Hesaplaşma vakti: İsrail’in ateşlediği fitil kendini yaktı!

Hesaplaşma vakti: İsrail’in ateşlediği fitil kendini yaktı!

Hesaplaşma vakti : İsrail’in ateşlediği fitil kendini yaktı!

Moskova

Rusya - Ukrayna savaş ı'ndaki anlaşmazlıklar neticesinde, 24 Şubat 2022'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 'in Ukrayna'daözel bir askeri operasyon ” başlatması, aslında görünürdeki sebeplerin ötesinde, o gün olduğu gibi günü müzde de Suriye 'de kendini açıkça gösteren bir İsrail ile bağlantılıdır.

İsrail'in Ortadoğu 'dakiboyunu uzatma” arzusu, su kaynaklarına Olaniştahı”, ABD'nin bölgedeki Petrol yataklarına yönelik planları ve genel olarak izlediği dış politikası, bu operasyonun başlamasına neden olmuştur. Batı, Kiev üzerinden Rusya’yıizole etmeprogramı nı devreye sokarak, Ukrayna’ya karşı Rusya’yıtam anlamıylakış kırtmış ve Rusya-Ukrayna savaşı nın fitilini ateşlemişti. Türkiye ve Rusya'nın Suriye topraklarında yürüttüğü ortak askeri devriye ve operasyonlardan rahatsız olan ABD öncülüğündeki İsrail, yıllar önce Rusya'nın bölgeden çekilmesini isteyen devletlerin başında geliyordu.

İsrail, 24 Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı askeri operasyon boyunca uzun bir süre sessiz kaldı. Tarafını net bir şekilde belli etmeyen İsrail'in, Rusya'yı Ukrayna'ya yönlendirmekte bir amacı vardı: Rus ordusunu Suriye topraklarından çıkartmak ve Moskova'yı Sözde meselesi” olan Ukrayna çatı şma bölgesine yoğunlaştırmak. Rusya, Ukrayna'ya müdahale ettikten sonra Suriye'deki askerlerini Geri çekmemişti. Ancak Moskova yönetimi , İsrail ve Batı'nın Bölgede planladığı stratejilere Uyum sağ lamak amacıyla kısa süre içinde askerlerini çekti ve Ukrayna'ya daha kapsamlı bir şekilde girdi.

İlginç olan şu ki; İsrail, Ukrayna ile ilgili durumu nedeniyle diğer Avrupa ülkeleri gibi Rusya'yılanetlemeyi” ya da “Ağı lamayı” tercih etmedi. Ancak bir süre sonra; “Ukrayna'daki İsrailliler savaş mağduru; onların İsrail'e tahliye edilmesini talep ediyorum” şeklinde sesini yükselten bir İsrail yönetimi ile karşı laştık. Bu talepler daha sonra Golan Tepeleri'nin İsrail toprağı olduğu ve tahliye edilecek İsraillilerin bu bölgelere yerleştirilmesi gerektiği iddialarına dönüştü. Böylece niyetleri netlik kazandı.

Rusya'nın Golan Tepeleri'nin Suriye topraklarına ait olduğunu defalarca açıkça ifade etmesine rağmen İsrail, kendi arzularında kararlı ve inatçı bir tutum sergiledi. Bu inat, günümüzde bile Filistin halkına uyguladığı zulümle devam ediyor. Geçen süre zarfında, İsrail, daha fazla dayanamayarak Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna'yı açıkça Destekleme kararı aldı.

Ancak, Türk Devleti'nin ezeli “töre” anlayışı, İsrail'in Filistin halkına yaş attığı zulme karşı dik durmayı sürdürürken, Rusya ile geliştirdiği “hassas” dış politika sayesinde Orta Doğu 'daki varlığını her daim korumuştur. Öte yandan; İsrail'in gerçekleştirdiği “vahşet” nedeniyle ABD'nin de uluslararası alanda büyük kayıplar yaşadığını belirtmek gerekir. Bugün, Arap Dünyası nın ABD yerine Rusya'yı daha güvenilir bir seçenek olarak görmesi ise artık bir gerçek haline gelmiştir.

Rusya, uzun zamandır İran 'ın Hizbullah destekçilerini Lübnan 'ın güneyinden çıkararak Suriye'nin Humus, Halep ve Şam kırsalına yerleştirmeye çalıştığını biliyordu. Rusya-Ukrayna barış müzakerelerini baltalamak isteyenler, aynı zamanda Suriye'yi talan etme niyetlerini de ortaya koymuşlardı. Bu durumu, Rusya dışiş leri Bakanı Sergey Lavrov, zamanında “Anglosaksonlar!” diyerek ifade etmişti.

Bugün ise, Netanyahu’nun tek çaresi İran’a saldırmaktan geçiyor. Bunun yaşanacağı günlere giriş yaptık. Öte yandan; Türkiye’nin gelişimini sürdürebilmesi, bir Türkiye-Suriye savaşının engellenmesine bağlı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en etkili stratejisi ise Suriye’yi Yanı na alarak Netanyahu’yu geri dönüşü olmayan bir yola itmek olacaktır.

Kısaca, bugün Türkiye ile Rusya arası nda Suriye topraklarında “çift başlıPKK’nın etkisini azaltmak amacıyla birçok hesaplar kesilmektedir. Tüm bu çabalar içinde, Rusya'nın Türk Devleti ile koordineli bir şekilde Suriye konusunu “zamanında” ve “akıllıca” ele aldığını belirtmek önemlidir. Aynı zamanda, olası bir Suriye-Türkiye savaşı önlenerek, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusundaki potansiyel tehditler bertaraf edilmiştir. Bunun yanı sıra , yakında Trump ve Putin tarafından yapı lacak görüşmelerde Ukrayna'nın kaderi ile ilgili Rusya'nın elinin güç lendirilmesi ve Türkiye’nin barış müzakerelerinde “koordinasyonun” tam merkezine yerleştirilmesi sağlanmış tır .

Bugün Suriye'de yaşanan gelişmeler, Trump'ın öncülüğünde ABD yönetiminin önümüzdeki günlerde İran'a bir saldırı düzenleyeceğini öngörmeyi mümkün kılıyor. Bu saldırı nın, muhtemelen Şubat- mart 2025 civarında gerçekleşeceğini düşündüğümde, Netanyahu için bir “kurtarma operasyonu”nun devreye gireceğini söyleyebiliriz. Zira Trump'ın geri dönüşü, İran'ın çöküşünü beraberinde getirecektir; Trump bunu istemese bile! İran'daki bazı grupların da bir an önce “ aklı selim” bir tutum sergilemeleri ve günümüz gerçeklerini göz ardı etmemeleri, ülkenin ulusal Güvenliği açısından da son derece önemli bir hal almıştır.

Özetle; dün İsrail yetkililerini Uluslararası Ceza Mahkemelerinde tutuklama kararı na çarptıran takdir-i ilahi , bugün Türk Devleti’nin -Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’da başlattığı gibi- Suriye başta Olmak üzere İsrail’insilahsızlandırılmasına” da yönelik bir özel harekât başlattığına bizleri şahit etmiştir.

.

Hasan Enes Karahan, dikGAZETE .com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ