkün olduğunca çeşitlendirmeye çalışıyor. Hindistan ile ilişkiler de bu çok yönlü dış politika yaklaşımının önemli unsurlarından birini oluşturuyor.
Uzman, iki ülkeyi yakınlaştıran başlıca unsurlardan birinin radikal İslamcılık ve uluslararası terörizmle mücadele olduğunu belirtti. Samarskaya ayrıca ABD’nin İsrail-Hindistan ilişkilerinin gelişmesini desteklediğini ve Washington’ın baskısı sonucunda İsrail’in 2000’li yıllarda Çin ile güvenlik alanındaki iş birliğini azaltmak zorunda kaldığını ifade etti.
Mekke Paktı askeri iş birliğini hızlandırabilir mi?
İMEMO’nun genç araştırmacısı Gleb Makareviç’e göre, geçtiğimiz günlerde Pakistan-Suudi Arabistan-Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması, Hindistan ile İsrail arasındaki askeri ve siyasi iş birliğinin geliştirilmesi için ek bir gerekçe oluşturabilir. Ancak uzman, iki ülke arasındaki ilişkilerin zaten “hızlı adımlarla” ilerlediğini ve iş birliğinin derinleşmesi için dışarıdan yeni bir faktöre ihtiyaç olmadığını vurguladı.
Makareviç, buna rağmen İsrail ile Hindistan arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte tam kapsamlı bir askeri ittifaka dönüşeceğini söylemek için erken olduğunu belirtti.
Uzman, bunun ilk sebebinin Hindistan’ın diğer ülkelerle açık ve bağlayıcı yükümlülükler içeren askeri ittifaklara katılmaktan kaçınması olduğunu ifade etti. İkinci olarak ise Mekke Paktı’nın öneminin abartılmaması gerektiğini savundu. Makareviç, anlaşmaya taraf ülkeler arasında karşılıklı askeri yükümlülükler bulunmadığına dikkat çekti.
Makareviç, anlaşmanın imzalanmasından yalnızca bir gün sonra Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a saldırı düzenlemesine rağmen, pakt üyelerinden saldırıya yönelik ortak bir karşılık gelmemesini de bu durumun göstergesi olarak değerlendirdi.
Yeni Delhi, Tahran’a karşı olarak algılanabilecek anlaşmalara dahil olmak istemez!..
Samarskaya da Hindistan ile İsrail arasında resmi bir askeri ittifak kurulmasının kısa vadede düşük ihtimal olduğunu düşünüyor.
Samarskaya, İsrail’in Orta Doğu’da çeşitli cephelerde çatışmalara dahil olduğu mevcut koşullarda, İsrail ile kurulacak bir askeri ittifakın ortakları açısından “orantısız riskler” yaratacağını belirtti.
İran faktörünün de Hindistan’ın tutumunda belirleyici olabileceğine dikkat çeken uzman, Yeni Delhi’nin Tahran’a karşı olarak algılanabilecek anlaşmalara dahil olmak istemeyeceğini ifade etti.
Bununla birlikte Samarskaya, resmi bir askeri ittifak kurulmasa dahi İsrail’in Hindistan’a duyduğu güvenin yüksek olduğunu vurguladı. Uzman, “Mevcut aşamada Hindistan son derece dostane bir ülke olarak görülüyor. İsrail’in ilişkileri yeniden değerlendirmesi için şu aşamada herhangi bir neden bulunmuyor” değerlendirmesinde bulundu.
.
Fuad Safarov, dikGAZETE.com